T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/887 - Karar No:2026/372 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/887 KARAR NO : 2026/372 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/06/2024 NUMARASI : 2024/20 E-2024/339 K DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KAR…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/887 - Karar No:2026/372 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/887 KARAR NO : 2026/372 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/06/2024 NUMARASI : 2024/20 E-2024/339 K DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 02/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/04/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit davasında mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından davacının müteahhidi bulunduğu iki ayrı binadaki asansör kurulum ve montaj işlerinin yapıldığını, davacıya 40.000,00 TL'lik bir adet fatura düzenlendiğini, 2 adet asansör yapımı için 80.000,00 TL karşılığı anlaşıldığını, borca karşılık ise ... Parselde bulunan 21 no'lu bağımsız bölümün ... adına tescil edildiğini, böylelikle taraflar arasında borç-alacak ilişkisi kalmadığını, 21 no'lu dairenin 135.000,00 TL değerinde olduğunu, icra takibine konu edilen cari hesap ekstresine imza atılmadığını, ticari defter ve kayıtların incelenmesi halinde 2 adet asansör kurulumunun yapıldığının, bedelinin 80.000,00 TL olduğunun ve karşılığında 135.000,00 TL değerindeki dairenin verildiğinin anlaşılacağını, davacıya icra takibinin iptal edileceğinin söylenerek oyalandığını ve iyi niyetinin suistimal ediliğini, keşif, bilirkişi incelemesi ve tanıkların dinlenmesi halinde davacının borçlu olmadığının anlaşılacağını ileri sürerek, davacının borçlu bulunduğu Ankara 32.İcra Müdürlüğü'nün 2020/2310 E. Sayılı dosya borcu ve bu dosya borcuna dayanak yapılan cari hesap ekstresi adlı usulsüz tanzim edilen belge içeriği ile 15.03.2018 gün ve Seri A 851262 No'lu faturadan dolayı borçlu bulunmadığının tespitine ve adı geçen icra takibinin tüm eklentileri ile birlikte iptali, icra dosyasına ödenen miktarların, ödendikleri tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte istirdadına, icra dosyasındaki tüm hacizlerin fekkine, davalının, alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, takibin tedbiren dava bitinceye kadar, teminatlı ya da teminatsız olarak durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; müvekkili şirketin asansör montaj, kurulum, revizyon ve bakım alanlarında faaliyet göstermekte olup, davacının müteahhitliğini yaptığı binalara da davacının isteği doğrultusunda asansör montaj ve kurulum işlemlerini tamamlayarak davacıya teslim ettiğini, taraflar arasında bu hususta herhangi bir ihtilaf bulunmadığını, davacı yanca da müvekkil şirketin üzerine düşen edimini eksiksiz olarak yerine getirdiği hususunun dava dilekçesindeki beyanlar ile ikrar edildiğini, müvekkil şirket tarafından yapılan ve teslim edilen işler karşılığında keşide edilen faturaların davacıya teslim edildiğini, ticari defter ve kayıtlara işlendiğini ancak davacının borcunu ödemediğini, icra takibine konu edilen cari hesap ekstresinin, taraflarca imzalanması gereken bir belge olmadığını, bu belgenin müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarındaki, davacı ile hesap ilişkilerini gösteren ve müvekkil şirketin davacı/borçludan kalan bakiye alacak tutarını gösteren bir belge olduğunu savunarak, davanın reddine, davanın haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle davacı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 26.11.2021 tarih ve 2020/540 Esas- 2021/877 Karar sayılı davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin 08.12.2023 tarih ve 2022/129 Esas- 2023/1256 Karar sayılı kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece Dairemizin kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sonucunda; tüm dosya kapsamı incelendiğinde, davalının sözlü anlaşma ile üstlendiği davacının müteahhitliğini yaptığı binalara iki adet asansör kurulum ve montaj işinin tamamlandığının her iki tarafında kabulünde olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalının yaptığı iş bedelinin ödenip ödenmediği, ödendi ise nasıl ödendiği ve ödemenin geçerli bir ödeme olup olmadığına ilişkin olduğu, tapu kayıtları incelendiğinde, ... parsel sayılı taşınmazdaki 21nolu bağımsız bölüm meskenin 14.06.2016 tarihinde kat irtifakı tesisi yoluyla tamamının dava dışı ... adına tescil edildiği, ...'nın bu taşınmazı 25.04.2017 tarihinde davalı şirket yetkilisi ...'in kardeşi ...'e sattığı, onun da daha sonra 16.05.2018 tarihinde dava dışı 3.kişiye sattığı, ...'in davalı şirketin ortaklarından birisi iken şirketteki payını 23.06.2015 tarihinde kardeşi ...'e devrederek şirket ile ilişiğini kestiği, taraflar arasındaki eser sözleşmesinin ise 2018 yılında yapıldığı, davacının ... adına konut satış faturasını 20.12.2018 tarihinde kestiği ve 31.12.2018 tarihi itibariyle de işi bırakma nedeniyle mükellefiyet kaydının silindiğinin görüldüğü, tarafların sunduğu ödeme belgeleri ve ticari defter kayıtları incelendiğinde, taraflar arasında yapılan sözleşme gereği davalının edimlerini yerine getirdiği, tarafların birbiriyle uyumlu defter kayıtlarına göre davalı şirketin davacıdan 133.000,09 TL alacaklı olduğu, davacı defter kayıtlarına göre ise davacının dava dışı ...'ten 136.350,00 TL alacaklı olduğu, taşınmazın tapuda satışı tarihinde davalı şirketle ilgisi bulunmayan ...'e taşınmaz devrinin davacıyı borçtan kurtaran ve davalıya yapılmış ödeme sayılamayacağı, kaldı ki ...'e taşınmaz satan kişinin davacı değil dava dışı ... isimli şahıs olduğu, bilirkişi tarafından dosya kapsamına uygun ve yargısal denetime elverişli olarak yapılan hesap neticesi davacının davalıya yapılan iş karşılığı 133.000,09 TL ödemede bulunması gerektiği, davalı tarafından davacı aleyhine başlatılan icra takibinin bu miktar üzerinden başlatıldığı ve davalının alacağını karşılamadığı anlaşıldığından ... ve ...'in davalı şirket ortağı oldukları ancak ...'in 2015 yılında hissesini devretmiş olmakla davaya konu sözleşme ve tapu devrinin yapıldığı tarih itibariyle davalı şirketin ortağı olmadığı, davacı tarafça da söz konusu devrin davalı şirketin talimatı ile ...’e yapıldığı hususunun usulüne uygun delillerle ispatlanamadığı, HMK’nın 200 vd. maddeleri gereğince, somut olaydaki sözleşme bedeli dikkate alındığında, ödemenin tanıkla ispatı mümkün değil ise de, davacı tarafça dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanılmış olup, istinaf kaldırma kararından sonra davacı vekiline davalıya yemin teklif etme hakkını kullanıp kullanmayacağı hatırlatılarak, davacı vekilinin bu hakkını kullanacağını bildirmesi üzerine davalı şirket yetkilisi ...'e yargılamanın 05/06/2024 günlü oturumunda Ankara ili, Keçiören ilçesi, ... parselde bulunan 21 nolu bağımsız bölümün ...'e devrinin, temsilcisi olduğunuz davalı şirketin talimatı ile dava konusu sözleşme kapsamında iş bedelinin ödenmesi ifası kapsamında yapılıp yapılmadığı konusunda yemin edeceği açıklanmış ve anlatılmış, ayrıca yeminin anlam ve önemi anlatılmış ve ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunun bildirildiği, davalı şirket yetkilisi ...'in "davacı taraf ile başka iş ilişkilerimizde bulunmaktadır. Bana bilgileri okumuş olduğunuz taşınmazı biliyorum. Bu taşınmazı dava konusu sözleşme kapsamında iş bedelinin ödenmesi için almadık. Bu davaya konu alacağımız halen durmaktadır. Söz konusu taşınmazı kendileri satıp bedelini yemişler. Ancak söylediğim gibi bu taşınmazın devrinin bu dava ile hiçbir ilgisi yoktu" şeklinde beyanda bulunduğu, davalının beyanında ısrar ettiği, yemin tutanağı ve beyanını imzası ile onayladığı, bu durumda davacının davasını yemin delili ile de ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvurusunda; mahkemece 26.11.2021 tarihinde verilen 2020/540 E- 2021/877 K sayılı karar ile "...davalının sözlü anlaşma ile üstlendiği davacının müteahhitliğini yaptığı binalara iki adet asansör kurulum ve montaj işinin tamamlandığının her iki tarafında kabulünde olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalının yaptığı iş bedelinin ödenip ödenmediği, ödendi ise nasıl ödendiği ve ödemenin geçerli bir ödeme olup olmadığına ilişkindir. Tapu kayıtları incelendiğinde, ... parsel sayılı taşınmazdaki 21nolu bağımsız bölüm meskenin 14.06.2016 tarihinde kat irtifakı tesisi yoluyla tamamının dava dışı ... adına tescil edildiği, ...'nın bu taşınmazı 25.04.2017 tarihinde davalı şirket yetkilisi ...'in kardeşi ...'e sattığı, onun da daha sonra 16.05.2018 tarihinde dava dışı 3.kişiye sattığı, ...'in davalı şirketin ortaklarından birisi iken şirketteki payını23.06.2015 tarihinde kardeşi ...'e devrederek şirket ile ilişiğini kestiği, taraflar arasındaki eser sözleşmesinin ise 2018 yılında yapıldığı, davacının ... adına konut satış faturasını 20.12.2018 tarihinde kestiği ve 31.12.2018 tarihi itibariyle de işi bırakma nedeniyle mükellefiyet kaydının silindiği görülmektedir. Tarafların sunduğu ödeme belgeleri ve ticari defter kayıtları incelendiğinde, yukarıda belirtildiği üzere taraflar arasında yapılan sözleşme gereği davalının edimlerini yerine getirdiği, tarafların birbiriyle uyumlu defter kayıtlarına göre davalı şirketin davacıdan 133.000,09-TL alacaklı olduğu, davacı defter kayıtlarına göre ise davacının dava dışı ...'ten 136.350,00-TL alacaklı olduğu, taşınmazın tapuda satışı tarihinde davalı şirketle ilgisi bulunmayan ...'e taşınmaz devrinin davacıyı borçtan kurtaran ve davalıya yapılmış ödeme sayılamayacağı, kaldı ki ...'e taşınmaz satan kişinin davacı değil dava dışı ... isimli şahıs olduğu, bilirkişi tarafından dosya kapsamına uygun ve yargısal denetime elverişli olarak yapılan hesap neticesi davacının davalıya yapılan iş karşılığı 133.000,09-TL ödemede bulunması gerektiği, davalı tarafından davacı aleyhine başlatılan icra takibinin bu miktar üzerinden başlatıldığı ve davalının alacağını karşılamadığı anlaşıldığından davanın reddine" karar verilmiş olup, işbu gerekçelerin kaldırma kararından sonraki kararda da tekrar edildiğini, mahkeme kararının eksik inceleme ve araştırma sonucu verilmiş olup, kaldırılması gerektiğini, müvekkilinin, Altındağ 8. Noterliği'nin 23.03.2015 tarih ve 6413, 16.01.2015 tarih ve 1099 yevmiye nolu arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerine binaen ... parsel (eski 20 ve 21 parsel) ve 31023 ada, 5 parseldeki binanın yükleniciliğini üstlendiğini, müvekkilinin söz konusu binalara kurulacak olan 2 adet asansörün yapımı için dava dışı ...'in ve ...'in sahip olduğu davalı şirket ile toplam 80.000 TL üzerinden anlaşma yaptığını, anlaşma çerçevesinde dava tarihi itibariyle şirket yetkilisi olan ...'in talebi ve yönlendirmesi ile kurulacak olan (asansörlerin yapımına hiç başlanmadan evvel) asansörlerin bedeline karşılık gelmek ve ilerde mahsuplaşmak kaydıyla, sözleşmeye göre davacı ...'a isabet eden ... parselde bulunan 21 no'lu bağımsız bölümün, arsa sahibi ... tarafından kardeşi dava dışı ...'e teminat olarak bila bedel 25.04.2017 tarihinde devredildiğini, söz konusu dairenin devrinden sonra daire bedeline karşılık belirtilen parsellere dava dışı kardeşler tarafından 2 adet asansörün kurulum ve montajının yapılarak tamamlandığını, kurulum aşamasında 31023 ada 5 parseldeki asansörün montaj bedeli olarak 02.08.2016 tarih ve 107060 sıra numaralı 37.000 TL'lik, kurulum aşaması sırasında ve kurulum aşamasından sonra olmak üzere 30223 ada 26 parseldeki asansörün montaj bedeli olarak 18.09.2017 tarih ve 082047 sıra numaralı 30.000 TL'lik kesilen faturaların da bu mahsuplaşma ile ödendiğini ancak kurulum ve montaj için toplam 80.000 TL'lik anlaşma yapılmasına rağmen girdi maliyetlerindeki artış nedeniyle de sonradan 15.03.2018 tarih ve seri A 851262 nolu 40.000 TL'lik üç adet fatura kesildiğini, 15.03.2018 tarihinden sonra başkaca herhangi bir mal alım satımı veya fatura kesimi gerçekleşmediğini, ticari ilişkinin bu tarih itibariyle sonlandırıldığını, 31023 ada 5 parselde yapılan binanın asansörünün de 15.03.2018 tarihinden önce bitmesi sonucu tarafların alacak verecek konusunda biraraya gelerek mahsuplaştığını, müvekkili tarafından asansör kurulumu başlamadan önce yapılacak asansörlerin bedeli olarak davalı şirket temsilcisinin kardeşi ve aynı zamanda davalı şirketin ortak ve yöneticiliğini de yapmış olan ...'e teminat olarak verilen 30223 ada 26 parselde bulunan 21 no'lu meskenin, ... tarafından 16.05.2018 tarihinde ... isimli kişiye 135.000 TL'ye satıldığını, bu satımdan sonra taraflar arasında herhangi bir borç ve alacak ilişkisi kalmadığı yönünde mutabık kalındığını, mahkeme dosyasındaki makbuzlardan görüldüğü üzere tapu bedeli banka yoluyla ...'e ...'un eşi tarafından gönderilmesine ve müvekkilince herhangi bir bedel alınmamasına rağmen, ... ile ... arasında gerçekleşen 135.000 TL'lik satış bedeline karşılık 20.12.2018 günlü 162 no'lu faturanın müvekkilince kesildiğini, bu tarih itibariyle taraflar arasında alacak- borç ilişkisi kalmadığını, davalı şirket sahibi ... ile ... kardeş olup, şirket adına yapılan işlemleri için şirket adresinin bulunduğu yerdeki ... Şubesi'ni kullandıklarını, şayet durum böyle olmasaydı, gerekçe de dikkate alınarak 2015-2018 yılları arasında bir kimsenin karşılığında bir bedel almadan "veresiye mal" veya "hizmet" vermeyeceğinin açık olduğunu, davalının, 2020 yılına kadar hiçbir para almadığını iddia ettiğini, davalının şirket yapısı, sermayesi, vereceği hizmete karşılık tedarik ettiği malzeme fiyat ve miktarı ile Türkiye'nin ekonomik koşulları, ticari ilişkinin başlangıç ve bitiş (2015-2018 arası) tarihleri, tapunun dava dışı ...'e devredilme tarihi, davacı tarafından devredilen daire nedeniyle fatura kesim tarihi, ticari kuralların uygulanmasında daha çok gelenek ve görenekçi ticaret yapısının tercih edilmesi ve tarafların sosyo-ekonomik durumları ile sosyal statüleri gibi vb durumlar dikkate alındığında, davalının kardeşi ...'e devredilen ve 2018 yılında nakite çevrilen 21 no'lu dairenin yapılan iş ve hizmetin karşılığı olarak verildiğinin ve mahsuplaşıldığının hayatın olağan akışına uygun olduğunu, tek başına tarafların ticari defterlerindeki kayıtların incelenmesi ve buna göre yapılan mahkeme yanlış gerekçelendirmesinin, maddi vakıaların nasıl geliştiği, ne yönde ilerlediği ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin aydınlatılması noktasında yetersiz kalmış olup, hukuk düzeninin kötü niyetle gerçekleştirilen işlemleri korumayacağını, müvekkilinin davalı nezdinde herhangi bir borcu bulunmadığını, maddi vakıa aydınlatıldıktan sonra karar verilmesi gerekirken, salt ticari defterler doğrultusunda yanılgılı gerekçe ile hüküm kurulmasının doğru olmadığını, öte yandan, yukarıda mevcut, davaya konu somut olaya ilişkin beyanlarının kronolojik olarak incelenip, delillerin toplanmasını müteakip tanıklar dinlendikten sonra, davalının tüm iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunun görüleceğini, yalnızca eksik inceleme, sınırlı tespitleri olan bilirkişi raporunun davaya konu somut olayı (maddi vakıa) aydınlatmaktan son derece uzak olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin kaynağının bile bilirkişi raporu ve mahkeme karar gerekçesinde doğru tespit edilemediğini, davaya konu borcun kaynağı olduğu iddia edilen cari hesap sözleşmesinin geçerli olmadığına ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini, bu sebeple yalnızca eksik ve sınırlı incelemeler içeren, dava konusu maddi vakıaları aydınlatmaktan uzak bilirkişi raporunun esas alınarak haklılığını iddia eden davalının iddiasını da gerekçelendiremediğini, davalının somut olayın en başından beri kötüniyetle hareket ettiğini, yalnızca ... ve ...'in kardeş olmaları, aynı zamanda ...'in şirketin eski ortağı olmasının, davalı şirket ile davacı arasında asansör sözleşmesinin yapılmasının akabinde işe başlanmadan hemen önce ...'in müvekkiline isabet eden 21 no'lu gayrimenkulü arsa sahibi olan ...'dan bedelsiz olarak teminat amacıyla almış olmasının, tapunun ...'dan bedeli mukabilinde alındığına dair herhangi bir açıklama yapamamış olmalarının, alacak borç ilişkisi sona erdikten sonra da ... isimli kişiye satılmış olmasının, bedelini banka yoluyla tahsil ettikten sonra aynı daireye konu satış bedelini içeren satış faturasının davacı müvekkiline kestirilmiş olmasının, bu bedelin müvekkiline iade edildiğine dair herhangi bir izahat getirilmemiş olmasının, aradan 2 yıl geçtikten sonra herhangi bir ihbar veya ihtarda da bulunmaksızın doğrudan kötüniyetle icra takibine başlanılmasının, müvekkilinin çeşitli sözlerle oyalanıp, hulus ve saffetinden bilistifade edilerek takibin kesinleştirilmesinin, taraflar arasındaki görüşme ve konuşmalar ile tapu devrinin nasıl gerçekleştiği ve neyin karşılığı olduğuna dair dilekçede adı geçen tanıklar huzurunda defaatle tekrarlanmış olmasının ve gerçekleşen somut olaylar bütün olarak ele alındığında, davalının tüm iddialarının hayatın olağan akşına aykırı olduğunu, davacının anılan faturalardan dolayı davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, "ödedim" savunmasının doğruluğu noktasında kuşku bulunmadığını, mahkemece, tam olarak dosyanın esasını aydınlatmayan ve tam olarak ayrıntılı da olmayan bir yemin metni ile davalı şirket yetkilisi ...'e yemin ettirildiğini, dolayısıyla da geçerli bir yemin alınmadığından, taraflarınca hazırlanmış ayrıntılı ve doğru bir yemin metni ile "yemin delilinin" alınması gerektiğini, aksi halde davanın, usulüne uygun olmayan bir şekilde alınmış yemin delili ile sonuçlandırılmış olacağını ve bu durumun da hukuka aykırılık teşkil ettiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 3-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04.06.2025 Tarihli Resmî Gazete’de Yayımlanan 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi dikkate alınarak belirlenen temyiz kesinlik sınırı ve HMK’nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay’da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 02/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdıre-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır