T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/80 KARAR NO : 2026/72 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2019/139 KARAR NO : 2021/845 KARAR TARİHİ: 15/11/2021 DAVA TARİHİ: 16/09/2019 DAVANIN KONUSU: Tazminat (Rücuen Tazminat) KARAR TARİHİ: 14/01/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/80 KARAR NO : 2026/72 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2019/139 KARAR NO : 2021/845 KARAR TARİHİ: 15/11/2021 DAVA TARİHİ: 16/09/2019 DAVANIN KONUSU: Tazminat (Rücuen Tazminat) KARAR TARİHİ: 14/01/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ...’ın davacı şirketin ...-4 poliçe numaralı sertifikası ile özel sağlık sigortalısı olduğunu, söz konusu şahsın aynı zamanda davalı sigorta şirketi nezdinde de aynı süre için teminatı sağlayan geçerli bir sağlık poliçesi mevcut olduğunu, sigortalı ...’ın 30.08.2018 tarihinde pelvik ağrı, makata vuran ağrı ve özellikle sol kasıkta ağrı şikayeti ile tedavi gördüğünü ve toplamda 40.604,30 TL tutarında teşhis ve tedavi giderlerinin davacı şirket tarafından karşılandığını, davalı sigorta şirketinin poliçesinde; tedavi masraflarının birden fazla sigortacı tarafından temin edilmiş olunması halinde masrafların sigortacılar arasında teminatları oranında paylaştırılacağının belirtildiğini, davacının ödemede bulunan sigortacı olması nedeni ile diğer sigortacı olan davalı şirkete karşı rücu hakkının olduğunu, müvekkilinin davalı şirkete rücu talebini içerir yazılı başvuru yaptığını ancak davalı şirketten cevap alamadığını, davacı tarafından davalı şirket sigortası da olan ... için yapılmış 40.604,30 TL’lik teşhis ve tedavi giderlerinin müşterek sigorta kapsamında %50’lik kısmına denk gelen 20.302,15 TL’nin davacı tarafından yapılan ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini" talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Sigortalı ...’ın davalı nezdinde ... Sigortası poliçesi ile 01/03/2018-01/03/2019 tarihleri arasında ... numaralı poliçe ile sigortalı olduğunu, tedavi giderlerinin kadri maruf olmadığını, müvekkilinin tedavi onay süreçlerine dahil edilmediğini, ödeme tarihinden itibaren faizin talep edilemeyeceğini, davalının ödemeden ve tedavi sürecinden haberdar olmadığını, dava ve talebin reddini, avans faizi talebinin reddini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda''... Sigorta Uzmanı, Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı ve Tazminat Hesap Uzmanı bilirkişi heyetinin Mahkememize sunduğu 18/08/2021 tarihli raporunda özetle; Hekimler genel tıbbi bilgilerine göre değerlendirme yapabileceği, her hekim tüm rahatsızlıklar ile ilgili genel bilgiye sahip olduğu dava konusu endometrozis polip hakkında her hekim temel tıbbi bilgileri ile değerlendirme yapabileceği, buna göre kök rapordaki tıbbi değerlendirmelerinin geçerli olduğu, dava dışı ...'ın Kadın Doğum Kliniğine 06.08.2018 tarihinde Endemetrozis polip tanısı ile yatırılarak kapalı laparaskopik, ileri evre endometrozis, için ileri evre endometrozis cerrahisi+rektovaginal nodul eksizyonu ve culdesak disseksiyonu + histeroskopik polip ektirpasyonu yapılarak 08.09.2018 tarihinde taburcu edildiği, 40.604,31 TL tedavi gideri ödendiği, ...’ın dava konusu 40.604,31 TL tutarındaki tedavi giderleri incelendiğinde; yapılan tedavilerin şikayetleri ile ilgili, gerekli ve uygun olduğu, tedavi giderleri yapılan tedavi ve kuruma göre değerlendirildiğinde uygun olduğu, dava dışı ...; davacı sigorta şirketi ...’dan Başlangıç ve Bitiş tarihi 01.01.2018-01.01.2019 olan ...-4 Poliçe numaralı ... Sağlık sigortasının bulunduğu, yine dava dışı ... davalı sigorta şirketi ... Sigorta’dan Başlangıç ve Bitiş tarihi 01.03.2018-01.03.2019 olan ... poliçe numaralı “... Sigortası Katılım Sertifikası” ile sigortası bulunmakta olup 30.08.2018 tarihinde meydana gelen tedavi sürecinde poliçelerin geçerlilik süresi kapsamında bulunduğu, dava dışı ...’ın 30.08.2018 tarihinde pelvik ağrı, makata vuran ağrı ve özellikle sol kasıkta ağrı şikayeti ile ... Hastanesinde tedavi görmüş ve toplamda 40.604,31 TL tutarında teşhis ve tedavi giderinin meydana gelmiş ve bu giderler davacı sigorta şirketi tarafından karşılanmış olduğu, dava dışı ...’ın aynı zamanda davalı ... Sigorta’dan da sağlık poliçesi bulunması nedeniyle ve ilgili poliçe Sağlık Sigortası Genel Şartlarına tabi olması nedeniyle söz konusu masraflar müşterek sigorta kapsamına girmekte olduğu, bunun sonucunda davalı tarafın poliçesindeki anlaşmalı kurum, teminat oranları ve limitleri bazında davacı tarafından rücu talebinde bulunabileceği, bilirkişi kök raporunda; davacının rücu talebi Sayın Mahkemenizce kabul edilmesi durumunda, davacının talep edebileceği rücu tutarının hesabının yapılabilmesi için davalı tarafından yapılan ... poliçe numaralı “... Sigortası Katılım Sertifikası” poliçesinde genel şartlar mevcut olup özel şartlar görülememekte olduğunu, bu nedenle davalı tarafından yapılan poliçeyle söz konusu tedavinin poliçe kapsamında olup olmadığı, ... Hastanesinin anlaşmalı kurum olup olmadığı ve teminat limitlerinin bildirilmesi durumunda rücu tutarı hususunda nihai kanaat bildirilmesi imkanı ortaya çıkacağı, davalı vekil tarafından müvekkil şirket ile iletişime geçildiği, verilen cevapta: 31.01.2017 - 01.03.2019 tarihleri arasında sigortalımıza ait ... ... Sağlık Poliçesinin ... hastanesinde geçerli olduğu, ... Hastanesinin A plus kurum olduğu, bu nedenle ek protokol gereği kurumda yatarak tedavi teminatında sigortalının %25 katılımının mevcut olduğunun belirtildiği, bu durumda, söz konusu tedavinin poliçe kapsamında olup olmadığı ve teminat limitleri ile ilgili hususları hakkında herhangi bir bilgi verilmediği, davalı tarafından söz konusu tedavinin poliçe kapsamı dışında olduğuna dair herhangi bir itirazının olmaması göz önünde bulundurularak, yapılan tedavinin poliçe kapsamı içerisinde değerlendirilebileceği ve ayrıca genel olarak sağlık poliçelerinde anlaşmalı yatarak tedavi teminatlarının limitsiz olduğu bilgisiyle söz konusu tedavi masraflarının müşterek sigortadan dolayı teminatları oranında paylaştırıldığında; davacı tarafından ödenen toplam 40.604,31 TL. tutardan davalı tarafın 15.226,62 TL'lik miktarından sorumlu olduğu, (Müşterek sigorta paylaşımı ve davalı tarafın sağlık poliçesindeki ek protokol gereği kurumda yatarak tedavi teminatında sigortalının %25 katılımı dikkate alınarak 40.604,31TL / 2 = 20.302,16 TL x %75 = 15.226,62 TL. tutar hesaplanmıştır.) 15.226,62 TL tutarın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davacı tarafından davalı tarafa rücu talebinde bulunabileceği beyan ve rapor etmiştir.Dosyada mevcut tüm deliller hep birlikte değerlendirilerek hükme esas alınan 18/08/2021 tarihli Sigorta Uzmanı, Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı ve Tazminat Hesap Uzmanı bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen bilirkişi raporu dayanak yapılarak; dava dışı ...'ın davacı ... Şirketi tarafından Başlangıç ve Bitiş tarihi 01.01.2018-01.01.2019 olan ...-4 Poliçe numaralı ...Sertifikası ile sigortalandığı, dava dışı ...’ın 30.08.2018 tarihinde pelvik ağrı, makata vuran ağrı ve özellikle sol kasıkta ağrı şikayeti ile ... Hastanesinde tedavi gördüğü ve toplamda 40.604,31 TL tutarında teşhis ve tedavi giderinin meydana geldiği ve bu giderler davacı sigorta şirketi tarafından ödendiği, davalı ...Şirketi tarafından dava dışı ...’ın Başlangıç ve Bitiş tarihi 01.03.2018-01.03.2019 olan ... poliçe numaralı “... Sigortası Katılım Sertifikası” ile sigortalandığı, TTK'nın 1514'üncü maddesine göre; "Sigortalının sağlığı, hastalık sigortaları ile meblağ sigortası şeklinde düzenlenen sağlık sigortalarında bir veya birkaç sigortacı tarafından, çeşitli bedellerle sigorta ettirilebilir.", TTK‘nın 1466'ıncı maddesine göre; (1) Bir menfaat birden çok sigortacı tarafından aynı zamanda, aynı süreler için ve aynı rizikolara karşı sigorta edilmişse, yapılan birden çok sigorta sözleşmesinin hepsi, ancak sigorta olunan menfaatin değerine kadar geçerli sayılır. Bu takdirde sigortacılardan her biri, sigorta bedellerinin toplamına göre, sigorta ettiği bedel oranında sorumlu olur. (2) Sözleşmelere göre sigortacılar müteselsilen sorumlu oldukları takdirde, sigortalı, uğradığı zarardan fazla bir para isteyemeyeceği gibi, sigortacılardan her biri yalnız kendi sözleşmesine göre ödemekle yükümlü olduğu bedele kadar sorumlu olur. Bu hâlde ödemede bulunan sigortacının diğer sigortacılara karşı haiz olduğu rücu hakkı, sigortacıların sigortalıya sözleşme hükümlerine göre ödemek zorunda oldukları bedeller oranındadır." Sağlık Sigortası Genel Şartları'nın Müşterek Sigorta başlıklı 12'inci maddesine göre ise; "Tedavi masraflarının birden fazla sigortacı tarafından temin edilmiş olunması halinde, bu masraflar sigortacılar arasında teminatları oranında paylaşılır." şeklinde düzenlemeler bulunduğu, Sigorta Uzmanı, Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı ve Tazminat Hesap Uzmanı bilirkişiden aldırılan 18/08/2021 tarihli rapora göre de her iki poliçenin vade, kapsam ve limitleri göz önüne alındığında yasanın aradığı müşterek sigorta şartlarının oluşturduğu, bunun sonucunda davalı tarafın poliçesindeki anlaşmalı kurum, teminat oranları ve limitleri bazında davacı tarafından rücu talebinde bulunabileceği, müşterek sigorta paylaşımı ve davalı tarafın sağlık poliçesindeki ek protokol gereği kurumda yatarak tedavi teminatında sigortalının %25 katılımı dikkate alınarak 40.604,31TL / 2 = 20.302,16 TL x %75 = 15.226,62 TL tutarında davalının sorumlu olduğu, tüm bu nedenlerle davanın kısmen kabulüne, 15.226,62 TL tazminatın dava tarihinden itibaren (davacının davalıya başvurduğuna ilişkin dosya içerisinde bilgi ve belge bulunmadığından ayrıca müşterek sigortadan dolayı dava açıldığından ödeme tarihinden itibaren değil dava tarihinden sorumlu olacağından) işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ 1-Davacı vekili tarafından yasal sürede sunulan istinaf dilekçesinde özetle, mahkeme kararının yerinde olmadığı, hem davacı hem davalı nezdinde aynı süre için teminat verildiği, her iki poliçenin de 30.08.2018 tarihinde meydana gelen tedavi sürecinde geçerli olduğu, faiz başlangıcının ödeme tarihi olarak esas alınması gerektiği belirtilmiştir. 2-Davalı vekili tarafından yasal sürede sunulan istinaf dilekçesinde özetle, bilirkişilerin dava konusu uyuşmazlığa ilişkin uzmanlıklarının bulunmadığı, raporun hükme esas alınamayacağı, davalıya herhangi bir ihbar yapılmadığı avans faize hükmedilmesinin yerinde olmadığı belirtilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, çifte sigorta kapsamında ödenen tedavi gideri bedelinin her iki sigortacı tarafından sigorta bedeli oranında karşılanmasına yönelik rücuen tazmini istemine ilişkindir.Somut davada, dava dışı ...'nın sağlık güvencesi kapsamında ... Hastanesi'nde tedavi gördüğünü ve tedavi gideri olarak ödenen 40.604,30 TL'nin %50'sinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep edilmiştir.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda özetle; davacı tarafından ödenen toplam 40.604,31 TL. tutardan davalı tarafın 15.226,62 TL'lik miktarından sorumlu olduğu, (Müşterek sigorta paylaşımı ve davalı tarafın sağlık poliçesindeki ek protokol gereği kurumda yatarak tedavi teminatında sigortalının %25 katılımı dikkate alınarak 40.604,31TL / 2 = 20.302,16 TL x %75 = 15.226,62 TL. tutar hesaplanmıştır.) 15.226,62 TL tutarın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davacı tarafından davalı tarafa rücu talebinde bulunabileceği belirtilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiş olup; davalı ve davacı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi:Müşterek sigorta ve çifte sigorta yönünden yasa hükümleri incelendiğinde;TTK nun 1466 maddesi: (1) Bir menfaat birden çok sigortacı tarafından aynı zamanda, aynı süreler için ve aynı rizikolara karşı sigorta edilmişse, yapılan birden çok sigorta sözleşmesinin hepsi, ancak sigorta olunan menfaatin değerine kadar geçerli sayılır. Bu takdirde sigortacılardan her biri, sigorta bedellerinin toplamına göre, sigorta ettiği bedel oranında sorumlu olur. (2) Sözleşmelere göre sigortacılar müteselsilen sorumlu oldukları takdirde, sigortalı, uğradığı zarardan fazla bir para isteyemeyeceği gibi, sigortacılardan her biri yalnız kendi sözleşmesine göre ödemekle yükümlü olduğu bedele kadar sorumlu olur. Bu hâlde ödemede bulunan sigortacının diğer sigortacılara karşı haiz olduğu rücu hakkı, sigortacıların sigortalıya sözleşme hükümlerine göre ödemek zorunda oldukları bedeller oranındadır.'' belirtilmektedir. 6102 sayılı TTK‘nin 1466. maddesinde müşterek sigorta düzenlenmiştir. Maddede, bir menfaatin birden çok sigortacı tarafından aynı zamanda aynı süreler için ve aynı rizikolara karşı sigorta edilmişse, yapılan birden çok sigorta sözleşmesinin hepsinin ancak sigorta olunan menfaatin değerine kadar geçerli sayılacağı, bu takdirde sigortacılardan herbirinin sigorta bedellerinin toplamına göre sigorta ettiği bedel oranında sorumlu olacağı, sözleşmelere göre sigortacıların müteselsilen sorumlu oldukları takdirde, sigortalının uğradığı zarardan fazla bir para isteyemeyeceği gibi, sigortacılardan her birinin yalnız kendi sözleşmesine göre ödemekle yükümlü olduğu bedele kadar sorumlu olduğu, bu halde ödemede bulunan sigortacının diğer sigortacılara karşı haiz olduğu rücu hakkının, sigortacıların sigortalıya sözleşme hükümlerine göre ödemek zorunda olduğu bedeller oranında olduğu ifade edilmiştir.TTK'nin müşterek sigorta hükümleri incelendiğinde; sigortacıların birlikte hareket etmiş olmadığı bu gibi durumlarda da müşterek sigorta hükümlerinin uygulanacağı anlaşılmaktadır. ''... Sigortacılar birbirinden habersiz olarak aynı riziko için sigorta teminatı sağlamış ve bu teminatların toplamı, sigorta bedelini aşıyor olabilir. Uygulamada sigortacıların ''aynı zamanda'' (aynı tarihte) birbirinden habersiz sigorta teminatı sağlamaları tek karşılaşabilecek bir durum değildir.'' (Samim Ünan, Türk Ticaret Kanunu şerhi, Sigorta Hukuku, s:192, cilt:II) TTK 1466 (1) Anlamında bir müşterek sigortadan söz edebilmek için -rizikonun ''aynı'' olması,-sürenin ''aynı'' olması ve -zamanın ''aynı'' olması gerekir. Sürenin aynı olmasından maksat, riziko gerçekleştiği anda, birden çok sigorta oluşturan bütün sigorta sözleşmelerinden her birinin sağladığı korumanın sürmekte oluşudur (bütün sözleşmelerde aynı uzunlukta bir sürenin mesela 1 yıl - kararlaştırılmış olması gerekli değildir). Sözleşmelerden birinde - mesela ilk prim ödenmediği için - sigortacının sorumluluğu henüz başlamamışsa, o sigorta birden fazla sigorta uygulamasında devre dışı sayılmalıdır. Diğer bir anlatışla burada sigortacının üstlenmiş olduğu maddi süre olarak adlandırılan süre esas alınmalıdır.Zamanın aynı olması ise, sigorta sözleşmelerinin aynı zamanda yapılmış olmasına anlatıyor olsa gerektirir. TTK 1465(1) ''aynı tarihte'' (veya farklı tarihlerde) yapılmış sigortalardan söz ederken, müşterek sigortaya ilişkin TTK 1465(1) ve çifte sigortaya ilişkin TTK 1467 (a)'da farklı bir sözcük kullanılmış ve (tarih yerine) zaman denmiştir. Kanımızca ''aynı zamanda'' deyimini ''sigortacıların birlikte hareket ediyor olmalarını'' belirten bir deyim olarak anlamakta mümkündür. (ve daha doğru olur.) (Samim Ünan, Türk Ticaret Kanunu, Sigorta Hukuku şerhi, cilt II, s:194,) TTK nın 1467. Maddesi: (1) Değerinin tamamı sigorta olunan bir menfaat, sonradan aynı veya farklı kişiler tarafından, aynı rizikolara karşı, aynı süreler için sigorta ettirilemez; sigorta ettirilmişse, sigorta ancak aşağıdaki hâl ve şartlarda geçerli sayılır:a) Sonraki ve önceki sigortacılar onay verirlerse; bu takdirde, sigorta sözleşmeleri aynı zamanda yapılmış sayılarak riziko gerçekleştiğinde sigorta bedeli, 1466 ncı maddede gösterilen oranda sigortacılar tarafından ödenir.b) Sigorta ettiren, önceki sigortadan doğan haklarını ikinci sigortacıya devir veya o haklardan feragat etmişse; bu takdirde, devir veya feragatin ikinci sigorta poliçesine yazılması şarttır; yazılmazsa ikinci sigorta sözleşmesi geçersiz sayılır.c) Sonraki sigortacının, ancak önceki sigortacının ödemediği tazminattan sorumluluğu şart kılınmış ise; bu hâlde önceden yapılmış olan sigortanın ikinci sigorta poliçesine yazılması gerekir; yazılmazsa, ikinci sigorta sözleşmesi geçersiz sayılır." belirtilmektedir. TTK anlamında çifte sigortadan söz edebilmek için, önceki ve sonraki sigortaların aynı çıkara ilişkin bulunmaları ve aynı rizikoya karşı koruma sağlamaları lazımdır. Rizikonun gerçekleştiği anda aynı çıkarı aynı rizikoya karşı koruyan ve -İlki (önceki) tam değer üzerinden yapılmış, -Sonraki tam değer üzerinden yapılmış olabileceği gibi veya eksik veya aşkın sigorta niteliğini taşıması da mümkün,İki sigorta sözleşmesi mevcut bulunmalıdır. (Samim Ünan, Türk Ticaret Kanunu, Sigorta Hukuku şerhi, cilt II, s:203-204) Çifte sigortanın yaptırımı geçersizliktir. Sonraki sigorta geçersiz sayılacaktır. Ancak bunun aşağıda belirttiğimiz istisnaları da mevcuttur. Buradaki geçersizliğin ''askıda geçersizlik'' olarak kabul edilmesi lazımdır. (bkz. Kemal Şenocak, Çifte Sigorta, s.62) Çünkü, geçersiz (sonraki) sigortanın bazı sebeplerin gerçekleşmesi üzerine sonradan geçerli hale gelmesi de mümkündür. Mesela ilk (tam değer üzerinden yapılan) sigorta, buna göre çifte sigorta niteliğini taşıyan ikinci sigortanın yaptırılmasından sonra, (söz gelişi sözleşme öncesi bildirim görevine aykırılık dolayısıyla riziko gerçekleşmeden önce) cayma yoluyla geriye etkili olarak ortadan kaldırılmışsa, ikinci sigorta sözleşmesi açısından düzelme söz konusu olur. (Samim Ünan, Türk Ticaret Kanunu, Sigorta Hukuku şerhi, cilt II, s:200)Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2018/4420 E. 2018/12921 K .sayılı ilamında ''... Çifte sigorta, değerinin tamamı sigorta edilmiş olan bir menfaatin aynı rizikolara karşı ikinci kez sigorta ettirilmesidir. Bu durumda daha sonra yapılan sigorta sözleşmesi geçersizdir.'' belirtilmektedir. Davaya konu somut olayda, dava dışı sigortalı ile davacı sigorta şirketi arasında 01.01.2018-01.01.2019 dönemlerini kapsar şekilde sigortalı olduğu, davalı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı arasında ise 01.03.2018-01.03.2019 dönemlerini kapsar şekilde sağlık poliçesi düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu haliyle; taraflar arasında TTK 1466 madde kapsamında müşterek sigortanın bulunmadığı, çifte sigorta yönünden ise, davalının ikinci sigorta poliçesini düzenlediği ve geçersizlik yaptırımına tabi olduğu anlaşıldığından, davanın reddine dair karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. HMK'nin 353/(1)-b-2 maddesinde, "Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında ..." duruşma yapılmadan karar verileceği hükmü düzenlenmiştir.İş bu nedenle; davalı tarafın istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü, davacı tarafın istinaf talebin reddi ile 6100 Sayılı HMK'nin 353/(1)-b-2. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun REDDİ, Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, 2019/139 Esas, 2021/845 Karar sayılı ve 15/11/2021 tarihli kararının HMK'nin 353/1-b.2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak; 2-Davanın REDDİNE, 3-İlk derece mahkemesi yargılama giderleri yönünden, a-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 346,71 TL harcın mahsubu ile bakiye 385,29 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, b-Davalı taraf vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, c-Davacı tarafından sarfedilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, d-HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, 3-İstinaf İncelemesi Yönünden; a-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 260,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 471,70 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, c-Davalı tarafça sarf edilen 422,60 TL (istinaf harç) istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ç-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, d-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iade edilmesine, e-İstinaf yargılaması duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına, f-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.14/01/2026