İSTİNAF KARAR TARİHİ : 03/04/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 03/04/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacılar vekili 07/11/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; 17/06/2023 tarihinde meydana gel…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ: 03/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 09/07/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : 1- ........ : 2- ........ VEKİLLERİ : Av..... DAVALILAR : 1- ........ VEKİLİ : Av..... 2- ....... 3- ..... VEKİLİ : Av..... DAVA : Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ : 03/04/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 03/04/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacılar vekili 07/11/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; 17/06/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasında müvekkillerinin murisi ........'ın vefat ettiğini, davalı ...'in araç sürücüsü, diğer davalı ........'in araç maliki ve davalı sigorta şirketinin araç sigortacısı olarak sorumluluklarının bulunduğunu, kaza sonunda tutulan kaza tespit tutanağı ile davalı araç sürücüsü ...'in asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kaza nedeniyle başlatılan soruşturma neticesinde Ereğli/Konya .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile açılan kamu davasında davalı araç sürücüsü sanık ...'e taksirle ölüme neden olma suçundan bilinçli taksir kapsamında mahkumiyet kararı verildiğini, davalı sigorta şirketine yapmış oldukları başvurunun da neticesiz kaldığını, dava öncesi başlatılan arabuluculuk görüşmesininde anlaşmazlıkla sonuçlandığını, müvekkillerinin murisin ölümü ile derin üzüntü içerisinde olduklarını, davalı tarafların bu süre içinde müvekkillerine yönelik hiçbir destekte bulunmadıklarını, muris ........'ın asgari ücretle Ereğli ilçesindeki bir mağazada çalıştığını, müvekkillerinin murisin desteğinden yoksun kaldıklarını beyanla fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla mahkememizce alınacak rapor sonrası arttırılmak üzere şimdilik müvekkili ........ için 5.000,00TL, müvekkili ........ için 5.000,00TL olmak üzere toplam 10.000,00TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta yönünden sigorta poliçe limitleriyle sınırlı olmak kaydıyla avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, müvekkili ........ için 1.000.000,00TL, müvekkili ........ için 1.000.000,00TL olmak üzere toplam 2.000.000,00TL manevi tazminatının avans faiziyle birlikte davalılar ........ ve ...'ten tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili 14/05/2025 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan raporlar doğrultusunda dava dilekçesinde müvekkili ........ yönünden 5.000,00TL olarak talep edilen destekten yoksun kalma tazminat taleplerini 1.132.967,52TL'ye yükselttiklerini beyanla talepleri gibi karar verilmesini talep etmiştir. Davalı sigorta vekili 25/11/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun teminat limiti ve kusur oranlarıyla sınırlı olduğunu, davaya konu kazaya ilişkin usulüne uygun olarak Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınması gerektiğini, alınacak raporda karayolları trafik kanununda ve genel şartlarda yapılan değişikliklerin dikkate alınması gerektiğini, poliçe kapmasında muris ........'ın babası ........'a 300.000,00TL destekten yoksun kalma tazminat bedelinin ödendiğini, davacılar yönünden yapılacak incelemede bu ödemeninde dikkate alınması gerektiğini, davacılardan murisin abisi ........'ın murisin desteğine ihtiyacı olup olmadığının ispat edilmesi gerektiğini ve bu davacı yönünden destekten yoksun kalma tazminatı talep edip edemeyeceğinin mahkememizce tespit edilmesi gerektiğini, SGK İl Müdürlüğünden davacılara bir gelir bağlanıp bağlanmadığının tespit edilmesi gerektiğini, müvekkili şirket yönünden kaza tarihi itibariyle faiz talep edilemeyeceğini, hesaplanacak tazminat bedelinden müterafik kusur indirimi ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini beyanla açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ........ vekili 09/01/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kaza nedeniyle Adli Tıp Kurumundan aldırılan kusur raporunda muris ........'ın tali kusurlu, müvekkillerinden araç sürücüsü ...'in asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, bu durumun tazminat hesaplamalarında dikkate alınması gerektiğini, müvekkillerinden ...'in de kazada yaralandığını, murisin müvekkillerinin aracında Karaman iline akraba ziyareti yapıp döndükleri sırada davaya konu kazanın meydana geldiğini, murisin hatır taşıması kapsamında müvekkilinin aracında olduğunun açık olduğunu bu durumunda tazminat hesabında dikkate alınması gerektiğini, müvekkillerinden ........'in araç maliki olduğunu, oğlunun aracı aldığından ve Karaman iline gittiklerinden habersiz olduğunu, bu müvekkilinin tazminattan sorumlu tutulamayacağını, davacılardan ........'ın murisin abisi olup murisin desteğine muhtaç olmadığını, murisin yaşı reşit olan abisine bakmakla yükümlü olmadığını, davacı ........'ın da murisin annesi olduğunu ve çalışmakta olduğunu, annesinin de murisin desteğine ihtiyacı olmadığını, davacıların destekten yoksun kalma tazminat taleplerinin bu nedenlerle reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkillerinin yaşanan kazadan ötürü üzüntü duymadıkları iddiasının gerçek dışı olduğunu, aksinin kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, aynı kazada müvekkilinin de yaralandığını, açılan ceza dosyasında mahkum edilerek hapis cezası ve idari para cezası aldığını, davacıların manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, manevi tazminat talebinin sebepsiz zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını, müvekkillerinin sosyal ekonomik durumlarının tespiti ile bu taleplerin çok yüksek olduğunun ortaya çıkacağını beyanla açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesinin kararı ile; "...Yukarıda yer verilen Yargıtay içtihadında da değinildiği üzere, Trafik kazasından kaynaklı tazminat davalarında esas alınan bakiye ömür daha önceki yıllarda Fransa'dan alınan 1931 tarihli "PMF" cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması gerekmektedir. Bu durumda tazminat davalarında zarar hesabında birliğin sağlanması ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi göz önüne alındığında TRH 2010 Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacaktır. Dava konusu olayda da, aktüerya bilirkişisi tarafından TRH 2010 Tablosu'na göre belirlenen muhtemel bakiye ömür süresi ve %1,8 teknik faiz uygulanmadan, bilinmeyen/işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi yöntemi kullanılarak hesap edilen zarar miktarına göre davacıların destek zararlarının belirlenmesi gerekmekte ise de davacı vekili bedel arttırımını ve talebini PMF 1931 yaşama formülüne göre hesaplanan tazminat miktarına özgülediğinden ve bu formüle göre hesaplanan tazminat miktarı daha düşük olduğundan, taleple bağlılık ilkesi uyarınca davacının talebi ile bağlı kalınarak davacı ........'ın PMF 1931 yaşam tablosuna göre hesaplanan 1.132.967,52TL tutarında (aşağıda izah edilecek hatır taşıması ve müterafik kusur indirimleri yapılmamış haliyle) destek zararının olduğu neticesine ulaşılmıştır. Aktüerya hesap uzmanının yukarıda detayına yer verilen 13/03/2025 tarihli raporunda tespit ettiği üzere davacı ........ kaza tarihinde 19 yaşındadır. Yargıtay içtihatlarına göre; kardeşlerin birbirlerine destek olduklarının, iddia eden tarafından ispat edilmesi gerekmektedir. Müteveffa desteğin 16 yaşında olması, davacı ağabeyinin 19 yaşında olması, adı geçen davacının düzensiz de olsa gelir getirici bir işinin olması, müteveffanın öğrenci olması, müteveffanın davacıya destek olduğunun olumlu kanaat oluşturacak şekilde dellilendirilmemesi nazara alınarak davacı ........'ın maddi tazminat davasının reddi gerekmiştir. Davacı ........ yönünden ise müteveffa ile desteklik ilişkisi bağlamında bir tereddüt bulunmadığından adı geçen davacı yönünden maddi tazminat davasının kabulü gerekmiştir. Öte yandan iş bu dava öncesinde müteveffanın babası dava dışı ........ ile davalı sigorta şirketi arasındaki arabuluculuk görüşmeleri sonucunda varılan anlaşma ile davalı sigorta şirketinin ........'a düşen destek miktarı kadar ibra edilmesi karşısında, aktüerya hesap uzmanın garame hesabına göre yaptığı hesaplama dikkate alınarak, davacı ........ açısından kabul edilen maddi tazminat talebi için sigorta şirketinin sorumluluğu dava dışı ........'a düşen destek miktarı dışlanarak belirlenmiş ve hüküm buna göre tesis edilmiştir. Manevi tazminat talebi açısından yapılan değerlendirmede ise; Davacılar vekili manevi tazminat talebini davalı araç işleteni ve sürücüsüne yöneltmiştir. TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK 23/06/2004, 13/291-370 ) Somut olayda; davacılar ile davalıların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihinde paranın satın alma gücü, dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan yukarıda belirtilen kusur raporu, müteveffa ile davacılar arasındaki yakınlık derecesi, olay sonrasında duyulan manevi acı hususları dikkate alınarak davacıların manevi tazminat isteminin aşağıdaki şekliyle kabulü gerekmiştir. Dava konusu kazadaki müterafik kusur durumu ve hatır taşıması yönünden yapılan değerlendirmede; Yerleşik yargıtay uygulamasına göre hatır taşımasının süresinde sunulan cevap dilekçesi ile defi olarak ileri sürülmesi gerekmektedir. (Nitekim Yargıtay 17 HD nin 2016/10102 esas 2019/4225 karar sayılı ilamı) Somut olayda davalı tarafça, hatır taşıması durumu süresinde defi olarak ileri sürülmüştür. Kaza nedeniyle yürütülen soruşturma aşamasında davalı araç sürücüsü müteveffa ile arkadaş olduklarını ve birlikte gezmeye çıktıklarını beyan etmiştir. Müteveffanın, araçta yolcu olarak bulunduğu ve sürücü ile arkadaş oldukları sabit olup davacının taşıma için arkadaşına ücret ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilmiştir. Bu durumun aksi ispat edilemediğinden belirlenen maddi tazminat miktarından yerleşik Yargıtay uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerekmiş ve yine aynı şekilde manevi tazminat tutarları belirlenirken yerleşik Yargıtay uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi dikkate alınmıştır. (Nitekim Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/11182 E. 2025/5272 K. Sayılı ilamı) 6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3135 E 2018/11955 K sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Ayrıca müterafik kusur indirimi nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında da duraksama bulunmamaktadır. Somut olayda, kaza tespit tutanağında davalı araç sürücüsü ...'in alkollü olduğunun belirtilmiş olması, davalı araç sürücüsünün bizzat kendisi tarafından karakola verilen ifadede de kaza sırasında alkollü olduğunu ikrar etmesi ve kaza sonrası yapılan kan tahlilinde 1,59 promil alkollü olduğunun saptanması, araç sürücüsünün ve desteğin arkadaş olarak birlikte yola çıktıkları ve bu sebeple de desteğin bilerek alkollü sürücünün aracında seyahat etmiş olmasının sabit olması nedeniyle belirlenen maddi tazminat miktarından yerleşik Yargıtay uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekmiş ve yine aynı şekilde manevi tazminat tutarları belirlenirken yerleşik Yargıtay uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi dikkate alınmıştır. Somut olaya emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2018/3903 E. 2020/3867 K. Sayılı ilamı: "...Araç sürücüsü ile davacının arkadaş olmasına, kazanın piknik dönüşü meydana gelmiş olmasına ve alınan alkol promili nazara alındığında davacının, araç sürücüsü olan arkadaşının alkollü olduğunu bilemesinin mümkün olmadığına dair savunması hayatın olağan akışına uygun olmamasına göre, mahkemece davacının zararın meydana gelmesinde müterafik kusurlu görülerek tazminat miktarının indirim yapılmasında isabetsizlik yok ise de; TBK kapsamında mahkemece zararın belirlenmesinden sonra tazminattan indirim nedenleri olan 6098 sayılı TBK’nın 51. maddesinde (mülga 818 sayılı BK'nun 43. maddesi) düzenlenen hatır taşıması indirimi ve 6098 sayılı TBK’nın 52. maddesinde (mülga 818 sayılı BK'nun 44. maddesi) düzenlenen müterafik kusur indirimi sırasıyla uygulanarak, davalının sorumlu olacağı tazminat miktarı belirlenmelidir. Somut olayda, indirimin toplam %40 olarak yapıldığı ve bu şekilde yapılan indirim istinaf eden davacının aleyhine olduğundan davacının müterafik kusur ve oranına yönelik istinaf sebepleri bu nedenle yerinde olduğu gibi maddi tazminat talebi ile açılan davada TBK'nun 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti taktir edilemeyeceğinin gözetilmemesi de isabetli olmadığından, davacı vekilinin bu nedenlerle istinaf talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir..." şeklindedir. Az yukarıda yer verilen Yargıtay içtihadı uyarınca, somut olayda hatır taşıması ve müterafik kusur durumu birlikte vuku bulduğundan hatır taşıması indirimi ve 6098 sayılı TBK’nın 52. maddesinde (mülga 818 sayılı BK'nun 44. maddesi) düzenlenen müterafik kusur indirimi sırasıyla uygulanarak, davalıların sorumlu olduğu tazminat miktarı aşağıdaki şekilde belirlenmiştir. Davacı ........'ın destekten yoksun kalma tazminatı talebinin ESASTAN REDDİNE, Davacı ........'ın destekten yoksun kalma tazminatı talebinin, dava konusu trafik kazasındaki müterafik kusur durumu ve ayrıca hatır taşıması durumu da dikkate alınarak KISMEN KABULÜ İLE; 725.099,21TL destekten yoksun kalma tazminatının, davalı sigorta şirketinin sorumluluğu kaza tarihinde geçerli ölüm/sakatlanma teminat klozu kapsamında 628.597,75TL ile sınırlı olmak kaydıyla, davalı sigorta şirketi yönünden 01/08/2023 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 17/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'a verilmesine, Davacı ........'ın manevi tazminat talebinin dava konusu trafik kazasındaki müterafik kusur durumu ve ayrıca hatır taşıması durumu da dikkate alınarak KISMEN KABULÜ İLE, 640.000,00TL manevi tazminatın davalılar ... ve ........'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'a verilmesine, Davacı ........'ın manevi tazminat talebinin dava konusu trafik kazasındaki müterafik kusur durumu ve ayrıca hatır taşıması durumu da dikkate alınarak KABULÜ İLE, 1.000.000,00TL manevi tazminatın davalılar ... ve ........'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'a verilmesine" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalılar ........ ve ... vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacılardan ........ açısından verilen kararı kabul etmediklerini, davacı anne açısından müteveffanın ölene dek annesine destek olacağı kabul edilerek hesaplama yapıldığını, bunu kabul etmenin mümkün olmadığını, müteveffanın hayatını kaybettiğinde 16 yaşında olduğunu ve reşit olmadığını, davacı annenin halen evli olup müteveffanın babası olmayan kocası tarafından destek sahibi olduğunu, üstelik davacı annenin SGK kapsamında sigortalı olup aktif olarak çalıştığını, bilirkişi raporunda bu hususta hiçbir araştırma yapılmaksızın ve davacıların SGK kayıtları incelenmeksizin rapor tanzim edildiğini, raporda davacı anne açısından yetiştirme gideri olarak asgari ücretin %5'i oranında yetiştirme gideri hesabı yapıldığını, bu oranın hayatın olağan akışı içinde son derece düşük ve normal sayılamayacak denli düşük bir oran olduğunu, destekten yoksun kalma tazminatına esas alınan rapor ve ek raporların eksik inceleme ile düzenlendiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının ayrı ayrı fahiş olduğunu, ıslah/talep arıtırım tarihi dikkate alınmaksızın karar verildiğini, arabuluculuk görüşmelerine olumlu şekilde iştirak etmiş bulunan davalı müvekkilleri aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerekirken davalı müvekkilleri aleyhine yargılama giderlerine hükmedildiğini, bu hususun açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının müvekkilleri lehine kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Kararı katılma yoluyla istinaf eden davacılar vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporunun eksik ve hatalı olduğunu, müteveffa her ne kadar öğrenci olarak gözükmekte ise de okulu bırakmış ve asgari ücretle çalışmakta olup 18 yaşından küçük olduğundan sigorta bildiriminin yapılmadığını, yerel mahkeme tarafından müvekkili davacı ........ bakımından destekten yoksun kalma tazminatı talebinin kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olup müvekkil lehine kaldırılması gerektiğini, tüm bu nedenlerle istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak davacılar adına destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat taleplerinin kabulü ile yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dava, trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Mahkemece verilen karar, davacılar vekili ve Davalılar ........ ve ... vekilince istinaf edilmiştir. -Davacı ........ yönünden desteklik ile tarafların hesaba itirazlarında; Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Borçlar Kanunu’nda sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. Genel yaşam deneyimleri ve hayatın olağan akışı yetişkin bir insanın anne ve babasına her halükarda ve belirli bir düzeyde destek olacağını gösterir. Bu desteğin miktarı tarafların yaşam düzeyi, sağlık, sosyal ve ekonomik durumları ile orantılı olarak değişebilirse de çocuğun anne-babasına hiç destek olmayacağı kabul edilemez. Ölen çocuğun, gelecekte ana-babasına bakacağı yaşamın ve olayların normal akışı içinde beklenebiliyorsa, çocuk onlar için destektir. Desteğin yardımının yalnızca para veya maddi katkı şeklinde bulunması zorunlu değildir. Çünkü, ölenin hizmet edebilme güç ve kabiliyeti de para ile ifadesi mümkün olan bir mali imkan teşkil eder. Eylemli ve düzenli olarak yapılan hizmet edimleri ve yardımlar da bir kimsenin destek sayılması için yeterlidir. Evladın bayram günlerinde anne ve babaya ziyareti ve evde ailesine yardımcı olması, her türlü hastalık ve sair sıkıntılarında yardıma koşma görevi de maddi desteğin kapsamında değerlendirilmelidir. (Emsal Yargıtay 17 Hd nin 2015/4497 esas 2018/331 karar sayılı ilamı) Mahkemece, davacı annenin yukarıda belirtilen biçimde farazi destek olması nedeniyle bu davacı destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi ile müteveffa kardeşin, davacı kardeşin fiili desteği olduğu konusunda, eylemli ve düzenli yardımların yapıldığı iddia ve ispat ispatlanmadığı, davacı kardeşin sürekli bakıma muhtaç olduğunu gösterir delil, bilgi ve belge olmadığından, ölen kardeşten dolayı tazminat hesaplanmaması doğrudur. Diğer davacı ........, müteveffanın annesidir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı annenin destek payı hesabının, yetiştirme giderlerinin hesaplanmasının yargıtay kararlarına uygun şekilde yapılmış olmasıda, hesapta ve kabulde PMF 1931 yaşam tablosu verilerinin dikkate alınmasında, müteveffanın dava dışı babasına davalı sigorta tarafından yapılan ödeme gözetilerek, davalı sigortanın bakiye teminat limiti belirlenerek bunun hükümde gösterilmesinde bir yanlış bulunmamakta olup, bunlara yönelik taraf itirazların reddi gerekmiştir. -Davalıların Manevi Tazminatın miktarına yönelik itirazlarında; Manevi tazminat, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, Manevi zarar; mutlak hak olan ve dolayısıyla herkese karşı korunmuş bulunan kişilik haklarının kapsamına giren değerlerden birisinin ihlali ile doğar. Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namı ile bir miktar para ödenmesini talep edebilir. Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesinde ; "Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir" hükmü düzenlenmiş madde metninden de anlaşıldığı üzere, haksız eylem sonucu bedensel zarar görenin yakınları yararına manevi tazminata karar verilebilmesi için, zarar görenin yaralanmasının ağır bedensel zarar niteliğinde olması gerekmektedir. Ağır bedensel zarar, kanunda tanımlanmamış olup, yaralanmanın özelliğine ve yarattığı sonuçlara göre mahkemece takdir edilecektir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, ceza dosyası, kusur durumu ve yukarıda açıklanan ilkeler, davalının eylemindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin ile birlikte değerlendirildiğinde; mahkemece davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatın uygun olduğu anlaşılmakla, davalıların buna yönelik itirazlarının reddi gerekmiştir. Ayrıca, Mahkemece, müterafik kusur ve hatır taşıması sebeplerine bağlı olarak yapılan taktiri indirim nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında da duraksama bulunmamaktadır. Yine, işbu karar tarihinde yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi 2024/29 Esas, 2024/226 Karar sayılı hükmüne ve buna göre düzenlenen halihazırdaki AAÜT'ne göre reddedilen manevi tazminat kısmına yönelik davacı taraf aleyhine vekalet ücreti ve yargılama gideri takdir edilmemesinde bir yanlışlık yoktur. Anlatılan nedenlerle, kamu düzeni ve istinaf sebepleri çerçevesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ile kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davacılar vekilinin ve davalılar ........ ve ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacılar vekilinin ve davalılar ........ ve ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıların istinaf talebi yönünden karar ve ilam harcı olarak 1.464,00 TL (732,00 TL x2) alınması gerektiğinden peşin olarak yatırılan 1.230,80 TL'nin mahsubu ile bakiye 233,20 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 161.559,93 TL harçtan peşin alınan 8.077,99 TL harcın mahsubu ile bakiye 153.481,94 TL harç giderinin davalı ........'ten tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Alınması gereken 161.559,93 TL harçtan peşin alınan 72.721,97 TL harcın mahsubu ile bakiye 88.837,96 TL harç giderinin davalı ...'ten tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına, 6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde temyiz yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi. 03/04/2026 ..... Başkan ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Katip ... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.