11. Hukuk Dairesi 2012/18693 E. , 2013/13916 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ...45. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.03.2012 tarih ve 2011/79-2012/51 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tü…
**11. Hukuk Dairesi 2012/18693 E. , 2013/13916 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ...45. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.03.2012 tarih ve 2011/79-2012/51 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete gemilere yükleme yapılması konusunda sörvey hizmeti verdiğini, gemi başına hizmet bedeli ödenmesi hususunda anlaştıklarını, ancak davalının verilen hizmet kalitesinden mumnun kalmadıklarından bahisle fatura bedellerini ödemediğini, davalı aleyhine...4. İcra Müdürlüğü'nün 2009/27861 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıklarını ancak takibe itiraz edildiğini ileri sürerek haksız itirazın iptali ile davalı aleyhine başlatılan takibin devamına, 11.217,23 ABD Doları alacağın fatura tarihinden itibaren işleyecek en yüksek oranda faizi ile tahsiline, davalının %40 İcra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı tarafından Haziran-Ağustos döneminde yapılan gözetimlerin tümünde boşaltma limanında malın eksik çıktığını, kalite konusunda da farklılıklar bulunduğunu, haksız yapılan takipte borcun miktarının yargılama sonunda ortaya çıkacağını, davacının kendilerine hiçbir gözetim raporu göndermediğini, davacının niteliksiz hizmetleri üzerine bazı gemiler için 9.900 USD ve 800 Euro bedelli iade faturası düzenlediklerini, buna göre müvekkilinin yalnız 900 USD borcu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı uyarınca...4. İcra Müdürlüğü'nün 2009/27861 esas sayılı dosyasında taraflar arasında faturaya dayalı 11.217,23 USD ve 905,21 EURO alacağın takip tarihinden fiili ödeme tarihine kadar işleyecek döviz mevduat faizinin istendiği, davalı tarafın süresi içerisinde alacağa, faize ve ferilerine itiraz ettiği, davalı ticari defterlerinin kapanış tasdiklerinin mevcut olmaması nedeniyle lehine delil vasfının bulunmadığı, davacı şirket tarafından davalı şirket adına 34 adet faturanın tanzim edildiği, bu faturaların toplam tutarının 20.950,00 USD ve 800,00 EURO olduğu, davalı şirketin 10.950,00 USD ödeme yaptığı, davacı şirket alacağının 17 adet fatura konusu toplam 10.000,00 USD ve 800,00 EURO olduğu,...4. İcra Müdürlüğü 2009/27861 esas sayılı dosyada davacı tarafın 10.000.00 USD ve 800,00 EURO yönünden itirazının iptali ve bu miktara takip tarihinden yürütülmek üzere 3095 sayılı kanun 4/a maddesi uyarınca faiz yürütülmesine karar vermek gerekirken kısa kararda sehven 1.217,23 USD miktarın sehven kaleme alındığı gererkçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dava, taraflar arasında imzalanan taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Nitekim, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 tarih ve 1991/7 esas, 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir. Somut olayda mahkemece kısa kararda "İstanbul 4. İcra Müdürlüğü'nün 2009/27861 E. sayılı dosyasında 1.217,23 USD ve 800 Euro'ya yönelik itirazın iptali ile takip tarihinden itibaren alacağa 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca paranın cinsine göre değişen oranlarda uygulanacak euro ve usd faizi uygulanmasına" karar verilmiştir. Ancak, mahkemece gerekçeli kararda “İstanbul 4. İcra Müdürlüğü'nün 2009/27861 E. sayılı dosyada davacı tarafın 10.000 USD ve 800 EURO yönünden itirazının iptaline ve bu miktara takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca faiz yürütülmesi mahkememizce kabul edilmiş” ibaresine yer verilmiş olup devamla "sehven bu miktar kısa kararda 1.217,23 USD olarak bildirilerek tavzihe konu edilememiş'' denmek suretiyle mahkemece de mevcut çelişki bu şekilde belirlenmiştir. Buna göre, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmadığı anlaşılmakla, bu yönden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2- Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının bozma sebep ve şekline göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.