T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/523 KARAR NO:2025/1207 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:06/12/2021 NUMARASI:2019/276 E. - 2021/1128 K. DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit ve İstirdat Taraflar arasındaki menfi tespit ve istirdat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara ka…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/523 KARAR NO:2025/1207 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:06/12/2021 NUMARASI:2019/276 E. - 2021/1128 K. DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit ve İstirdat Taraflar arasındaki menfi tespit ve istirdat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından davacı aleyhine ... sayılı dosyası ile 08.10.2018 tarihinde, 252.749,00-TL asıl alacak ve 63.069,53-TL işlemiş yasal faiziyle genel toplamda 315.818,53 TL alacak için icra takibi başlatıldığını, takibe süresinde takibe itiraz edilemediğini, davalının takip dosyasına muavin defter fotokopisini de sunduğunu, davalının icra dosyasına sunduğu ve icra takibine dayanak yaptığı muavin defterinde bile toplam borç miktarının 132.749,99-TL olduğunun yazılı olduğunu, 2015 yılı kapanış işlemi olarak 132.749,99-TL görüldüğü halde davalının 252.749,00-TL asıl alacak üzerinden takip başlattığını, bu rakamı baz alarak da 63.069,53-TL yasal faiz talep ettiğini, davacının temerrüte düşürülmediğini, işlemiş faiz talep edilemeyeceğini, ayrıca yasal faiz istenilse de kabul anlamına gelmememk üzere hesağlanan faizin de yasal faiz oranının üzerinde odluğunu, davacının davalıya 24.11.2015 tarihinde 80.000,00-TL ve 29.12.2015 tarihinde 40.000,00-TL ve 18.01.2016 tarihinde 800,00-TL ödeme yaptığını, davacının araçlarına haciz konulduğunu, satış için kıymet takdiri yapıldığını, taşınmazlarına da haciz konulduğunu ileri sürerek, ... sayılı dosyasında 120.800,00-TL asıl alacak ve 63.069,53-TL faiz olmak üzere toplamda 183.869,53-TL davacının borçlu olmadığının tespitine, bu miktar üzerinden takibin iptaline, %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiş, 08.01.2021 tarihli dilekçesi ile icra dosyası kapsamında tahsilat yapıldığını belirterek fazla ödenen miktarın istirdadına karar verilmesini istemiştir.Davalı, davaya cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...İş bu dava 2004 Sayılı İİK'nun 72. Maddesi uyarınca açılan menfi tespit davasıdır.Davacı yan davalı tarafından başlatılan... sayılı takip dosyasında takibe dayanaka belgede dahi daha az miktarda alacaklı olduğu görünmesine rağmen kötüniyetli olarak asıl alacaktan fazla tutarda takip başlatıldığı ,yapılan ödemelerin mahsup edilmediğini,dolayısı ile takip tutarı kadar borçlu olmadıklarını savunmuştur. ...sayılı dosyası incelendiğinde;252.749,00 TL asıl alacak 63.069,53 TL işlemiş faiz toplamı 315.818,53 TL üzerinden davalı tarafından davacı tarafa icra takibi başlatıldığı görülmüştür.Davacı yan farklı tarihlerde 80.000 TL ,40.000 TL,800,00 TL davalı hesabına yapılan ödemerlin mahsup edilmediğini savunmuştur.22/07/2020 Tarihli Bilirkişi Raporunda özetle;Her iki tarafın ticari defterleri ile muhasebe hesap ve kayıtlarına göre 31.12.2015 tarihinden itibaren davacının davalıya 132.749,99 TL borçlu olduğu ,davacının davalı hesabına 18.01.2016 tarihinde 800,00 TL ödeme yaptığı ,Ödeme emri tarihinde: davalının davacıdan 131.949,99 TL alacağının olduğu,Dosyada davalı tarafından davacıya keşide edilen herhangi bir ihtarın olmadığı, tarafların aralarında akdettikleri yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, borcun ifa edileceği günün taraflarca belirlenmediği, yani belirli bir vadenin söz konusu olmadığı bu nedenlerle ödeme emrinde davalının davacıdan talep ettiği faizin yersiz olduğu,Davalı tarafından davacı aleyhine başlatılan ... sayılı icra takibinin 131.949,99 TL üzerinden devam etmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.Sonuç ve kanaattir.İcra dosyasında ödeme yapıldığı ve de iş bu davanın istirdat davasına dönüştüğü anlaşılmakla güncel kapak hesabı yapılarak ilgili icra dosyası celbedilmiş,09/08/2021 Tarihli İcra Bilirkişisi Raporunda özetle;Bilirkişi ...tarafından sunulan 22/07/2020 tarihli bilirkişi raporunda hesap edilen alacak tutarının 131.949,99 TL olduğu, davalının takip tarihi itibariyle alacaklı olması ve tarafların ticaret şirketi olduğu; bunun için alacak takibi yapmaları sırasında haklılık durumuna göre takip tarihi itibariyle faiz istenebileceği,yapılan hesaplamalar neticesinde davacıya iade edilebilecek 154.342,31 TL olduğu ancak taleple bağlılık ilkesi gereğince 142.679,21 TL iade edilmesi gerekeceği değerlendirilmiştir.04/11/2020 tarihli dilekçe ile davacının davasını ıslah ettiği görüldü. SMMM bilirkişisinin raporu doğrultusunda icra takip tarihinde davacının davalıya 131.949,99 TL borçlu olduğu ,asıl alacak tutarı yönünden 252.749,00 TL asıl alacak _131.949,99 TL =120.800 TL borçlu olmadığı ,ayrıca davalı,icra takibinde alacaklı olan tarafın işlemiş faiz talebi yönünden de;6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 10.maddesinde “Aksine sözleşme yoksa ticari bir borcun faizi, vadenin bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemeye başlar.” hükmü bu hükümler gereğince, davacı alacaklının takip tarihi itibariyle işlemiş faiz talep edebilmesi için davalı borçluyu icra takibinden önce temerrüde düşürmüş olması gerektiği, 6098 sayılı TBK 117.maddesi uyarınca da davalının temerrüde düşürülmesi gerektiği Borçlunun/davalının BK. 117. Maddesi uyarınca temerrüde düşürülmediği anlaşıldığından işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı ,davacının 63.069,53 TL işlemiş faiz yönünden de borçlu olmadığının anlaşıldığı ,davanın istirdat davasına dönüştüğü anlaşılmakla ,davalının tespit edilen asıl alacak 131.949,99 TL borcu esas alınarak icra dosyası kapak hesabı üzerinden yapılan değerlendirme sonucu dosyada yer alan 09/08/2021 Tarihli İcra Bilirkişisi Raporu doğrultusunda da 154.342,31 TL yönünden davacının icra dosyasına fazladan yaptığı ödemenin de istirdatında haklı olduğu anlaşılmakla davanın kabulü ile davacının kötüniyet tazminatı talebinin asıl alacak miktarı bakımından kabulü ile davalını kendi ticari defterlerinde dahi davacının 120.800,00 TL borçlu olmadığının anlaşılmasına rağmen icra takibine konu etmesi doğrultusunda 120.800,00 TL %20 si oranında davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının ... sayılı dosyasında asıl alacak yönünden 120.800,00 TL, işlemiş faiz yönünden 63.069,53 TL toplamı 183.869,53 TL yönünden borçlu olmadığının tespitine, yargılama aşamasında davanın istirdat davasına dönüştüğü anlaşılmakla 154.342,31 TL'nin 27.08.2019 tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının kötüniyet tazminatı talebinin asıl alacak miktarı bakımından kabulü ile 120.800,00 TL'nin %20'si oranında davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava aşamasında itiraz ettikleri halde satışa konu olan araçların (özellikle alacağa mahsuben alınan araçların)vergi borçları ve trafik cezaları satıştan sonra tescilden önce davalı yanca ilgili vergi dairelerine yatırıldığını, ancak mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, yargılama süresince düzenlenen bilirkişi raporlarında bu hususun değerlendirilmediğini, bu bedellerin hesaplanmadığını,dosyaya yatırılan paradan ödeneceğinin belirtildiğini,oysa ki alacağa mahsup edilen araçların söz konusu borç bedellerinin haricen ödenip dosyaya sunulduğunu, bu durumda tahsilatın dava dosyasında tespit edilen bedel olamayacağının gözardı edildiğini, bilirkişi ... tarafından sunulan ilk raporda; davacı şirketin 2015 yılı takvim yılına ait ticari defterlerinin HMK222/4 e göre aleyhine delil teşkil ettiği zira defterlerin açılış tasdiklerinin süresinde olduğu ancak kapanışlarının olmadığı belirtildiğini, buna rağmen yapılan hesaplamanın gerçeğe uygun olmadığını, davanın ticari dava olması nedeni ile bu hususu davacının kendi defterleri ile kanıtlaması gerekirken müvekkili şirketin aleyhine yapılan hesaplamanın kabul edilemeyeceğini, işletilen faizin borçlunun temerrüde düşürülmediği gerekçesi ile kaldırılmasının kabul edilemeyeceğini, ayrıca mahkeme kararında alacağın ticari avans faizi ile ödenmesine karar verilmesinin de hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, İİK'nın 72.maddesi uyarınca menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı taraf; davalıya dava konusu icra takibinde talep edilen kadar borçlu olmadığını, icra takibine dayanak davalı muavin defterinde bile toplam borç miktarının 132.749,99-TL olduğunun yazılı olduğunu, buna rağmen davalının 252.749,00-TL asıl alacak üzerinden takip başlattığını, bu rakamı baz alarak da 63.069,53-TL yasal faiz talep ettiğini, davacının temerrüte düşürülmemesi sebebiyle işlemiş faiz de talep edilemeyeceğini ileri sürerek, icra takibi sebebiyle davalıya 120.800,00-TL asıl alacak ve 63.069,53-TL faiz olmak üzere toplamda 183.869,53-TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı taraf davaya cevap vermemiş ve bu şekilde HMK'nın 128.maddesi gereğince dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkar etmiştir. Mahkemece tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup alınan 22.07.2020 tarihli bilirkişi raporunda, 31.12.2015 tarihi itibariyle tarafların ticari defterlerinin uyumlu olduğu, her iki taraf defterine göre davalının davacıdan 132.749,99 TL borçlu olduğu, davacının 18.01.2016 tarihli ve 800.000 TL'lik ödemesinin düşülmesi ile takip tarihi itibariyle davalının 131.949,99 TL alacağı olduğu, davacının temerrüte düşürülmemesi sebebiyle işlemiş faiz talep edilemeyeceği kanaati bildirilmiştir.İcra dosyası kapsamında davacının araçlarının satışı sebebiyle yapılan tahsilatlar ise emekli icra müdürü bilirkişi vasıtasıyla hesaplanmış olup alınan bu bilirkişi raporuna göre, yargılama sırasında davacıya ait araçların satışı ve davacı ödemeleri sebebiyle dosyaya yapılan tüm ödemelerin tespiti sonrasında 27.08.2019 tarihinde yapılan 154.342,31 TL ödemenin davacıya iadesi gerektiği tespit edilmiştir.Mahkemece alınan bilirkişi raporları uyarınca, davanın kabulü ile 120.800,00 TL asıl alacak ve 63.069,53 TL işlemiş faiz toplamı 183.869,53 TL yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine, yargılama aşamasında davanın istirdat davasına dönüşmesi sebebiyle 154.342,31 TL'nin 27.08.2019 tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İİK'nın 72/1 maddesine göre borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası açabilir.İİK'nın 76/2 maddesi hükmüne göre ise borçlu, dava konusu borcu ödemek zorunda kalırsa menfi tespit davası yasa gereği kendiliğinden istirdat davasına dönüşür ve davaya istirdat davası olarak devam edilir. Buna göre menfi tespit davasının devamı sırasında borcun herhangi bir nedenle ödendiği iddiası üzerine mahkemece bu iddia araştırılıp ödemenin kanıtlanması halinde, talep olmasa dahi dava kendiliğinden istirdat davasına dönüşeceğinden açılan menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilmelidir.Somut olayda ispat yükü üzerinde olan davalı takip konusu ettiği alacağının bulunduğunu ispatla yükümlüdür. Bu amaçla tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda davalının kendi ticari defterlerine göre davacıdan 31.12.2015 tarihi itibariyle 132.749,99 TL alacağı olduğu, davacının ticari defterlerinde de aynı miktarın kayıtlı olduğu, davacının 18.01.2016 tarihli ve 800.000 TL'lik dekont ile ortaya koyduğu ödemesinin düşülmesi ile takip tarihi itibariyle davalının davacıdan 131.949,99 TL alacağı olduğu, davalının davacıyı temerrüte düşürdüğüne dair bir delilin dosyada bulunmadığı, bu sebeple işlemiş faiz talep edemeyeceği, bu haliyle davalının takip tarihi itibariyle davacıdan 131.949,99 TL alacak talep edebileceği, ancak davalının 120.800,00 TL asıl alacak, 63.069,53 TL işlemiş olmak üzere toplam 183.869,53 TL yönünden fazla talepte bulunduğu, davacının davalıya bu miktarlar için borçu olmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olmuştur.Yargılama sırasında davacının ödeme yapması sebebiyle bu ödemeler yönünden dava istirdat davasına dönüştüğünden mahkemece ödenen bedelin istirdadına karar verilmesi de yerinde olmuştur.Davalı vekili, davacının satışı yapılan araçlarının davalı yanca alacağa mahsuben satın alındığını, ancak KDV ve MTV bedellerinin mahsup edilmediğini ileri sürmüş ise de, KDV alıcı tarafındna ödenir. Yine MTV ihale alıcısı tarafından ödenir.Bu ödenen ...daha sonra satış bedelinden mahsup edilerek aynı zamanda icra dosyasında alacaklı olan ihale alıcısına ödeme yapıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davalı vekili, istirdadına karar verilen miktar için avans faizinin uygulanmasının yerinde olmadığını ileri sürmüş ise de, taraflar tacir olup alacak tarafların ticari işletmelerine ilişkin olduğundan talep gibi avans faizine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, dosya üzerinde, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2- Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 9.419,43 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 10.07.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.