11. Hukuk Dairesi 2022/7396 E. , 2024/1300 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/6 Esas, 2022/1201 Karar ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA DAVALILAR : 1.... 2.Aydın İnş. San.Tic. Ltd.Şti. vekili Avukat ... BİRLEŞEN DAVADA DAVALILAR :1.... 2.... DAVA TARİHİ : 27.06.2012 (Asıl dava), 08.11.2012 (Birleşen dava) HÜKÜM : Davalı gerçek kişiler yönünden pasif husumetten ret, davalı şirket yönünden asıl dava ret, birleşen dava ka…
**11. Hukuk Dairesi 2022/7396 E. , 2024/1300 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/6 Esas, 2022/1201 Karar ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA DAVALILAR : 1.... 2.Aydın İnş. San.Tic. Ltd.Şti. vekili Avukat ... BİRLEŞEN DAVADA DAVALILAR :1.... 2.... DAVA TARİHİ : 27.06.2012 (Asıl dava), 08.11.2012 (Birleşen dava) HÜKÜM : Davalı gerçek kişiler yönünden pasif husumetten ret, davalı şirket yönünden asıl dava ret, birleşen dava kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/489 E., 2019/472 K. Taraflar arasındaki genel kurul kararlarının yokluğunun tespiti olmadığı taktirde iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı gerçek kişiler aleyhine açılan asıl ve birleşen davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle, davalı şirkete karşı açılan her iki davanın reddine karar verilmiştir. Kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davalı gerçek kişiler aleyhine açılan asıl ve birleşen davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, asıl davanın davalı Şirket yönünden reddine, birleşen davanın davalı Şirket yönünden kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından, duruşmasız olarak davalılar Aydın İnş. San.ve Tic. Ltd. Şti. ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 20.02.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalılar ... ve Aydın İnşaat Ltd.Şti. vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı ... kardeş olup davalı şirkete ortak olduklarını, davalı şirketin borca batık olduğu gerekçesi ile iflas erteleme kararı alındığını; ancak iflas erteleme kararının 28.12.2011 tarihi itibari ile Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesince kaldırıldığını, müvekkilinin Kadıköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/237 E. sayılı dosyasında davalı şirketin tasfiyesi istemiyle dava açtığını, davalı şirketin 20.04.2012 tarihli genel kurul toplantısında alınan sermaye artırım kararına karşı müvekkilinin itiraz ettiğini, şirketin 21.05.2012 tarihli genel kurulunda aynı mahiyette karar alındığını, bu karara da müvekkilinin muhalefet ettiğini, şirketin tasfiyesine ilişkin açılan davadan sonra sermaye artırımı yapılmasının iyi niyetli olmadığını, önceki karar iptal edilmeden alınan ikinci kararın yok hükmünde olduğunu, sermaye artırımının müvekkilinin şirketteki hissesini azaltma amacıyla yapıldığını, şirketin borca batık olmayıp acilen sermaye artırımına ihtiyacı bulunmadığını ileri sürerek davalı şirketin 20.04.2012 ve 21.05.2012 tarihli kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, aksi takdirde alınan kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı ...'ın davalı şirketteki 200 payını davalı ...'na, 200 hissesini ise davalı ...'a 04.10.2012 tarihli hisse devri sözleşmesiyle devrettiğini, şirketin 22.10.2012 tarihli genel kurulunda ise hisse devirlerinin pay defterine işlenmesine dair karar alındığını, önceki genel kurullara karşı açtığı iptal davası nedeniyle davalı ...'in 3500 hisse sahibi olma hususunun kesinleşmediğini, şirketin tasfiyesi için açılan bir dava bulunması nedeniyle hisse devrinin hayatın olağan akışına aykırı ve muvazaalı olduğunu, hisse devrinin müvekkilinin haklarını bertaraf etme amacı taşıdığını, şirketin mali durumuna katkı sağlamayan hisse devrinin iptali gerektiğini, kararın dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ileri sürerek davalı şirketin 22.10.2012 tarihli genel kurulda alınan hisse devrine ilişkin kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Asıl davada davalılar ... ve Aydın İnş. San.Tic. Ltd.Şti. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ...'ın hissesinin %75, davacının ise %25 olduğunu, müvekkili şirketin içinde bulunduğu mali sıkıntı nedeniyle alınmış olan iflas erteleme kararının 28.12.2011 tarihinde kaldırıldığını, bu süreçte müvekkili şirketin mali sıkıntısının giderildiğini; ancak nakit sermaye akışı için sermaye artırımı gerektiğini, sermaye artırım kararının kanundaki nisaba uygun olarak alındığını, davacının genel kurulda alınan kararların yasa, anasözleşme ve objektif iyi niyet kurallarına aykırılığını ispat etmesi gerektiğini, 20.04.2012 tarihli kararın davacının düştüğü şerh nedeniyle ticaret siciline tescil edilmediğini, bu nedenle 21.05.2012 tarihli kararın alınmak durumunda kalındığını, bu kararın ise tescil ve ilan edildiğini savunarak asıl davanın reddini istemiştir. 2.Birleşen davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; hisse devrinin şirkete kaynak sağlamak amacıyla yapıldığını, kararın yeterli nisapla alındığını, müvekkillerinin hisseleri karşılığında şirkete katkı sağladıklarını, sermaye artırımına onay vermeyen davacı nedeniyle söz konusu kararın alınmak zorunda kalındığını, şirkete ortak alınmak suretiyle nakit ihtiyacının karşılanmaya çalışıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6762 sayılı Kanun) hükümlerine tabi olduğu, iptali talep olunan her iki karar da sermaye artırımına ilişkin olup 6762 sayılı Kanun'un 513 üncü maddesi nazara alındığında dava konusu kararların sermayenin 3/4'ünü temsil eden davalının olumlu oyu ile alındığından gerekli nisabı sağladığı, bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere davalı şirketin sermaye artırımına ihtiyaç duyduğu, hatta yapılan artırımın dahi az olduğu mali veriler ile tespit edilmiş olmakla, davacı tarafın artırımın ihtiyaca dayanmadığı, davacının şirketteki hissesinin azaltılmasına matuf olduğu yönündeki iddialarının yerinde görülmediği, davalı Şirketin 20.04.2012 tarihli kararının tescil ve ilan edilmediği, 6762 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesinde, esas sözleşmedeki değişikliğe ilişkin kararın tescilden önce hüküm ifade etmeyeceği düzenlendiği, anılan hüküm karşısında, tescil ve ilan edilmemiş 20.04.2012 tarihli sermaye artırımına ilişkin karar hüküm ifade etmeyeceğinden 21.05.2012 tarihinde sermaye artırımı kararı alınmasına engel olmadığı, genel kurul kararının iptalini talep edebilmek için kararın tescil ve ilan edilmesi gerekmediğinden davacının anılan ortaklar kurulu kararı yönünden dava açmakta hukuki yararının bulunduğu, birleşen davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na (6102 sayılı Kanun) tabi olduğu, iptali talep edilen 20.10.2012 tarihli genel kurulda davalı ...'ın, davalı şirkette mevcut 3500 adet hissesinden, 200 adedinin davalı ...'na, 200 adedinin davalı ...'a devrinin kabulüne ve keyfiyetin pay defterine işlenmesine karar verildiği, anasözleşmenin 16. maddesinde devir hususunun pay defterine kaydedilebilmesi için ortakların en az 3/4'ünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayenin en az 3/4'üne sahip olması gerektiğinin düzenlendiği, 22.10.2012 tarihli ortaklar kurulu kararında anılan nisaplara uyulduğu, davalı şirketin tasfiyesine ilişkin alınmış bir karar bulunmadığı, tasfiye istemli olarak davacı tarafça dava açıldığı, faal durumdaki bir şirkete ortak olunmasının başlı başına kötü niyete delalet etmeyeceği, yapılan hisse devrinin, davacının mağduriyetine yol açacak kararların alınmasında sayı üstünlüğünü sağlamaya matuf olduğuna, dolayısıyla dürüstlük kuralına aykırı olduğuna ilişkin kanaat olmadığı gerekçesiyle davalı gerçek kişiler aleyhine açılan asıl ve birleşen davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, davalı şirkete karşı açılan asıl ve birleşen davanın sübut bulmadığından reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı bilanço kayıtlarına dayandığını, bilançoda şirkete ait taşınmaz ve bina değerinin toplam 903.409,22 TL gösterilmesine rağmen 19.07.2017 ve 05.06.2018 tarihli raporlara göre taşınmaz ve bina değerinin 9.973.827,95 TL olarak tespit edildiğini, söz konusu değerler güncellenerek hesaplama yapılması gerekirken bu güncellemenin yapılmadığını, taşınmaz ve bina değerleri güncellenip bir hesaplama yapıldığında davalı şirketin artıda olduğunun ve sermaye artırımına gerek olmadığının anlaşılacağını, sermaye artışı kararı alındığında Bakanlığın ihtar yazısının bulunmadığını, otelin giderleri ve tadilatlarını karşılamak için sermaye artırımına ihtiyaç duyulmayacağını, 6111 sayılı Yasa kapsamında borç ödendiği iddia edilmesine rağmen buna dair hiçbir belge sunulmadığını, birleşen davada davalı ...'ın sermaye artışından hemen sonra hisse devrine gittiğini, tasfiyesi talep edilen bir şirkete ortak olmanın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, şirket sermayesinin artırılması ve şirkete yeni ortak alınmasına dair karar ve işlemlerin, davalı şirketin iflas erteleme sürecinden tamamen çıkması ve müvekkilinin şirketten ayrılma isteğinden hemen sonra yapılması nedeniyle kötü niyetli olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince asıl davaya ilişkin değerlendirmelerin yerinde olduğu, birleşen dava bakımından 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 22 nci maddesinin birinci fıkrası ve 26 ncı maddesinin ikinci fıkrası nazara alındığında pay devrinin şirket pay defterine kaydı bakımından 6762 sayılı Kanun'un genel kurulun toplantı ve karar nisabı hakkındaki hükümlerinin uygulanması gerekmekte olup 6762 sayılı Kanun'un 520 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre ortakların ve esas sermayenin en az dörtte üçünün onayı gerektiği, dava konusu genel kurula şirketin iki ortağından biri olan davacı ile diğer ortak ... katıldığı, kararın davacının muhalefeti ve diğer ortak ...'ın kabul oyuyla alındığı, kabul oyu oranı %75 olup sermaye bakımından nisap sağlansa da ortak sayısı itibarıyla anılan 520 nci maddede öngörülen dörtte üç çoğunluğun sağlanmadığı, bu nedenle 22.10.2012 tarihli genel kurul kararında gerekli nisap gerçekleşmediğinden kararın iptali istemine ilişkin birleşen davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı gerçek kişiler aleyhine açılan asıl ve birleşen davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, davalı şirkete karşı açılan asıl davanın sübut bulmadığından reddine, davalı şirkete karşı açılan birleşen davanın kabulü ile Davalı şirketin 22.10.2012 tarihli ortaklar kurulunda alınan pay devrine ilişkin ortaklar kurulu kararının iptaline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili ve asıl ve birleşen davada davalılar Aydın İnş. San.ve Tic. Ltd. Şti. ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sermaye artış nedeni olarak Bakanlığın eksiklikleri giderme yazısına dayanılmış ise de sermaye artışına ilişkin kararların Nisan ve Mayıs aylarında alındığını, Bakanlığın yazısının Temmuz ayında olduğunu, sermaye artışı kararlarının alındığı tarihlerde Bankalık yazısı bulunmadığını, Bölge Adliye Mahkemesince şirket giderleri için sermaye artışının gerekli olduğu kabul edilmiş ise de şirket otel işletmekte olup şirket gelirlerinin yeterli olup olmadığı ve kredi kullanma dahil olmak üzere başka bir şekilde bahsedilen giderlerin karşılanıp karşılanmayacağının irdelenmediğini, alınan bilirkişi raporları ile şirkete ait taşınmazların değerinin bilançoda gösterilenden çok daha fazla olduğunun anlaşıldığını, belirlenen bu rakamlara göre yeni bilanço düzenlenmesi gerektiğini, bilanço tespit edilen bu yeni değerlere göre düzenlenseydi sermaye artırımına ihtiyaç duyulmayacağının anlaşılacağını, müvekkilin açtığı davadan sonra sermaye artırım kararının alınmış olmasının, müvekkillinin ortaklık payının düşürülmesine yönelik kötü niyetli bir girişim olduğunu, şirketin mali durumunun bilinçli olarak düşük gösterildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalılar Aydın İnş. San.ve Tic. Ltd. Şti. ve ... vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; 2 ortaklı olan şirkette ...'ın %75 hissesinin bulunduğunu, 6762 sayılı Kanun'un 520 nci maddesinde öngörülen pay ve paydaş çoğunluğunun sağlandığını, 22.10.2012 tarihli genel kurul kararında ve hisse devir sözleşmesinde, devralan ortakların da imzaları bulunduğunu, bu husus nazara alındığında ortak sayısının 3/4'ü nisabı sağladığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17.06.2019 tarihli ve 2018/2993 E., 2019/4469 K. sayılı ilamında hisseyi devralan ortakların katılımıyla yapılan genel kurulda nisapların gerçekleştiğinin kabul edildiğini ileri sürerek ve resen nazara alınacak sebeplerle birleşen davada verilen kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davaya konu genel kurul kararlarının yokluğu, olmadığı taktirde iptal şartlarının bulunup bulunmadığı, sermaye artırımına ihtiyaç olup olmadığı, 22.10.2012 tarihli genel kurulda gerekli nisabın sağlanıp sağlanmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6762 sayılı Kanun'un 381, 390 ncı maddeleri ve 520 nci maddesinin ikinci fıkrası, 6102 sayılı Kanun'un 445, 446 ve 447 nci maddeleri 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davada davacı vekili, davalılar Aydın İnş. San.ve Tic. Ltd. Şti. ve ... vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Takdir olunan 17.100,00'er TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davacı ve davalılar Aydın İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. ...'dan alınarak yekdiğerine verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.