7. Hukuk Dairesi 2013/1872 E. , 2013/5146 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen işe iade davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm duruşmalı olarak süresi içinde davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibariyle duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Davacı iş sözleşmesinin işin gerektirdiği vasıflara sahip olmadığı gerekçesiy
**7. Hukuk Dairesi 2013/1872 E. , 2013/5146 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen işe iade davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm duruşmalı olarak süresi içinde davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibariyle duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Davacı iş sözleşmesinin işin gerektirdiği vasıflara sahip olmadığı gerekçesiyle işverence feshedildiğini, fesih sebebinin gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının işveren vekili olduğunu ve iş güvencesi hükümlerinden faydalanamayacağını ayrıca yapılan feshin geçerli sebebe dayandığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlara göre davacının işveren vekili olduğu bu nedenle iş güvencesi hükümlerinden faydalanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı taraf temyiz etmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir. İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekilleri herşeyden önce, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları olduğuna göre, işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ile yardımcıları iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaktır. Ancak belirtelim ki, işyerinde genel müdür veya genel müdür yardımcısı unvanının kullanılması tek başına iş güvencesi kapsamı dışında bulunmak sonucunu doğurmaz. Önemli olan, kendisine temsil yetkisi verilip verilmediği ve işletmenin bütününü yönetip yönetmediğidir; bu hususta görev tanımı ve konumuna bakmak gerekir. İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekillerinin ikinci grubunu, işletmenin değil de işyerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleridir. Buna göre, işletmenin bütününü sevk ve idare edenler, başka bir şart aranmaksızın işveren vekili sayılırken; işletmenin değil de işyerinin bütününü sevk ve idare edenlerin 18’nci madde anlamında işveren vekili sayılabilmesi için ilave olarak, işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisini haiz olması şartı aranır. İşyerinin tümünü sevk ve idare ile işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi katlanmış olarak, birlikte aranır. Bu işyeri işletmeye bağlı bir işyeri de olabilir. Dolayısıyla bir banka şubesi müdürü ile fabrika müdürü, işyerini sevk ve idare etmekle beraber, özgür iradesi ile işçi alma ve işten çıkarma yetkisi yoksa İş Kanunu’nun 18’nci maddesi anlamında işveren vekili sayılmaz. İş güvencesinden yararlanır. Aynı şekilde, işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan insan kaynakları müdürü ile personel müdürü, işyerinin tümünü yönetmediğinden iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilecektir. Ancak işletmeye bağlı bir işyerinde, bu işyerinin tümünü sevk ve idare eden, ayrıca işe alma ve işten çıkarma yetkisi olan işçi, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz. Somut olayda; davalı taraf davacının işveren vekili olduğunu bu nedenle iş güvencesi hükümlerinden faydalanamayacağını belirterek dosyaya davacıya verilen yetkileri gösteren vekaletnameler ve sadece yönetici kadroya dair organizasyon şeması sunmuştur. Davacı taraf ise söz konusu vekaletnamelerin şirketin ana iştigal konusu ile ilgili olmadığını ve bu tür vekaletnamelerin şirketin bir çok çalışanına verildiğini iddia etmektedir. Söz kosunu belgeler birlikte değerlendirildiğinde davacıya verilen yetkileri gösteren vekaletname ile aynı zamanda başka çalışanlara da benzer yetkiler verilmesine karşın organizasyon şemasında bu şahısların isimlerinin yer almadığı, yine temyiz dilekçesi ekinde de başka çalışanlara da davacı ile benzer yetkiler içeren vekaletnameler verildiği anlaşılmaktadır. Dosya içerisinde taraflar imzalanmış bulunan iş sözleşmesi bulunmamaktadır. Yukarıda yapılan tespitlere karşısında davacının işveren vekili sıfatına sahip olup olmadığı hususunda tereddüt oluşmaktadır.Bu nedenle öncelikle davalı şirketin ana sözleşmesi getirtilerek şirketin iştigal sahası tespit edilmeli, ardından işyerindeki çalışma şartlarını düzenleyen, görev tanımlarını gösteren belgeler,tüm çalışanları kapsayan organizasyon şeması ile eğer varsa taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesi getirtilmeli, taraflara delil ve tanık bildirmeleri için imkan sağlanmalı ardından davacının diğer vekaletname ile yetkilendirilmiş çalışanlarla da kıyaslanması suratiyle fiilen icra ettiği işin belirlenmesi amacıyla işyerinde keşif icra edilerek davacının işveren vekili sıfatı taşıyıp taşımadığı tespit edilmeli ve tüm deliller bir arada değerlendirilerek çıkacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece eksik araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 1.4.2013 tarihinde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.