11. Hukuk Dairesi 2009/6364 E. , 2010/13162 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02.12.2008 tarih ve 2008/701 - 2008/648 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakl…
**11. Hukuk Dairesi 2009/6364 E. , 2010/13162 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02.12.2008 tarih ve 2008/701 - 2008/648 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 20.09.2000 tarihinde davalılara "taahhütname" yazılı bir belge karşılığında 30.000 DM yatırdığını, müvekkiline parasını her istediği anda alabileceği garantisinin verildiğini ancak, herhangi bir faiz ve para ödemesi yapılmadığını, yapılan işlemin mevzuat hükümlerine aykırı olduğunu, davalıların taahhütlerini yerine getirmeyerek sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek, şimdilik 6.500 YTL'nın davalılardan tahsilini, müvekkilinin davalı şirketlerle kurulmuş geçerli ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitini ve ilgili mevzuata aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir Anonim Şirket olduğu, davacının davalı şirketlerde hissesinin bulunmadığı, davanın niteliği itibariyle TTK hükümleri çerçevesinde bir sarmaye şirketi olan A.Ş. yönetim kurulu başkan ve üyelerinin şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durumun mevcut olmadığı, ortaklık sözleşmesinin kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan herhangi bir eylemden de sözedilmediği gerekçesiyle, davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.