T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1521 KARAR NO : 2026/191 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/12/2021 NUMARASI : 2018/950 Esas, 2021/1081 Karar DAVA: İtirazın iptali (Sermaye piyasası işlemlerinden kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın k…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1521 KARAR NO : 2026/191 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/12/2021 NUMARASI : 2018/950 Esas, 2021/1081 Karar DAVA: İtirazın iptali (Sermaye piyasası işlemlerinden kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin SPK ve ilgili finansal piyasaların yönetimi, emtia sözleşmeleri borsası, menkul kıymetler borsası, hisse senedi borsasında aracı kurum olarak faaliyette bulunduğunu, davalının müvekkilinin ticari faaliyeti kapsamında müvekkili ile ekli sözleşmeler imzalamak suretiyle menkul kıymetler borsasında müvekkili şirketi aracı kılarak alım satım işlemleri ile sözleşmeler kapsamında BİST nezdinde faaliyette bulunduğunu, davalı adına müvekkili şirkette hesap açıldığını, bir kısım sözleşmeler imzalandığını, sözleşmeler kapsamında risk bildirimlerinin bildirildiğini, davalının 20/09/2017 tarihinden itibaren müvekkili şirkette bulunan hesap üzerinden işlem yapmaya başladığını, davalı borçlunun 24/04/2018 tarihi itibariyle müvekkili şirkete 1.195.942,99-TL borcu olduğundan davalıya Beyoğlu 41. Noterliğinin 24/04/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarı gönderildiğini, davalının borcu ödememesi üzerine İstanbul 10. ATM'nin 2018/955 D.İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı alındığını, kararın İstanbul 6. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini, borçlunun icra takibine haksız ve mesnetsiz olarak itiraz ettiğini, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davalının İstanbul 6. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptalini, takibin devamını, borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ile dava masraf ve vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; dava konusu hesabın 24/01/2018 tarihinde ilk defa eksi/borçlu bakiye durumuna düştüğünde davacı kurumun öz kaynak tamamlama bildirimi göndermesi, akabinde hesabı tasfiye etmesi ve hesaba yönelik hiçbir emrin kabul edilmemesi gerektiğini, dava konusu hesabın 23/01/2018 tarihinde 5.031,61-TL artı bakiyeli iken ilk defa 24/01/2018 tarihinde -9.321,59 TL eksi bakiyeye döndüğünü, bu tarihten sonra tasfiye edilmesi ve hiçbir emir kabul edilmemesi gereken dava konusu hesabın, davacı tarafından borçlu bırakılmak ve işlemlere izinsiz bir şekilde ve müvekkili bilgisi ve talimatı dışında devam ettirilmek suretiyle adeta faize boğulduğu ve adeta hesabın iflasa sürüklendiğini, dava konusu hesaba %60 ila %75 arasında değişen oranlarda temerrüt faizi uygulamak suretiyle cari bakiyenin sürekli yukarı taşındığını ve nihayet ihtiyati haciz talep tarihi itibariyle 815.689-TL borçlu bir şekilde takibe geçildiğini ve itiraz üzerine huzurdaki dava ikame edildiğini, işbu nedenlerle davanın tümden reddine, bu talepleri kabul görmez ise 24.01.2018 tarihli eksi bakiye -9.321,59TL uygulanabilecek 3095 sayılı Kanun md.2/1 ve TBK m. .../2’de hükümleri dikkate alındığında temerrüt faiz oranı maksimum %18 dikkate alınarak davacı talebinin fazlaya yönelik talebinin reddini, bu talepleri de kabul görmez ise hesaba yansıtılan tüm temerrüt faizlerinin bu oran (en yüksek %18) aşan kısmının tenkis edilmesine ve davacı tarafın fazlaya ilişkin talebinin reddini, reddedilecek kısım açısından davacı aleyhine olmak üzere %20 den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Taraflar arasında Alım Satım Aracılık Çerçeve Sözleşmesi, Elektronik Ortamda Emir İletimine İlişkin Çerçeve Sözleşmesi, Sermaye Piyasası Araçlarının Kredili Alımına İlişkin Çerçeve Sözleşmesi, Sermaye Piyasası Araçlarının Açığa Satışına İlişkin Çerçeve Sözleşmesi, Bireysel Müşteri Tanıma Yükümlülüğüne İlişkin Form ve Uygunluk Testi bulunmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, işlemlerin davalı tarafından yapılıp yapılmadığı, bu hususta davacının kontrol yükümlülüğünün borçtan sorumluluğa etkisi, elektronik ortamda gerçekleştirilen işlemler nedeniyle davalının borçlu olup olmadığı, eksi bakiye halinde işlem yapılmaması kuralının borçtan sorumluluğa etkisi, faiz oranın ne olması gerektiği konularında toplanmaktadır. Davalı tarafça işlemlerin davalı tarafından yapılmadığı, mail talimatı ile gerçekleştirildiği iddia edilen işlemler nedeniyle davalının borçlu olmadığı iddia edilmiş ise de; bilirkişi tarafından yerinde yapılan teknik incelemede, davalının hesabını elektronik yollarla görüp incelediğine dair log kayıtları ile birlikte 01/01/2018 - 07/01/2019 tarihleri arasında davacı tarafından davalıya gönderilen elektronik posta mesajlarının log kayıtları ve bu log kayıtlarında rastgele seçilen elektronik posta içerikleri ve ekleri ve ayrıca yine bu tarihler arasındaki davalı tarafından verilen tüm emirlerin log kayıtları ve söz konusu dönemdeki hesap hareketlerine ilişkin dökümleri ve taraflar arasındaki sözleşmeler, kullanıcı bilgileri ve şifresinin güvenliği açısından sorumluluğunun davalıya ait olması ve davalıya elektronik postalarında gönderilmiş olduğu hususları hep birlikte değerlendirildiğinde; yapılan işlemlerin izinsiz olduğu, haberinin bulunmadığı, işlemlerin başkası tarafından değişik bir mekandan kullanılmaya devam edildiği iddialarının sübut bulmadığı, müşteriyi tanıma kuralının somut olaya bir etkisinin olmadığı gibi müşteriyi tanıma kuralına uyum bakımından davacı aracı kuruma atfedilecek bir eksikliğinde bulunmadığı anlaşılmıştır. Eksi bakiye halinde işlem yapılmaması kuralının borçtan sorumluluğa etkisinin irdelenmesi hususunda da, Sermaye Piyasası Kurumunun ... sayılı Sermaye Piyasası Araçlarının Kredili Alım, Açığa Satış ve Ödünç Alma ve Verme İşlemleri Hakkında Tebliğin 16. ve devamı maddelerine göre bir alımın müşterinin ödemekle yükümlü olduğu tutarın tamamını veya bir kısmımın takas günü itibari ile aracı kuruma tevdi edilmemesi veya aracı kurum nezdindeki hesabında bulunmaması halinde herhangi bir ilave bildirime ihtiyaç bulmaksızın işlemin kredi işlemi olduğunun kabul edilmesi gerektiği ancak; taraflar arasında daha önce imzalanan Alım Satım Aracılığı Çerçeve Sözleşmesinde kredi kullanımına ilişkin hükümler bulunması ve davalı müşterinin yazılı onayının alınması halinde bu kredi işleminin kredili alım işlemi sayılmasının mümkün olduğu, ancak somut olayımızda müşteriden alınmış yazılı bir onayın bulunmadığı, buna göre işlemin kredili işlem sayılması aşamasında kaldığı buna göre, taraflar arasındaki ilişkinin tasfiye edilmesi gerektiği, her ne kadar davacı tarafça kredi alım işlemi sayılamayacağından tasfiye edilmesi gereken bir işlem varken yeni işlemlere müsaade edilmiş ise de bu durumun yapılan işlemlerin geçerliliğine etki etmeyeceği, ancak var ise SPK nezdinde yaptırımlara konu olabileceği anlaşılmıştır.Uyuşmazlığa konu hesabın eksi bakiye vermesinden sonraki işlemler kredili işlem niteliğinde olduğundan temerrüt faizi oranının tespiti için gerekli BİST'in üyelerine uyguladığı faiz miktarına ilişkin deliller ibraz edilmemiş olmakla, 3095 sayılı Kanun gereğince akdi faizin temerrüt faizi olacağı buna göre işleyecek temerrüt faizi oranı, Kredi Sözleşmesinde öngörülen kredili işlem faiz oranı olan %21 olduğu anlaşılmıştır. Davacı her ne kadar takip talebinde 881.079,63 TL asıl alacak talebinde bulunmuş ise de, söz konusu miktarın, cari hesabında işlemiş temerrüt faizleri de eklenmek suretiyle bulunduğu, -işlemiş temerrüt faizi isteyip isteyemeyeceği dava konumuz olmamakla- şartları bulunmamakla birleşik faiz hükümlerinin uygulanamayacağı buna göre asıl alacak kalemi içerisindeki işlemiş temerrüt faizi kaleminin çıkartılarak netice-i miktar üzerinden asıl alacak kalemine itiraz hakkında hüküm kurulması gerektiği, işlemiş temerrüt faizi miktarı açısından ise takip talebinde bu kaleme ilişkin bir talep bulunmaması nedeniyle bu hususta karar verilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının istanbul 6. İcra Müdürülüğünün ... sayılı takip dosyasında 449.851,30 TL asıl alacak 100,20 TL ihtiyati haciz masrafı 485 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere 450.436,50 TL alacak ve işleyecek temerrüt faiz oranına itiraz açısından ise % 21'lik kısmına itirazlarının iptaline, bunların dışında takibin ödeme emrindeki kayıt ve şartlarda devamına, 449.851,30'nin %20'si olan 89.970,26 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Sermaye Piyasası Araçlarının Kredili Alım, Açığa Satış Ve Ödünç Alma Verme İşlemleri Hakkında Tebliğ (seri: v, no: 65)'e aykırı eylemleri var ise gereğinin takdiri için davacı kurum hakkında SPK'ya bildirimde bulunulmasına, karar verilmiştir. Bu karara karşı, taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Ek rapor ile kök rapor arasında rakamsal ciddi bir farklılık bulunduğunu, bu çelişkinin giderilmesi gerektiğini, uygulanan faizin SPK mevzuatına ve taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğunu, mahkemece HMK kapsamında taleple bağlılık ilkesi ihlal edilerek SPK'ya bildirim kararı verildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin hesabının ağırlıklı olarak ... nolu müşteriler hesabı üzerinden takip edildiğini, bilirkişinin hesaplar ... kodlu hesaptan takip edilmiş ise de müvekkilinin yapılan işlemlerden haberdar olduğu ve onayı olduğu olgusuna dayanarak işlemin niteliğinin değiştiğini ve 121 Kredi olarak kabul ettiğini, hesbın temerrütten çıkıp kredili işlem haline dönüştüğünün kabulü için müvekkilinin yazılı onayı gerektiğini ve dosyada da böyle bir yazılı onayın olmadığını beyan ettiğini, yazılı onay olmadığına göre hesabın ... cari hesap olarak kabulü ile yatırım hesabına uygulanması gereken faizin maksimum 3 günlük temerrüt faizi olduğunu, davacı aracı kurumun hesaba yönelik hiç bir emri kabul etmemesi ve hesabı kat edip tasfiye etmesi gerektiğini, 24.01.2018 tarihinden sonra yapılan işlemlerden haberdar olmadıklarını, müvekkilinin Hatay/Reyhanlı'da bir eczacı kalfası olarak çalıştığını, dolayısıyla bu tarihten sonraki işlemlerin farklı IP'ler kullanılarak yapıldığını, mahkemece bu hususta yeterince inceleme yapılmadan karar verildiğini, müvekkilinin tacir olmadığını, 3095 sayılı kanun md.2/1 gereği yasal faiz oranının %9 olduğunu, temerrüt faizinin ise ancak %18 olabileceğini, Mahkemece uygulanması gereken faiz miktarının %21 olarak kabul edildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, hukuki niteliği itibariyle, sermaye piyasası araçları alım satım aracılık çerçeve sözleşmeleri kapsamında doğan davacı alacağının tahsili için başlatılmış olan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava, taraflar arasındaki Sermaye Piyasası Araçlarının Alım Satımına İlişkin Aracılık Çerçeve Sözleşmesine dayalı alacak iddiasıyla başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkin olup uyuşmazlık, elektronik ortamda gerçekleştirilen işlemler nedeniyle davalının borçlu olup olmadığı, elektronik işlemlerin davalı tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, davacı aracı kurumun eksi bakiye hâlinde işlem yapılmaması kuralına aykırı davranıp davranmadığı, hesabın tasfiye edilmemesinin borçtan sorumluluğa etkisi, faiz oranı konularında toplanmaktadır.Dosya kapsamından, taraflar arasında 15.09.2017 tarihli Alım Satıma Aracılık Çerçeve Sözleşmesinin düzenlenmiş olduğu, sözleşmede davacının aracı kurum, davalının ise müşteri olarak yer aldığı, ekinde Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri Genel Risk,SİP,GİP, Varant Sertifika ve Benzeri Ürünlerer ilişkin Risk Bildirim Formunun bulunduğu, formun davalı tarafça imzalanmış olduğu, yine taraflar arasında Sermaye Piyasası Araçlarının Kredili Alımına İlişkin Çerçeve Sözleşme imzalandığı, sözleşmenin konusunun 4. Maddede sermaye piyasası aracı teminatı karşılığında müşteriye kullandırılmak üzere bankalar, Takasbank ve SPK'nın uygun gördüğü diğer kurum ve kuruluşlar ile organize ödünç piyasalarından kredi alarak müşteriye kullandırılması şeklinde belirtildiği, Alım Satıma Aracılık Çerçeve Sözleşmesinin 40. maddesinde müşterinin sözleşmeden doğan her türlü borçlarına BİST'in üyelerine uyguladığı oranda BİST günlük repo pazarında oluşan gecelik faiz oranı+10 puan oranında % temerrüt faiz oranının, Sermaye Piyasası Araçlarının Kredili Alımına İlişkin Çerçeve Sözleşmede müşterinin temerrüde düşmesi hâlinde tüm temerrüt tutarı üzerinden aracı kurum tarafından İMKB' nin üyelerine uyguladığı temerrüt faizi veya İMKB repo piyasasında geçerli günlük faiz oranı ya da kısa vadeli nakdi banka kredilerine uygulanan en yüksek faiz oranından daha yüksek olanının % 300 fazlasıyla temerrüt faizi uygulayabileceğinin hüküm altına alındığı, 15.09.2017 tarihli müşteri bilgi formunda kredi faiz oranının % 21 olarak belirlendiği ve formun taraflarca imzalandığı görülmüştür. Taraflar arasında imzalanan Türev Araçların Alım Satımına Çerçeve Sözleşmede davacının aracı kurum, davalının ise müşteri olarak yer aldığı, ekinde Türev Araçlar Risk Bildirim Formunun bulunduğu, formun davalı tarafça imzalanmış olduğu, sözleşmenin konusunun 5. maddede, müşterinin aracı kurum aracılığıyla borsada ve/veya borsa dışında gerçekleştireceği türev araçların (vadeli işlem sözleşmeleri ve opsiyon sözleşmeleri) alım satım işlemlerinin yapılması ile müşterinin alım satımını yaptığı söz konusu sözleşmelerin hükümlerine ve borsa kurallarına göre aracı kurum aracılığı ile ifa edilmesi şeklinde belirtildiği görülmüştür. Davacı şirket tarafından davalı hakkında İstanbul 6. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 881.079,63-TL asıl alacak ile 100,20-TL. ihtiyati haciz masrafı ile 485,00- TL. ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 881.664,83 TL. alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı tarafın itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davalı, işlemlerin kendisinin yapmadığını ileri sürmüş ise de hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre; davalının hesabını elektronik yollarla görüp incelediğine dair log kayıtları ile birlikte 01/01/2018 - 07/01/2019 tarihleri arasında davacı tarafından davalıya gönderilen elektronik posta mesajlarının log kayıtları ve bu log kayıtlarında rastgele seçilen elektronik posta içerikleri ve ekleri ve ayrıca yine bu tarihler arasındaki davalı tarafından verilen tüm emirlerin log kayıtları ve söz konusu dönemdeki hesap hareketlerine ilişkin dökümleri ve taraflar arasındaki sözleşmeler, kullanıcı bilgileri ve şifresinin güvenliği açısından sorumluluğunun davalıya ait olması ve davalıya elektronik postalarında gönderilmiş olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafça yapılan işlemlerin izinsiz olduğuna, haberinin bulunmadığına, işlemlerin başkası tarafından yapıldığına dair iddialara ilişkin somut bir delil sunulamamıştır. Sermaye Piyasası Kurumunun ... sayılı Sermaye Piyasası Araçlarının Kredili Alım, Açığa Satış ve Ödünç Alma ve Verme İşlemleri Hakkında Tebliğ'in 16. ve devamı maddelerine göre, bir alımın müşterinin ödemekle yükümlü olduğu tutarın tamamını veya bir kısmımın takas günü itibari ile aracı kuruma tevdi edilmemesi veya aracı kurum nezdindeki hesabında bulunmaması hâlinde herhangi bir ilave bildirime ihtiyaç bulmaksızın işlemin kredi işlemi olduğunun kabul edilmesi gerektiği ancak taraflar arasında daha önce imzalanan Alım Satım Aracılığı Çerçeve Sözleşmesinde kredi kullanımına ilişkin hükümler bulunması ve davalı müşterinin yazılı onayının alınması hâlinde bu kredi işleminin kredili alım işlemi sayılması mümkündür. Somut olayda davacının SPK Kredi Tebliğinde öngörülen müşterisinin yazılı onayını almadan temerrüt uygulamasına devam etiği, 24.01.2018 tarihindeki borcu tasfiye yoluna gitmesi gerekirken borcu tasfiye etmediği, taraflar arasında imzalanan Sermaye Piyasası Araçlarının Kredili Alımına İlişkin Çerçeve Sözleşme kapsamında sermaye piyasası araçlarının kredili alım işlemini kullanarak borç ilişkisini devam ettirdiği, davalının da alış ve satış emirleri vermeye devam ettiği, işlem sonuçlarını e-posta yoluyla aldığı, işlem ve hesap hareketlerinden haberdar olduğu, davalının iradesinin de borç ilişkisinin sürdürülmesi yönünde olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, hesap ilişkisinde ortaya çıkan borçtan davalı sorumlu olup, davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Müşteriden alınmış yazılı bir onay bulunmaksızın hesabı tasfiye etmeyen davacının işlemlere devam etmesi, Sermaye Piyasası Araçlarının Kredili Alımına İlişkin Çerçeve Sözleşmesine dayanarak işlemlere müsaade etmesinin bir yaptırımı varsa bu hususun SPK tarafından değerlendirilmesi gerekir. Tüm işlemlerin davacının talebi ve onayıyla yapıldığının tespiti karşısında, bu husus, taraflar arasındaki alacak borç ilişkisini etkileyecek bir husus olarak değerlendirilmemiştir.Hesabın eksi bakiye vermesinden sonraki işlemler kredili işlem niteliğinde olduğundan 3095 sayılı Kanun gereğince akdi faiz temerrüt faizi olacaktır. Temerrüt faizi oranı taraflarca % 21 olarak belirlenmiştir.Davacı takip talebinde 881.079,63 TL asıl alacak talebinde bulunmuş olup, yapılan bilirkişi incelemesi ile bu tutara bileşik faiz uygulayarak ulaştığı tespit edilmiştir. TTK'nın 8. maddesi gereği somut olayda bileşik faiz hükümlerinin uygulanamayacağı, buna göre asıl alacak kalemi içerisindeki işlemiş temerrüt faizi kaleminin çıkartılarak asıl alacak kalemine itiraz hakkında hüküm kurulması gerektiği, işlemiş temerrüt faizi miktarı açısından ise takip talebinde bu kaleme ilişkin bir talep bulunmaması nedeniyle bu hususta karar verilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece talebi aşar nitelikte karar verilmediğinden, davacı vekilinin bu husustaki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, taraf vekillerinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 23.076,32 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Yapılan kanun yolu giderlerinin tarafların kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 05.02.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.