T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/783 Esas KARAR NO: 2026/774 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2024/161 Esas (Derdest Dava Dosyası) TARİH: 11/03/2026 (Ara Karar Tarihi) DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan), Kıymetli Evrak İptali (Hisse Senedi İptali) KARAR TARİHİ: 16/04/2026 İlk …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/783 Esas KARAR NO: 2026/774 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2024/161 Esas (Derdest Dava Dosyası) TARİH: 11/03/2026 (Ara Karar Tarihi) DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan), Kıymetli Evrak İptali (Hisse Senedi İptali) KARAR TARİHİ: 16/04/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TALEP: Birleşen davada davacılar vekili 17/02/2026 tarihli dilekçesinde özetle; bilirkişi raporları ile davaya konu payların davalıya inançlı olarak devredildiği, esasen müvekkillerine ait olduğunun açıkça ortaya konulduğunu, bilirkişi heyetinin tamamının (hem çoğunluk görüşü hem de ayrışık görüş), taraflar arasındaki 04.11.2019 tarihli sözleşmenin bir "İnançlı Temlik Sözleşmesi" olduğu konusunda hem fikir olduklarını, davalı tarafın inkara dayalı savunmalarının aksine, ortada geçerli ve bağlayıcı bir inançlı işlem olduğunun teknik ve hukuki olarak kesinleştiğini, heyet tarafından hazırlanan esas raporda, müvekkillerinin sözleşmeyi haksız olarak feshettiğine dair tespitlerin hatalı olduğunu, üzerinde rehin hakkı kurulan payların devredilebilir olduğunu, bilirkişi heyetinin “rehinli payların devredilemeyeceği” tespitinin yersiz olduğunu, yargılama sırasında ...'na (“...”) müvekkilleri ile davalı arasındaki pay devirlerinin bildirimlerine ilişkin belgelerin celbi için müzekkere yazıldığını, ... tarafından verilen müzekkere cevabında müvekkillerinin ...'de toplamda %43,33 oranında (..., ... ve ...'ın %10'ar ve ...'ın 613,33) paya sahip olduklarının beyan edildiğini, EDPK tarafından yazılan müzekkere cevabı üzerine taraflarınca 23.10.2024 tarihinde tekrardan davaya konu payların 3. kişilere devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğu, Mahkeme tarafından verilen 24.10.2024 tarihli ara karar ile tedbir talebinin reddedildi ğini, istinaf yoluna başvurulsa da Dairemizin 2024/1878 E., 2024/2046 sayılı kararı ile ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararın isabetli olduğuna hükmedildiğini, Dr. ...tarafından hazırlanan bilirkişi raporuna istinaden ihtiyati tedbir taleplerinin 24.09.2025 tarihli ara karar ile reddedildiğini, istinaf yoluna başvurulsa da Dairemizin 2025/1948 E., 2025/1841 sayılı kararı ile istinaf başvurularının reddine karar verildiğini, Mahkemece daha önce tesis edilen ihtiyati tedbir taleplerinin reddine dair ara kararların, temel olarak iki gerekçeye dayandığını, birincisinin, taraflar arasındaki inançlı temlik ilişkisinin ve pay iade yükümlülüğünün "yaklaşık ispat" düzeyin de tevsik edilemediği; ikincisinin ise dava konusu paylar üzerinde bankalar lehine kurulu olan rehin sözleşmelerindeki "banka onayı olmadan devir yapılamayacağı" yönündeki kısıtlamalar olduğunu, yargılama sürecinde gelinen noktada dosyaya kazandırılan bilirkişi raporlarının müvekkillerinin haklılığını "yaklaşık ispat" eşiğinin çok üzerine taşıyarak kesin bir ispata yaklaştırdığını, 17.09.2025 tarih inde Dr. ...tarafından hazırlanan rapor, 02.02.2026 tarihinde Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan rapor ve son olarak heyet tarafından hazırlanan genel raporun tamamında davaya konu ... paylarının müvekkilleri tarafından davalıya inanç sözleşmesi ile devredildiğinin vurguladığını ve davaya konu olan payların müvekkilleri tarafından geri talep edilebileceğinin açıkladığını, istinaf mahkemesi tarafın dan tedbir talebinin reddine dayanak gösterilen yargılamaya muhtaçlık gerekçesinin dosyaya kazandırılan bilirkişi raporları ile tama men ortadan kalktığını, bankaların onay şartının davalının iade borcunu ve mahkemenin tedbir yetkisini sınırlayamayacağını beyanla davalı adına kayıtlı ... hisselerinin 3. kişilere devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; HMK'nın 282 maddesinde; hakimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği düzenleme konusu yapılmış olup, bilirkişi incelemesi sonucunda ibraz edilen raporların kesin delil değil, takdiri delil niteliğinde oldukları, görülmekte olan davadaki uyuşmazlığın, davalı tarafın kabulünde olmadığı, yargıla ma tahkikat aşamasında olup, bilirkişi raporları ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca varılacağından bu aşamada davacı nın haklılığının yaklaşık olarak ispat edilemediği gerekçesi ile birleşen davada davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. DAVACILAR VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; Mahkemece verilen kararda bilirkişi raporlarının takdiri delil olduğun dan bahisle yaklaşık ispatın sağlanmadığı gerekçesi ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş ise de, alınan üç ayrı raporda da taraflar arasındaki sözleşmenin bir inançlı temlik işlemi olduğu ve müvekkilleri tarafından hisselerin iadesinin talep edilebileceği nin ortaya konduğu, ayrıca ... tarafından Mahkemece yazılan müzekkereye verilen cevapta da müvekkillerinin hisse sahibi olduklarının bildirildiği, söz konusu delillerin yaklaşık ispatın ötesinde bir ispat sağladığı, Mahkemece bütün tedbir taleplerinin aynı gerekçelerle ve deliller değerlendirilmeksizin reddedildiği, Mahkemenin ara kararının gerekçesiz olduğu, hangi delillerin ne gerekçe ile yetersiz görüldüğünün açıklanmadığı, hem asıl hem de birleşen davada taraflar arasındaki husumetin derinleşmesi sebebiyle ihtiyati tedbir kararı verilmesinin elzem olduğu, hisse rehni ve intifa hakkı sözleşmesindeki devir sınırlamasının Mahkemece tedbir kararı verilme sine engel teşkil etmediği, davalının sözleşmedeki onay şartına riayet etmeyeceğinin açık olduğu, müvekkillerinin haklarının güvence altına alınması gerektiğine ilişkindir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, inançlı temlik sözleşmesi ile davalı tarafa devredilen şirket hisselerinin iadesi ve hisselerden doğan kar payının tahsili talebi ile açılan davada, davalı adına kayıtlı hisselerin üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir. Davacılar tarafından daha önce üç kez aynı hususta ihtiyati tedbir talep edilmiş, Mahkemece sonuncusu 23/09/2025 tarihli ara karar olmak üzere tüm ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiş, Mahkemenin son 23/09/2025 tarihli ara kararına karşı davacılar vekilince yapılan istinaf başvurusunun incelenmesi neticesinde Dairemizin 2925/1948 Esas ve 2025/1841 Karar sayılı kararı ile, İlk derece mahkemesinin kararı yerinde görülerek istinaf başvurusu nun esastan reddine karar verilmiş, birleşen davada davacılar vekilince bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesi ile, dosyaya celp edilen bilirkişi raporları ve ... müzekkere cevabı kapsamında yeniden ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiş, Mahkemece yukarı da açıklanan gerekçe ile talebin reddine karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.6100 Sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrasında; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmü düzenlenmiştir. Buna göre şartların mevcut olması durumunda ancak uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. 6100 Sayılı HMK'nın 390/3. maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemi ne ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut olayda; davacılar tarafından İnançlı Temlik Sözleşmesi kapsamında davalıya şirket hisseleri nin devredildiği ve davalının söz konusu sözleşmeye aykırı davranması sebebiyle sözleşmenin feshedildiği iddiasıyla davalı adına kayıtlı olup kendilerine ait olan hisselerin iadesinin talep edildiği, davalı tarafından inançlı temlik sözleşmesinin geçerlilik şartlarını taşımadığı, davacılar ve kendisine ait tüm şirket hisselerinin tasarruf hakkının, Hisse Rehni ve İntifa Hakkı Sözleşmesi kapsamında bankalardan kullanılan krediler karşılığında bankalara devredildiğinin savunulduğu, söz konusu sözleşmelerin dosyaya ibraz edil -diği, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için davanın esası hakkında yaklaşık ispatın sağlanması gerektiği, davacıların, davalının devral dığı hisselerden doğan hakları kullandırmadığı, sözleşmeye aykırı davrandığı, hisselerin taraflarına iadesinin gerektiğine dair iddia -larının ara karar tarihi itibariyle yargılamaya muhtaç olduğu, Mahkemece de ara kararda açıklandığı üzere, bilirkişi raporunun takdiri bir delil olduğu ve diğer delillerle birlikte değerlendirileceği, kaldı ki her iki taraf vekillerinin bilirkişi raporlarına itirazları ve bilirkişiler arasında görüş ayrılıkları olması sebebiyle Mahkemece yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verildiği, bu itibarla Mah -kemenin, davacıların ihtiyati tedbir talebinin reddine dair son ara kararından sonra dosyaya eklenen deliller ile de yaklaşık ispatın sağlanmadığı, ayrıca Hisse Rehni Ve İntifa Hakkı Sözleşmesinde yer alan; hisselerin rehin alan ve intifa sahibinin yazılı ön izni ol- maksızın üçüncü kişilere devredilemeyeceğine dair düzenleme karşısında, mevcut durumda meydana gelecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin güçleşeceği veya tamamen imkansız hale geleceğine yönelik kanaatin oluşmadığı, Mahkemece şartları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinin isabetli olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 16/04/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.