T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:23/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:08/12/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:23/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:23/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:08/12/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:23/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında ticari alım satımdan kaynaklanan 22.11.2017 tanzim 10.09.2018 vade tarihli, 13.000,00 TL bedelli bono sebebiyle Kumluca İcra Dairesi' nin ... Esas sayılı dosyası ile müvekkil aleyhine icra takibi başlatıldığını, senet tanziminden sonra müvekkilinin senet borcunu kısmi ödemelerle ödediğini, müvekkilin kendi borçluları tarafından da müvekkil adına davalıya ödemeler yapıldığını beyanla haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkil aleyhine başlatılan takibin kısmi iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, davacının 23/07/2020 tarihinde borcu ve icra takibini kabul ettiğini, itirazının olmadığını beyanla ödeme taahhüdünde bulunduğunu, davacının ödeme taahhüdünü zamanında yerine getirmediği için hakkında Kumluca 1. İcra Ceza Mahk. ... E sayılı dosyasında taahhüdü ihlalden şikayette bulunduklarını ve davacının tazyik hapsi ile cezalandırıldığını, cezanın kesinleştiğini, davacının borcun ödendiğine dair sunduğu belgelerin takibe konu bono borcuna ilişkin olup olmadığının belli olmadığını, sunulan belgelerde takibe konu bono ile ilgili bir ibare bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...İspat yükü halen davacı üzerinde olup, makbuzlar irdelendiğinde, ödeme ve kalan tutarların senetle örtüşmediği, bir kısım makbuzlarda davalı ( ...) imzası dahi bulunmadığı, kalan tutarların sunulan belgelerde bütün halde bulunmadığı, senede atıf da bulunmadığı, tarafların arasında sürekli ticaret ilişkisi bulunup 2018 sezonu borcuna ilişkin ödemeler yapıldığı, eldeki senedin tanzim tarihi ve sunulan 18.10.2018 tarihli makbuzda 2017 borcuna mahsuben senet alındığı, bakiye 3000 TL borç kaldığı, 2018 den 3370 TL borç kaldığı kayıt altına alınmıştır. Davacının 2017 yılı borcu dururken 2018 yılındaki borçlara mahsup ödemeler yaptığı, bu nedenle ödemelerin vadesi gelmiş senede mahsuben yapıldığı karinesinin eldeki olaya uygulanmasının mümkün olmadığı kabul edilmiştir. Kaldı ki ödemelerden sonraki tarihte davacının imzaladığı protokol ile borcunu ikrar ettiği sabittir. Bu borcun icra tehditi altında kabul edildiği hususu da kabul edilmemiştir. Şöyle ki bizzat davacının beyanında protokol imzalatmak için avukatın tek başına geldiğinin anlatılması nedeniyle o sırada müzayaka halinde mallarına el konulmasın diye böyle bir protokol imzalanmasının hayatın olağan akışıyla bağdaşmayacağı, avukatın tek başına geldiği durumda mal haczi yapamayacağının açık olduğu değerlendirilmiştir. Bu husus davacının iddiası olup gerçek bundan farklı olsa da davacı bu beyanıyla bağlıdır. Zira olayı bu şekilde algılamış, müzayaka halinde kalmamıştır. Son olarak davacı yemin deliline dayanmış olsa da bedelsiz senedi işleme koyma suç teşkil edecek bir eylem olmakla HMK 226/1-c uyarınca davacıya yemin teklifi hakkı hatırlatılmaksızın ispat olunmayan davanın reddi"şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ödemeler yapıldığını, makbuzların sunulduğunu, senet üzerine "8.000,00 TL" yazılı ibare bulunduğunu, bu ibarenin ne anlama geldiğinin açıklanmadığını, senedin bu nedenle bono vasfını yitirdiğini, davalının ihtara rağmen defterlerini sunmadığını, yemin teklifinin suç olduğu gerekçesi ile yemin delilinin hatırlatılmamasının hatalı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, senedin bedelinin yazı ve imza ile 13.000,00 TL olduğunun senet metninde gösterilmesine, senedin üzerinde zorunlu unsurların bulunması ile senedin bono vasfında olmasına, senet metni dışında 8.000,00 TL şeklindeki yazının senedin bedelini belirsiz hale getirmemekle senedin bono vasfında olmasına, davacının sunduğu makbuzlarda senede atıf bulunmamasına, taraflar arasında başkaca ticari ilişki bulunduğunun davacının sunduğu makbuzlardaki açıklamadan da anlaşılmasına, davalının ticari defter ve kayıtlarını sunmamasının, davacı tarafından davalı defterlerine münhasıran delil olarak dayanılmamakla ibrazdan kaçınma kabul edilemeyecek olmasına, senedin takibe konu edilmiş olmasına, HMK 226/1c maddesi uyarınca yemin edecek kimseyi ceza soruşturması ile karşı karşıya bırakacak hususların yemin teklifine konu olamayacak olmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin 544.000,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi. ...