11. Hukuk Dairesi 2025/2082 E. , 2025/2778 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şi
**11. Hukuk Dairesi 2025/2082 E. , 2025/2778 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin 2000/10838, 126813, ... sayılı ve "...", "kütahya porselen inci", "inci" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin bu markalar ile karıştırılma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “şekil" unsurlu ibareyi marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kurum'a başvurduğunu, 2018/... kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın Markalar Dairesi Başkanlığınca reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından kısmen kabul edilerek başvuru kapsamından 21 inci sınıftaki bir kısım emtianın çıkarıldığını, kalan mallar yönünden ise itirazlarının reddedildiğini, oysa müvekkilinin "..." ibareli ilk marka başvurusunun 1991 yılında yapıldığını, bu tarihten itibaren anılan markanın etkin şekilde kullanıldığını, davalının bu marka dışında aynı unsurlu birçok marka başvurularının olduğunu, dilekçelerde yer verilen davalının marka başvurularının dahi kötüniyetinin ispatı niteliğinde bulunduğunu, müvekkili ile davalı firma arasında mevcut davalar sürmekte iken, davalı firmanın işbu dava konusu marka başvurusunu gerçekleştirmesinin de davalının kötüniyetini gösterdiğini, davalı şirket aleyhine ikame edilen Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/371 E. sayılı dosyasında mahkemece bilirkişi raporu alındığını ve raporda hükümsüzlüğü talep edilen davalı şirket markalarının hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu yönünde kanaat bildirildiğini, tescil müracaatına konu edilen markanın 29 seneyi aşkın süredir tescilli markası olduğunu, markalar arasında iltibas doğacağını, müvekkilinin “inci” ibaresini porselen yemek takımlarında ve “...” ibareli markasını da çatal-bıçak takımları üzerinde senelerdir kullandığını, hem müvekkiline ait mağazalarda hem de davalıya ait mağazalarda aynı/benzer ürünlerin satıldığını, aynı tüketici kesimlerine hitap edildiğini ileri sürerek YİDK'in 2020-M-2587 sayılı kararın reddedilen kısım yönünden iptaline, dava konusu 2018/... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru kapsamında kalan mallar ile davacı markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetler arasında benzerlik olmadığını, itiraza gerekçe olarak gösterilen 2000/10838 sayılı marka yönünden başvuru sahibi tarafından 21 inci sınıfta yer alan mallar için kullanım ispatı talep edildiğini, davacının sunduğu delillerinin ise ilgili markanın işbu başvuru tarihinden önceki dönemde 21 inci sınıftaki mallar yönünden kullanımını ispatlayacak nitelikte olmadığını, başvuru ile 2000/10838 sayılı marka arasındaki karıştırılma ihtimalinin bu marka kapsamında bulunan ve kullanım ispatı talep edilmeyen 11 ve 19 uncu sınıflardaki mallar yönünden değerlendirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; YİDK tarafından verilen çelişkili karardan görüleceği üzere aslında davacı şirketin markalarının, müvekkili şirketin işbu dava konusu markasının başvuru tarihinden önceki dönemde 21 inci sınıftaki mallar yönünden kullanıldığının ispat edilemediğini, buna rağmen 11 ve 19 uncu sınıftaki mallarla ilişkilendirilecek türde benzer mallardan olduğu ve bu mallar yönünden markalar arasında karıştırılma ihtimalinin olduğunun kararda kabul edildiğini, asıl kötüniyetli olan tarafın bizzat davacı olduğunu, davacı tarafından redde mesnet olarak gösterilen markalar ile müvekkili başvurusunun birbirlerinden tamamen farklı bulunduğunu, inci istiridye şeklinin herkesçe bilinen bir deniz ürünü olduğu göz önüne alındığında bu şeklin tek bir kişinin tekeline verilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvurunun, içinde inci bulunan bir istiridye şeklinden oluştuğu, başvuruda başkaca bir unsura yer verilmediği, davacının 2000/10838 sayılı markasının, Türkçe'de inci anlamına "..." ibaresi ile yine içinde inci bulunan bir istiridye şeklinden meydana geldiği, bunun dışında, davacının 126813 tescil numaralı markasının, üstte kendine özgü yazı karakteri ile "Kütahya proselen" ibaresi, bu ibarenin altında tabak şekli ile yanında "inci" ve "düz tabak" ibarelerinden, ... tescil numaralı markasının ise beyaz zemin üzerine iki ayrı satıra gelecek şekilde siyah tonlarda "inci" ve "porselen" ibarelerinden oluştuğu, görüldüğü üzere, davacının 126813 ve ... tescil numaraları markaları kelime markaları olup başvuruda yer alan şekil unsuru ile benzer bir şekil bu markalarda yer almadığından bu markalar yönünden taraf markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı, davacının 2000/10838 sayılı markasında ise başvuruda olduğu gibi içinde inci bulunan bir istiridye şekli bulunduğu, ancak, taraf markalarında bulunan şekil unsurlarının birbirinden çok farklı olması, şekil unsurlarının konumlandırması ve tertip tarzlarının farklı bulunması, her iki şeklin farklı renkleri içermesi, tarafların markalarında bulunan çizim şekillerinin birbirinden tamamen farklı olması, içinde inci bulunan istiridye şeklinin ayırt ediciliğinin zayıf bulunması ve bu şeklin davacının tekeline bırakılmasının mümkün olmaması, bu itibarla markalar arasında, markaların biçim, renk ve düzenleme tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmaması, ortalama tüketicilerin davalı şirketin başvurusuna konu işareti davacının itirazına mesnet marka ile ilişkilendirme ihtimallerinin olmaması gözetildiğinde, bu marka yönünden bir tescil engelinin bulunmadığı kanaatine varıldığı, nitekim aynı taraflar arasında, işbu davaya konu şeklin aynen yer aldığı marka başvurusunun, yine bu davada dayanılan markalara dayalı olarak reddine dair YİDK kararının iptali istemli davada, yukarıda açıklanan aynı nedenlerle, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine dair kararının kaldırılarak Dairelerince davanın kabulüne dair tesis edilen kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20.11.2023 tarih ve 2022/2953 E., 2023/6660 K. sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, görüldüğü üzere Dairelerinin somut uyuşmazlıktaki kararında yer alan tüm bu gerekçelerin, aynı taraflar arasındaki aynı nitelikteki bir başka uyuşmazlıkta, Yargıtay 11. Hukuk Dairesince de benimsendiği, bu durumda aynı şekli içeren markaya ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararına rağmen işbu dosyada markalar arasında karıştırılma tehlikesi bulunduğunun kabulünün, Anayasa Mahkemesi kararları ile de güvence altına alınan belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırılık teşkil edeceği, bu sebeple önceki kararda direnilmesine ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmasına karar verildiği gerekçesiyle Dairenin 01.06.2023 tarihli, 2021/873 E. ve 2023/772 K. sayılı kararında direnilmesine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. IV. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/5 hükmü gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede; yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararında bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre davacının bütün temyiz itirazları yerinde değildir. V.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 ve 373/5 hükümleri uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 24.04.2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.