İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/04/2026 Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; davalının davacı şirketten mal satın aldığını,davacı şirket tarafından düzenlenen fatura bedellerinin ödenmediğini, bunun üzerine davalı aleyhine İstanbul Anadolu 13. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/722 KARAR NO : 2026/709 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 14/01/2021 NUMARASI : 2018/121 Esas - 2021/54 Karar DAVA: İtirazın İptali DAVA TARİHİ: 30/01/2018 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/04/2026 Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; davalının davacı şirketten mal satın aldığını,davacı şirket tarafından düzenlenen fatura bedellerinin ödenmediğini, bunun üzerine davalı aleyhine İstanbul Anadolu 13. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ederek durdurduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı; davacının ileri sürdüğü ekli belgelerin gerçekliğinin sorgulanması gerektiğini, davacının Ankara 9. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/614 esas sayılı dosyasında sahte senet düzenlediğini, yine Ankara İcra Dairesinde düzmece evraklar ile takip başlattığını, davacının sahte ve düzemece belgeler ürettiğini, davacının sunduğu belgelerin gerçekliğinin araştırılması gerektiğini, davacı tarafından 12.02.2013 tarihli 12.381,45-TL tutarlı faturaya dayalı olarak Ankara 17. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, borca itirazı üzerine takibin durduğunu, davacı tarafından itirazın iptali davası açılmadığını, bu fatura dışındaki fatura bedellerinin davacıya ödendiğini, 12.02.2013 tarihli 12.381,45-TL tutarlı faturanın ise kendisine iş yerinde imzalatıldığını, kargo ile gönderileceği belirtilen ürünlerin ise gönderilmediğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacı tarafça 5 adet fatura alacağına dayalı takip başlatıldığı, 3 adet fatura ve irsaliyede teslim alan imzasının mevcut olduğu, diğer 2 faturada ise imza bulunmadığı, imzalı fatura ve irsaliyedeki mal ve hizmetin sunulduğu, bu kısmın takipteki asıl alacak miktarından fazla olduğu, imza olmayan irsaliyeler yönünden de davalının dosyaya sunduğu dilekçelerde, mal ve hizmetin sunulduğunu ikrar ettiği, davalı tarafından bir kısım ödeme belgeleri sunulmuş ise de, bu ödemelerin dava konusu faturalara istinaden yapılmadığı ve ödemelerin fatura tarihinden çok önceye ait olduğu, ödemelerin bu faturalar için yapılmış olması kabul edilse dahi, toplam alacaktan bu ödemelerin düşülmesi halinde de takipteki asıl alacak miktarını kapsayacak kadar alacağın yine de mevcut olduğu, takipten önce davalının temerrüde düşürüldüğü ispat edilemediğinden işlemiş faiz alacağı talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 14.143-TL asıl alacak yönünden devamına, fazla talebin reddine, %20 oranda hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili; mahkemece delillerinin toplanmadığını, bu kapsamda taleplerine rağmen davacının hesap hareketlerinin getirtilmediğini, mahkemece makbuz ve bankamatik gönderi evrakları savunmanın genişletilmesi gerekçesiyle dikkate alınmamış ise de, ödemeye ilişkin makbuz ve dekontların yargılamanın her safhasında ileri sürülebileceğini, yine taleplerine rağmen davaya konu faturaların irsaliyelerinin ibraz edilmediğini, taraflar arasında cari hesap mutabakatı yapılmadığını, müvekkiline ait ticari defter ve kayıtların inceleme tarihinde temin edilemediğini, kısa bir süre içerisinde temin edileceği beyan edilmiş ise de bu hususun mahkemece dikkate alınmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, fatura alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Kural olarak fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti davacı satıcıya ait olup, yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Dolayısıyla davacı, fatura konusu mal veya hizmetin davalıya teslim edildiğini kanıtlamak zorundadır. Davacı bu iddiasını, uyuşmazlığın miktarına göre yazılı delillerle kanıtlamalıdır. Somut olayda; davacı tarafından davalı aleyhine 24.12.2012 tarihli 1.989,62-TL bedelli, 22.12.2012 tarihli 2.398,93-TL bedelli, 07.12.2012 tarihli 226,80-TL bedelli, 12.02.2013 tarihli 12.381,45-TL bedelli ve 16.02.2013 tarihli 217-TL bedelli faturalara dayalı olarak ilamsız takip başlatılmıştır.Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde; davalının ticari defterlerini inceleme için ibraz etmediği, davacının ticari defterlerine göre ise davalıya hitaben 2012 yılında 5 adet toplam 11.589,17-TL tutarında ve 2013 yılında 2 adet toplam 12.598,45-TL tutarında fatura düzenlendiği, davalının 2.070-TL ödemesinin mahsubu sonucunda davacının davalıdan 22.117,62-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafından 12.02.2013 tarihli 12.381,45-TL tutarlı faturaya dayalı olarak 6.110-TL alacak için daha önce Ankara 17. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında takip başlatılmış ise de, davacı tarafça işbu dava konusu takip tarihinde söz konusu takipten feragat edilmekle mükerrer takipten söz edilemeyecektir.Davacı tarafça icra takibinde 07.12.2012 tarihli 226,80-TL bedelli, 22.12.2012 tarihli 2.398,93-TL bedelli, 24.12.2012 tarihli 1.989,62-TL bedelli, 12.02.2013 tarihli 12.381,45-TL bedelli ve 16.02.2013 tarihli 217-TL bedelli faturalara dayanılmıştır. Söz konusu faturalardan 22.12.2012 tarihli 2.398,93-TL bedelli ve 12.02.2013 tarihli 12.381,45-TL bedelli faturalarda teslim alan imzası bulunmakta olup, bu faturalar konusu malların davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekmektedir. Davalının 30.03.2018 havale tarihli cevap dilekçesinde ise davacının 12.02.2013 tarihli faturası dışındaki faturalarına konu ürünlerin kargo ile kendisine gönderildiği belirtilerek, bu faturalar konusu malların teslim edildiği kabul edilmiştir. Bu halde takip dayanağı tüm faturalar konusu malların davalıya teslim edildiği kanıtlanmış olup, fatura bedellerinin ödendiğini ispat yükü, bunu ileri süren davalı üzerindedir. Bu kapsamda davalı tarafından 22.12.2012 tarihli 1.100-TL ödemeyi gösterir tahsilat makbuzu sunulmuş olup, bu ödemenin borçtan mahsubu gerekmektedir. Davalının sunduğu 02.04.2012 ve 22.03.2012 tarihli bankamatik makbuzlarında ise paranın yatırıldığı hesap numarası ve hesap sahibi bilgileri bulunmadığından, bu ödemelerin borca karşılık yapıldığı kanıtlanamamıştır.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde 2.070-TL ödemenin mahsubu halinde dahi davacının faturaları toplamından bu tutarın düşülmesi sonucunda davacı talebinden fazla alacaklı konumdadır. Bu nedenle mahkemece takip konusu asıl alacağa hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 966,11-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 181-TL harcın mahsubu ile bakiye 785,11-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin kendisi üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 51-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/04/2026