T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/137 KARAR NO : 2026/182 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 04/12/2025 tarihli ara karar NUMARASI : 2025/1117 Esas (Derdest) DAVA: Menfi tespit (Ticari satımdan kaynaklı) Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ara kararda yazılı nedenlerle davacı v…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/137 KARAR NO : 2026/182 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 04/12/2025 tarihli ara karar NUMARASI : 2025/1117 Esas (Derdest) DAVA: Menfi tespit (Ticari satımdan kaynaklı) Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ara kararda yazılı nedenlerle davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında kurulan hırdavat malzemesi satışına ilişkin ticari ilişki kapsamında müvekkilinin dava konusu edilen 2 çek ile birlikte dava konusu olmayan toplam 1.150.000 TL tutarındaki 2 çek daha keşide ettiğini, davalı şirketin çekleri muhafazası altına aldığını, ancak ticari ilişkinin konusu olan hırdavat malzemelerini, müvekkili şirkete teslim etmediğini, söz konusu çeklerden 750.000,00 TL. Ve 400.000,00 TL. bedelli çekleri hiçbir borçları olmadıkları halde haciz ve baskı altında ödemek zorunda kaldıklarını, 30.11.2025 tarihli 400.00,00 TL. bedelli çek ile 26.12.2025 tarihli 550.000,00 TL bedelli çeklerin tahsili için bankaya ibraz edilmesinin söz konusu olduğunu belirterek, öncelikle bu çeklerin ödenmemesine ilişkin tedbir kararı verilmesini, bu konuda bankaya yazı yazılmasını ve çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği 04.12.2025 tarihli ara kararla; "...Yapılan genel açıklamalar ve bahse konu yasa maddeleri ile bir bütün halinde değerlendirildiğinde davacı tarafça ibraz edilen delillerin taraflar arasında kurulan sözleşmenin niteliğinde dikkate alındığında ihtiyati tedbir kararı verilmesine yeterli olmadığı, TBK m.207/II hükmü kapsamında aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça satıcı ve alıcının borçlarını aynı anda eda etmek zorunda olduğu, kambiyo senedi olan çekin bir ödeme vasıtası olduğu dolayısıyla bir borcun tediyesine ilişkin olarak düzenlendiği, davacı tarafça her ne kadar mal teslimi yapılmadığı belirtilerek çeklere dayalı olarak borç olunmadığını iddia etse de bu hususu yaklaşık olarak da olsa ispat eder bir delil sunmadığı gibi bunun ancak tarafların ticari defter ve kayıtları, BA-BS formları vs. incelendikten sonra değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından yaklaşık ispatın sağlanamadığı... " gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İİK'nın 72. maddesinde ihtiyati tedbir hususunda özel düzenleme bulunmasına ve özel düzenlemenin öncelikle uygulanması zorunlu olmasına rağmen, ihtiyati tedbir konusunda genel hüküm olan HMK'nın 389. maddesi gerekçe gösterilerek ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı ve gerekçesiz olduğunu, özel düzenleme varsa özel düzenlemenin uygunlanmasının zorunlu olduğunu, genel düzenlemenin uygulanamayacağına dair yasal düzenlemelere aykırı karar verildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Talep, İİK'nın 72/2. maddesi gereğince ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından, davacı şirketin ...Bankası AŞ ... Şubesindeki çek hesabından, karşı taraf emrine 31.10.2025 tarihli 750.000,00-TL tutarlı, 13.11.2025 tarihli 400.000,00-TL, 30.11.2025 tarihli 400.000,00-TL, 26.12.2025 tarihli 550.000,00-TL. tutarlı çekler keşide ettiği, başkaca bilgi ve belgelerin dava dilekçesine ekli olmadığı anlaşılmıştır. İİK'nın 72/2 fıkrasında; icra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkemenin talep üzerine alacağın %15'den az olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebileceği düzenlenmiştir. Anılan hükmün, HMK'nın 389 vd. maddeleriyle birlikte uygulanması gerekir. HMK'nın 389/1.maddesi ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. '' hükmünü, 390/3 maddesi "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' hükmünü, 391/1.maddesi ise ''Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir." hükmünü içermektedir. Somut olayda, talep eden tarafça ticari satım ilişkisi kapsamında avans olarak verildiği iddia edilen çekler karşılığı malların teslim edilmediği iddia edilmiştir. Çek, bilindiği üzere, temel ilişkiden mücerret bir kambiyo ilişkisini ifade etmektedir. Ayrıca çekin satım ilişkisi kapsamında mevcut bir borcun ifası amacıyla verildiğine dair karinenin aksinin davacı tarafça ispatı gerekir. Dilekçeye ekli bilgi ve belgelerden, HMK'nın 390/3. hükmü gereğince, talep eden tarafın kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmiş olduğunun kabulü mümkün görülmemektedir. Diğer taraftan, İİK'nın 72/2.fıkrası gereğince takip öncesi icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilebilir ise de talep eden vekilince üçüncü kişileri de kapsayacak şekilde ödeme yasağı talep edilmiştir. Üçüncü kişilerin haklarının ihlali sonucunu doğuracak şekilde ödeme yasağı kararı verilemeyeceği açıktır. Kaldı ki mevcut deliller, yaklaşık ispat bakımından yeterli değildir. Kararın gerekçeli olduğu tespit edilmiş olup talep eden vekilinin ara kararın gerekçesiz olduğuna ilişkin istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b1 ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına, 3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 05.02.2026 KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.f ve 391/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.