T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1245 Esas KARAR NO: 2026/213 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2021/379 Esas - 2022/740 Karar TARİH: 08/11/2022 DAVA :İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) KARAR TARİHİ:05/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kan…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1245 Esas KARAR NO: 2026/213 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2021/379 Esas - 2022/740 Karar TARİH: 08/11/2022 DAVA :İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) KARAR TARİHİ:05/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketi ile dava dışı .... Şti. arasında ... numaralı nakliyat abonman sigorta poliçesi bulunduğunu, sigortalı tarafından, dava dışı .... Şti.'den çilek satın aldığını; bu çileklerin nakliyeci davalı ... tarafından tahsis edilen ... plakalı araç ile dava dışı ... idaresinde taşındığı sırada 07.06.2018 tarihinde Bursa Otoyolunda Mudanya istikametinden gelip İstanbul istikametine seyrederken km 3'e geldiğinde ön sağ lastiğin patlamasıyla şoförün direksiyon hakimiyetini kaybederek gidişine göre yolun sağından çıkarak yol dışındaki Trafik Bilgi Levhasına aracın kasa kısmı ile çarptığını, çarpmanın etkisiyle kasada yüklü çilek kasalarının yola döküldüğünü, araç 70 metre giderek demir bariyerleri parçalayarak durması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini; kazada aracın tamamen hasar gördüğünü, araçta yüklü olarak bulunan dolu çilek kasalarının etrafa dökülerek telef olduğunu, trafik bilgi levhası ve 30 metre demir bariyerin hasar gördüğünü, müvekkili tarafından sigortalısına 05.07.2018 tarihinde 46.501,50 TL ödeme yapılarak hasar bedeli ödendiğini, dosyaya sunmuş oldukları ekspertiz raporunda da yer aldığı üzere hasarlı ürün bedelinin (12,100 kilogram x 3.50 TL / kg ) 42,350.00 TL, hasarlı palet bedelinin (14 palet x 20 TL / palet) 280.00 TL, hasarlı kasa bedeli (2.670 adet x 1.45 TL / adet) 3,871.50 TL olmak üzere toplam hasar tutarının KDV hariç 46,501.50 TL olduğunu, nakliye işlemlerini gerçekleştiren davalı ...'ün meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu, müvekkili sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin davalıdan tahsili için başlatılan takibe davalının haksız itirazları nedeniyle takibin durduğunu, sigortalıdan alınan 03.07.2018 tarihli ibraname ile sigortalı .... Şti.'nin “…ayrıca bu olaydan doğan rücu ve dava haklarımı adı geçen Şirkete devrettiğimi beyan ederim” ifadesi ile alacağını müvekkili sigorta şirketine "temlik" ettiğini, bu sebeple müvekkili sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin davalıdan tahsili gerektiğini, alacağın miktarının belli olduğunu, davalıya gönderilen 10.06.2020 tarihli ihtarname ile davalı yanın temerrüde düşürüldüğünü, davalının haksız itirazı nedeniyle %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, davalının icra takibine haksız itirazlarının iptaline ve davalının %20 oranında icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına, hükmedilecek tazminata en yüksek ticari faizin yürütülmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin pasif husumetinin bulunmadığını, davacı sigortalısının dava dışı ... Şirketi'nden satın aldığı çileklerin davalı tarafından taşındığı iddia ediyor ise de; söz konusu taşıma işini davalının yaptığını ispata dair herhangi bir taşıma senedi, belge, evrak sunamadığını, Türk Ticaret Kanunu' nun "Taşıma Senedinin İspat Gücü" başlıklı 858. maddesi "İki tarafça imzalanan taşıma senedi, taşıma sözleşmesinin yapıldığına, içeriğine ve eşyanın taşıyıcı tarafından teslim alındığına kanıt oluşturur. " hükmünü içerdiğini, bu hüküm uyarınca davalıya husumet yöneltilebilmesi için en azından karine vasfına sahip taşıma senedinin ibrazı gerektiğini, müvekkili tarafından taşıma hizmeti verilmemiş olması nedeniyle davacının bu durumu ispata yarar bir belge sunamadığını, hakdüşürücü sürelerde ihbarda bulunulup bulunulmadığının araştırılması gerektiğini, davacı sigorta şirketi taşımanın müvekkili tarafından yapıldığını ispat ettiği takdirde bu kez usulüne uygun ayıp , zıyaı bildiriminde bulunulup bulunulmadığının incelenmesi gerektiğini, TTK' nın 889/1 fıkrasının " Eşyanın zıyaı veya hasara uğramış olduğu açıkça görülüyorsa, gönderen veya gönderilen en geç teslim anına kadar zıyaı veya hasarı bildirmezlerse, eşyanın sözleşmeye uygun olarak teslim edildiği varsayılır. Bildirimde, zararın gerekli açıklıkla belirtilmesi ve nitelendirilmesi şarttır." hükmünü içerdiğini, açıkça görülmeyen hallerde ise ihbar süresinin 7 gün olduğunu, çileklerin zayi olduğu iddia edildiğine göre ayıbın açıkça görülmemesinin mümkün olmadığını, yine aynı maddenin 4.fıkrası uyarınca da bildirimin yazılı olarak yapılmasının gerektiğini, yasal hak düşürücü sürede ihbarda bulunulmamış olunması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacı taraf bu davayı halefiyet hükümlerine dayalı değil, alacağı temlik alması nedeniyle ikame ettiğini ileri sürmüş ise de, sigortalısının alacağını temlik ettiğine dair herhangi bir yazılı imzalı beyan sunmadığını, TTK'nun 855. maddesinin; "(1) Bu Kitap hükümlerine tabi taşımalarda, yolcunun bir kaza sonucu ölmesi veya bedensel bütünlüğü zedeleyen bir zarara uğraması hâlinde istem hakları on yılda; diğer zararlarda ise bir yılda zamanaşımına uğrar. (2) Bu süre, eşya taşımasında, eşyanın gönderilene teslimi; yolcu taşımasında, yolcunun varma yerine ulaşma tarihinden başlar. Eşya tamamen zayi olmuş veya yolcu gideceği yere ulaşamamış ise, zamanaşımı süresi, eşyanın teslimi ve yolcunun ulaşması gereken tarihten itibaren işlemeye başlar." hükmünü havi olduğunu, dolayısıyla 07/06/2018 tarihinde meydana gelen kazanın üzerinden neredeyse 2 yıl geçtikten sonra müvekkili aleyhine hem takip başlatıldığını hem de itirazın iptali davası açıldığını, davacının iddia ettiği alacağının zamanaşımına uğraması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacı ile sigortalısı arasında geçerli bir sigorta poliçesinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, sigorta şirketinin ödemeyi sigorta poliçesindeki teminatlar gereği yapmış olması gerektiğini, davacının hasarı ve zararı ispat etmesi gerektiğini, dava dilekçesinde davacı taraf iddialarını destekler hiçbir somut delil sunulmadığını, davacı tarafından gönderinin hasarlı olarak teslim edilmiş olduğuna ilişkin herhangi somut delil sunulmadığını, TTK'nun 862 ve 863 maddeleri uyarınca emtiaların göndericisi tarafından taşımaya uygun ambalajlanmış ve yüklenmiş olduğunun ispatı gerektiğini, müvekkil tarafından taşındığı iddia edilen emtianın (çilek) taşımaya uygun bir şekilde zıya, hasardan koruyacak taşımaya uygun bir şekilde ambalajlanması ve işaretlenmesinin, taşıyıcı vasıtasına istiflenmesinin yerleştirilmesinin, zarar gelmeyecek şekilde sabitlemesinin göndericinin yükümlülüğünde olduğunu, davacının emtiaların gönderici tarafından düzgün bir şekilde ambalajlandığını, korunduğunu, yüklendiğini, sabitlendiğini ispat etmekle yükümlü olduğunu, aksi halde müvekkilin taşımayı gerçekleştirdiği anlamına gelmemek kaydıyla hiç bir sorumluluğu olmayacağını, taşımanın yapıldığını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı anlatımlarına göre dahi TTK'nun 876 ve 878 maddeleri uyarınca davalının sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin iddia edilen kazada sürücü olmadığını, kaza tespit tutanağından anlaşıldığı üzere hiç bir kural ihlalinin olmadığını, zarar ile müvekkilinin herhangi bir eylemi arasında illiyet bulunmadığını, b,r an için müvekkilinin sorumlu olduğu kabul edilse dahi, TTK'nun 882 maddesi uyarınca sorumluluğun sınırlı olduğunu ileri sürerek, zaman aşımı, hak düşürücü süre ve esasa ilişkin itirazların kabulü ile davanın reddine, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ile vekâlet ücretlerinin davacı yana yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 08/11/2022 tarih ve 2021/379 Esas - 2022/740 Karar sayılı kararında; "Tüm dosya kapsamına göre ; davanın, nakliyat abonman sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminata ilişkin icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki ihtilafın davalının rücuen tazminat istemine konu edilen taşıma işinde taşıyıcı olup olmadığı, davalının tazmin yönünden sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı, davalı ile dava dışı sigortalı şirket arasında düzenlenen herhangi bir taşıma senedi olmadığı,TTK'nın 856/2. Maddesinde taşıma senedi düzenlenmemiş olsa bile, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradeleri ile taşıma sözleşmesinin kurulacağının, eşyanın taşıyıcıya tesliminin ise taşıma sözleşmesinin varlığına karine teşkil edeceğinin düzenlendiği ancak davalının taşıyıcı sıfatıyla taşımaya konu emtiayı teslim aldığına ilişkin davalıyı bağlayacak herhangi bir belgenin, bu yönde ortak bir irade beyanının mevcut olmadığı, taşıtan tarafa düzenlenmiş herhangi bir faturanın da bulunmadığı,zarar gördüğü iddia edilen çileklerin dava dışı sigortalı şirkete ait olup olmadığına, yükleme yapılıp yapılmadığına ilişkin dosyada somut delil bulunmadığı, davalı ile dava dışı sigortalı şirket arasında taşıma sözleşmesi kurulduğunun ispat edilemediği anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketi ile dava dışı .... Şti. arasında ... numaralı nakliyat abonman sigorta poliçesi bulunduğunu, sigortalı tarafından, dava dışı .... Şti.'den çilek satın aldığını; bu çileklerin nakliyeci davalı ... tarafından tahsis edilen ... plakalı araç ile dava dışı ... idaresinde taşındığı sırada 07.06.2018 tarihinde Bursa Otoyolunda Mudanya istikametinden gelip İstanbul istikametine seyrederken km 3'e geldiğinde ön sağ lastiğin patlamasıyla şoförün direksiyon hakimiyetini kaybederek gidişine göre yolun sağından çıkarak yol dışındaki Trafik Bilgi Levhasına aracın kasa kısmı ile çarptığını, çarpmanın etkisiyle kasada yüklü çilek kasalarının yola döküldüğünü, araç 70 metre giderek demir bariyerleri parçalayarak durması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini; kazada aracın tamamen hasar gördüğünü, araçta yüklü olarak bulunan dolu çilek kasalarının etrafa dökülerek telef olduğunu, trafik bilgi levhası ve 30 metre demir bariyerin hasar gördüğünü, müvekkili tarafından sigortalısına 05.07.2018 tarihinde 46.501,50 TL ödeme yapılarak hasar bedeli ödendiğini, dosyaya sunmuş oldukları ekspertiz raporunda da yer aldığı üzere hasarlı ürün bedelinin (12,100 kilogram x 3.50 TL / kg ) 42,350.00 TL, hasarlı palet bedelinin (14 palet x 20 TL / palet) 280.00 TL, hasarlı kasa bedeli (2.670 adet x 1.45 TL / adet) 3,871.50 TL olmak üzere toplam hasar tutarının KDV hariç 46,501.50 TL olduğunu, Yargılamaya konu olan olayda nakliye işlemlerini gerçekleştiren davalı ...'ün meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Zıya veya hasar ile gecikmeden doğan zarardan sorumluluk" başlıklı 875. maddesinin; "Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. " hükmünü içerdiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "b) Araç arızası ve kiraya verenin kusuru" başlıklı 877. maddesinin "(1) Taşıyıcı, taşıma aracındaki arızaya, taşıtı kiraladığı kişinin onun temsilcilerinin veya çalışanlarının kusuruna dayanarak sorumluluktan kurtulamaz." hükmünü içerdiğini, dosyaya sundukları ekspertiz raporunda da bu hususun ifade edildiğini, Sigortalıdan alınan 03.07.2018 tarihli ibranamede sigortalı .... Şti.'nin “…Ayrıca bu olaydan doğan rücu ve dava haklarımı adı geçen şirkete devrettiğimi beyan ederim” ifadesi ile alacağını müvekkili sigorta şirketine "temlik" ettiğini, ibranamedeki bu ifade ile, hasar gören alacak ve dava haklarını devrettiğinden müvekkili şirketin zarar gören yerine geçmiş bulunduğunu ve zarar sorumlularına karşı "temlik" hükümleri gereği müracaat hakkı bulunduğunu, konuya ilişkin özel dairenin istikrar kazanmış kararları bulunduğunu (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2003/14412 E., 2004/8867 K. sayılı 27.09.2004 tarihli ilamı), İleri sürerek yukarıda açıklanan nedenlerle, tehir-i icra taleplerinin kabulüne, kararına istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacının sigortalısına ait çilek emtiasının yurt içi karayolu taşıması esnasında meydana gelen tek taraflı kaza sonucu zayi olması nedeniyle, sigortalıya yapılan hasar ödemesinin taşıyıcı olduğu ileri sürülen davalıdan rücuen tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davalı ile dava dışı sigortalı şirket arasında taşıma sözleşmesi kurulduğunun ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dosya içeriği belgelere göre; davacının sigortalısı tarafından dava dışı ... Şirketi'nden 07/06/2018 tarihli iki ayrı satış faturasına konu emtianın satın alındığı, satış faturalarına bağlı olarak düzenlenen aynı tarihli iki ayrı sevk irsaliyesinde teslim alan kısmında ... araç plakasının yazılı olduğu ve altında imza bulunduğu, anılan aracın 07/06/2018 tarihinde ön lastiğinin patlaması neticesinde tek taraflı trafik kazası meydana geldiği ve dosyaya mübrez hasar fotoğraflarından araçta paletler üzerinde kasalarla yüklü bulunan emtianın etrafa saçılarak zayi olduklarının görüldüğü, kaza sırasında araç şoförünün dava dışı ... olduğu, gerek kaza tespit tutanağından, gerekse Türkiye Noterler Birliği Sicil ve Tescil Hizmetleri Müdürlüğü'nün yazı cevabı kapsamından kaza tarihi itibariyle aracın davalı ...'e ait olduğu anlaşılmıştır. TTK'nun 858/1 fıkrası uyarınca iki tarafça imzalanan taşıma senedi taşıma sözleşmesinin yapıldığına, içeriğine ve eşyanın taşıyıcı tarafından teslim alındığına kanıt oluşturur. Ne varki taşıma senedi tanzimi taşıma ilişkisinin kurulması bakımından geçerlilik koşulu değildir. Nitekim TTK'nun 856/2 fıkrasında kanun koyucu taşıma senedi düzenlenmemiş olsa bile, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradeleri ile taşıma sözleşmesinin kurulacağını, eşyanın taşıyıcıya tesliminin, taşıma sözleşmesinin varlığına karine teşkil edeceğini öngörmüştür. Somut olayda davalı yan davaya cevap dilekçesinde; davacının, sigortalısı tarafından dava dışı ... Şirketi'nden den satın aldığı çileklerin taşıma işinin davalı tarafından üstlenildiği iddia etmiş ise de; taşımanın davalı tarafından gerçekleştirildiğini ispata yarar taşıma senedi veya başka bir belge sunmadığını, ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, davalıya husumet yöneltilemeyeceğini savunmuş, dava konusu çilek emtiasının ... plakalı araçta ne sebeple bulunduğuna dair bir açıklamada bulunmadığı, uzun süreli kiralama yahut çalınma gibi bir savunmanın da mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Taşıma ilişkisinin varlığını ispat yükü kural olarak bunu iddia edene, eldeki davada da davacıya ait ise de; dava konusu çilek emtiasının davalının maliki olduğu ... araç araca yüklendiği ve bu araç ile sevki sırasında yaşanan kaza sonucu hasar gördüğü sabit olup, TTK'nun 856/2 fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca artık taraflar arasında taşıma ilişkisi bulunduğuna dair yasal karine devreye girecektir. Bu durumda davalı yasal karinenin aksini, diğer ifade ile taraflar arasında taşıma ilişkisinin kurulmadığını ispatla yükümlüdür. Davalının cevap dilekçesinde ticari defter ve kayıtlar ile bilirkişi incelemesi, tanık, yemin ve sair delillere dayandığı görülmüştür. HMK'nun 31 maddesi uyarınca hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunduğu da gözetildiğinde, mahkemece davalı vekiline; davacının sigortalısına ait emtianın ne sebeple davalıya ait araçta bulunduğuna dair açıklama beyanda bulunması ve delilerini sunması için kesin süre verilmesi, mahkemece gerekli görülmesi halinde davalı asilin bu konuda isticvap edilmesi, yine gerekli görülmesi halinde davacının sigortalısı ile davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılması, buna göre davalının pasif husumet itirazının değerlendirilmesi, bu itirazın yerinde olmadığının anlaşılması halinde, yine tarafların iddia ve savunmalarına göre hasarın poliçe teminatı kapsamında olup olmadığı, ihbar süresine uyulup uyulmadığı, gerçek hasar tutarının ne olduğu, sınırlı sorumluluk koşullarının oluşup oluşmadığı, buna göre davacının takip tarihi itibariyle alacağının varlığı ve miktarı hususunda sektör bilirkişinin de aralarında bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesinden ibaret olup, ispat yükünde yanılgıya düşülerek ve eksik tahkikat ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamış, davacının istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.Sonuç itibariyle; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/11/2022 tarih ve 2021/379 Esas ve 2022/740 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminat var ise talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 05/02/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.