T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/37 - 2026/150 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/37 KARAR NO : 2026/150 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/11/2022 NUMARASI : 2021/80 E. - 2022/360 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Hakla…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/37 - 2026/150 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/37 KARAR NO : 2026/150 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/11/2022 NUMARASI : 2021/80 E. - 2022/360 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/11/2022 tarih ve 2021/80 E. - 2022/360 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı/ davacı/davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, 2010 yılından beri gayrimenkul alanında faaliyet gösteren ve tüm inşaat projelerinde "..." ibaresini yoğun olarak kullanan müvekkilinin, 2020/12694 sayılı "..." ibareli markanın tescili başvurusuna yönelik davalı şirketin "... evleri" ve "..." ibareli markalarına dayalı itirazı üzerine 37. sınıftaki "inşaat hizmetleri, inşaat araç gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetlerinin" markadan çıkarılmış olup müvekkilinin bu karara yönelik itirazının nihai olarak YİDK tarafından reddedildiği, oysa davalıya ait markanın asıl unsuru “...” ibaresinden oluşurken müvekkilinin markasının asli unsurunun “...” ibaresinden oluştuğunu, bütüncül olarak incelendiğinde markaların görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımından benzer olmadığını, tarafların müşteri portföylerinin de birbirinden farklı olduğunu, buna bağlı olarak markalar arasında karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimalinin bulunmadığını, kaldı ki 2010 yılından beri "..." markasını tescilli olarak kullanan müvekkilinin kazanılmış hakkının bulunduğunu, davalı şirket tarafından müvekkilinin "..." ibareli diğer marka başvurularına yönelik itirazlarının daha önceden reddedildiğin ileri sürerek 2021-M-323 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, inşaat sektöründe faaliyet gösteren müvekkilinin, 2011 yılından bu yana projelerinde "..." markasını kullandığını, dava konusu "..." ibareli marka başvurusunun bütünü itibariyle bıraktığı izlenim açısından "... evleri" ibareli itiraza mesnet marka ile görsel, işitsel ve kavramsal yönden iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik gösterdiğini, davaya konu markada farklılaşmayı sağlayabilecek güçte ek unsurların bulunmadığını, bununla birlikte, başvuru markasının kapsamında bulunan 37. sınıftaki "İnşaat hizmetleri, inşaat araç - gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetlerinin" kısmi redde mesnet markaların kapsamında bulunan mal/hizmetlerle aynı /aynı tür veya benzer olduğunu ve davacının daha önce tescilli markaları davaya konu markadan belirgin biçimde farklı olduğundan müktesep haktan söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davaya konu markadan çıkartılan 37. sınıf “İnşaat hizmetleri, inşaat araç - gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri” ile davalı markasında yer alan hizmetin aynı olduğu, davalı adına tescilli "... Evleri" ibareli marka ile davacının "... ... " ibareli markasında "ev" ve "..." ibarelerinin inşaat hizmetleri yönünden yapılan işi işaret ettiği, yine davaya konu markadaki "..." ibaresinin İstanbulda bir semt adı olması nedeniyle ayırt edici olmayıp markaların asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu, davacının davaya konu markasında yer alan şekil unsurunun esaslı unsura göre ön planda olmadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "... ..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, bilinçli tüketici kitlesi açısından ise tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ve idari bağ bulunduğu zannının ihtimal dahilinde olduğu, böylece çıkartılmasına karar verilen ve benzer bulunan mal ve hizmetler yönünden taraf markaları arasında iltibas bulunduğu, davacının müktesep hakka ilişkin ileri sürdüğü 2015/54153 sayılı markası dışındaki markalara karşı hükümsüzlük davası açma süresinin eldeki davanın konusunu oluşturan markanın başvurusunun yapıldığı tarihte henüz dolmadığı, 2015/54153 tescil numaralı 37. sınıfta tescilli "..." ibareli markasının marka işlem dosyası kapsamında 2020 yılında yaygın ve eylemli kullanım sonucu çekişmesiz hale geldiğini gösteren bir delil bulunmadığı ve buna bağlı olarak müktesep hak iddiasında bulunulamayacağı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, markaların tüketiciler nezdinde bıraktığı izlenimde ortak "..." ibaresi üzerinden bir değerlendirme yapılarak karar verilemeyeceğini, markaların bütün olarak bıraktıkları etki itibariyle ortalama tüketiciler tarafından karıştırılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin markasında kullanılan renkler, tasarımsal unsurlar ve ibarenin yazılış şeklinin itiraza dayanak markadan tamamen farklı olduğunu, bilirkişi tarafından yapılan tespitlerin hatalı ve kanuna uygun olmadığını, bilirkişilerin ek raporda bütüncül bir değerlendirme yapmadıklarını, müvekkilinin 2010 yılından beri "...'' ibaresini dava konusu marka ile aynı sınıfları içeren tescilli markalarında kullanması nedeniyle kazanılmış hakkının bulunduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının "... ... +şekil" ibareli marka başvurusu ile davalı şirketin "... Evleri" ibareli tescilli markası arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira "..." ibaresinin taraf markalarında ortak olarak yer aldığı, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, "..." ibaresinin inşaat hizmetleri ile olan ilişkisi ve "..." ibaresinin İstanbul'da bir semt adı niteliğiyle ayırt ediciliklerinin zayıf olup bu ibarelerin varlığının markaları birbirinden uzaklaştırmaya yeterli olmadığı, davaya konu marka kapsamından çıkarılan 37. sınıftaki inşaat hizmetleri, inşaat araç gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetlerinin davacının itiraza mesnet markasında tescilli olduğu ve davacının müktesep hak iddiasına dayanak yapmış olduğu markaların, gerek süre gerekse de kullanım itibariyle çekişmesiz olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.