(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2016/14886 E. , 2016/20728 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : İşe iade YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1- Davacının temyizi yönünden; 6100 Sayılı HMK'nun geçici 3.madde 1. fıkrasına göre; “Bölge Adliye Mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derec
**(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2016/14886 E. , 2016/20728 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : İşe iade YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1- Davacının temyizi yönünden; 6100 Sayılı HMK'nun geçici 3.madde 1. fıkrasına göre; “Bölge Adliye Mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2'nci maddesi uyarınca Resmi Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2.fıkrasına göre; Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla değişiklikten önceki 427 ilâ 454'üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5.maddesine göre iş mahkemesinden verilen kararlar tefhim ve tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içinde temyiz olunabilir. Bu süre içinde temyiz dilekçesinin hakime havale edildikten sonra temyiz defterine kaydının yaptırılması ve harcının yatırılması gerekir. Temyiz süresi içinde temyiz dilekçesi ve temyiz defterine kaydedilmiş, ancak harç yatırılmamış ise, harç ve temyiz giderlerinin yatırılması için ilgili tarafa HUMK'nun 434/3.maddesi gereği 7 günlük kesin süre verilmesi gerekir. 8 günlük süre içinde temyiz edilmeyen (HUMK'nun 432/4), temyiz defterine kaydı yapılmayan (HUMK'nun 434/3) kararlar kesinleşmiş olur. Öte yandan, HGK’nun 21.01.2015 tarih, 2014/9-1438 Esas ve 2015/580 Karar sayılı kararı gereği iş mahkemelerinde temyiz süresinin işlemeye başlatılmasında, hükmün tefhimi HMK'nun 294. maddesindeki unsurları içerir biçimde yapılmış ise tefhim; yapılmamış ise tebliğ tarihi esas alınacaktır. Somut olayda, kısa kararın hükmün unsurlarını içermediği, gerekçeli kararın davacı vekiline 01.02.2016 tarihinde tebliğ edildiği, temyiz harç ve masraflarının davacı tarafça 29.03.2016 tarihinde yatırıldığı, temyiz defterine kayıt tarihinin ise 10.02.2016 olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda belirtildiği üzere, hükmün tefhimi HMK'nun 294.maddesindeki unsurları içerir biçimde yapılmadığından temyiz süresinin işlemeye başlatılmasında tebliğ tarihi dikkate alınmıştır. Buna göre, karar, davacı vekiline 01.02.2016 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Davacının temyiz talebinin 8 günlük temyiz süresinin son günü olan 09.02.2016 tarihi geçtikten sonra 10.02.2016 tarihinde yapıldığı temyiz defterine kayıt tarihinden anlaşılmıştır. O halde, davacı vekilinin temyiz talebinin HUMK'nun 432/4.maddesi gereğince süre aşımı nedeniyle REDDİNE, 2- Davalının temyizi yönünden; Davacı vekili, feshin geçersizliğinin tespiti ile davacının işe iadesine ve sonuçlarına karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davacının Hasankeyf ilçe yöneticiliği yaptığı dönemde, Hasankeyf ilçe yöneticiliğine tahsis edilen ve kullanılan 06 EV 3519 plakalı kiralık araca yapmadığı halde araç filodan sorumlu çalışanlara baskı kurup tehdit ederek fazla kilometre yazdırdığı, yapılan incelemede 15.000 fazla km. tespit edildiği, şoförlü olarak kullanılan aracın şoförsüz kullanılmasına göz yumduğu, söz konusu kiralık aracın davacının kardeşine ait olduğu ve davacıya olan güvenin sarsıldığı gerekçesiyle iş akdinin 4857 sayılı İş Kanunun 25/2-e maddesine göre haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, dosya içeriği ve tanık anlatımlarına göre davacının işyerine ait aracın sefer görev emrine km. miktarı olarak gerçekte aracın yaptığı km'den daha fazlasını yazdığı, araç sefere çıkmasa da sefere çıkmış gibi sefer görev emri düzenlettirip üzerine de 100 ya da 150 km yol yapmış gibi yazdırdığı konusunun kanıtlanmadığı, işverenin davacı aleyhine tanıklıkta bulunan işçi ... aleyhine işlem yapmamasının, davacının itham edildiği usulsüzlük ile ilgili cezai soruşturmaya esas olacak herhangi bir yol izlenmemesinin davalının samimi olmadığı kanaatini uyandırdığı ve fesih için geçerli neden bulunduğunu söyleme olanağını ortadan kaldırdığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğine göre somut olayda, davacının iş akdinin yazılı fesih bildirimi ile davalı işveren tarafından İK 25/II-e maddesi gereğince haklı nedenle feshedildiği, işten ayrılış bildirgesinde çıkış kodunu 29 olarak gösterildiği ve davacı işçiye kıdem tazminatı da ödenmediği görülmüştür. Her ne kadar, davalı işveren, davacı işçi hakkında herhangi bir disiplin soruşturması açmamış ve olayla ilgili suç duyurusunda da bulunmamış ise de, bu durumun tek başına feshin geçersizliği sonucunu doğurmayacağı açıktır. Olayla ilgili davalı tanıklarından davalı Dedaş’ta araç filo sorumlusu olan ... “…biz ...'ın ihbarı üzerine aracın görev emirlerini kontrol ettiğimizde....aracın son görev emrinde km'sinin 95529 olduğunu, yeni aracın başlayış km'sinin de 95529 olduğunu fark ettik, ancak şikayete konu olan gün aracın km 'sinin 114554 olduğunu fark ettik, 06 EV3519 sayılı aracın kiralandığı veya Hasankeyf işletme şefliğine teslim edildiği tarihteki km bilgisi belgelerimizde bulunmamaktadır, bize gelen görev emirlerindeki km farkı üzerinden ödemeyi yaptık, ancak görev emirlerindeki km farkını fiiliyata yapılan km den daha çok olduğunu çalışan ...'dan öğrendik…” şeklinde; davacının astı konumunda olan abone denetimi yapma ve taşıt görev emri düzenleme işlerine bakan ... ise “…göreve çıkan bir adet aracımız vardır, bu aracın plakası... ancak aracın şoförü bir gün dahi işe gelmiyordu, araç sefere çıktığı zaman iş yerinde çalışan başka personeller tarafından kullanıyordu, ben göreve başladığım ilk gün araç göreve çıkmadan aracın km alıp, dönüşte ise yine aracın km kontrol edip kaç km yapmış ise taşıt görev emrine o km 'yi yazıp imzalaması için şefimiz olan davacı ...'in önüne bıraktım. Davacı bana "km'yi yanlış yazmışsın Batman'a en son hangi km yollamışsan ondan devam et" dedi. Ben aracın bugün yapmış olduğu gerçek km 'nin bu olduğunu beyan etmeme rağmen beni eğer dediğini yapmazsam hakkımda tutanak tutacağını, kötü rapor düzenleyeceğini söyleyip, yazdığım km 'yi arttırmamı söyledi, kendisi benim şefim olduğu için ben bana vermiş olduğu emir doğrultusunda sefer emrindeki km 'yi arttırdım, bana bundan sonra her gün bu aracın sefer görev emrindeki yapmış olduğu km miktarını ortalama 100 - 150 km arasında yazmamı kesinlikle 100 km 'den aşağıya düşmemesi gerektiğini söyledi, aracın resmi şoförü olan Özkan Karaalp bu aracı bir gün dahi olsun şoför olarak kullanmamıştır, işe dahi gelmemiştir, kendisinin zaten Hasankeyf İlçe Merkezinde terzi dükkanı vardı, bu dükkanda çalışmaktaydı, düzenlediğimiz araç sefer görev emrinde aracın şoförü olarak Özkan Karaalp'ın ismini yazıyorduk, ancak aracı gerçekte kullanan bu kişi değildi, başka kişilerdi, ben davacı ile bir yıldan fazla çalıştım, bu bir yıl boyunca davacının baskı ve talimatları doğrultusunda onun söylediği gibi aracın sefer görev emrine km miktarı olarak gerçekte aracın yaptığı km 'den daha fazlasını yazıyordum, gerçek km 'yi yazdığımda beni tehdit ediyor, hakkımda olumsuz rapor düzenleyeceğini söylüyordu, ben işten atılmaktan korktuğum için emirleri doğrultusunda hareket ediyordum, çoğu zaman araç sefere çıkmasa da sefere çıkmış gibi sefer görev emri düzenlettirip üzerine de 100 ya da 150 km yol yapmış gibi yazdırıyordu…” şeklinde beyanda bulunmuşlardır. O halde, davacıya isnat edilen eylemlerin niteliği, mevcut delil durumu ve tüm dosya kapsamına göre taraflar arasındaki güven ilişkisinin sarsıldığı, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işverenden beklenemeyeceği, fesih tarihinde davalı işveren açısından en azından fesihte geçerli nedenin bulunduğu, haklı neden savunmasının ileride açılması muhtemel tazminat davasında ayrıca değerlendirilebileceği gözönüne alındığında davanın reddi gerekirken kabulü hatalıdır. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3.maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2- Davacı tarafından açılan davanın REDDİNE, 3- Peşin harcın mahsubu ile bakiye 4,00 TL ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4- Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5- Davalı tarafça yapılan Yargıtay’a geliş-dönüş dahil toplam 107,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6- Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’e göre 1.800,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7- Artan gider avansının ilgilisine iadesine, 8- Peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde taraflara iadesine, 08/12/2016 oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.