7. Hukuk Dairesi 2013/10974 E. , 2013/6408 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin yerinde bulunmayan bütün…
**7. Hukuk Dairesi 2013/10974 E. , 2013/6408 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 12.04.2013 gününde oyçokluğuyla KESİN olarak karar verildi. Muhalefet Şerhi Somut olayda yasaya uygun olarak alınmış bir grev kararı bulunmamaktadır. Olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 2822 sayılı Kanunun 25/I'de grev tanımı, 25/II'de kanuni grevin tanımı 25/III'de kanun dışı grevin tanımı yapılmıştır. 27. madde de kanuni grev kararının alınması usulü belirlenmiştir. 45 maddede kanun dışı grevin sonuçları düzenlenmiş 47. madde de ise grevin veya lokavtın iyi niyetli kurallarına aykırı tarzda toplum zararına ve milli serveti tahrik edecek şekilde kullanılmayacağı düzenlenmiştir. Aynı kanun 73. maddesinde ise kararlara yani Yasama Yürütme Yargı organları ile merkezi veya mahalli idarelerce bir kararın alınmasını protesto etmek amacıyla yapılan kanun dışı grev veya lokavt kararı verenler, teşvik edenler, zorlayanlar veya propangadasını yapanlar hakkında cezai yaptırım belirlenmiştir. 2822 sayılı kanundaki düzenlemeler karar tarihi itibariyle yürürlükte olan hemen hemen aynı şekilde 6356 sayılı kanunda düzenlemiş ve özellikle 2822 sayılı kanun 45. maddedeki düzenleme aynen 6356 sayılı kanunun 70. maddesine alınmıştır. Yasada belirtilmiş usule uyulmaması, yani yetkili işçi sendikasının usulüne uygun kararının bulunmaması, arabuluculuk safhasının gerçekleşmemiş olması, grev kararının süresi içinde alınıp karşı tarafa bildirilmemiş, ilan edilmemiş ve yasal süresi içinde uygulamaya konmamış olması grevi yasa dışı kılar. Bu yüzden uyarı grevi gibi grevler yasanın aradığı usul şartlarına uymadığından yasadışı sayılır. Uygulamada direniş adı verilen toplu eylemlerde de mesleki amaç gözetilmiş dahi olsa kanunun aradığı şartlara uyulmadan yapılmış olacağından bu eylemler de yasal grev sayılmaz. Hatta TİSGLK, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verimi düşürme ve diğer direnişleri yasa dışı grev olarak nitelendirmemiş fakat bunlar hakkında yasa dışı grevin yaptırımlarının uygulanacağını öngörmüştür. Keza işyeri işgali, işi yavaşlatma, verimi düşürme ve diğer direnmeler aynı zamanda işçilerin bağlılık borcu ile iş görme borcuna aykırılık oluşturacaktır. Dolayısıyla 4857 sayılı Kanunun 25/II maddesi gereği işverene haklı fesih imkanı tanıyacaktır. Örnek bir olayda işçilerin sendikal sorunlarını dile getirmek amacıyla bir hafta süre ile iş yerinden hiç ayrılmayıp, işi de bırakmamalarına karşın üretimi engellemeleri nedeniyle işveren tarafından yasadışı greve katıldıkları gerekçe gösterilerek haklı nedenle işten çıkartılmıştır. Yargıtay 9. HD. 10.07.2006 tarih 16181 E. ve 20350 Karar sayılı ilamı ile bu eylemin üretimi durdurmadığını gözönünde tutarak eylemi ne yasadışı grev ne de haklı fesih nedeni saymıştır. Ancak Yüksek Mahkemeye göre bu eylem geçerli bir fesih nedeni oluşturur. Uygulamada zaman zaman görülen toplu vizite eylemlerini de direniş kavramı içinde mütalaa etmek gerekir. Çünkü buradaki amaç yasal bir hakkın kullanılması görünümü altında işi yavaşlatma ya da verimi düşürme yoluyla işveren üzerinde baskı kurmaktır. Somut dava konusu olayda ise hem toplu vizite ile işe gelmeme hem tarifeli uçakların kalkışını engelleyerek işi bırakma söz konusu olduğundan, işverene hem zarar verilmesi hem de bir baskı söz konusudur. Gerçek amacı TİS bağıtlamak olmayan ya da muhtevası itibariyle TİS biçiminde düzenleme amacı taşımayan; örneğin Yasama ya da Yürütme organını karar almaya zorlamak amacıyla yapılan grevlerin yasadışı olduğunda kuşku bulunmamalıdır. Bu tür grevler, işçilerin iktisadi ve sosyal çıkarlarını koruma ve düzeltme amacı taşısalar dahi grevin gerçek muhatabı ya başka işverenlerdir ya da Devlettir. Gerçek amacın toplu sözleşmeye ulaşmak olmayıp, somut olayda olduğu üzere, yasal düzenlemeyi bertaraf veya protesto gibi başka amaçlar için yapılan grevler de yasadışı kabul edilmelidir. Yasadışı grev yapılması, bu greve katılanlar için yasadışı greve katılmış olmanın yanında işe devamsızlık, bu greve karar vermeye buna katılmaya teşvik eden ve zorlayanlar için ise dürüstlük kuralına aykırılık veya işverene sadakatsizlik teşkil eder. Böyle bir durumda işverenin bu işçilerin hizmet akitlerini feshi ihbar önellerine uyma ve herhangi bir tazminat ödemek zorunda olmaksızın haklı nedenle feshedebilme imkanı bulunmaktadır. Yargıtay 9. HD. 22.04.1998 tarih 4345 E, 7650 K. sayılı ilamında da talepleri işverence kabul edilmeyen işçilerin iş saatleri içinde topluca çalışmama, direniş veya oturma eyleminde bulunmalarının işverene haklı fesih yetkisi vereceğine karar vermiştir. Kaldı ki, yukarıda da bahsedildiği gibi davacı işçilerin eylemi hem yasal grev prosedürüne uygun bulunmamaktadır, hem de işverenin yanısıra TBMM'nin yasama faaliyetine karşı bir protesto niteliği arzetmekterdir ki bu tür eylemlerin hukukça korunması mümkün değildir. Dava konusu eylemin mevzuatımıza göre yasadışı olmasına, ILO sözleşmeleri veya Uluslararası hukuk ve uygulamalarda bu tür eylemlerin korunduğuna ilişkin açık bir hüküm bulunmamasına karşın, işçilerin uymakla yükümlü olduğu kanunların yok sayılması, gelecekteki benzer eylemler için olumsuz bir referans olacaktır. Olayımızda, sendikanın e-mail içeriği ile 279 kabin görevlisinin aynı gün rapor almış olmasının hayatın olağan akışına aykırı oluşu (ki işyerinde günlük rapor ortalaması 30'dur), eylemin şekli ve amacı, davacıların toplu şekilde gerek havaalanında eylem yapmak gerekse bir kısmınında rapor almak suretiyle görevlerine gelmeyerek sefer iptallerine sebebiyet verdikleri ve bu şekilde yasadışı eyleme katıldıkları sabit olmakla, davacıların bu eylemlerinin hem yasadışı grev niteliğinde bulunması, hem de işçinin bağlılık yükümlülüğü ile işgörme borcuna aykırılık oluşturması nedeniyle davacıların iş akitlerinin feshinin haklı nedenle yapıldığı ve buradan hareketle davacının davasının reddi gerektiği kanaati ile Yüksek Daire çoğunluğunun görüşüne katılmamaktayım.