TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/05/2024 NUMARASI : 2022/658 Esas 2024/330 Karar DAVA : Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/10/2022 KARAR TARİHİ : 30/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/01/2026 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf ka…
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2024/943 Esas 2025/1946 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/943 KARAR NO : 2025/1946 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/05/2024 NUMARASI : 2022/658 Esas 2024/330 Karar DAVA : Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/10/2022 KARAR TARİHİ : 30/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/01/2026 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin aracının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, aracın karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelmediğini, hasar bedelinin davalı tarafından ödenmediğini, müvekkilinin toplam 73.584,11 TL onarım masrafı yaptığını belirterek şimdilik 1.000,00 TL'nin 21/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında 15/02/2024 tarihli dilekçe ile talebini toplam 94.400,00 TL'ye artırarak 1.000,00 TL'ye 21/03/2022, 93.400,00 TL'ye 15/02/2024 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın alkolün etkisi altında meydana geldiğini, hasarın teminat dışı olduğun, talep edilen hasar bedelinin fahiş bulunduğunu, müvekkilinin temerrüte düşmediğini, ancak yasal faiz talep edilebileceğini bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, olayda davacı şirkete ait araç sürücüsünün meydana gelen kazanın oluşumunda %75 oranında, diğer araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğu, davacıya ait araç hasar giderim tutarının orjinal yedek parça kullanımı ile kdv dahil 94.400,00 TL olacağı, davacı beyanına göre ise, davacıya ait aracın ucuz olacak şekilde hasar giderim detayı açıklanmaksızın toplamda 73.584,11 TL'ye giderildiğinin belirtildiği, davacıya ait araç hasar bedeli hususunda hangi değerin esas alınması gerektiği hususunun mahkemede olacağı, kazanın meydana gelmesinde kazaya karışan diğer sürücünün de kusurunun olduğu dikkate alındığında, sigortalı araç sürücüsünün almış olduğu alkolün kazanın meydana gelmesinde münhasıran etkili olmadığı, trafik kazasının meydana gelmesinde kasko sigortalı aracın sürücüsünün yasal sınırın üzerinde alkollü olmasının münhasıran/salt/yalnızca etkisi tespit edilmediğinden davacı tarafın tazminat talebinin kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında karşılanması gerekeceğinin bilirkişi raporuyla tespit edildiği, davalının iskonto uygulanmaksızın hesaplama yapılmasına itiraz etmiş ve kdv hariç uygulama yapılmasını talep etmiş ise de, sigortacının sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olduğu, davalı ile anlaşmalı ya da yetkili servisleri arasında yapılan anlaşmalara göre iskonto uygulanmasının davacı sigortalıyı bağlamayacağı, hasar bedeli tespit edilirken iskonto esas alınarak yedek parça bedellerinin rayiç değerinde indirim uygulanması talebinin yerinde görülmediği, Kdv Kanunu'nun 1. maddesine göre Türkiye'de yapılan sınai, ticari, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyet çerçevesinde, yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabi olduğu, davacının aracına verilen zararı gidermek için gerekli onarım, parça ve işçilik hizmeti de anılan yasa gereğince kdv'ye tabi bulunduğu, kesinleşen hasar miktarına ilişkin fatura ibraz edilmese dahi, davacı lehine kdv dahil edilerek hasar bedeline hükmedilmesi gerektiği, bilirkişi raporundaki 94.000,00 TL hasar bedeline ilişkin hesaplama ve ıslah ile yapılan taleplerin dikkate alındığı, davalının davacıya ait araç hasar tutarının tamamından sorumlu olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, 94.400,00 TL'nin, 1.000,00 TL'sinin 18/04/2022, 93.400,00 TL'sinin 15/02/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kazanın sigortalı araç sürücüsü alkolün etkisindeyken meydana geldiğini, sürücünün kaza anındaki alkol oranı KTK ve KTY'de belirtilen alkol sınırı aştığını, bu hususun kaza tespit tutanağında sabit olduğunu, kasko genel şartları gereği talep teminat dışı olup davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, aracın niteliği ve sürücünün yasal sınırı büyük ölçüde aşmış olması göz önünde bulundurulduğunda kazanın alkol etkisinde gerçekleştiğini, sürücünün alkol almış olması ve kazanın alkolün etkisiyle meydana geldiği gözetilerek başvuruya konu talebin riziko teminatı kapsamında olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edilen hasar bedelinin fahiş olduğunu, karara esas alınan bilirkişi raporunda, piyasa araştırması yapılmadığını, parça fiyatlarındaki iskontolu bedelin değerlendirilmediğini, her ne kadar bilirkişi raporunda piyasa araştırması yapıldığı ve buna ilişkin olarak hasar bedelinin tespit edildiği belirtilmişse de, rapor dikkatli bir şekilde incelendiğinde, hiçbir araştırma yapılmadığını, yapıldıysa dahi raporda açık bir şekilde konunun aydınlatılmadığının görüldüğünü, bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, davacının hasar giderim tutarının 73.584,11 TL olduğunun belirtildiğini, bu bedelden fazla hesaplama yapılmış olmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, aracın bilirkişiler tarafından incelenmediğini, ucuz parçalar takıldığına ilişkin somut delilin bulunmadığını, bu haliyle araç hasarı giderilmiş olup, meydana gelen hasardan daha fazla bedele hükmedilmesinin kabulünün mümkün olmadığını, itirazları doğrultusunda yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, bilirkişinin iskonto ugulamadan yaptığı hesabın hatalı bulunduğunu, müvekkili tarafından parça tedariklerinde geçerli gerçek iskonto oranının gözetilmeksizin kurulacak hükmün hatalı olacağını, parça tedarik iskontolarının dikkate alınması gerektiğini, piyasa şartları gereği %40-50 iskonto bedelinin kabul gördüğü gözetilerek makul düzeyde iskonto uygulanması gerektiğini, kdv hariç hesaplamanın dikkate alınması gerektiğini, bilirkişinin kdv’yi maddi hasara dahil etmesinin hatalı olduğunu, fatura ibrazı mümkün olmadığı hallerde kdv hariç ödeme yapılması gerektiğini, haksız fiile dayalı tazminat talebinde avans faizi talep edilemeyeceğini, müvekkilinin temerrüte düşmediğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın redine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek, eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Hasarlı araç fotoğrafları, kasko sigorta poliçesi, ekspertiz raporu, kaza tespit tutanağı, yargılama aşamasında makine mühendisi, sigorta uzmanı ve nörolog bilirkişi heyetinden alınan 17/12/2023 tarihli rapor, sigortalı araç ruhsatı, davacı tarafından sigortaya yapılan başvuruya davalının verdiği cevap sureti, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/691 Esas 2023/889 Karar sayılı karar sureti, anılan dosyada makine mühendisi ve nörolog bilirkişi heyetinden alınan 26/03/2023 tarihli rapor, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi ve davalıya yazılan müzekkere cevabı dosya içerisinde yer almaktadır. Dava konusu kazaya ilişkin kolluk tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında, kazaya karışan her iki araç sürücüsü hakkında da alkol nedeniyle işlem yapıldığı, sigortalı araç sürücüsünün kural ihlalinin bulunduğu, karşı aracın emniyet şeridinde durduğu, bu aracın sürücüsünün kural ihlalinin olmadığı tespitine yer verilmiştir. Davacı tarafından davalıya yapılan başvuru üzerine davalının verdiği bila tarihli cevapta, sigortalı araç sürücüsünün alkollü olduğu, kasko genel şartları A.5.5 maddesi gereği tazminat ödemesi yapılmayacağı belirtilmiştir. Davalı şirkete yazılan müzekkereye verilen cevapta, sigortalıya hasar nedeniyle bir ödeme yapılmadığı bildirilmiştir. Yargılama aşamasında alınan birinci bilirkişi heyeti raporunda, davacı araç sürücüsünün %75, diğer araç sürücünün ise %25 oranında kusurlu olduğu, davacıya ait araç hasar giderim tutarının orjinal yedek parça kullanımıyla kdv dahil 94.400,00 TL olacağı, davacının beyanına göre ise davacıya ait aracın ucuz olacak şekilde hasar giderim detayı açıklanmaksızın toplamda 73.584,11 TL'ye giderildiğinin belirtildiği, hangi bedelin esas alınacağının mahkemenin takdirinde olduğu, sigortalı araç sürücüsünün aldığı 0,58 promil alkolün kazanın meydana gelmesinde münhasıran etkili olmadığı yönünde kanaat bildirilmiştir. Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/691 Esas 2023/889 Karar sayılı kararı ve karara dayanak bilirkişi raporu incelendiğinde, davacı sigortalı tarafından aracının ZMMS şirketi olan ... Sigorta A.Ş. aleyhine anılan şirketin üçüncü kişiye ödediği bedeli ZMMS şirketine ödedikten sonra yeniden rücu talebiyle tazminat davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda sigortalı araç sürücüsünün yasal sınır üzerinde alkollü olarak araç kullandığı, kazada kusurunun bulunduğu, sigorta şirketinin sigortalısına rücu hakkının bulunduğu, davacının sigorta şirketine ödediği bedelin tekrar iadesi için yasal koşulların bulunmadığı, kazanın münhasıran alkolün etkisi ile gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda ayrıca bir değerlendirme yapılmasına gerek görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf edilmeden kesinleştiği anlaşılmıştır. Anılan dosyada alınan bilirkişi raporunda, sigortalı araç sürücüsünün %75, diğer araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu bulunduğu tespit edilmiştir. Davacı yan kasko sigortalı aracın trafikte seyir halinde iken karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, hasar bedelinden davalının sorumlu olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise araç sürücünün alkollü olduğunu, hasarın teminat kapsamı dışında bulunduğunu savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmediği, hasarın teminat kapsamında bulunduğu gerekçesiyle bilirkişi heyeti raporu hükme esas alınmak suretiyle yukarıda özetlenen şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacının aracının trafikte seyir halinde iken karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığı, davalının davacı aracının kasko sigortacısı olduğu, hasarın kasko sigorta poliçesi geçerlilik süresi içerisinde meydana geldiği, davalının hasar bedelini ödemediği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, kasko sigortalı aracın sürücüsünün alkollü olması nedeniyle kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediği, hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunup bulunmadığı, kapsamında ise hasarın miktarı, davacının davalıdan talep edebileceği tazminat miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, davalı yan cevap dilekçesinde ve aşamalarda sigortalı araç sürücüsünün kaza sırasında alkollü olduğunu, hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı dışında kaldığını savunmuştur. 2918 Sayılı KTK'nun 48. maddesinde; uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1 maddesinde; uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile kanlarındaki alkol miktarı 0,50 promilin üzerinde olan hususi otomobil sürücülerinin ve kanlarındaki alkol miktarı 0,20 promilin üstünde olan diğer araç sürücülerinin karayolunda araç sürmelerinin yasaklandığı düzenlenmiştir. Öte yandan, Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.5.5 maddesi ile Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5. maddesinde, taşıtın Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla alkol almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların, kasko poliçe teminatı dışında olduğu düzenlenmiştir. Bununla birlikte, Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5 maddesinin dayanağını teşkil eden KTK'nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0,50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir. Ayrıca, 24/05/2013 tarihli 6847 Sayılı Kanunun 19. maddesiyle değişik 2918 Sayılı KTK.'nun 48/6. maddesinde; "Yapılan tespit sonucunda 1.00 promil ve üstü alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanununun 179. maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır." düzenlemesi ve TCK'nun 179/3. maddesinde ise "Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişi yukarıdaki madde hükmüne göre cezalandırılır." düzenlemesi ve Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5 maddesinde yer alan; "Taşıtın uyuşturucu maddeler veya Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararlar" düzenlemesi karşısında %100 kusurlu olup 1.00 promil ve üstü alkollü sürücülerin emniyetli araç sevk ve idare edemeyecek durumda olmaları nedeniyle meydana gelen zarar münhasırlık raporu aranmadan sigorta teminatı kapsamı dışında sayılacaktır. Kasko sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olması ya da tam kusurlu olmaması durumunda, trafik kazasının oluşumuna sadece sürücünün alkollü olması değil başka sebeplerin de etken olması nedeniyle meydana gelen zarar kasko sigortası teminat kapsamı içinde sayılacaktır. 0,50 promil ile 1,00 promil arasındaki alkol oranında da kasko sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olması, bu hal dışında ise trafik kazasının oluşumuna sadece sürücünün alkollü olması değil başka sebeplerin de etken olması nedeniyle meydana gelen zarar kasko sigortası teminat kapsamı içinde sayılacaktır. O halde, davacının kaza saatinde 0,578 promil alkollü olması karşısında hasarın teminat kapsamında kalabilmesi kasko sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olması, bu hal dışında ise, trafik kazasının oluşumuna sadece sürücünün alkollü olması değil başka sebeplerin de etken olması halinde mümkün olacaktır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanının da içinde bulunduğu bilirkişi heyetinden alınacak rapor ile kazanın münhasıran alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine aksi halde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 23/10/2002 gün ve 2002/11-768 Esas 2002/840 Karar, 07/04/2004 gün ve 2004/11-257 Esas 2004/212 Karar, 02/03/2005 gün ve 2005/11-81 Esas 2005/18 Karar sayılı ilamları). Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olaya gelindiğinde, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile davacıya ait araç sürücüsünün kazada %75 kusurlu bulunduğu, karşı araç sürücüsünün ise %25 oranında kusurlu bulunduğu tespit edildiği gibi, davacı tarafından dava dışı ZMMS şirketine karşı işbu dava konusu kaza nedeniyle Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davada yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda da, benzer doğrultuda kusur tespiti yapılmış, karar gerekçesinde kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiği belirtilmeden sadece sigortalı araç sürücüsünün alkollü olması nedeniyle ZMMS teminat dışı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Anılan kararda kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiğine ilişkin herhangi bir gerekçeye yer verilmediğinden verilen kararın bu dava üzerinde bir etkisi bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Alınan rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu gibi, dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler ile de uyumlu niteliktedir. Bu durumda mahkemece, bilirkişi heyeti raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacı sigortalının kaza sırasında %0,58 promil alkollü olmasına rağmen meydana gelen kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmediğinin anlaşıldığı, davacı sigortalının aracında meydana gelen hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunduğu gözetilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı vekilinin hasara yönelik istinaf itirazlarına gelindiğinde, yargılama aşamasında alınan bilirkişi heyeti raporuyla sigortalı araçta kdv dahil 94.400,00 TL hasar meydana geldiği tespit edilmiştir. Yapılan bu tespit dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler ile uyumludur. Anılan raporda da açıkça belirtildiği üzere davacı yan dava dilekçesinde, dava konusu trafik kazası nedeniyle sigortalı aracın tamiri için 73.584,11 TL onarım masrafı yaptığını açıkça bildirmiştir. Her ne kadar bilirkişi raporu ile tespit edilen sigortalı araçta meydana gelen hasar miktarı daha fazla ise de, davacı yanın dava dilekçesindeki 73.584,11 TL onarım masrafı yaptığına ilişkin beyanıyla bağlı olduğunun ve sigortanın zenginleşme aracı olamayacağının gözetilmesi gerekecektir. TTK'nun 1459. maddesi "Sigortacı, sigortalının uğradığı zararı tazmin eder.", 1460. maddesi "Sigorta değeri sigorta olunan menfaatin tam değeridir." ve 1461/1. maddesi ise "Sigortacının sorumluluğu sigorta bedeli ile sınırlıdır. Sigorta bedeli, rizikonun gerçekleştiği andaki sigortalı menfaatin değerini aşsa bile, sigortacı uğranılan zarardan fazlasını ödemez." hükümlerini içermektedir. Anılan maddeler karşısında sigortacı, sigortalının uğradığı (gerçek) zararı tazmin edecek olup, sigortalının zararını giderme tutarının, gerçek zarar olarak kabul edilmesi gerekir. Sigortanın zenginleşme aracı olamayacağına dair anılan maddelerden çıkan ilkeler gözetilmelidir. Hal böyle olunca mahkemece, dava dilekçesinde sigortalı aracın onarım masrafı olarak yapılan harcamanın 73.584,11 TL olduğunun açıkça belirtildiği, davacının dava dilekçesinde yer alan bu açıklamasıyla bağlı bulunduğu, bilirkişi raporuyla sigortalı araçtaki hasar miktarı kdv dahil 94.400,00 TL olarak tespit edilmiş ise de, dava dilekçesinde bildirilen onarım masrafı karşısında sigortanın zenginleşme aracı olamayacağı gözetilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. Davalı vekilinin faiz türü ve faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf itirazı incelendiğinde, davacı yan dava dilekçesinde hüküm altına alınan tazminata avans faizi işletilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TTK'da düzenlenen ve mutlak ticari işlerden olan sigorta sözleşmesinden kaynaklandığı gibi, taraflar da tacirdir. Bu durumda mahkemece hüküm altına alınan tazminata avans faizi işletilmesine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur (Emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 30/09/2013 tarih ve 2013/10862 Esas 2013/13042 Karar). Davacı yan dava dilekçesinde 1.000,00 TL'ye 21/03/2022 tarihinden itibaren faiz işletilmesini, bedel artırım dilekçesinde de artırılan 93.400,00 TL'ye artırım tarihi olan 15/02/2024 tarihinden itibaren faiz işletilmesini talep etmiştir. Davacı tarafından davalı sigorta şirketine hasar bedelinin ödenmesine yönelik yapılan başvuruya davalı sigorta şirketi tarafından verilen 21/03/2022 tarihli cevapta hasarın teminat harici olarak değerlendirildiği belirtilerek tazminat talebinin karşılanmasına imkan görülmediği davacıya bildirilmiştir. Bu durumda davacı, hasar bedelinin davalı tarafından ödenmeyeceği bildirilen 21/03/2022 tarihinden itibaren faiz talep edebilecek ise de, mahkemece dava dilekçesinde yer alan miktar yönünden 21/03/2022 tarihinden daha sonraki bir tarih olan 18/04/2022 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verildiği görülmüştür. Mahkemenin anılan kabul şekli de istinafa gelen davalı lehinedir. Her ne kadar ıslah edilen miktar yönünden de aynı tarihten itibaren faiz işletilmesi mümkün ise de, davacı vekilinin talebinin bedel artırım tarihi olan 15/02/2024 tarihinden itibaren faiz işletilmesine ilişkin olduğu, talebin aşılamayacağı anlaşıldığından artırılan miktara bedel artırım tarihi olan 15/02/2024 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken mahkemece artırılan bedel yönünden anılan tarihten daha önceki bir tarih olan 15/02/2023 tarihinden itibaren faiz işletilmesinde isabet görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında hasar miktarı ve artırılan bedelin faiz başlangıç tarihi yönünden isabet görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, 2-Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/05/2024 tarih 2022/658 Esas 2024/330 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davalının sair istinaf itirazlarının reddine, 3-Davanın KISMEN KABULÜNE, 73.584,11 TL'nin, 1.000,00 TL'sine 18/04/2022 tarihinden, 72.584,11 TL'sine 15/02/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Fazlaya ilişkin talebin reddine, 5-Alınması gereken 5.026,53 TL karar harcının peşin alınan 80,70 TL harç ile 1.596,00 TL ıslah harcından mahsubu ile bakiye 3.349,83 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 7-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL peşin harç ile 1.596,00 TL ıslah harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan 7.500,00 TL bilirkişi ücreti, 172,25 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 7.672,25 TL yargılama giderinin davanın kabul reddi oranı dikkate alınarak hesaplanan 5.980,46 TL'sinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı tarafından yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 10-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kararın kaldırma gerekçesi, aleyhe hüküm kurma yasağı da gözetilerek ilk derece mahkemesi karar tarihindeki AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 11-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kararın kaldırma gerekçesi de gözetilerek ilk derece mahkemesi karar tarihindeki AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 12-Arabuluculuk ücreti olan 1.560,00 TL'nin davadaki haklılık durumu gözetilerek hesaplanan 1.216,01 TL'sinin davalıdan, 343,99 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 13-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, B)1-Davalı tarafından yatırılan 1.613,00 TL nispi istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 2-Davalı tarafından istinaf aşamasında yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 30/12/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -