11. Hukuk Dairesi 2010/6828 E. , 2011/17649 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31/12/2009 tarih ve 1998/295-2009/387 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve
**11. Hukuk Dairesi 2010/6828 E. , 2011/17649 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31/12/2009 tarih ve 1998/295-2009/387 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının, müvekkili şirketin %10 hissesine sahip hissedarı olduğunu, davacı şirketin büyük hissedarı ve aynı zamanda müdürü olan ...’nın yurtdışında bulunmasını fırsat bilen davalının şirketi kendi başına yönetmeye kalkıştığını, ...’nın şirkete gönderdiği 150.000 DM’yi sahte faks talimatı ile çektiğini, ayrıca bir döviz bürosuna teminat olarak bırakılan 15.000 TL bedelli ...’ya ait çeki alıp kaybolduğunu, daha sonra avukatı aracılığıyla ... ile görüşen ve anlaşamayan davalının söz konusu çeki tahsile koyduğunu, bunun üzerine adı geçen kişi tarafından davalıya karşı açılan menfi tespit ve istirdat davasının derdest olduğunu, davacı şirketin onaylanmış bilançosuna göre davalının müvekkili şirkete 210.050 USD borcunun bulunduğunu, davalının açıklanan şekildeki eylemleri ile müvekkili şirketin 380.000 DM’nı zimmetine geçirdiğini, bu miktarın bir kısmının tahsili için başlatılan takibe davalının yersiz biçimde itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, takibin devamına, %40’tan az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı ve temsilcisi olduğunu, şirket ortağı ... ile arasında anlaşmazlık çıkması üzerine şirket ortaklığından fiilen ayrıldığını, kendisine hissesi karşılığında 15.000 TL bedelli çekin verildiğini, davacı şirketin büyük ortağının bu çeki ödememek için pek çok yasal girişimde bulunduğunu, işbu davanın onlardan birisi olduğunu, müvekkilinin davacı şirkete borcunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini ve davacının %40 oranında tazminata mahkum edilmesini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının icra takibine konu alacağın varlığını ve miktarını ispat edemediği, uyuşmazlığın çözümü yargılamayı gerektirdiğinden tarafların icra inkar tazminatı taleplerinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın ve tarafların icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davacı şirkete ait paranın davalı şirket ortağınca zimmetine geçirildiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davalının, davacı şirkete ait parayı bankadan tahsil ettiği sabit olduğuna ve davalı da tahsil ettiği parayı davacı şirket ve davacı şirketin hakim ortağı ... hesabına yatırdığını savunduğuna göre, artık söz konusu paraların şirket yararına kullanıldığı konusundaki ispat yükü davalının üzerindedir. Bu durumda mahkemece, davalının yargılama sırasında dayanmış olduğu belgelerinin tek tek değerlendirilmesi, bunların davacı şirket hesabına ve yararına harcamalar olup olmadığının belirlenmesi ile lüzumunda 3. kişi kayıtlarının da incelenmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ispat yükü ters çevrilerek hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26/12/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.