12. Hukuk Dairesi 2025/9078 E. , 2026/1465 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Genel …
12. Hukuk Dairesi 2025/9078 E. , 2026/1465 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Genel haciz yolu ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı borçlunun icra mahkemesine başvurusunda; bila tebliğ iade edilen tebligatın, hiçbir araştırma yapılmaması nedeniyle usulsüz olduğunu ve bu usulsüz tebligata dayalı olarak Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi gereğince tebliğ edilen ödeme emrinin usulüne uygun olmadığını, icra takibine ıttıla tarihinin 14.01.2024 olduğunu ileri sürerek, ödeme emri tebliğ tarihinin beyan edilen öğrenme tarihine göre düzeltilmesini ve hacizlerin kaldırılmasını talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince, söz konusu tebliğ işlemlerinin usulsüz olduğundan bahisle şikayetin kabulüne ve tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olan 14.01.2024 olarak düzeltilmesine karar verildiği, alacaklının istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle şikayetin reddine karar verildiği, kararın borçlu tarafından temyiz edildiği görülmüştür. 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun bilinen adrese tebligatı düzenleyen 10. maddesinin 1. fıkrasına göre; tebligat, muhatabın bilinen en son adresinde yapılır. 6099 Sayılı Yasa'nın 3. maddesi ile eklenen aynı maddenin 2. fıkrasına göre ise, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat bu adrese yapılır. Aynı Kanun'un tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina başlıklı 21. maddesine, 6099 sayılı Yasa'nın 5. maddesi ile eklenen 2. fıkrasında; "Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır." hükmü yer almaktadır. Söz konusu 7201 Sayılı Yasa'nın 10. maddesi ile ilgili değişikliğe ilişkin kanun gerekçesinde, kişilere getirilen adres kayıt sistemi zorunluluğu ile birlikte işleyişin kolaylaştığı dile getirilmiş, ancak yapılan yeni düzenlemeyle, öncelikle yine bilinen en son adrese tebligat yapılacağı, tebligatın yapılmasını isteyenin veya tebligatı çıkartan makamın bildirdiği adresin, tebligata elverişli olmadığının anlaşılması ya da bu adrese tebligat yapılamaması halinde, muhatabın 5490 sayılı Kanun'a göre adres kayıt sistemindeki adresinin bilinen en son adresi olarak kabul edileceği ve tebligatın buraya yapılacağı açıklanmış, değişiklik ile birlikte adres kayıt sistemi dışında başkaca adres araştırması yapılmasının gerekmeyeceği vurgulanmıştır. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda kişiye önce bilinen en son adresi esas alınarak Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebligat çıkartılmalı, adres tebligata elverişli değilse ya da tebligat yapılamazsa, adres kayıt sistemindeki adresine, buna ilişkin şerh verilerek TK'nın 21/2. maddesi uyarınca tebligat çıkartılmalıdır. Somut uyuşmazlıkta, borçlunun ödeme emrinde yazılı bilinen son adresi olan “... adresine çıkartılan tebligatın “isim vermedi 45 Nolu komşu iade”şerhi ile verilerek 14.12.2023 tarihinde bila tebliğ iade edildiği ancak 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre tebligatta muhatabın adreste tanınmadığını bildiren komşunun ismi alınmadan tebliğ işlemi yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu hali ile iade dönen ilk tebligat; 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesi ile Yönetmeliğin 30. maddesi hükümlerine aykırı olup usulsüz olduğundan TK'nın 21/2 maddesinin uygulanmasına esas alınamaz. O halde, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine ilişkin uygulamanın ön şartı usulüne uygun çıkan ilk tebligatın bila tebliğ iadesi olmakla, bilinen adrese çıkarılan şikayete konu ilk tebligat açıkça usulsüz olduğu nedenle bu tebligata dayalı olarak TK'nın 21/2. maddesinin uygulanamayacağı ve şikayetçi borçlunun icra mahkemesine başvurusunda bu hususu ileri sürdüğü nazara alındığında, Bölge Adliye Mahkemesince alacaklının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istinaf başvurusunun kabulü ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 18.09.2025 tarih ve 2024/1490 E.-2025/2369 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.