T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/885 Esas KARAR NO : 2025/2125 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2021/568 Esas - 2023/101 Karar TARİH: 02/02/2023 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 11/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/885 Esas KARAR NO : 2025/2125 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2021/568 Esas - 2023/101 Karar TARİH: 02/02/2023 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 11/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı- borçludan, muhtelif tarih ve numaralı faturalara dayanan cari hesap alacağına istinaden; taraflarınca İstanbul 28. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 2.617,94- USD asıl alacağın tahsili istemi ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalı- borçlu, haksız ve kötüniyetli olarak icra takibine, borcun tamamına ve borcun tüm ferilerine itiraz ettiğini, işbu itiraz akabinde taraflarınca arabuluculuğa başvurulduğunu, yapılan görüşmeler neticesinde taraflarca anlaşmaya varılamadığını, müvekkili ile davalı- borçlu ticari ilişkisi içerisinde bir süre ticaret yaptığını, bu ilişki kapsamında faturalardan kaynaklı borcun müvekkiline ödenmediğini, yapılan şifahi görüşmelerde, davalı – borçlu tarafından borcun ödeneceği ifade edilmişse de borcun tamamı ödenmediğini belirterek haksız ve kötü niyetli itirazın iptalini iptalini, icra takibine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz eden davalı- borçlunun, takip konusu alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı - borçluya yükletilmesini talep etmiştir. Davalının cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 02/02/2023 tarih ve 2021/568 Esas - 2023/101 Karar sayılı kararında; "Davanın itirazın iptali davası olduğu görüldü.Taraflar arasındaki ihtilafın; taraflar arasındaki fatura alacağına ilişkin yapılan icra takibine davalının itirazı sonucu takibin durması, davacının davalıdan ticari ilişki kapsamında alacaklı olup olmadığı, var ise alacak miktarı ile alacağın likit olup olmadığı noktalarında toplandığı görüldü. İstanbul 28. İcra Dairesi' nin ... Esas sayılı takip dosyası dosyamız içine celp edilmiş, dosyanın incelenmesinde davacı tarafından davalı aleyhine 2.617,94 USD x (7,8448 kur) = 20.537,22 TL üzerinden icra takibi başlatılmış, davalının itirazı üzerine takip durmuş, itiraz süresinde ve usulüne uygun yapılmış, buna göre davanın, İİK.67.maddesinde yazılı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.Dosya kapsamındaki bütün sair belgeler ve celp edilen evraklar hep birlikte incelenmiştir. Mahkememizin dosyasında yapılan yargılamada, 6100 sayılı Yasanın 266.maddesi gereğince; iddia, savunma,sunulan deliller,dosyaya sunulan tüm bilgi ve belgeler ile tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle, taraf defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığı, onayların bulunup bulunulmadığı, faturaların taraf defterlerinde yer alıp almadığı, faturanın davalıya tebliğ edilip edilmediği, fatura içeriği hizmet veya malın davalı tarafça alınıp alınmadığı, takip tarihi itibariyle davacının alacağının bulunup bulunmadığı var ise miktarının tespiti için dosyanın SMMM bilirkişisine tevdiine, karar verilmiş, dosya bilirkişiye tevdii edilerek rapor düzenlenmiştir. Mahkememizin dosyasından alınan 15/04/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle: Davacı ...Ş.'nin 2020 ve 2021 yilı Ticari Defterlerinin elektronik Defter olarak tutulduğu; e-Defter Beratlarının yasal süresi içerisinde oluşturduğu; Ticari Defterlerinin açılış ve kapanış onamalarının TTK Madde 64, 65 ve V.UK. madde 220-226 uyarınca yasal sürelerde ve Üsulüne uygun şekilde yaptırıldığı; Ticari Defterlerin kayıt nizamının V.U.K. maddel 215-219 ve Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri hükümlerine ve usulüne uygun olduğu; Davalı şitketin ise inceleme günü ticari deftetleri ibraz edilmediğinden karşıt inceleme yapılamadığı, HMK. m.220/3 hükmünün uygulanması hususunun Yüce Mahkemenin takdirinde olduğu; | Davacı şitketin incelenen 2020 ve 2021 yılına ait ticari defterlerinde; davacı şirket tarafından, davalı şirket adına düzenlenen takip konusu faturaların kayıtlı olduğu; Davacı şirketin incelenen 2020 ve 2021 yılı ticari defterlerine göte, takip tarihi ibariyle davalı şirketten 2.617,94 USD alacaklı olduğu; avalı borçlunun BK. 101 maddesi anlamınca temherrüde düşürülmediği anlaşıldığından, taleple bağlılık ilkesi gereğince de takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesinde öngörülmüş olan yabancı para faizinin uygulanması gerektiği kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Bilirkişi raporu hükme esas alındığında; Davacı şirketin 2020 ve 2021 yılına ait ticati defterlerinin Elektronik Defter olarak tutulması, E-Defter Beratlarının yasal süresi içerisinde oluşturulması, Ticari Defterlerinin açılış ve kapanış onamalarının 'TTK. Madde 64, 65 ve V.U.K. madde 220-226 uyarınca yasal sürelerde ve usulüne uygun şekilde yaptırılması, Ticari Defterlerin kayıt nizamının V.U.K. madde 215-219 ve Muhasebe Sistemi Uygulama Genel “Tebliğleri hükümlerine ve usulüne uygun olması; takip konusu faturaların davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olması; taraflar arasında ticari ilişkinin varlığı hususunda tereddüt bulunmaması; ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalı şirketten 2.617,94 USD alacaklı olduğu anlaşıldığından, davanın kabulüne kabul verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, '' 1-Davanın KABULÜ ile, İstanbul 28. İcra müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasındaki 2617,94 USD asıl alacağa ilişkin itirazlarının iptali ile takibin aynen devamına,2- Alacak likit olmadığından icra inkar tazminatının yasal şartları oluşmadığından reddine,3-Kötü niyet tazminatı isteminin yasal şartları oluşmadığından reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu borcun taraflar arasında hiçbir zaman doğmadığını; dosyada mübrez irsaliyesiz faturalar ve diğer evraklar incelendiğinde görüleceği üzere faturalara konu malların müvekkiline hiçbir zaman teslim edilmediğini; dolayısıyla müvekkilinin, teslim almadığı bir malın nakliye ücretinden sorumlu tutulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin, davacı şirket ile hiçbir zaman bir ticari ilişki içerisinde bulunmadığını; davacı şirketin, dava dışı üçüncü şahıs şirket ile arasında var olan ticari ilişki kapsamında bu şirketten olan alacağını müvekkilinden tahsil etmeye çalıştığını, ancak bu duruma müvekkilinin itiraz etmesi üzerine görülen davayı ikame ettiğini, Davacı şirketin, müvekkili şirketin üçüncü şahıs şirketten bedelini ödeyerek satın aldığı malların nakliyesini üstlendiğini, bu doğrultuda malları ülkeye getirdiğini ancak kötü niyetli şekilde bu malları müvekkiline teslim etmediğini; hatta bununla da kalmayıp müvekkiline teslim etmediği mallar için müvekkili adına fatura kestiğini ancak dosyada mübrez söz konusu faturalar incelendiğinde görüleceği üzere bu faturaların irsaliyelerinin olmadığını; dolayısıyla dava konusu nakliye ücreti alacağının hiçbir zaman doğmamış olduğunu, davacı şirketin varlığını iddia etmiş olduğu alacağını ispat edemediğinin ortada olduğunu; eksik inceleme sonucunda tanzim edilmiş olan bilirkişi raporuna dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Bilirkişinin, yalnızca davacı şirketin ticari defterlerini inceleyerek kanaatini oluşturduğunu; davacı şirketin ibraz etmiş olduğu evraklar içerisinde irsaliye evrakı ya da ba bs formları bulunmadığını; dava konusu faturaya konu malların teslimini ispat eder nitelikte hiçbir evrak bulunmadığını; yerleşik yargıtay içtihatları uyarınca sevk irsaliyesi ya da ba bs formları olmadan fatura kapsamındaki malların ispat edilebilmesinin mümkün olmadığını, davacının ibraz etmiş olduğu belgelerin dava konusu faturaya konu malların teslim edildiğini ispat eder nitelikte olmadığını; söz konusu malların haksız şekilde müvekkile teslim edilmediği gibi davacı şirketin, kendisine ait olmayan malları satarak buradan bir gelir elde ettiğini; bu hususa ilişkin yasal haklarının saklı olup ilerleyen süreçte dava konusu yapılacağını, dava konusu malların müvekkiline teslim edildiğinin ispatının, irsaliye evrakları ya da BA BS formunda yer alan kayıtlar olmadan salt fatura ile mümkün olmadığını; bu hususun yerleşik Yargıtay içtihatları ile de sabit olduğunu (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 25.10.2018 tarihli, 2016/20080 E. 2018/5254 K. sayılı ilamı), Dava dilekçesi ve sair evrakların müvekkili şirkete usulsüz şekilde tebliğ edildiğini; Tebligat Kanunu'na göre usule aykırı tebligata bağlı olarak cevap süresinin tüketilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesi ve sair evrakların bulunduğu, müvekkili şirketin adresine çıkarılan tebligat müvekkili şirkete 20/10/2021 tarihinde tebliğ edilmiş görünse de, tebligatı alan şahsın müvekkili şirket yetkilisi olmadığını; tebligatı teslim aldığı görülen şahsın müvekkili şirkette yetkili sıfatını haiz olmadığını; şirket yetkilisinin tebligatın şirkete ulaştığı anda şirkette bulunmadığının yahut tebligatı alamayacak durumda olduğunun açıkça tebligat üzerinde belirtilmesi gerektiğinden, tebligatın usulüne aykırı yapıldığının kabulü gerektiğini, Tebligat Kanunu'nun 12. maddesi ;"Hükmi şahıslara tebliğ, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise, yalnız birine yapılır. Bir ticarethanenin muamelelerinden doğan ihtilaflarda, ticari mümessiline yapılan tebliğ muteberdir." şeklinde düzenlenmekle, tüzel kişilere yapılacak tebligatların tüzel kişinin yetkilisine yapılması gerektiğinin belirtildiğini, Tebligat Kanunu 13. maddesinin ise; "Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mütat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamıyacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır." hükmünü amir olduğunu, anılı hüküm uyarınca, tüzel kişilere yapılacak tebligatların esasen şirket yetkilisince teslim alınabilecek, ancak yetkilinin o sırada şirkette bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu halde tebligat orada hazır bulunan memur veya müstahdemlere yapılabileceğini, müvekkili şirketin yetkilisi ... olup, dosya kapsamında mübrez tebligat mazbatasında açıkça görüldüğü üzere, tebligatın yapıldığı sırada şirket yetkilisinin orada bulunmadığı veya ne sebeple tebligatı alamadığının belirtilmediğini, diğer taraftan Tebligat Tüzüğü'nün 18. maddesinin 2. fıkrası da; "Şu kadar ki, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, hükmi şahsın o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde vazife itibariyle tebligatın muhatabı olan hükmi şahsın mümessilinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle tavzif edilmiş bir şahıs olması lazımdır." şeklinde düzenlenmiş olup, evrakı teslim alan şahsın müvekkili şirkette vazife itibariyle yetkiliden sonra gelen bir konumu ya da evrak müdürü gibi bir pozisyonu da olmadığını, tüm bu sebeplerle, dosya kapsamında müvekkili şirkete yapılan her iki tebligatın da kanuna ve tüzüğe aykırı olduğu açık olup, usulsüz tebligat sebebiyle cevap sürelerinin başlamayacağının izahtan vareste olduğunu (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2017/26885 E. 2020/1754 K. Sayılı ilamı),Müvekkili şirket aleyhine başlatılan dava konusu icra takibinde yetkiye açıkça itiraz edildiğini; buna rağmen icra dosyası yetkili icra müdürlüğüne taşınmaksızın huzurdaki davanın ikame edilmesi sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin adresi, müvekkil, şirkete ait Mersis kayıtlarından ve Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarından anlaşılacağı üzere; "Suadiye Mah. Yenifidan Sk. ....Kadıköy/İSTANBUL" olup yetkili icra müdürlüklerinin İstanbul Anadolu İcra Müdürlükleri olduğunun görülmekte olduğunu; davaya konu icra takibinin ise yetkisiz İstanbul 28. İcra Müdürlüğünde açıldığını taraflar arasında geçerli bir yetki sözleşmesi bulunmadığını, İstanbul İcra Müdürlükleri'nin uyuşmazlık bakımından yetkili olmadığını, bu durumda ortada geçerli ve yetkili yerde açılmış bir icra takibi mevcut olmadığından, koşulları oluşmayan icra takibine vaki itirazın iptali davasının usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Görülen dava yetkisiz mahkemede ikame edilmiş olup yetkinin ilk itirazlarının kabulü ile dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesi talep edilmiş olmasına karşın itirazlarının yerel mahkemece haksız şekilde kabul edilmediğini, 6100 sayılı HMK'nun 121 maddesi uyarınca uyarınca davacının delillerini davalıya tebliğ etmekle yükümlü olduğunu; buna rağmen hâlihazırdaki davada davacıya ait delillerin tamamının müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, davacı tarafından dosyaya sunulacak delillere karşı delil sunma ve beyanda bulunma haklarını saklı tuttuklarını ayrıca bildirdiklerini, Alacağın likit ve muayyen olmadığını; bu bakımdan davacının icra inkâr tazminatı taleplerinin reddi ile takibinde kötüniyetli olan davacı taraf aleyhinde takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, İleri sürerek, yukarıda açıklanan nedenlerle ve fazlaya ilişkin her türlü yasal hakları saklı kalmak kaydıyla, öncelikle yargılama sona erinceye dek hükmün tehir-i icrasına, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine,-yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki açık hesaba dayalı yürütülen taşıma ilişkisi kapsamında bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur Mahkemece taraf delilleri toplanmış, icra dosyası celbedilmiş, davacı vekili ile davalı şirket yetkilisinin hazır bulundukları duruşmada, uyuşmazlık konuları tespit edilerek, HMK'un 222 maddesi uyarınca taraflara ticari defterlerini inceleme gününde mahkeme kaleminde hazır etmeleri için kesin süre verilerek, dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdiine karar verilmiş, davalının defter ibraz etmemesi nedeniyle davacı defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmış ve düzenlenen rapor doğrultusunda davanın kabulüne, inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatı istemlerinin reddine karar verilmiştir. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; dava dilekçesi ve eklerinin usulüne uygun tebliğ edilmediği, icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine yönelik itirazların değerlendirilmediği, davacının ile davalı tarafından satın alınan ürünleri taşıdığını ileri sürerek navlun faturası kesmiş ise de, navlun faturalarına konu ürünlerin teslim edilmediği, bilirkişinin yalnızca davacı defterleri üzerinde inceleme yapması nedeniyle hatalı sonuca ulaştığı, davanın reddi gerektiği yönündedir. İlk derece mahkemesi tarafından dava dilekçesi ve eklerinin davalı şirketin adresine tebliğe çıkarıldığı, tebliğ şerhinde şirket yetkilisinin dışarda olması nedeniyle, tebligatın daimi çalışan olduğunu beyan eden ...'ye yapıldığı hususlarının yer aldığı, ...'nin imzası alınarak tebligat yapıldığı, tebligatta usulsüzlük bulunmadığı; davalı tarafından icra takibine karşı sunulan borca itiraz dilekçesinde, icra dairesinin yetkisine yönelik bir itirazın yer almadığı, icra müdürlüğünün yetkisinin kesinleştiği, yine usulüne uygun tebligata rağmen süresinde cevap dilekçesi sunarak mahkemenin yetkisine itiraz etmeyen davalının yetki itirazının dinlenemeyeceği, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Dava konusu takibin dayanağını açık hesaba konu faturalar oluşturmaktadır. 6100 Sayılı HMK'nun, ilk derece mahkemesinin ticari defter ibrazına dair ara kararı tarihi itibariyle yürürlükte olan 222/3 fıkrası uyarınca; maddenin ikinci fıkrasındaki şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Davalı yanın incelemeye mazeret bildirmeksizin defter ibraz etmediği, davacı defterlerinin usulüne uygun tutuldukları, yine davacı defterlerindeki kayıtlara göre açık hesabın 2020 yılı Mayıs ayı itibariyle işlemeye başladığı, bu tarihten 2020 yılı Aralık ayına dek davalının davacıya beş adet toplam 6.025,00-USD tutarlı navlun faturası kestiği, karşılığında 3.407,06-USD ödeme aldığı, bakiye 2.617,94-USD kaldığı, davalının bu beş faturadan üçünün bedelini tamamen, dördüncüsünün bedelini ise kısmen ödemiş bulunduğu, davalı faturalara konu malların teslim edilmediğini savunmuş ise de, açık hesaba konu faturaların satış değil, taşıma hizmeti karşılığı tanzim edilmiş navlun faturaları olmaları nedeniyle bu savunmanın dinlemeyeceği, davalının mazeretsiz defter ibraz etmemiş olması ve kısmi ödeme hususu nazara alındığında,, usulüne uygun tutulmuş davacı defterlerindeki bakiye alacak kaydının HMK'nun 222/3 fıkrası uyarınca davacı lehine delil niteliğini haiz olduğu, diğer ifade ile açık hesaba konu taşıma faturaları karşılığında davalıya taşıma hizmetinin verildiğine dair davacı lehine fiili karine oluştuğu böylece ispat yükünün yer değiştirdiği, davalının açık hesaba konu faturalardan bakiye alacağı oluşturan son fatura ile bedeli kısmen ödenmiş dördüncü faturaya konu taşıma hizmetinin verilmediğini ispata elverişli delil sunmamış olması karşısında, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.507,92-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 376,98-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.130,94-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 11/12/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.