T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1376 Esas KARAR NO: 2026/439 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2022/152 Esas - 2023/384 Karar TARİHİ: 16/05/2023 DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) KARAR TARİHİ: 05/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yo…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1376 Esas KARAR NO: 2026/439 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2022/152 Esas - 2023/384 Karar TARİHİ: 16/05/2023 DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) KARAR TARİHİ: 05/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket yurtiçi ve yurtdışı her türlü kara taşımacılığı işi ile iştigal eden lojistik sektöründe çok iyi bilinen bir şirket olduğunu, davalı şirket ise yurtdışından mal ihraç etmek istediğinden bahisle söz konusu emtiaların taşınması işi için müvekkil şirket ile anlaşma sağladıklarını, söz konusu hizmetlerin müvekkil şirket tarafından ifası için fiyat teklifleri e-mail yoluyla gönderildiğini ve yine davalı şirket yetkilileri tarafından ilgili teklifler kabul edilmekle taşıma sözleşmeleri kurulduğunu, söz konusu emtianın alıcısının yurtdışında bulunması nedeniyle ilgili taşımada tarafların hak ve yükümlülüklerini düzenleyen... Konvansiyonu uygulama alanı bulacağını, eşyanın taşıyıcıya teslimi... Konvansiyonu md. 4 ve 5 uyarınca da taşıma sözleşmesinin varlığına karine teşkil etmekte olduğunu, bu durumda somut olayda taraflar arasında usulüne uygun olarak kurulmuş taşıma sözleşmeleri ve ticari ilişki mevcut olduğunu, müvekkil şirket ile davalı şirket, davalı şirkete ait emtianın Türkiye'den İtalya'ya taşınması konusunda anlaştıklarını, müvekkil Şirket işbu dava konusu taşımada taşıma işleri organizatörlüğü görevini ifa etmiş olup taşımanın gerçekleştirilmesi için tüm çabayı sarf ettiğini, müvekkil şirketin organize etmiş olduğu taşıma gerçekleştirilmiş, emtia hasarsız ve tam bir şekilde davalı tarafından belirtilen adrese teslim edildiğini, bu anlamda taraflar arasında kurulmuş olun taşıma sözleşmesine istinaden taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmamakta olduğunu, huzurdaki davaya konu bekleme ücretlerinin fiili taşıyan ...tarafından dava dışı limana ödenmesi akabinde, dava dışı ...tarafından işbu tutarın tanzimi istemiyle müvekkil şirket aleyhine 21/05/2021 tarihinde İstanbul ........ İcra Dairesi... Esas Sayılı dosya nezdinden ilamsız icra takibi başlatıldığını ve başlatılan bu takibe istinaden ...'e yukarıda belirtilmiş olan faturalardan kaynaklı olarak 1.640,00 Euro bekleme ücreti 18/08/2021 tarihinde ödendiğini, ...'e ödenen bekleme ücreti bedelleri davalıdan tahsil edilmek istenmiş ancak davalı taraf ödemekten imtina ettiğini, davalı şirketçe tutarların ödenmemesi üzerine müvekkil şirket tarafından, davalı şirket aleyhine 31.08.2021 tarihinde ..... İcra Dairesinde ...... E. Sayılı dosya nezdinde takip başlatıldığını, davalı tarafından takibe yapılan itiraz neticesinde takip yetkili icra dairesi olan İstanbul İcra Dairelerine taraflarınca gönderilmiş ve 14.10.2021 tarihinde .... İcra Dairesi ... Esas Sayılı dosya nezdinde takip başlatıldığını, davalı şirket, kendilerine tebliğ edilen ödeme emrine 23.10.2021 tarihinde haksız olarak itiraz ettiğini ve bu itiraza istinaden ..... İcra Müdürlüğü’nce takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı şirket söz konusu ödeme emrinde yer alan borca, ferilerine ve icra dairesinin yetkisine itiraz ettiğini, oysa yapılan itirazlar tamamıyla haksız ve yasal dayanaktan yoksun olup, iptali gerekmekte olduğunu, bunun üzerine taraflarınca huzurdaki davanın ikame edilmesinden önce TTK 5/A maddesi uyarınca ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olan zorunlu arabuluculuk gereği arabulucuya başvurulduğunu, fakat davalı şirket söz konusu Arabuluculuk toplantılarına davet edildiği halde mazeretsiz olarak arabuluculuk görüşmesine katılmamış olup bu husus işbu dava dilekçesi ekinde sunulan 30.12.2019 tarihli arabuluculuk son tutanağında da açıkça yer almakta olduğunu, bu nedenle, 6325 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda arabuluculuk Kanunu madde 18/A (11) uyarınca yargılama süresince yapılacak tüm yargılama giderlerinin davalı şirket üzerinde bırakılması ve davalı taraf hakkında vekalet ücretine hükmedilmemesi talep ettiklerini, açıklanan tüm bu nedenlerle davalarının kabulüne, haksız ve yasal dayanaktan yoksun itirazın iptali ile..... İcra Müdürlüğü’nün ..... Esas sayılı dosyası ile yapılan takibin kaldığı yerden devamına, haksız ve yasal dayanaktan yoksun olarak takibe itiraz edilmesi nedeniyle, davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dilekçesinde müvekkili şirket yönünden ileri sürdüğü konuların ve taleplerin hiçbirini kabul etmediklerini, öncelikle borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla böyle bir borç varsa bile zamanaşımı süresinin dolduğunu, bu nedenle zamanaşımı def'ini ileri sürdüklerini, davacı taraf ile her ne kadar taşıma sözleşmesi imzalanmışsa da, davacı taraf kendisine teslim edilen eşyayı normalin çok üzerinde bir süre geciktirerek alıcıya teslim ettiğini, davacı tarafın , yetkilisinin müvekkil şirkete göndermiş olduğu mail içeriğinden de anlaşılacağı üzere, davacı taraf, taşımacılığını yaptığı eşyaları 13 gün gecikmeli olarak alıcıya teslim ederek, kendisiyle imzalanan taşımacılık sözleşmesine ve TTK 875. Maddesinde düzenlenen sorumluluğuna aykırı davrandığını, müvekkille imzalamış olduğu sözleşmeyi gereği gibi yerine getirmeyen davacı taraf,........... İcra Dairesinin ..... sayılı dosyası ile müvekkiline karşı icra takibi başlattığını, davacı tarafın başlatmış olduğu icra takibinin dayanağında aşağıdaki dekont parçası eklendiğini, davacı taraf her ne kadar, icra takibinde, dava dışı ...Anonim Şirketine gönderdiği 1640 EURO'nun, bekleme ücretine dayalı rücu alacağı olduğunu belirtmişse de, davacının bu talebinin haksız olduğunu, müvekkilinden talep edilen söz konusu ücretin "bekleme ücreti" olup olmadığı belli olmadığını, nitekim davacının, dava dışı 3. Kişiye yaptığı ödeme dekontu incelendiğinde kendisine açılan İcra Takibine karşı yapılan ödemeye ilişkin olduğunun görüleceğini, dava dışı 3. Kişi olan ...Anonim Şirketinin, davacıya yapmış olduğu icra takibinin dayanağı olan borç, bekleme ücretine ilişkin olmuş olsa bile, bu bekleme ücretinin müvekkilinin taşıttığı mallara ilişkin araçların bekleme ücretine ilişkin olup olmadığının belirsiz olduğunu, açıklanan tüm bu nedenlerle ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacının davasının reddine, takip konusu alacağın %20 ' sinden az olmamak üzere davacının tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 16/05/2023 tarih ve 2022/152 Esas - 2023/384 Karar sayılı kararında; "....Eldeki davada tüm dosya kapsamından varış yerinde gümrükte yaşanan yoğunluk nedeni ile davacı taşıyıcı araçlarının beklediği ve talep edilen bekleme ücretinin gümrükte yaşanan yoğunluktan kaynaklandığı, CMR Konvansiyonu'nun 17/2. maddesi uyarınca gecikmenin gönderenin hatası veya ihmalinden kaynaklandığı ispat edilemediğinden davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi uyarınca itirazın iptali davasının kısmen veya tamamen reddi halinde, borçlu lehine hükmedilecek tazminat kötü niyet tazminatı olup, borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının kötü niyetli olması gerekir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötü niyetli değilse aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilemez. Somut olayda, davacı yanın reddine karar verilen alacak istemi yönünden kötü niyetli olduğu dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Bu sebeple davalı yanın kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilerek uyuşmazlığın bütünü hakkında aşağıda ki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE, 2-Davalı vekilinin kötü niyet tazminatı isteminin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalı şirketin davalı şirkete ait emtianın Türkiye'den İtalya'ya taşınması konusunda anlaştıklarını, müvekkil şirketin işbu dava konusu taşımada taşıma işleri organizatörlüğü görevini ifa etmiş olup taşımanın gerçekleştirilmesi için tüm çabayı sarf ettiğini, müvekkil şirketin organize etmiş olduğu taşımanın gerçekleştirildiğini, emtianın hasarsız ve tam bir şekilde davalı tarafından belirtilen adrese teslim edildiğini, bu anlamda taraflar arasında kurulmuş olun taşıma sözleşmesine istinaden taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığını, müvekkil şirketin tüm sorumluluklarını anlaşmaya uygun olarak eksiksiz bir şekilde ifa ettiğini, davaya konu taşımaları gerçekleştirdiğini, Dosyada mevcut bulunan ................. numaralı... senetlerinden de anlaşılacağı üzere taşımanın eksiksiz bir şekilde tamamlandığını, taşınan emtianın varış limanı olan Trieste'ye vardığını, ancak liman yoğunluğu olması sebebi ile gümrük kontrol sürelerinin uzadığını, gümrük kontrol sürelerinin uzamasından kaynaklı olarak serbest bekleme sürelerinin dolduğunu ve dolan bu sürelerden sonra araçlara ait bekleme süreleri oluştuğunu, her ne kadar müvekkil şirket ile davalı şirket arasında 22/01/2021 tarihli akdolunan taşıma sözleşmesinde davalı tarafa bekleme süreleri ile ilgili bilgi verilmiş olsa dahi, oluşan bu gümrük bekleme sürelerinin ivedilikle mail kanalı ile davalı şirkete bildirildiğini, nitekim beklemeye ilişkin durumun müvekkil şirket tarafından karşı tarafa bildirildiğini ve kesilecek olan bekleme ücretine ilişkin faturalar konusunda davalı tarafın müvekkil tarafından 05/02/2021 tarihinde bilgilendirildiğini, bütün bu olumsuzluk-lara rağmen müvekkil şirketin taşıma sözleşmesinden doğan edimini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, malları davalı şirkete hasarsız ve eksiksiz olarak teslim ettiğini, Müvekkil şirketçe davaya konu taşımalara ilişkin navlun alacağını içeren “İstanbul - İtalya Nakliye Bedeli” açıklamalı faturalar tanzim edildiğini ve bu faturaların davalı tarafından da ödendiğini, bekleme ücretinin oluşmasının ardından müvekkil şirket tarafından davalı şirket muhatap kılınmak sureti ile boşaltma limanında yapılan iş ve işlemlere istinaden 05/02/2021 tarihli ... numaralı Liman Ardiyesi Bedeli - Yurtdışı Bekleme Bedeli açıklamalı 440,00 Euro bedelli fatura, 05/02/2021 tarihli ... numaralı Liman Ardiye Bedeli - Bekleme Bedeli açıklamalı 720,00 Euro bedelli fatura, 05/02/2021 tarihli ... numaralı Liman Ardiye Bedeli - Bekleme Bedeli açıklamalı 680,00 Euro bedelli fatura, 05/02/2021 tarihli... numaralı Bekleme Bedeli açıklamalı 200,00 Euro bedelli fatura, 09/02/2021 tarihli ... numaralı Bekleme Bedeli açıklamalı 200,00 Euro bedelli fatura, 09/02/2021 tarihli ...numaralı... Doktor Kontrol Bedeli - ...... Doktor Kontrol Bedeli açıklamalı 120,00 Euro bedelli fatura tanzim edildiğini, işbu tanzim edilen faturaların davalı şirkete gönderildiğini, davalı tarafça faturaların içeriğine itiraz edilmediğini, TTK md.21/f2 gereği fatura içeriğinin kesinleştiğini, Huzurdaki davaya konu bekleme ücretlerinin dava dışı fiili taşıyan ...tarafından dava dışı limana ödenmesinin akabinde, dava dışı ...tarafından işbu tutarın tanzimi istemiyle müvekkil şirket aleyhine 21/05/2021 tarihinde İstanbul ..... İcra Dairesi... E. Sayılı dosya nezdinden ilamsız icra takibi başlatıldığını ve başlatılan bu takibe istinaden ...'e yukarıda belirtilmiş olan faturalardan kaynaklı olarak 1.640,00 Euro bekleme ücretinin 18/08/2021 tarihinde ödendiğini, ...'e ödenen bekleme ücreti bedellerinin davalı yandan tahsil edilmek istendiğini, ancak davalı tarafın ödemekten imtina ettiğini, Yerel Mahkemenin yargılama sırasında alınmış olan bilirkişi raporu doğrultusunda... Konvansiyonunu yanlış yorumladığını ve hatalı bir karar verdiğini, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda Lojistik Bilirkişisinin "... Gümrük sınır kapıları da ve limanlarda taşıt yoğunluğundan dolayı yaşanılan gümrük işlemleri beklemelerinin işin olağan akışından kaynaklanmaktadır. Trieste bir sınır kapısıdır. Bu tür beklemeler bekleme ücretinden sayılmaz..." açıklaması ile bekleme ücretinin düzenlenemeyeceği şeklinde görüş bildirdiğini, ancak bilirkişinin yalnızca uygulamaya dayalı görüş bildirmiş olduğunu, bildirdiği görüşün hukuken uygulanabilir olmadığını ve hiçbir geçerliliğinin bulunmadığını, Hukuken serbest bekleme süreleri dolduktan sonra bekleme ücreti doğmakta olduğunu, fiili taşıyanın da buna hak kazanacağını, kaldı ki bilirkişinin beyan etmiş olduğu üzere "muhtemel bekleme ücretinin navlun ücreti içerisinde yer alması" gibi bir uygulamanın sektörde de bulunmamakta olup hukuken de mümkün olmadığını, bazı muhtemel operasyonel giderler navlun ücretine dahil edilebilirken bu durumun bekleme ücreti için geçerli olmadığını, çünkü bekleme ücretinin diğer operasyonel ücretlere göre daha yüksek olduğunu, hak sahibinin tanzim edeceği faturaya ilişkin gerçekleştirilen bir ödeme olduğunu, bu durumda daha doğmamış ve doğacağı kesin olmayan bir bekleme ücretinin peşin olarak alınan navlun ücretine dahil edilmesinin mümkün olmadığını, bekleme ücretinin navlun ücretine dahil edilmesi durumunda, beklemenin gerçekleşmediği durumda taşıyan tarafın haksız kazanç elde etmiş olacağını, bu durumun sadece taşıma hukukuna değil aynı zamanda dürüstlük kuralına da aykırılık teşkil edeceğini, ..... Konvansiyonu m. 14-15 ve 16'da bekleme ücretinden hangi tarafın sorumlu olduğunun net bir şekilde anlaşılmakta olduğunu, bu sebeple ne hukuken ne de uygulamada bilirkişinin belirtmiş olduğu gibi bekleme ücretinin peşinen navlun ücreti içerisinde alınmasının söz konusu olmadığını, hem deniz hem de kara taşımasında tüm dünyada uygulanan sistemin bekleme gerçekleştiğinde göndericiye bilgi verilerek bekleme ücretinin göndericiye rücu edilmesi üzerine kurulu olduğunu, hukuki olarak doğru olanın bu işlem olduğunu, Yerel mahkemenin vermiş olduğu kararda... m.17/2'ye atıfta bulunmuş olmasına karşın konvansiyonun ilgili maddesini uygulamadığını, ilgili maddenin ikinci fıkrasında da açıkça hangi durumda taşımacının sorumlu tutulamayacağının belirtildiğini, gümrük kapısındaki yoğunluktan dolayı meydana gelmiş olan bekleme hadisesinde ve buna bağlı doğmuş olan bekleme ücretinin taşımacının önlemesine olanak bulunmayan bir durum olduğunu, bu durumda taşımacıdan yalnızca bekleme ücretinin ödenmesi için ve durum hakkında bilgi vermek için gönderiye bilgi vermesinin beklenebileceğini, somut olayda da müvekkil şirketin davalı tarafa emtia hakkındaki gelişmeleri ivedilikle bildirdiğini ve bu konudaki mail yazışmalarının da dava dilekçesi ekinde mahkemeye sunulduğunu, Bu minvalde yerel mahkemece alınmış ve hatalı tanzim edilmiş olan bilirkişi raporunun hükme ve yargılamaya esas teşkil etmemesi gerekiyorken mahkemece ek rapor talepleri kabul edilmeyip hatalı ve hukuken yanlışlıklarla dolu rapor dikkate alınarak hatalı hüküm kurulduğunu, yerel mahkemenin işbu davayı tahlil ederken Ticaret ve Taşıma Hukuku ve... Konvansiyonu Hükümlerini doğru analiz edemediğini, eksik ve hatalı tanzim edilen bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulduğunu, eksik ve hatalı rapora dayanılarak kurulan hükmün de haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davacı akdi taşıyanın fiili taşıyana ödediği bekleme ücretinin davalı taşıtandan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı taraf, fiili taşıyana ait araçlar varış limanı olan Trieste'ye vardığında liman yoğunluğu olması sebebi ile gümrük kontrol sürelerinin uzadığı, gümrük kontrol sürelerinin uzamasından kaynaklı olarak serbest bekleme sürelerinin dolduğu ve dolan bu sürelerden sonra araçlara ait bekleme süreleri oluştuğu, davalı ile arasında akdedilen 22/01/2021 tarihli taşıma sözleşmesinde davalı tarafa bekleme süreleri ile ilgili bilgi verilmiş olsa dahi, oluşan bu gümrük bekleme sürelerinin ivedilikle mail kanalı ile davalı şirkete bildirildiği, bütün bu olumsuzluklara rağmen taşıma sözleşmesinden doğan edimini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, malları davalı şirkete hasarsız ve eksiksiz olarak teslim ettiğini, bekleme ücretinden kaynaklı fiili taşıyan firmaya ödeme yaptığını, bekleme ücretinden kaynaklı ödenen bedelin davalı taşıtandan rücuen tahsilini talep ettiğini belirtmiştir.Taraflar arasında davalıya ait maske emtiasının İstanbul/Türkiye'den - Roma/İtalya'ya kadar taşınması konusunda mail yolu ile 22/01/2021 tarihli taşıma sözleşmesi akdedildiği, davacının akdi taşıyıcı olarak taşımayı üstlendiği, dava dışı ...'in fiili taşıyan, davalının taşıtan (gönderen), dava dışı alıcı firmanın da gönderilen sıfatına sahip olduğu, davacının üstlendiği taşıma deniz ve kara yolu ile taşımayı birlikte içerdiğinden multimodal taşıma niteliğindedir.Taşımanın güzergahı itibariyle uyuşmazlık... Konvansiyonu hükümlerine tabidir. Taşıyıcının, belirlenen sürede veya makul sürede taşıma işini yerine getirmesi durumunda isteyebileceği taşıma ücreti, sözleşmede belirlenen ücrettir. Ancak taşıyıcı, sözleşme hükümlerine dayanarak veya kendi risk alanından kaynaklanmayan nedenlerle makul yükleme veya boşaltma süresinde fazla beklerse, taşıma ücretine ek bekleme ücreti olarak uygun bir ücrete hak kazanır (6102 sayılı TTK'nın 863/3. maddesi). Tarafların ayrıca taşıma sözleşmesine, yükleme ve boşaltmanın makul süre içinde yapılmaması halinde taşıyıcının ek ücrete hak kazanacağına ilişkin hüküm koymaları da mümkündür. Taraflar arasında akdedilen 22/01/2021 tarihli sözleşmede;'' Komple yüklemelerde serbest süre yükleme ve boşaltmada 48 saat olup bekleme ücreti 200 € / Gün, Parsiyel yüklemelerde serbest süre yükleme ve boşaltmada 12 saat olup bekleme ücreti 175 € / Gün olarak hesaplanmaktadır. '' düzenlemesi yer almaktadır. Somut olayda davacı tarafça, gecikmenin ......'da liman yoğunluğu olması sebebi ile gümrük kontrol sürelerinin uzamasından kaynaklandığı ileri sürülmüştür. Ancak limanda yoğunluk olduğu ve araçların uzun süre bu sebeple beklediğine ilişkin davalıya gönderilen mailler dışında herhangi bir delil ibraz edilmemiştir. Ayrıca davacı tarafın icra takibine dayanak olarak gösterdiği 18/08/2021 işlem tarihli banka dekontu incelendiğinde söz konusu dekonttaki 1.640,00 EURO bedelin dava dışı ...Anonim Şirketine İstanbul .... İcra Dairesi... ödemesi olarak belirtildiği, icra takibine konu borca mahsuben gönderildiği anlaşılmıştır. Dava dışı ...Anonim Şirketinin, davacıdan olan alacağının tahsili talebiyle başlattığı ... İcra Dairesi... esas sayılı icra dosyasının dava dilekçesi ekine eklenen takip talebine göre takip dayanağı alacağın hesap ekstresi ve faturalar olarak gösterildiği, bu takibe konu borcun dayanağı faturaların ibraz edilmediği, bu alacağın rücu davacına konu edilen bekleme ücretinden kaynaklandığına dair dayanak belgesinin ibraz edilmediği de anlaşılmıştır. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 05/03/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.