İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili adına, davalı aleyhine İstanbul 2…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1453 KARAR NO:2026/488 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:27/05/2022 NUMARASI:2021/408 Esas - 2022/363 Karar DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili adına, davalı aleyhine İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün...sayılı dosyası ile alacağın tahsili amacıyla 20.07.2020 tarihinde icra takibi başlatıldığını, başlatılan takibin 30.07.2020 tarihinde borçlu/ davalı tarafından yapılan itiraz üzerine durdurulduğunu, takibe konu itirazda faturayı kabul etmediklerini, böyle bir borçları bulunmadığını belirttiklerini, ancak borca itiraz ettikten ve takip durduktan sonra 04.08.2020 tarihinde davacı müvekkili şirket hesabına ödeme yapıldığını, ancak icra vekalet ücreti, takip masraflarının dosyaya ödenmediğini, davalının itirazlarının yerinde olmayıp, iptali ve akabinde kalan alacak için takibin devamına karar verilmesini ve borca itirazlarının kötü niyetli olması nedeniyle % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini, müvekkili alacaklı ile borçlu şirket arasında ticari ilişki bulundugunu aralarındaki cari ilişkinin davalıya teslim edilen ürünlerin bedeli olduğunu, davalınm süresinde ödeme yapmadığını, açıklanan nedenlerle, davalı yanın icra takibinden sonra ve itiraz tarihinde borcu söz konusu olduğundan itirazın iptali ile davalı yanca yapılan 16.037,00 TL ödemenin dikkate alınması şartıyla takibin devamını, % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Tarafların cari hesap ilişkisi içinde çalışmakta olduğunu, ödemelerin fatura tarihinden itibaren 6 aylık vadeli yapıldığını, ödeme tarihleri dikkate alındığında müvekkili şirketin icra takip tarihi itibariyle temerrüde düşmediğini, bu sebeple müvekkili şirketin icra masraf ve vekalet ücretinden sorumluluğu olmadığını, davacı tarafın işbu davayı 16.037,00 TL üzerinden ikame etmesine rağmen müvekkili şirketin dava tarihi itibariyle harca esas değerinde herhangi bir borcu olmadığını, bu sebeple de davanın reddini talep ettiklerini, müvekkili şirketin taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olarak dava öncesinde tüm ödemelerini yaptığını, bu sebeple inkar tazminatının şartlarının oluşmadığını, arz edilen sebeplerle; davanın reddini, davalının 420 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, mahkeme masraf ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmilini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,"...Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, incelenen takip dosyası, bilirkişi raporu, toplanıp değerlendirilen delillere göre; davacının fatura ve cari hesaba dayalı alacağının tahsili istemiyle icra dosyasında takip yaptığı, davalının yasal süresi içerisinde yaptığı itiraz üzerine takibin durmasına karar verildiği, davacı ve davalı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davaya konu faturanın bilirkişi incelemesinden de anlaşılacağı üzerine tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı ancak bilirkişi incelemesi sırasında düzenlenen raporundaki cari hesapların incelenmesinde takip tarihi (20.07.2020) itibariyle her iki tarafın ticari defterlerinde davalının davacıya 16.069,12-TL borçlu olarak göründüğü, yine davalının taraflar arasında düzenlenen faturalarda vadenin yer aldığını, ödemeleri vade tarihlerine göre zamanında yaptıklarını bu nedenle takip tarihi itibariyle temerrüte düşmediklerini, faiz ve diğer icra takip masraflarından sorumlu olmayacaklarına ilişkin itirazları değerlendirildiğinde faturaların sadece davalı tarafından vadeli düzenlendiği ve defterlere bu şekilde işlendiği, ancak davacı tarafın ticari defterlerin incelenmesinde böyle bir uygulamanın olmadığı, davalı tarafından yargılama aşamasında dosya kapsamında bu iddialarını kanıtlar herhangi bir delil sunulmadığı, bu haliyle davalının düzenlenen faturaların ödemelerinin vadeli şeklinde olduğuna dair bir düzenlemenin olmadığı anlaşıldığından davacının 20.07.2020 tarihi itibariyle davalı yandan cari hesaba göre 16.069,12-TL alacaklı olduğu, davalı şirketin ise alınan bilirkişi raporu davacı şirkete borçlu olduğunun sabit olduğu, bu haliyle davacı tarafın takip konusu faturadan dolayı davalı şirketten alacaklı olduğunu ispat ettiği anlaşılmakla, bu hususta denetime ve kanaat edinmeye elverişli bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne, davaya konu asıl alacak icra takibinden sonra yapılan itiraz sonrasında davalı tarafından ödendiği anlaşılmakla asıl alacak bakımından konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı tarafın başlattığı İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra dosyasına takip masrafları ve vekalet ücreti yönünden yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, dava konusu fatura alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile, hükmolunan asıl alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; huzurdaki dava itirazın iptali davası olup işbu dava icra takibindeki borcun sebebine sıkı sıkıya bağlı olduğunu, bu sebeple davacı takip talebinde belirttiği sebepler dışında başka bir sebebe dayanmasının da mümkün olmadığını, davaya konu asıl alacak itirazın iptali davasından önce ödenmesi sebebiyle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı lehine takdir edilen vekalet ücretinin AAÜT 'nin üzerinde olduğunu, müvekkili şirket lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca davacı taraf, davanın harca esas değeri olarak 16.037,00 TL üzerinden harç yatırdığını, dava açılış tarihinde müvekkili şirketin herhangi bir borcu olmadığı (konusuz kaldığı) tespit edilmesi sebebiyle müvekkili lehine vekalet ücreti takdir edilememesinin hatalı olduğunu, Yerel Mahkeme davacı tarafın alacağını hesap etmeden davacı lehine kabul edilen kısmı aşan vekalet ücreti takdir ettiğini beyanla İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/408 Esas - 2022/363 sayılı kararının ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince asıl alacak bakımından konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davanın kabulü ile davacı tarafın başlattığı icra dosyasına takip masrafları ve vekalet ücreti yönünden yapmış olduğu itirazın iptaline karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı tarafından davalı hakkında İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra dosyasında 16.037 TL alacağın tahsili istemiyle 20.07.2020 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı, icra takibine itirazdan sonra asıl alacağın ödenmesi, icra vekalet ücreti, icra masrafları ve icra inkar tazminatının ödenmemiş olması nedeniyle icra vekalet ücreti, takip masrafları yönünden icra dosyasına yapılan itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiş; davalı ise fatura tarihinden itibaren 6 ay vadeli olarak ödeme yapılacağının kararlaştırıldığını ancak davacının icra takip tarihi itibariyle muaccel olmayan fatura bedelleri yönünden takip başlattığını, bu sebeple icra masraf ve vekalet ücretinden sorumluluğu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.İtirazla takibi durduran borçlu, defaten ya da farklı zaman dilimlerinde yaptığı ödemelerle borcu tamamen veya kısmen sona erdirebilecek olup, icra takibinden sonra ancak dava tarihinden önce yapılmış olan ödemeler yönünden dava açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.Eldeki davada, davacı tarafça takibe konu edilen miktar üzerinden harç yatırılarak dava açılmış ise de davacının asıl talebi, icra masraf ve vekalet ücreti ile icra inkar tazminatına ilişkindir. Bu durumda asıl alacak, takipten sonra ve fakat davadan önce ödendiği gibi davacı tarafça asıl alacağa yönelik bir talepte bulunulmadığı gözetildiğinde mahkemece asıl alacak yönünden davanın konusuz kaldığına karar verilmiş olması isabetli olmamıştır .Diğer yandan, duran icra takibinin ferileri yönünden devamına karar verilmesi halinde bu kalemlere ilişkin hesap, icra müdürlüğünce yapılacağından, mahkemece hesap yapılmayıp, bu kalemlere ilişkin itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekir (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 03.07.2018 tarihli 2017/794 E., 2018/3735 K. sayılı emsal kararı). Somut olayda davalı tarafça asıl alacak davadan ödenmiş olmakla birlikte takibin ferilerine ilişkin bir ödeme bulunmadığına göre mahkemece herhangi bir hesaplama yapılmaksızın davanın kabulü ile davacı tarafın başlattığı İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra dosyasına davalının takip masrafları ve vekalet ücreti yönünden yapmış olduğu itirazın iptaline karar verilmesi yerinde olup, davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi yerindedir. İİK'nın 67/2. Maddesi "itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu (...) diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir" şeklinde olup; somut olayda davacının icra dosyasının ferileri yönünden talepte bulunmuş olmasına göre alacağın fer'ileri dışında bakiye alacak bulunmadığından icra inkar tazminatına hükmedilecek bir matrah da yoktur. Bu durumda Mahkemece davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiştir. (Yargıtay 19. HD'nin 2012/14401 Esas ve 2013/2607 Karar sayılı kararı)HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. KARAR :Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın KABULÜNE, a) Davalının İstanbul 27. İcra Dairesi ... sayılı takip dosyasına, takip masrafları ve icra vekalet ücreti yönünden yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile takibin DEVAMINA b) Şartları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 1.095,49 TL harçtan daha önceden ödenen toplam 193,69 TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 901,80 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T hükümlerine göre hesaplanan 5.100,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan; 59,30 TL başvuru harcı,193,69 TL peşin/nisbi harcı, 800,00 TL bilirkişi ücreti, 36,00 TL tebligat, posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 1.088,99 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 6-Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi ve Gider Avansı Tarifesinin 5.maddesi yatıran tarafa iadesine, 7-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a- Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, posta gideri 40,00 TL olmak üzere toplam 260,70 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalılara verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 12/03/2026