7. Hukuk Dairesi 2011/7347 E. , 2011/7675 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 124 ada 5 parsel sayılı 6.412,06 m2 yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydına dayanılarak mera niteliği ile sınırlandırılmıştır. Davacı ..., satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmış
**7. Hukuk Dairesi 2011/7347 E. , 2011/7675 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 124 ada 5 parsel sayılı 6.412,06 m2 yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydına dayanılarak mera niteliği ile sınırlandırılmıştır. Davacı ..., satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Dava konusu 124 ada 5 parsel sayılı taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı, taşınmaz üzerinde tespit tarihinde zilyet davacı ... yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Gerçekten kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış yargılama sırasında taraflar bir kayıt ve belgeye de dayanmamışlardır. Dava konusu taşınmaza komşu 124 ada 1 parsel sayılı taşınmazın dayanağı 1937 tarih ve 248 sayılı vergi kaydının dava konusu taşınmazı köy merası okuduğu, dava konusu taşınmazın batı ve güneyindeki yoldan sonraki 125 ada 20 ve 12 parsel sayılı taşınmazların 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edildiği belirlenmiştir. Bu nitelikteki taşınmazlar üzerindeki dere, tepe, hendek, çukur, yol gibi doğal ve yapay sınır yerlerinin bulunması da mümkündür. Hal böyle olunca dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilen dava konusu olmayan mera niteliğindeki taşınmazlardan el atılarak kazanıldığının ve onların bir bölümünü oluşturduğunun kabulü gerekir. Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz. Öte yandan eylemli duruma aykırı düşen sübjektif nitelikteki bilirkişi ve tanık sözlerine de değer verilmesi olanaksızdır. Hal böyle olunca hükme dayanak yapılan uzman ziraatçi bilirkişinin dava konusu taşınmazın mera niteliğinde olmadığı yolundaki raporunun da yasal bir dayanağı bulunmadığının kabulü gerekir. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak davanın reddine, dava konusu taşınmazın 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmasına karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 05.11.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.