11. Hukuk Dairesi 2020/4968 E. , 2021/2593 K. MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 28.03.2019 tarih ve 2018/272 E. - 2019/110 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 15.03.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...…
**11. Hukuk Dairesi 2020/4968 E. , 2021/2593 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 28.03.2019 tarih ve 2018/272 E. - 2019/110 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 15.03.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr. ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı ... tarafından davacı aleyhine 300.000,00 TL bedelli bir adet bonoya dayalı olarak icra takibine girişildiğini, davacının davalıya senette belirtildiği şekliyle bir borcunun bulunmadığını, ev hanımı olan davacının herhangi bir işte çalışmadığı gibi herhangi bir ticari iş ve faaliyetinin de olmadığını, böyle bir meblağı borçlanması için sebep bulunmadığını, davalı tarafın ise asgari ücretle çalışmakta olduğunu, herhangi bir mal varlığı olmadığını, davalı tarafın senette belirtilen meblağı verecek ekonomik durumu olmadığı gibi davacının da bu miktar parayı borçlanması için bir sebep bulunmadığını, bononun tanzim tarihinin 09.12.2014, vade tarihinin 10.12.2014 olduğunu, iktisap nedeni hanesinde nakden olarak yazıldığını, gerçek bir alacak borç ilişkisinin bulunmadığını, tarafların aile dostu olduklarını, davacının davalıya 18-20 yıl önce 24,00.- TL borçlandığını, söz konusu borç sonraki tarihlerde taksit halinde ödenmesine rağmen davalı tarafın son zamanlarda alacağı bulunduğunu belirterek sık sık davacıyı rahatsız etmeye başladığını, bu duruma açıklık getirmek adına davalının yanında... ile birlikte 08.12.2014 tarihinde davacıyı MKÜ civarına çağırıp alacağına karşılık 1.000.000,00 TL isteyerek tehdit ettiğini, bu durum karşısında davacının aşırı heyecan ve korku sebebiyle bayıldığını, davalı ile Yusuf'un olay yerine çağırılan davacının kocasını oyalayarak eşinin çantasının kayıp olduğunu ve onu araması gerektiğini söyleyerek orada bıraktıklarını, akabinde davacı ile birlikte Antakya Devlet Hastanesi'ne gittiklerini, davacının tedavisi tamamlandıktan sonra çıkış evrakı diyerek davaya konu senedi imzalattıklarını, söz konusu senedin tehditle ve davacıyı hata ve hileye düşürerek imzalatıldığını iddia ederek davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, huzurdaki davaya konu senet ile ilgili olarak Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/186 esas sayılı dosyası ile ceza davası açıldığını, davalının ağır bir dolandırıcılık vakıasının kurbanı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dava dilekçesinde, davacının davalı ve babası tarafından tehdit edilmesi sonucu bayıldığı, dava konusu senedin hastane çıkış evrakı olduğu söylenerek davacıya imzalatıldığı, bu şekilde davacının aldatılıp korkutulması sonucu senedin ele geçirildiğinin iddia edildiği, uyulan bozma ilamı sonrası dinlenen davacı tanıklarının beyanlarına göre, davacının davalıdan herhangi bir sebeple borç para almadığı, taraflar arasında herhangi bir alacak verecek ilişkisinin bulunmadığı, tarafların aile dostu oldukları, davacının babasının ölümüyle kendisine taşınmaz intikal ettiği, davalının, bu taşınmazı satın almak istediği, davacının satmak istememesi üzerine davalı yanın ısrarcı olduğu, ancak davacının kendisine miras kalan taşınmazı satmayı kabul etmediği, yine dinlenen davacı tanıklarının beyanlarına göre, icra takibine dayanak olan bononun hastane çıkış evrakı olduğu söylenerek hastanede yatmakta olan davacıya imzalatıldığı, davacının taşınmazını satmaya mecbur edilmesi için davalı tarafça böyle bir yola başvurulduğu konusunda kanaat oluştuğu, davacının davaya konu bononun hile yoluyla alındığına ilişkin iddiasında haklı olduğu, davacının herhangi bir borcunun bulunmadığı bilindiği halde hile yoluyla alınan bonoya dayalı olarak icra takibi başlatıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, Hatay İcra Müdürlüğü'nün 2014/92072 esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi ve takibe dayanak 09.12.2014 tanzim, 10.12.2014 vade tarihli, 300.000,00 TL bedelli bono nedeniyle davacı ...'nun davalıya borçlu olmadığının tespitine, asıl alacağın % 20'si oranında hesaplanan 60.000,00 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, icra takibine konu bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece bozma ilamına uyularak tanık beyanları alınmış ve bu beyanların değerlendirilmesi neticesinde icra takibine dayanak olan bononun hastane çıkış evrakı olduğu söylenerek hastanede yatmakta olan davacıya imzalatıldığı, davacının taşınmazını satmaya mecbur edilmesi için davalı tarafça böyle bir yola başvurulduğu konusunda kanaat oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak dava dosyası içerisinde bulunan tanık anlatımları incelendiğinde hiçbirinin dava konusu senedin hastane evrakı olarak davacıya imzalatıldığı şeklinde somut görgüye dayalı olmadığı, yorumlar içerdiği, ayrıca ve özellikle dava konusu senedin hastane evrakı olarak imzalatıldığı, imzalatılan evrakın senet olduğunun net bir şekilde görüldüğünün ifade edilmediği anlaşılmaktadır. Davacının senedin alınma şekline ilişkin iddiasının sübut bulması, senedin düzenlenme anına ilişkin yukarıda açıklandığı şekilde somut görgüye dayalı ifadelerle belirlenmesine bağlıdır. Mahkemece davacının senedin alınma şekline ilişkin iddialarının ispat edilemediği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 18.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.