İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:08/12/2022 DAVA:Maddi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:16/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:02/03/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmed…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:08/12/2022 DAVA:Maddi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:16/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:02/03/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 09/10/2020 tarihinde, davacıya ait ve ... idaresindeki ... plaka sayılı araç ile davalı nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesiyle sigortalı olan ... yönetimindeki ... plaka sayılı aracın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacıya ait aracın hasarlandığı, değer kaybına uğradığı, tamir süresince araçtan mahrum kalındığı, davalı nezdinde sigortalı araç sürücüsünün kırmızı ışık dolayısıyla duraklayan davacıya ait araca arkadan çapması nedeniyle hadisenin vukunda tam kusurlu olduğu, belirtilen kazadaki ağır hasarından dolayı davacının aracını düşük bedele satabildiği, dava öncesi sigorta şirketine yapılan müracaat üzerine 19.611,17 TL tutarında kısmi ödeme alındığı, ancak yapılan bu tediyenin gerçek zararı karşılamadığını beyanla ve fazlaya dair hakkı saklı tutulması kaydıyla 100,00 TL araç değer kaybı ve 100,00 TL araç mahrumiyet bedeli olmak üzere toplam 200,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; davacının fazlaya dair hakkını saklı tutarak belirsiz alacak şeklinde dava ikame ettiği, ancak belirsiz alacak davası açılmasına ilişkin koşulların somut uyumazlıkta bulunmadığı, dava öncesi davacıya yapılan 19.611,77 TL ödeme ile değer kaybı zararının tümüyle karşılandığı, bakiye bir zarar kalmadığı, aksi durumda ise sigorta genel şartlarına ekli formüle göre değer kaybı zararı tespiti icap ettiği, yine araç mahrumiyeti talebine ilişkin dolaylı zarardan sigorta genel şartları ve poliçe teminatı dahilinde müvekkili şirketin sorumlu olmadığı, ayrıca hadisenin haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından kaynaklandığından ve ticari iş niteliği bulunmadığından tazminat için ticari faiz uygulanmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığını beyanla davanın reddini istemiştir. DELİLLER: Trafik kazası tespit tutanağı, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi örneği, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının kusur ve tazminat raporu, tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; uyuşmazlık konusu kazaya ilişkin ATK Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığından temin edilen kusur ve tazminat raporunda, davalı nezdinde sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, davacı yana kusur yüklenmediği, raporun devamında aracın kaza öncesi piyasa ederi ile tamiri yapıldıktan sonraki ikinci el değeri arasındaki farka göre araç değer kaybı tutarının 7.500,00 TL olarak hesaplandığı, araç mahrumiyet bedelinin de makul tamir süresi 5 gün ve günlük araç temin ücreti 200,00 TL olmak üzere toplam 1.000,00 TL olduğunun mütalaa edildiği, davacı yana talep artırımı yapması hususunda ihtar yapılarak iki haftalık süre verildiği, ancak davacı yanın fazlaya dair hakkı saklı kalması kaydıyla talebi artırmayacağını belirten beyan dilekçesi sunduğu, bu halde davacı yanın talebiyle bağlı kalınarak davanın kabulüne ve 100,00 TL araç değer kaybı ve 100,00 TL araç mahrumiyet zararı olmak üzere toplam 200,00 TL maddi tazminatın 14/11/2020 temerrüt tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan tazminat bilirkişi raporunda tespit olunan değer kaybı ve mahrumiyet bedelinin davacının gerçek zararını yansıtmadığını, rapora yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını, uyuşmazlık konusu kaza neticesinde davacıya ait araçta 13.578,04 TL hasar oluştuğunu, kaza sonrası yaklaşık bir ay boyunca araçtan mahrum kalındığını, yerel mahkemenin yaptırdığı hesaplamada saptanan değer kaybı zararı tutarının davalı sigorta şirketinin dava öncesi yaptığı ödemeden bile az hesaplandığını, ATK raporundaki değer kaybı tespiti değerlendirmesinde piyasa koşullarına göre hesaplama yapılmadığını, aracın ikinci el değerini belirleyen aracın marka model, kilometre, geçmiş hasar kaydı, daha önce tamir gören parçaları gibi özelliklerine raporda yer verilmediğini, davacı aracındaki hasarın boyutuna göre 5 günlük tamir süresinin makul onarım mühleti olmayıp çarpışmanın ve hasarın boyutuna göre düşük belirlendiğini, tazminat raporun gerçek zarar ilkesine ve hakkaniyete göre hazırlanmadığını, itirazları doğrultusunda yeniden bilirkişi raporu temin edilmesi yerine itiraza uğramış rapora itibarla sonuca gidildiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki savunmasını aynen tekrar ile belirsiz alacak şeklinde dava açılmasının şartları oluşmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, kazaya ilişkin dava öncesi müvekkili şirkete yapılan müracaat üzerine davacıya 19.611,77 TL değer kaybı ödemesi yapıldığı ve borcun sona erdiği bakiye tazminat alacağı kalmadığını, ilk derece mahkemesinin bu ödemeyi nazara almadığını, aksi durumda ise bakiye değer kaybı zararının tespitinin ZMMS genel şartlarına ekli formüle göre tespiti gerektiğini, davacıya daha evvel ödeme yapıldığından aynı konuda yeniden yapılan hesaplamaya itibarla aynı konuda tazminata hükmedilmesinden mükerrer ödemeye sebebiyet vereceğini, müvekkili sigorta şirketinin ZMMS Genel Şartları ve Yüksek Yargı kararı uyarınca dolaylı zararları ödeme yükümlülüğü bulunmadığını ve araç mahrumiyeti yönünden dolayılı zarar kapsamındaki talebin tümden reddi gerektiğini, ticari faiz talebinin de yersiz olduğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin gerekçesinde tüm hususları tartışmadığı ve yeterli açıklama yapmadığını, dava öncesi kazaya ilişkin yapılan tediyenin müvekkilinin zararını karşılamadığını, değer kaybı zararının ZMMS genel şartlarına ekli formüle göre yapılması gerektiği yönündeki itirazın da isabet içermediğini, müvekkilinin hasarlı aracını piyasaya göre düşük bedelle sattığından gerçek bir zarar oluştuğu ve yerleşik uygulamalara göre sigorta şirketinin gerçek zararı karşılamakla yükümlü olduğunu, 7327 sayılı Yasa ile 2918 sayılı Kanun'un 92. maddesine eklenen "k" bendi gereği, kazanç kaybı ve araç mahrumiyet bedeli gibi dolaylı zararlardan sigorta şirketinin de sorumlu olduğunun düzenlendiğini beyanla istinaf talebinin reddini istemiştir. G E R E K Ç E Uyuşmazlık, trafik kazası sonucu araç hasarından kaynaklı maddi tazminat isteğine ilişkindir. Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Davacı, çift taraflı trafik kazası sonucunda aracının hasarlandığını ve değer kaybına uğradığını, tamir süresince araçtan mahrum kaldığını belirterek bu kaza neticesinde araç hasarından kaynaklı husule gelen maddi zararın karşı aracın trafik sigortacısı olan davalıdan tahsilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yürütülen yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. 6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılan istinaf incelemesi sonucunda; 1-Davalı ... Sigorta A.Ş., zarara neden olan ... plaka sayılı otomobilin trafik sigortacısıdır. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi gereği davacının aracında meydana gelen gerçek zarar miktarı ile sınırlı olarak zarardan sorumludur. Davacı vekili, araç değer kaybı yanında araç mahrumiyeti zararının davalı sigorta şirketinden tahsilini istemiş; ilk derece mahkemesince ikame araç bedeli yönünden de davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna ilişkin hüküm tesis edilmiştir. Davacının araç mahrumiyetine (ikame araç bedeli) ilişkin tazminat talebi, Genel Şartlar ve poliçe özel şartları uyarınca teminat kapsamında bulunmamaktadır. Bu itibarla, araç mahrumiyetine yönelik davacı isteminden davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulması doğru görülmemiş ve davalı sigorta şirketi vekilinin ikame araç bedeline yönelik istinaf talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. (Aynı yönde; Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 04/02/2019 gün ve 2016/3933 esas, 2019/796 karar sayılı ilamı, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 30/05/2017 gün ve 2016/12526 esas, 2017/6104 karar sayılı ilamı, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2014/24138 esas, 2015/8551 karar sayılı ilamı). 2-)Araç değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonraki ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır. Somut dosyada Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı tarafından sunulan raporda, davacıya ait aracın kaza tarihinden önce hasar kaydının bulunup bulunmadığı değerlendirilmeden ve aracın hasarlı-hasarsız durumuna göre rayiç değerinin tespiti hususunda emsal piyasa araştırması yapılarak rapora yansıtılmadan aracın değer kaybının tespiti hususunda rapor sunulduğu anlaşılmıştır. Oysa, aracın değer kabı olup olmadığının tespiti için, aracın hasarlı-hasarsız durumuna göre rayiç değerinin tespiti hususunda emsal piyasa araştırması yapılması, bunun yanında aracın kaza tarihinden önceki hasar kayıtları da göz önünde bulundurularak değerlendirme yapılması, özellikle somut kazaya ilişkin hasar gören bölgeden daha önce bir hasar kaydı olup olmadığının değerledirilerek değer kaybı olup olmayacağı, var ise miktarının takdiri gerekmektedir. Bu durumda ilk derece mahkemesince yapılması gereken iş, davacıya ait aracın kaza tarihinden öncesine ait hasar kayıtlarının Sigorta Bilgi Ve Gözetim Merkezinden ve gerekli olması halinde ilgili sigorta şirketlerinden getirtilerek, taraflardan davaya konu hasarlı araçla aynı niteliklere sahip aracın emsal değerleri ile ilgili delillerini dosyaya sunmaları için süre verilmesi, akabinde aracın önceki hasar kayıtları da gözetilerek değer kaybının belirlenmesi ve bu kapsamda davacıya ait aracın modeli, markası, kaza tarihindeki yaşı, kilometresi, önceki hasarları vs. gibi hususlar göz önünde bulundurularak kaza tarihi itibariyle, emsal satış bilgileri de içeren, 2. el piyasa rayiç değeri ile aracın hasarı onarıldıktan sonraki haline göre piyasasındaki 2. el piyasa değeri arasındaki fark (aradaki farkın değer kaybı olarak kabul edilmesi) hususlarında ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli şekilde sigorta eksperi bir bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesidir. İlk derece mahkemesince, belirtilen hususlarla ilgili eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulduğundan, eksikliklerin giderilerek yeniden hüküm tesisi amacıyla kararın kaldırılması gerekmiştir. 3-İlk derece mahkemesinin kabulüne göre ise; somut davaya konu kazaya ilişkin olarak dava tarihinden önce davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 19.611,77 TL değer kaybı ödemesi yapıldığı hususu ihtilafsız olmasına rağmen, mahkemece verilen kararda yapılan bu ödemenin değer kaybına ilişkin tazminat miktarından mahsubu gerektiği değerlendirilmeksizin hüküm kurulması yoluna gidilmesi doğru görülmemiştir. Hal böyle olunca açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf isteminin yukarıda gösterilen sebepler yönünden kabulü ile 6100 Sayılı HMK.'nun 353/1 inci fıkrasının (a-6) bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının esası incelenmeden kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, davacı vekili ile davalı vekilinin diğer istinaf istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf isteminin yukarıda açıklanan sebepler yönünden KABULÜNE, 2-Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas - ... Karar sayılı, 08/12/2022 tarihli kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 fıkra (a-6) bendi gereğince ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin diğer istinaf istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 5-Davacı ve davalı tarafından ayrı ayrı peşin yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazineye gelir kaydına, 179,90 TL istinaf karar harcının davacıya, (179,90 TL + 70,00 TL) 249,90 TL istinaf karar harcının davalıya istekleri halinde iadesine, 6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, harç tahsil/ iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 16/02/2026 tarihinde, 6100 sayılı HMK'nun 353. maddesi (1-a) bendi gereğince KESİN olarak oy birliğiyle karar verildi. ...