6. Ceza Dairesi 2025/1433 E. , 2025/4234 K. "İçtihat Metni" İSTİNAF SONRASI TEMYİZ İ T İ R A Z İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1637 E., 2022/2281 K. KATILANLAR : ..., ... SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı, İstinaf başvurusunun reddi TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma kararının kaldırılması İTİRAZA KONU KARAR : Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 19.02.2025 tarihli ve 2023/15502
**6. Ceza Dairesi 2025/1433 E. , 2025/4234 K.** **"İçtihat Metni"** İSTİNAF SONRASI TEMYİZ İ T İ R A Z İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1637 E., 2022/2281 K. KATILANLAR : ..., ... SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı, İstinaf başvurusunun reddi TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma kararının kaldırılması İTİRAZA KONU KARAR : Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 19.02.2025 tarihli ve 2023/15502 Esas, 2025/2441 Karara İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 19.02.2025 tarihli ve 2023/15502 Esas, 2025/2441 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.03.2025 tarihli ve KD-2022/159384 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, sanığın katılanları ... Sokak'tan alarak ... Mahallesi Şefkat Sokağa kadar zorla getirdiği nazara alındığında, katılanların hürriyetlerinden yoksun kaldıkları sürenin yağma suçunun işlenmesi için gerekli ve sınırlı bir süre olarak kabul edilemeyeceği, bu gerekçeyle sanığın ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da cezalandırılması gerektiğinden bahisle bozma ilâmının kaldırılmasına ve sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Yargıtay Ceza Genel Kurulu yerleşik içtihatlarında sanığa ceza verilmesi için şüpheye yer vermeyecek şekilde eylemi gerçekleştirdiğinin ispatı gerekecektir. Bu ispat için öncelikle suçun işlenip işlenmediği sonra bir olayın kanuni unsurlarının belirlendiği şekilde işlenip işlenmediği ve son olarak da sabit olan bu suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin tartışılması ve kesin olarak ispatı gerekir. Tüm aşamalarda da şüpheden sanık yararlanır kuralının uygulanması gerekir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/6-1147 Esas, 2018/519 Karar sayılı ilâmlarında "...Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir..." şeklinde içtihatta bulunarak bu husus işaret etmişlerdir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 06.11.2020 tarihli ve 33246 sayılı itirazının reddine karar verilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2021/8-52 Esas, 2023/569 Karar sayılı ilâmlarında "...Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun manevi unsuru, failin, mağduru kişisel özgürlüğünden yoksun bırakmaya yönelik hareketleri gerçekleştirmeyi istemesi ve bilmesi, yani genel kasttır. Kanun'un metninden de anlaşılacağı üzere, suçun temel şeklinin oluşumu için saik (özel kast) aranmamıştır. Bu görüş öğretide (Erman-Özek, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, İst-1994, s. 130, ... Önder, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 4. Bası, İst-1994, s. 31; Durmuş Tezcan-M. Ruhan Erdem-Murat Önok, Teorik-Pratik Ceza Hukuku, Ankara-2008, s. 363 vd; Recep Gülşen, Hürriyeti Tahdit Suçları, Ankara-2002, s. 87) ve yargısal kararlarda da (CGK’nın 29.06.2010 tarihli ve 110-161, 23.01.2007 tarihli ve 275-9, 03.12.2002 tarihli ve 288-419 sayılı kararları) benimsenmiştir... ...Yargıtay uygulamalarına göre de kişinin vücut dokunulmazlığı amaç suçun konusu olması durumunda hürriyeti sınırlandırmadan bu suçların işlenmesine olanak bulunmadığı için suç süresiyle sınırlı olarak kişilerin tutulması hâlinde, örneğin cinsel saldırı (cinsel istismar), yaralama veya yağma eylemini gerçekleştirirken sadece bu suçların işlendiği süre boyunca bekletme veya tutma eylemleri ayrı bir suç oluşturmamaktadır. Ancak amaç suç öncesinde veya sonrasında mağdurun bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğü kaldırıldığında ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşmaktadır..." şeklinde içtihatta bulunarak bu hususa değinilmiştir. Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/6-110 Esas, 465 Karar, 2016/6-1157 Esas, 2017/239 Karar sayılı ilamlarında da aynı hususlar teyit edilmektedir. Yani olayın oluşuna ilişkin şüpheli durum varsa burda da şüpheden sanık yararlanır kuralının uygulanması gerekecektir. Ceza yargısına hakim olan en temel ilke olan masumiyet ve şüpheden sanık yararlanır kuralları ceza adaleti bakımından başkaca hiçbir delil olmayan ve bulunma ihtimali olmayan hususlarda sanık aleyhine, müşteki lehine esnetilebilmektedir. Bu belli zorluklar nedeniyle bir nebze kabul edilebilir. Ancak başka türlü delil toplama imkanı olan olaylarda veya akla, mantığa veya olaya uymayan, kendi içerisinde tutarsız veya sürekli değişen ya da itilaflı başka bir konuda müşteki ya da yakınlarına açıkça yarar sağladığı, müştekiyi gerçekten sanık olmaktan çıkarıp müşteki haline sokabilecek, yani haksız durum yaratacağı aşikar olan soyut beyanların tek doğru kabul edilerek cezalandırma yoluna gidilmesi, masumiyet, silahların eşitliği ve şüpheden sanık yararlanır kurallarına açıkça aykırılık teşkil edeceği açıktır. Diğer taraftan “failin bir suçu işlemek için aynı hukuki değeri koruyan daha hafif bir suçu işlemek zorunda kaldığı hâllerde geçitli suç söz konusu olur. Geçit suçlar cezalandırılmayan önceki eylemlerin kapsamında sayılırlar ve bu nedenle bütün cezalandırılmayan önceki eylemlerle birlikte görünüşte içtimanın bir türünü oluştururlar. Bu tip görünüşte içtimada, bir suçun işlenmesi için daha hafif suçu basamak yapmak zorunluluğu vardır ve basamak durumunda bulunan suçu düzenleyen normun yardımcı norm oluşu nedeniyle, ağır suçu düzenleyen normun uygulanması ile yetinilir. Geçitli suçun söz konusu olabilmesi için, görünüşte içtima eden normlar arasında açık nitelikte asli-yardımcı norm ilişkisinin bulunmaması, ağır suç ile bu suça ulaşabilmek için aşılması zorunlu basamak durumunda bulunan hafif suçu düzenleyen normların korudukları hukuki değerlerin aynı nitelikte ve aynı türden olmaları, ağır suçun işlenmesi için mutlaka geçit durumundaki daha hafif bir suçun işlenmesinin gerekmesi, hafif suçun faili ve mağduru ile ağır suçun faili ve mağdurunun aynı kişiler olmaları, failin hareketi ile ağırlaşan neticeler arasında nedensellik bağının bulunması ve failin kastının başlangıçtan itibaren ağırlaşan neticeleri gerçekleştirmeye yönelmiş olması gerekir. Bu nedenle fail hareketine taksirle başlamış ve sonradan kastla devam etmişse veya başlangıçta hafif sonucu gerçekleştirmek istediği hâlde daha sonra kastını ağır sonuca yöneltmişse artık geçitli suçtan söz edilemez (Kayıhan İçel, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Yıl: 7, Sayı: 14, Güz 2008, s. 35-49; Kayıhan İçel, Suçların İçtimaı, Sermet Matbaası, İstanbul, 1972, s. 226-238). Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, cinsel saldırı suçu gibi bazı suçların icrası sırasında zorunlu olarak eşlik eden bir fiil olarak yer alabilir. Cinsel saldırı suçunda failin fiilini icra edebilmesinin zorunlu sonucu olarak mağdurun kısa bir süre özgürlüğünden yoksun kaldığı bu gibi hâllerde işlenen suç dışında failin sorumluluğunu gerektiren ayrı bir fiilin varlığından bahsetmek mümkün değildir. Ancak işlenen fiilin zorunlu sonucu olmamakla birlikte, amaç suçun işlenebilmesi için mağdurun hürriyetinden yoksun bırakıldığı hâllerde, fail amaç suçun yanında ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da cezalandırılacaktır (... Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, 6. Bası, Ankara, 2019, s. 465). Ancak cinsel saldırı öncesi ya da sonrasında eğer mağdurun özgürlüğü sınırlandırılmışsa, fail kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da sorumlu tutulmalıdır (M. Emin Artuk-... Gökçen-M. Emin Alşahin-Kerim Çakır, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, 18. Baskı, Ankara, 2019, s. 375.) Yargıtay uygulamalarına göre de kişinin vücut dokunulmazlığı amaç suçun konusu olması durumunda hürriyeti sınırlandırılmadan bu suçların işlenmesine olanak bulunmadığı için suç süresiyle sınırlı olarak kişilerin tutulması hâlinde, örneğin cinsel saldırı (cinsel istismar) veya yaralama eylemini gerçekleştirirken sadece bu suçların işlendiği süre boyunca bekletme veya tutma eylemleri ayrı bir suç oluşturmamakta, ancak amaç suç öncesinde veya sonrasında mağdurun bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğü kaldırıldığında ise ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşmaktadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu Esas No: 2019/14-502, Karar No: 2023/144,- CGK 2019/14-590 E., 2023/59 K.- CGK 2019/14-204 E., 2023/78 K.-CGK 2020/14-355 E., 2023/461 K. sayılı kararlarıda aynı yöndedir.) Amaç suçun işlenmesi için gereken süre içerisinde işlenen araç suç nedeniyle ayrıca cezalandırma yoluna gidilemeyecektir. Sanığın mağdurları, tenha bir yere götürmek amacıyla zorla götürdüğü ve sanıkları tokatlayarak mağdurlardan A.'dan cep telefonu, F'den para aldığı olayda, sanığın amacının mağdurların cep telefonu ve paralarını almak olduğunun anlaşılması karşısında, sanıklardan cep telefonu ve parayı alması için gerekli olan süreyi aşan oranda ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma kastıyla mağdurları tenha yerde tutmadıkları,... tutanaktan anlaşılmakla, amaç suçun işlenmesini aşar oranda tutulmadıklarından, sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan beraat kararı yerine yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.( 6. Ceza Dairesi Esas No: 2022/1779, Karar No: 2023/13991 ) “Amaç suçun işlenmesi için gereken süre içerisinde işlenen araç suç nedeniyle ayrıca cezalandırma yoluna gidilemeyecektir. Mağdurların, sanıkların görüşme çağrısı üzerine kendi istekleri ile sanık Mahir'e ait işyerine gittikleri ve sanıkların mağdurları darp ederek borcu aşan miktarda senet imzalattırdıkları olayda, sanıkların amaçlarının mağdurlara aşkın miktar içeren senet imzalatmak olduğunun anlaşılması karşısında, sanıkların senedin imzalanması için gerekli olan süreyi aşan oranda ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma kastıyla mağdurları işyerinde tutup tutmadıkları konusunda mağdurların yeniden beyanlarının alınarak amaç suçun işlenmesini aşar oranda tutulup tutulmadıklarının netleştirilmesi ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdiri gerekirken, eksik inceleme ile yetinilmesi...”( 6. CD 2022/4780 E., 2023/12823K.) “...Oluş ve dosya kapsamından, suça sürüklenen çocukların parkta karşılaştıkları mağdurun önüne geçerek bir banka oturtukları ve üzerini arayıp cebinden 10,00 TL parasını alarak kendilerine direnen mağdura ayakkabı ile vurdukları olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında da belirtildiği üzere, amaç suçun işlenmesi için gereken süre içerisinde işlenen araç suç nedeniyle ayrıca cezalandırma yoluna gidilemeyeceği, mağdurun üzerini arayıp parasını almaları için gerekli olan süreyle sınırlı davranan ve bu süreyi aşan oranda ayrıca mağduru hürriyetinden yoksun bırakmadıkları anlaşılan suça sürüklenen çocuklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi...”( 6. CD 2022/15072 E., 2023/14837 K.) “...Cinsel saldırı veya cinsel istismar suçlarının işlenebilmesi için mağdurun belirli bir yerde tutulması gerekmektedir .Bu haliyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma araç suç niteliğindedir. Fail ayrıca bu suçtan cezalandırılmaz ancak belirli bir yerde tutma amaç suç süresince olmalıdır. Bu süre aşıldığında fail ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılmalıdır...”(9. CD 2022/10418E., 2023/7233 K.) Doktrindeki kabuller ve Yargıtay yerleşik içtihatları uyum içerisindedir. Buna göre amaç suçu işlemek için araç suçu işlemenin zorunlu olduğu hallerde amaç suçun işlenmesine yetecek kadar süreyle araç suçun işlenmesi halinde ayrıca araç suçtan ceza verilmemektedir. Yağma suçunu işleyebilmek için kişinin belli bir süre durdurulması, özgürlüğünün engellenmesi zorunludur. Amaç suç olan yağma suçunu işlemeye yetecek süre kadar mağdurların alıkonulması araç suç niteliğindedir. Bu nedenle amaç suçu işlemeye yetecek kadar süre ile alıkoymada ayrıca hürriyeti tahdit suçu oluşmayacaktır. Bunun ötesinde bir alıkoyma halinde oluşacaktır. Bütün bu bilgiler ışığında; Somut olayımızda;yer gösterme tutanağı içeriğine göre, sanığın katılanları ... Sokak'tan alarak ... Mahallesi Şefkat Sokağa kadar götürdüğü, Google map haritasından da anlaşılacağı üzere iki sokak arasındaki uzaklığın 600 metre olduğu ve yaklaşık 9 dakikalık mesafe bulunduğu, alıkoyma eyleminin amaç suçu işlemeye yetecek seviyede kaldığı, amaç suçu işlemenin ötesine geçmediği ve dolayısıyla amaç suçu işlemek için gerekenin ötesine geçmeyen araç suç olan çok kısa süre alıkoymanın cezalandırılamayacağının anlaşılması karşısında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 19.02.2025 tarihli ve 2023/15502 Esas, 2025/2441 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.04.2025 tarihinde karar verildi.