11. Hukuk Dairesi 2014/10898 E. , 2014/16122 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/03/2013 gün ve 2012/48-2013/49 sayılı kararı onayan Daire’nin 03/03/2014 gün ve 2013/14665-2014/4030 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen
**11. Hukuk Dairesi 2014/10898 E. , 2014/16122 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/03/2013 gün ve 2012/48-2013/49 sayılı kararı onayan Daire’nin 03/03/2014 gün ve 2013/14665-2014/4030 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü, OHİM ve 2005/33187 sayı ile TPE nezdinde tescilli "..." ibareli markasının bulunduğunu, yapılan araştırmalar sonucu davalı şirketin 2005/33147 sayı ile "...", 2009/33485 sayı ile "...+ŞEKİL", 2009/33490 sayı ile "...+ŞEKİL" ibareli markalarının TPE'de tescil edildiğinin öğrenildiğini, müvekkilinin markasına iltibas oluşturacak derecede benzeyen bu markaların 556 sayılı KHK'nın 8/4-b ve 42'inci maddeleri uyarınca tescilinin mümkün olmadığını ileri sürerek davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüklerinin tespitini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır. Bu kez, davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dava, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b ve 42/1-b maddesine dayalı davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Mahkemece, taraflara ait markaların İngilizce ve Türkçe anlamları bakımından benzer olmalarına rağmen üzerinde kullanılacakları ürün tüketicilerinin bilinçli ve dikkatli tüketici vasfında oldukları gerekçesiyle markalar arasındaki benzerliğin iltibas tehlikesine yol açmayacağı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir. Oysa, 556 sayılı KHK’nın 81/-b maddesi gereğince “tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa” marka tescil başvurusu itiraz üzerine reddedilir veya marka tescil edilmiş ise bu durum aynı KHK'nın 42/1-b bendine göre hükümsüzlük nedenidir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere, karıştırılma ihtimali aynı zamanda uyuşmazlık konusu işaretler arasındaki benzerlik nedeniyle ortama tüketici nezdinde markaların aynı işletmeye ait ancak farklı markalar olduğu ya da farklı işletmelere ait markalar olmasına rağmen bu işletmeler arasında idari ve ekonomik bağlantı bulunduğu düşüncesine de yol açması halinde bir başka deyişle markaların ilişkilendirme ihtimali bulunması da başvurunun reddi veya hükümsüzlük nedeni olarak kabul edilmiştir. Bu durumda, anılan markaları taşıyan ürünlerin ortalama alıcılarının dikkat düzeyleri yüksek olmalarına rağmen markaları ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere işaretlerin benzerliği nedeniyle karıştırılma ihtimali yaratacağından mahkemenin bu görüşüne itibar edilemez. Ayrıca, mahkemece davalı marka başvurusunun davacıdan önce yapıldığı hususu da kabul edilmiş ise de, dosyadaki mevcut belgeler itibariyle davacı adına tescilli "..." ibareli marka başvurusunun Madrid Protokolüne göre WIPO nezdinde 24.03.2005 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, davacı vekili tarafından verilen karar düzeltme dilekçesinde davaya konu hükümsüzlüğü istenen 2005/33147 sayılı "..." markasının Türkiye’deki başvuru tarihinin 09.08.2005 olmakla birlikte markanın korunmasının 13.06.2005 tarihinden itibaren başladığı belirtilmekte, ancak dosya içinde mevcut ve TPE’den gelen marka tescil belgesinde ise korumanın 09.08.2005 tarihinden itibaren başladığı yazılıdır. Bu durumda, her iki tarafın dayandığı markaların uluslararası başvuru ve tescil tarihleri ile varsa davalı markasının rüçhanlı başvuru niteliğinde olup olmadığının TPE'den sorularak, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında taraflara ait hangi markanın başvuruda öncelik hakkına sahip olduğu açıklığa kavuşturulmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp, bu nedenle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 03.03.2014 gün, 2013/14665 Esas, 2014/4030 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 03.03.2014 gün, 2013/14665 Esas, 2014/4030 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyen davacıya iadesine, 21/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.