T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2021/1216 KARAR NO : 2026/455 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 22.04.2021 ES…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2021/1216 KARAR NO : 2026/455 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 22.04.2021 ESAS-KARAR NUMARASI : 2018/829 E., 2021/282 K. DAVA : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 26.02.2026 YAZIM TARİHİ : 26.02.2026 Davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Müvekkilinin kanunen yapması gerekli tüm toplantıları, gerekli çağrıları da yapmak suretiyle, toplantı nisaplarına uygun şekilde gerçekleştirdiğini ve alınan kararları usulüne uygun bir şekilde üyelerine ibraz ettiğini, müvekkilince hazırlanmış olan aidat borç alacak durumunu gösteren şablonda davalının, aidat borcu, aidat borcu gecikme cezası ve 07.07.2018 tarihli genel kurul kararı gereği ek ödeme olmak üzere toplamda 21.755,00 TL borcu bulunduğunun ve herhangi bir ödeme de yapmadığının tespit edildiğini, bunun üzerine davalıya ödeme ihtarı gönderilmişse de herhangi bir ödeme yapılmadığından taraflarınca Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2018/36710 sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını ve usulüne uygun bir şekilde ödeme emri gönderildiğini, davalının takip tarihine kadar müvekkiline bir ödemede bulunmadığı gibi kendisine genel kurul kararının tebliğ edilmediğine dair herhangi bir itirazda da bulunmadığını, bu nedenle davalının yapmış olduğu itirazın gerçeklerden uzak, haksız ve kötüniyetli olduğunu, davalının yetki itirazının da yersiz olduğunu, davanın kooperatif üyeliğinden kaynaklandığını ve müvekkilinin merkezinin Ankara Batı Adliyesi sınırları içerisinde olduğundan icra takibinde yetkili dairenin Ankara Batı İcra Müdürlüğü, yetkili mahkemenin ise kooperatif merkezinin ve davaya konu taşınmazların bulunduğu yer yargı çevresi olan Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu iddia ederek, davalının yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, haksız itiraz nedeni ile asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili özetle: Dava konusu tüm alacaklara dair zamanaşımı itirazlarının olduğunu, davacının başlattığı ilamsız icra takibine ilişkin yetki itirazında bulunduklarını, diğer yandan davada Ankara mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacı tarafça gönderilen ödeme emrinde borcun kaynağı, vade tarihi, genel kurul kararının taraflarına tebliğ edilmediğini, ana para olarak gözüken 12.075,00 TL’nin dayanağı, genel kurul kararı, vade tarihi ve miktarlarının belirtilmediğini, gönderilen ödeme emrinde borcun açık olmadığını, davalının, davacıdan söz konusu genel kurul ve icra takibinden önce istifa ettiğinden alınan genel kurul kararlarından sorumlu olmadığını, müvekkilinin söz konusu kooperatif üyeliğinden istifa ettiğini, davacıya tebliğ tarihi itibariyle davalının kooperatif üyeliğinden çıkmış olacağını, bunun için kooperatifin yönetim kurulunun kabulüne gerek olmadığını, davalının, ferdileşmeye gidilmiş olan davacıdan hak kazandığı bağımsız bölümü dava dışı ...’a sattığını, bu durumu davacıya bildirdiğini ve hem de istifaya dair ihtar çektiğini, bu nedenle müvekkilinin kooperatif üyeliğinden söz edilemeyeceğini, kooperatif genel kurulunda alınmış olan aidat kararları ile gecikme cezalarından da sorumlu olmayacağını savunarak, öncelikle yetki yönünden aksı takdirde esastan haksız davanın reddine karar karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince "...Tüm dosya kapsamı, kayıt ve belgeler ile usul ve yasaya uygun olarak alınan denetlenebilir bilirkişi raporu birlikte değerlendirilerek; Davacı alacaklı, davalı borçlu aleyhine Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2018/36710 esas sayılı takip dosyasında aidat, aidat borcu gecikme cezası ve 07.07.2018 tarihli genel kurul kararı gereği ek ödeme alacağının tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 18.10.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 19..10.2018 tarihinde borca itiraz ettiği ve takibin durdurulduğu, davacı alacaklının 23.11.2018 tarihinde süresinde itirazın iptali davası açtığı hususları tartışmasızdır. Genel Kurul kararları kooperatif ortaklarını bağlar, İstifa etmiş ortak istifasından önceki borçlardan sorumludur. Davalı ilk kez Ankara 52. Noterliğinin 12/05/2015 gün ve 14058 yevmiye sayılı istifanamesi ile 2.kez Ankara 25. Noterliğinin 31/08/2016 gün ve 19842 yevmiye sayılı istifanamesi ile ortaklıktan istifa etmiştir. Bilirkişi tarafından yapılan inceleme ile istifa ile ilgili kooperatif ile ilgili bir karar alınmamıştır. Fakat 31/08/2016 günlü istifa kooperatife tebliğ edildiğinden buna göre davalının ortaklığı 02/09/2016 tarihinde son bulduğu anlaşılmıştır. Davalının 01/05/2015- 02/09/2016 dönemi borçlarından ortaklığın devam etmesi sebebiyle sorumludur. Aynı zamanda davalı istifa etmiş fakat kooperatif kanalıyla edindiği haklarını iade etmemiştir. Kendisine ait daire ve dükkanı başkasına satmıştır. Dairenin ve dükkanın yeni sahibi ise kooperatifin üyesi olmadığı ancak kooperatifin sunduğu hizmetlerden yararlanmıştır. İstifanın tebliğinden sonraki aidat borçları dışında haricen devredilen konut ve dükkan kooperatifin ürettiği konut maliyetinden kabul edildiği için ve ortaklarla eşit olarak karşılanması gerektiğinden kooperatifin tasfiyeye yönelik giderleri konut maliyetini etkileyen bir unsur olduğundan davalının bu kapsamda sorumluluğunun devam ettiği kabul edilmiştir. Davalıdan talep edilen aidat ve ara ödeme borcunun Mayıs 2015-15/10/2018 dönemine ait tasfiyeye ve kooperatifin iş ve işlemlerinin gerektirdiği konut ve dükkanların yararlanmasına sunulan harcalamalar olmak üzere 15/10/2018 takip tarihi itibari ile davalının 6.784,90TL aidat, 534,91 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 7.319,81 TL davacı kooperatife borcu olduğuna..." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Davalının, ortaklık sebebiyle uhdesinde bulunan ve her bir üyeye bir daire bir dükkan şeklinde düşen iki taşınmazın irtifak tapusunu aldığını, davalının, aidatların talep edildiği dönemde ve halen irtifak tapusunu aldığı iki adet taşınmazı iade etmediğinden ve kooperatifin yaptığı hizmetler ile genel harcamalardan istifade ettiğinden, aidat bedeli ve genel giderleri ödemekle yükümlü olduğunu, davalının istifasının müvekkiline ulaşmadığını, davalının istifa etmesinden önceki döneme dayanan ve davalının da kooperatife üyeliğinden dolayı sorumluluğuna haiz davanın varlığının, gerek davalının üyelikten kaynaklı edimlerini yerine getirmekten kaçındığı, gerekse de Kat Mülkiyet Kanunu ve KK hükümleri uyarınca hüküm doğurmayacağını ortaya koyduğunu beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Müvekkilinin 02.09.2016 tarihinde istifa beyanının kooperatife ulaştığını ve bu tarihten sonra ortak sıfatının sona erdiğini, bu nedenle kooperatif merkezinin yetkisine dayanılarak Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, istifa sonrası döneme ilişkin genel kurul kararlarıyla belirlenen aidat ve ek ödeme yükümlülüklerinin istifa eden kişiyi bağlamadığını, olayda kat mülkiyetine geçildiğini ve tapuların dağıtıldığını, bu nedenle kooperatif amacının gerçekleşmesiyle fiilen sona erme hâlinin bulunduğunu, aylık 100,00 TL olarak toplanan bedellerin kooperatif aidatı değil kat maliklerinin ortak gider aidatı niteliğinde olduğunu ve bu giderlerden tapuyu devralan maliklerin sorumlu olduğunu, takip talebinde “12.075,00 TL aidat borcu” şeklinde soyut bir açıklama yapıldığını, hangi dönem/aylara ve hangi kalemlere ilişkin olduğunun somutlaştırılmadığını, itirazın iptali davasının takibe sıkı sıkıya bağlı olması nedeniyle takipte gösterilmeyen neden ve belgelere dayanılarak kabul hükmü kurulamayacağını, bilirkişi raporunda kooperatifin yaptığı harcamaların müvekkilinin sanki üyeymiş gibi 41 ortağa bölünerek sonuca gidildiğini, avukatlık gideri, huzur hakkı, genel kurul gideri ve icra gideri gibi kalemlerin “hizmet” kabul edilerek müvekkilinin yararlandığının varsayılamayacağını, mahkemenin, ... Sitesi Yönetimi'ne yazılan müzekkerenin tekidine ve eksikler giderilince ek rapor alınmasına ilişkin ara kararına rağmen tekid müzekkeresi yazılmadan ve yanıt gelmeden dosyanın karara çıkarıldığını, bu nedenle eksik inceleme yapıldığını, hüküm fıkrasında 7.319,81 TL yönünden takibin devamına karar verildiği hâlde bu tutarın asıl alacak ve faiz ayrımı yapılmadan hüküm altına alındığını, takipte hangi faiz oranı üzerinden devam edileceğinin gösterilmediğini ve temerrüt ihtarı bulunmadığından faiz kabulünün de hukuka aykırı olduğunu, yetki itirazı hakkında gerekçeli kararda değerlendirme yapılmamasının ve kararın gerekçesiz bırakılmasının kaldırma sebebi olduğunu beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, kooperatif üyeliğine dayalı olarak tahakkuk edilen aidat alacaklarının tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali taleplidir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı ve davalı vekillerinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.b.1 gereğince esastan reddine, 2-) Alınması gereken 732 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 125 TL harcın düşümü ile kalan 607 TL harcın davalıdan alınıp: Alınması gereken 732 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 59,30 TL harcın düşümü ile kalan 672,70 TL harcın davacıdan alınıp Hazine'ye gelir kaydına. 3-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 362/1.a gereğince miktar itibari ile kesin olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 26.02.2026 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...