6. Ceza Dairesi 2024/6478 E. , 2025/2091 K. İ S T İ N A F S O N R A S I T E M Y İ Z MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2024/725 E., 2024/812 K. SUÇLAR : Silahla yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, mala zarar verme, kasten yaralama HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Hükmedilen cezaları…
**6. Ceza Dairesi 2024/6478 E. , 2025/2091 K.** **"İçtihat Metni"** İ S T İ N A F S O N R A S I T E M Y İ Z MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2024/725 E., 2024/812 K. SUÇLAR : Silahla yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, mala zarar verme, kasten yaralama HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Hükmedilen cezaların süresine göre sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince reddine karar verilmiştir. I.Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve mala zarar verme suçlarına ilişkin temyiz istemlerinin incelenmesinde; Hükmolunan cezaların miktarı ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, sanık müdafiinin temyiz isteminin 5271 sayılı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak REDDİNE, II-Sanık hakkında silahla yağma ve kasten yaralama suçlarından verilen hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde; 5271 sayılı Yasa'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir." ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız bozulmasını istediği temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir." ve aynı Kanun'un 301. maddesinin "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar." şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafii tarafından ileri sürülen sebeplere yönelik yapılan incelemede; Diğer temyiz itirazları reddedilmiştir. Ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarında sanığa ceza verilmesi için şüpheye yer vermeyecek şekilde eylemi gerçekleştirdiğinin ispatı gerekecektir. Bu ispat için öncelikle suçun işlenip işlenmediği sonra bir olayın kanuni unsurlarının belirlendiği şekilde işlenip işlenmediği ve son olarak da sabit olan bu suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin tartışılması ve kesin olarak ispatı gerekir. Tüm aşamalarda da "şüpheden sanık yararlanır" kuralının uygulanması gerekir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/6-1147 Esas, 2018/519 Karar sayılı ilâmlarında "... Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir..." şeklinde içtihatta bulunarak bu husus işaret etmişlerdir. Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/6-110 Esas, 465 Karar, 2016/6-1157 Esas, 2017/239 Karar sayılı ilâmlarında da aynı hususlar teyit edilmektedir. Yani olayın oluşuna ilişkin şüpheli durum varsa burda da "şüpheden sanık yararlanır" kuralının uygulanması gerekecektir. Hırsızlık, yağma, cinsel istismar gibi çoğu zaman ani gelişen veya suç işlemek için sanıkların önceden plan yaptıkları ve sonrasında yakalanmama adına delil bırakmamaya yönelik tedbirler almalarına göre bu tür suçlarda yan delil bulmada sıkıntılar olduğu açıktır. Çoğu zaman bu tür suçlarda elimizdeki tek delil sadece müştekilerin beyanından ibaret kalmaktadır. Bu zorlayıcı nedenlerden dolayı aralarında husumet olmayan, çoğu zaman hiç tanımadğı ve iftira atması için neden bulunmayan müşteki beyanı sübutun ve sanığın eylemi gerçekleştirdiğinin kabulünde yeterli kabul edilmektedir. Ceza yargısına hakim olan en temel ilke olan masumiyet ve şüpheden sanık yararlanır kuralları ceza adaleti bakımından başkaca hiçbir delil olmayan ve bulunma ihtimali olmayan hususlarda sanık aleyhine, müşteki lehine esnetilebilmektedir. Bu belli zorluklar nedeniyle bir nebze kabul edilebilir. Ancak başka türlü delil toplama imkanı olan olaylarda veya akla, mantığa veya olaya uymayan, kendi içerisinde tutarsız veya sürekli değişen ya da ihtilaflı başka bir konuda müşteki ya da yakınlarına açıkça yarar sağladığı, müştekiyi gerçekten sanık olmaktan çıkarıp müşteki haline sokabilecek, yani haksız durum yaratacağı aşikar olan soyut beyanların tek doğru kabul edilerek cezalandırma yoluna gidilmesi, masumiyet, silahların eşitliği ve şüpheden sanık yararlanır kurallarına açıkça aykırılık teşkil edeceği açıktır. Bu nedenle ispatı zor olan olaylarda akla, mantığa ve dosyadaki olaylara uyumlu denetlenebilir müşteki beyanına itibar olabilir ise de akla, mantığa, fenne ve dosyadaki olaylara uymayan helede başka türlü ispat imkanı varken sadece müşteki beyanıyla yetinilmesi halinde bu beyanın suçun aydınlatılmasına yönelik değil başka bir olayı örtme, iftira atma veya intikam alma gibi bir amaca yönelik olduğu şüphesi doğuranlara bu şüphe giderilmeden itibar edilmesi büyük haksızlık oluşturacak ve yargılama konusunda tüm yetkiyi hakkı olmadığı halde sadece taraf olması gereken görünüşteki müştekiye devredecektir. Somut olayda, katılanın 18.01.2022 tarihinde kolluk birimine müracaat ederek, 04.01.2022 tarihinde evinin anahtarının üzerinde olmaması sebebiyle ikametine giremediğini, dışarıda kendisine yardımcı olabilecek birine bakarken ismini sonradan öğrendiği ...'ın kapıyı kredi kartı ile açarak kendisine yardım ettiğini, daha sonra şahsı evine davet ettiğini,...e kendisinin alkollü araç kullanması sebebiyle aracının bağlandığını söylemesi üzerine...in otopark ile iletişime geçerek aracını teslim aldığı ve anahtarıyla birlikte kendisine teslim ettiğini, birkaç gün sonra...in tanımadığı iki kişi ile birlikte evine geldiğini, bu şahısların kendi evinde kubar ve met olarak bilinen uyuşturucu ticaret işini konuştuklarını ve içlerinden birisinin uyuşturucuyu içerek denediğini, daha sonra evden ayrıldıklarını, evden ayrıldıktan sonra kendisinin ... e mesaj atarak bu tarz muhabbetleri sevmediğini buna kapısının kapalı olduğunu belirttiğini,...in ise tamam şeklinde cevap verdiğini, bir gün sonra...in kardeşi ...ile birlikte yine evine misafir olarak geldiklerini, ikisininde met diye tabir edilen uyuşturucu kullandığını, daha sonra ...in kendisinden arabasını istediğini, kendisinin ise vermediğini, bunun üzerine bong diye tabir edilen sıcak cam aparatını boynuna bastırarak boynunu yaktığını, kendisine tokat attığını saçlarını kestiğini, evden gitmelerini istediğini ancak,...in "beni bu evden beni kimse gönderemez" dediğini, daha sonra kendi istekleri ile evden ayrıldıklarını, aynı sokakta oturdukları için...in eve sık sık gelmeye başladığını, 17.01.2022 tarihinde saat 08.00 sıralarında...in eve geldiğini, ...in cebine sen mi met koydun diyerek kendisini suçlayarak darp ettiğini, ...in tutuklanmasından kendini sorumlu tuttuğunu, demir sopa ve bıçak kullanarak kendisini evden zorla çıkardığını, kendi aracına zorla bindirdiğini nerede olduğunu bilmediği bir petrole götürdüğünü, yolda giderken darp ederek burnunu kırdığını, petrolde yakıtın ödemesini kendisini bıçakla tehdit ederek EFT şeklinde yaptırdığını, itiraz edip direndiğinde Huavei P30 Lite marka kendisine ait cep telefonunu kafasında kırarak dağa fırlatığını, arkadaşları ile görüşmek için kendisinden zorla 500,00 TL istediğini, parayı alamayınca sinirlenerek bıçakla sol kol bileğinden yaraladığını belirterek ... isimli şahıstan şikâyetçi olması üzerine soruşturma işlemlerinin başlatıldığı olayda, katılanın, sanığın kendisine kardeşinin uyuşturucu kullanımının polise ihbar edilmesini kendisinden bilerek tartıştıklarını, sanığın ise, katılanı polis olup muhbirlikle, fetöcülükle suçlamakla tartıştıklarını söylediği böylece taraflar arasında muhbirlik sebebiyle bir husumet yaşandığı, katılanın tartışma sonrası arabada gerçekleştiğini iddia ettiği olaylara ilişkin olayın tek tanığı olarak dinlenilen petrol ofisi çalışanı pompacı Halil İbrahim'in ilk kolluk beyanında; şahısları tanımadığı, kendilerini hiçbir yerde görmediği, bahse konu olayı tam olarak hatırlamadığı, nakit paraları olmadığından ödemeyi EFT şeklinde yapacaklarını söylemeleri üzerine IBAN numarasını verdiği, ödemeyi yapıp petrolden ayrıldıklarını, mahkemece alınan beyanında da "arabanın içerisinde bıçak veya sopa görmedim, herhangi bir darp bulgusu da görmedim, ben şu an hatırlayamıyorum, petrolümüzün olduğu yer 4 yol ağzı olup kalabalık bir yerdir" dediği, ancak zaten tarafların arabada gerçekleşen darpı ikrar ve teyit ettikleri, ancak beyanlardaki ihtilafın 500,00 TL istenilmesinden kaynaklandığının anlaşıldığı, katılanın müşteri hizmetlerini aramasının, şifre işlemleri ile ilgili konuşmalarının dosya kapsamından anlaşıldığı ancak; 500,00 TL istendiğine ilişkin başkaca somut delil elde edilemediği, katılanın beyanları ile yetinilemeyeceği başkaca delille desteklenmesi gerektiği, sanık tarafından her ne kadar kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, mala zarar verme ve kasten yaralama suçlarının işlendiğinin kabulü gerekse de şüpheden sanık yararlanır ilkesi de gözetilerek, yağma suçundan beraat hükmü kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı biçimde yağmadan mahkumiyet hükmü kurulması; Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Rize 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 20.02.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.