İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigortalının maliki bulunduğu ... plaka nolu aracın olay yerini…
T.C. İSTANBUL BAM 8. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2022/1805 KARAR NO : 2025/1977 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 14/06/2022 NUMARASI : 2022/55 Esas - 2022/429 Karar DAVANIN KONUSU: ZMMS Kapsamında Yapılan Ödemenin Rücuen Tahsili İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigortalının maliki bulunduğu ... plaka nolu aracın olay yerini terk eden ve kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olan firari sürücü sevk ve idaresindeyken 01/02/2017 tarihinde yapmış olduğu kaza neticesinde ... plaka nolu aracın hasara uğradığını, ekspertiz incelemesiyle tespit edilen hasar miktarı ve değer kaybı olarak toplam 26.585,38-TL'nin müvekkili şirket tarafından karşı tarafa ödendiğini, müvekkilinin sigortalısına rücu hakkının doğduğunu ileri sürerek 26.585,38-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının B-4/f maddesini dayanak almış ise de, sürücünün olay yerini terk etmiş olmasının tek başına rücu gerekçesi olmadığını, sigortacının, zararın teminat dışı kaldığını veya limiti aştığını ispatla mükellef olduğunu, hasar gören aracın tamir ve değer kaybı masrafının fahiş olduğunu belirerek davanın reddini savunmuştur.İlk derece mahkemesinin 2018/847 Esas 2019/100 Karar sayılı ilamı ile; "... Davacı araç maliki davalıdan yapmış olduğu hasar ödemesini rücuen talep etmiş olup, davacının sigortasını yapmış olduğu ... plakalı aracın kaza tarihinde uzun süreli olarak Sarıyer Belediyesi'ne kiralanmış olduğu, Sarıyer Belediyesi Ulaşım Hizm. Müdürlüğü'nün vermiş olduğu cevabı yazıdan anlaşılmış olduğundan davacının ödemesini yaptığı hasar bedelinin araç işleteni davalıdan talep edemeyeceği ve davalıya husumet yöneltemeyeceği'', gerekçesiyle, Davacının davasının husumet nedeni ile REDDİNE, karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemizin 2019/1785 Esas - 2021/2175 Karar ve 30/12/2021 tarihli kararıyla; "Dava, davacı ... şirketinin sigortalısına karşı açtığı kaza yerini terk sebebine dayalı rücuen tazminat davasıdır.Bu tür davalarda sigortacı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasının 95/2. maddesi ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarının B-4 .maddesi gereğince tazminat yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılmasına ilişkin halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre kendi sigorta ettirenine rücu edebilir. Somut olayda; dosya kapsamında bulunan poliçe örneğine göre sigorta sözleşmesinin tarafı olarak davalı ...ismi yer almaktadır. Buna göre taraflar arasında sigortalılık konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı, davacının sigortalısı olup, sigorta sözleşmesinin tarafı olduğundan ve ZMMS tarafından açılacak rücu davaları da akide karşı açılacağından yerel mahkemece; işin esasına girilerek toplanmış ve toplanacak tüm deliller bir arada değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Bknz. Yargıtay 17.HD'nin 2016/19441 Esas,2017/295 Karar sayılı ilamı) Bu itibarla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının HMK 353/1.6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, dosyanın belirtilen şekilde işlem ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmıştır." gerekçesiyle; İstanbul 5 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/02/2019 tarih ve 2018/ 847 Esas, 2019/100 Karar sayılı kararının HMK.m.353/1-a/6 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, karar verilmiştir.Dairemizce verilen kaldırma kararından sonra mahkemenin 2022/55 esasına kayıtlanan davanın yargılaması neticesinde; aldırılan bilirkişi raporu ile, kimliği tespit edilemeyen ... plakalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu, olay anında park halinde olan araçların sürücü/maliklerine izafe edecek kusur bulunmadığının tespit edildiği, hasar ve değer kaybı yönünden yaptırılan incelemede, ... plakalı aracın 01.02.2017 tarihli hasarı nedeniyle meydana gelen zararın 18.500,00 TL, değer kaybının ise 7.444,38 TL olarak hesaplandığı, dava konusu olayda bedeni zarar oluşmadığı, bu bağlamda olay yeri terk rücu sebebinin oluştuğu değerlendirmesinin yapılamayacağı, sadece sürücüsünün olay yerini terk etmesinin teminat dışı hallerden ve/veya rücu hakkına neden olacak bir neden olarak kabul edilmediği, dava konusu olayda, sigortalı araç sürücüsünün kasdi ve ağır kusurundan söz edilemeyeceği, davacının, sigortalı araç sürücüsünün alkol veya uyuşturucu etkisinde olduğu, ehliyetsiz olduğuna ilişkin herhangi delilin dosya kapsamında mevcut olmadığı, bu hususta ispat yükünün davacı Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesini düzenleyen davacıda olduğu, davacı tarafça ... plaka sayılı araçta sigortalısının kusuru nedeniyle oluşan hasar bakımından ödenen tazminatın, sigortalı araç malikinden rücuen tahsili şartlarının oluşmadığı şeklindeki gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; müvekkili sigorta şirketi tarafından sigortalı bulunan araç sürücüsünün %100 kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiği, kaza yerini keyfi olarak terk ederek kazanın oluş koşullarına ilişkin belgelerin düzenlenmesini engellediği, mahkemece sigortalı araç sürücüsünün alkol etkisinde yada ehliyetsiz olduğuna dair delillerin davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğinin ifade edildiği, ancak sigortalının iyi niyet kurallarına uyduğu hallerde bu durumun geçerli olduğu, aksi takdirde ispat külfetinin sigortalıya geçtiği, eldeki davada da sigortalının rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmediğinden ispat yükünün yer değiştirerek sigortalıya geçtiği, bu durumda mahkemenin rücu şartlarının oluşmadığına dair görüşünün somut olaya ve yasaya aykırı olduğu, mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın talep doğrultusunda kabulüne karar verilmesi gerektiğine yöneliktir.Dava, davacı ... şirketinin sigortalısına karşı açtığı kaza yerini terk sebebine dayalı rücuen tazminat davasıdır.Bilindiği üzere sigortacı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95/2.maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B-4.maddesi uyarınca; tazminat yükümlüğünün azaltılmasına ve kaldırılmasına ilişkin halleri 3.kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre tazminatın kaldırılmasını ve indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir. Bu rücu hakkı, kaynağını halefiyet ilkesinden almamakta, sözleşme ve yasa gereği sigorta ettirene karşı defi hakkı bulunan sigortacı, bu hakka dayanarak kendi sigortalısına dönebilmesi kuralından kaynaklanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 1409/1. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının B.4. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmekte olup, sigorta şirketinin rücu edebileceği tazminat tutarı, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranına ve zarar görenlerin gerçek zararına göre belirlenir.01.06.2015 tarihinden önce düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçelerine ilişkin olarak meydana gelen trafik kazalarında o dönem yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4 maddesinde sigortacının işletene rücu nedenleri arasında sigortalı aracın sürücüsünün kaza sonrası olay yerinden ayrılması sayılmamıştır. Dolayısıyla 01.06.2015 tarihinden önce düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçelerine dayalı olarak zarar gören hak sahiplerine ödemede bulunan sigorta şirketi salt olay yerini terk nedenine dayalı olarak kendi akidine rücu edemeyecektir. Ancak 01.06.2015 tarihinden sonra düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçeleri nedeniyle bedensel hasarlı trafik kazası sonucu zarar gören hak sahiplerine ödemede bulunan zorunlu trafik sigortacısı, kendi akidi olan sigortalısına karşı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4 maddesine göre olay yerini terk nedeniyle rücu davası açabilecektir. Zira, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Genel Şartların B.4 maddesinde ifade edilen haller ile benzer zorunlu haller dışında olay yerini terkin, içe rücu sebebi olduğu kabul edilmiştir. Olay yerini terk ile içe rücu sebebi gerçekleşmiş olup olay yerini Genel Şartların B.4. maddesinde sayılan haller ile benzer zorunlu nedenlerden biri nedeniyle terk ettiğini, dolayısıyla rücu sebebinin oluşmadığını ispat yükü ise sigortalıdadır.Poliçe tanzim ve kaza tarihinde yürürlükte bulunan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMMS) Genel Şartlarının "zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının sigortalıya rücu hakkı" başlıklı B.4/f bendinde "Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde" düzenlemesine yer verilmiş olup, düzenleme ile olay yerini terk etmenin münhasıran rücu sebebi olduğu hüküm altına alınmıştır. Dairemizin artık yerleşik hale gelen uygulamaları da bu yöndedir.Hal böyle olunca da; ilk derece mahkemesinin, "olay yerini terkin" tek başına rücu sebebi olmadığı yönündeki kabulünde ve bu kabule bağlı olarak davanın reddi yönündeki kararında isabet bulunmamaktadır.Somut olayda, dosyadaki bilgi ve belgelere göre, kazaya ilişkin kolluk görevlileri tarafından tutulan kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsünün firari olduğunun tespit edildiği dolayısıyla olay yerini terk ettiği, bu durumda; ispat yükünün davalı tarafta olduğu ve davalı tarafın, zorunlu nedenlerle olay yerinin terk edildiğini ispat etmesi gerektiği, davalı yanın aracın sürücüsü olarak belirtilen Şeref Ağca'nın aracın lastiğinin yarıldığını bu nedenle stepne ve kriko almak için başşöförlüğe gittiğini tekrar döndüğünde aracın yerinde olmadığını aracın otoparka çekildiğini öğrendiğini beyan ettiği dolayısıyla davalı yanın kazaya tam kusuru ile sebep olan ... plakalı araç sürücüsünün olay yerini zorunlu nedenlerle terk ettiğini ispat edemediği anlaşılmakla Yerel Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararının HMK.m.353/1-b/2 hükmü uyarınca kaldırılarak, yanılgılı husus düzeltilmek suretiyle yeniden hüküm kurulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/06/2022 tarih ve 2022/55 Esas - 2022/429 Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, a/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davacıya iadesine, b/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, c/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin takdiren kendi üzerinde bırakılmasına, 2-)İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/06/2022 tarih ve 2022/55 Esas - 2022/429 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, a/Davanın KABULÜNE, -18.500,00-TL onarım bedelinin 11/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve 7.444,38-TL değer kaybı bedelinin 22/03/2017 tarihinden itibaren başlayacak yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, b/Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 1.722,26-TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 454,02-TL harcın düşümü ile bakiye 1.268,24-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, c/Davacı tarafından yapılan 454,02-TL peşin harç ve 31,40-TL başvurma harcı toplamı 485,42-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ç/Davacı tarafından yapılan 2.656,55-TL yargılama giderinden davanın kabul edilen bölümü üzerinden hesaplanan 2.651,25-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, d/Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davanın kabul edilen bölümü üzerinden belirlenen 25.944,38-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davanın reddedilen bölümü üzerinden belirlenen 641,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, e/Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.18/12/2025