T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2024/1448 KARAR NO :2026/399 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS:2011/947 KARAR NO:2024/109 DAVA TARİHİ:26/12/2011 KARAR TARİHİ:29/01/2024 ASIL DAVA:Tapu İptali Ve Tescil, Tazminat BİRLEŞEN DAVA:Tapu İptali Ve Tescil, Tazminat KARAR TARİHİ:18/03/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya inc…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2024/1448 KARAR NO :2026/399 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS:2011/947 KARAR NO:2024/109 DAVA TARİHİ:26/12/2011 KARAR TARİHİ:29/01/2024 ASIL DAVA:Tapu İptali Ve Tescil, Tazminat BİRLEŞEN DAVA:Tapu İptali Ve Tescil, Tazminat KARAR TARİHİ:18/03/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:ASIL DAVA:Davacı dava dilekçesinde özetle; davalı kooperatifin ortağı olan müvekkilinin kooperatifçe yaptırılan D Bloktaki 22,5 ve 39,5 m2'lik iki dükkanı 07/11/1998 tarihli genel kurul kararı uyarınca bedelini peşin ödeyerek peşin / sabit ödemeli ortak olmak suretiyle satın aldığını, kooperatifin eski yöneticileri tarafından herhangi bir bedel ödenmeyeceğine yönelik beyanda bulunduklarını ve kooperatifin bu yönde karar ihdas ettiğini, ancak yönetimin değişmesi akabinde yeni yönetimin bir kısım borçları olduğunu iddia ettiğini, ödenmemesi üzerine hakkında ihraç kararı verildiğini, söz konusu karara karşı İstanbul 13. ATM'ye başvurduğunu, mahkemenin ihraç kararının iptaline karar verdiğini, ardından kooperatif tarafından yeniden ihraç kararı verildiği, bunun iptaline ilişkin davanın Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde derdest olduğunu, dava devam ederken müvekkiline ait ancak henüz ferdileşmemiş 2 adet dükkanın davalı kooperatifin eski vekiline olan vekalet ücreti borcuna istinaden tarafına haber ve bilgi verilmeksizin Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasından satılarak 3.kişiler adına tescil edildiğini, müvekkilinin dükkanların satıldığını sonradan öğrendiğini ve yasal haklarını kullanamadığını beyan ederek, haksız olarak satışı yapılan iki dükkanın tapuda davacı adına tescil edilmesini, bu talepleri kabul edilmez ise taşınmazların bedeli olarak şimdilik 80.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır. BİRLEŞEN DAVA:Davacı dava dilekçesinde özetle; ... Kooperatifi tarafından ...'da yapılan binalardan D blok 22,5 m2 dükkan ve D blok 39,5 dükkanları 07/11/1998 tarihinde dava dışı ... Kooperatifinin 07/11/1998 tarihli genel kurul kararı uyarınca bedelini peşin ödeyerek 5.000,00 TL bedelle satın aldığını, kooperatifin eski yöneticileri tarafından herhangi bir bedel ödenmeyeceğine yönelik beyanda bulunduklarını ve kooperatifin bu yönde karar ihdas ettiğini, ancak yönetimin değişmesi akabinde yeni yönetimin bir kısım borçları olduğunu iddia ettiğini, ödenmemesi üzerine hakkında ihraç kararı verildiğini, söz konusu karara karşı İstanbul 13. ATM'ye başvurduğunu, mahkemenin ihraç kararının iptaline karar verdiğini, ardından kooperatif tarafından yeniden ihraç kararı verildiği, bu karara karşı açmış olduğu davanın ise Bakırköy 3. ATM'nin 2009/268-2012/52 sayılı kararıyla iptal edildiği, bu süreçte her türlü tadilat ihtiyaçlarının tarafınca tek tek yapıldığını bir sürü masrafta bulunulduğunu, Bakırköy 3. ATM'nin 2009/268 E. sayılı dosyasında yargılama devam ederken tarafıma ait fakat henüz ferdileşmemiş 2 adet dükkanın kooeratifin eski vekiline olan olan 800.000,00 TL'lik vekalet ücreti borcuna istinaden tarafına herhangi bir ihbar veya ihtar yapılmadan haberi olmaksızın haksız ve tamamen kötü niyetli olarak davalı ve dava dışı kooperatifin muvazaalı olarak yaptıklarını düşündüğü işlem sonucunda Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası marifetiyle satıldığını, dava devam ederken tarafına ait dükkanların davalı Av. ... üzerinde kayıtlı olduğunu ve davalının kooperatiften 800.000,00 TL alacaklı olduğunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu düşündüğü için haksız ve kötü niyetli olarak dava dışı kooperatif ile muvazaalı olarak söz konusu işlemi gerçekleştirdiklerinden huzurdaki davayı açtığını, dava dışı kooperatife karşı Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/947 esas sayılı dosyası ile açtığı tapu iptali ve tescil davası derdest olduğundan birleştirme kararı verilmesini, haksız ve mesnetsiz olarak satışı yapılan 2 adet dükkanın dava dışı kooperatif ile birlikte hareket ederek satılmasına neden olan ve üzerine geçiren davalıdan alınarak tarafına tescil edilmesini, bu talep kabul edilmediği takdirde taşınmazların bedeli olan şimdilik 90.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ve ferileri ile birlikte tarafına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı cevap dilekçesinde özetle; öncelikle dava tapu iptal davası açamayacağından sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini, davacının davacı sıfatının bulunmadığını, davacı kooperatife karşı tapu iptali ve tescil davası açamayacağını, davacının kendisine karşı da tapu iptal davası açmasının mümkün olmadığını, davacının delil olarak dayandığı Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/947 Esas sayılı dosyasında bizzat davacı tarafından keşide edilen Beyoğlu ... Noterliğinin 15.08.2005 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamede “...25.07.2003 tarihi itibari ile genel kurul kararları kapsamında ana borcumun miktarı 1.233.200.000 TL'dir....” dediğini, davacının 2003 yılı temmuz ayı itibariyle dahi bu miktarda borcu bulunduğunu, sonrasında satışın gerçekleştiği 2011 yılına kadar 8 yıl boyunca genel yönetim ve altyapı giderlerinden payına düşen miktarı ödemediğini, yine davacı tarafından delil olarak dayanılan Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/268 Esas ve 2012/52 Karar sayılı kesinleşmiş kararına göre davacının iki adet taşınmazın her birisi için ayrı ayrı olmak üzere; 3.903,00 TL aidat (asıl borç) ve 2.276,25 TL faiz olmak üzere toplam 6.179,25 TL (iki bağımsız bölüm için toplam 12.358,50 TL) borcunun bulunduğunu, taşınmazların bedelini peşin ödediği iddialarının gerçeği yansıtmadığını, doğru kabul edilse dahi davacının genel yönetim giderleri ile alt yapı giderlerinden doğan sorumluluğu olduğunu ve bunu yerine getirilmesi gerektiğini, ihraç kararlarının davacının borçlu olmadığı gerekçesiyle değil şekli eksiklik nedeniyle iptal edildiğini, taşınmazların davacının tasarrufunda olduğu iddialarının da gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafından her zaman düzenlenmesi mümkün olan kira kontratı sunulmuş ise de taşınmazların hiç kimsenin tasarrufunda olmadığını, metruk halde olduğunu, davacı yükümlülüklerini yerine getirmediğinden tapu iptal talep edemeyeceğini, muvazaa iddialarının iftiradan ibaret olduğunu, kendisinin kooperatif vekili olduğu gibi aynı zamanda kooperatife üye olduğunu, kooperatifin mali durumu nedeniyle vekillik yaptığı on yıl boyunca bir ücret alamadığını, bu nedenle yasal yollara başvurduğunu ve davacının aidatlarını ödememesi sebebiyle halen kooperatif uhdesinde olan taşınmazların kooperatifin kendisine olan borçları nedeniyle satışa çıkartıldığını, taşınmazların vahim durumu nedeniyle alıcı çıkmayınca alacağına mahsuben mecburen tarafınca alınmak zorunda kalındığını, hangi bağımsız bölümün kime tahsis edildiğini bilme şansı ve zorunluluğunun olmadığını, davacı zarar görmüş ise bunun müsebbibinin aidatları ödemediği için kendisi ve kooperatif olacağını, davacı iddialarının gerçek dışı olduğunu beyanla davanın esastan da reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; "...Asıl ve Birleşen Dava, Tapu iptal ve tescil talebinden ibarettir.Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya kooperatif bilirkişisi, Gayrimenkul danışmanı, ve mali müşavir bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 24/12/2014 tarihli raporda özetle; ''mahkemenin 04.11.2014 günlü ara kararı uyarınca 2011/947 Esas sayılı dava dosyası; dosyadaki belgeler, mahallinde yapılan keşif ve Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20117361 sayılı dosyasına ibraz edilen davalıya ait defter kayıtlarındaki tespitler çerçevesinde incelenmiştir bu inceleme sonucunda davacının kooperatiften iki dükkanı sabit bedelle satın aldığını, bundan ötürü kooperatife “sabit ve peşin ödemeli ortak” olduğunu açıklığa kavuştuğu dosya kapsamında dava konusu iki dükkânın tapudaki kaydını gösterir belgeye rastlanılmadığı, dükkanların tapu kaydının tasfiye halindeki davalı kooperatife ait olduğunun tespiti halinde, hak sahibi davacı ortak adına tescil edilmesi, üçüncü bir kişiye ait olduğunun tespiti halinde, dava tarihi itibarıyla iki dükkan için takdir edilen toplam 90.000-TL değerin davacıya ödenmesi gereken miktar olduğu sonucuna varıldığı...'' şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Bilirkişi raporunun denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu görülmüştür. Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya kooperatif bilirkişisine tevdi edilmiş, kooperatif bilirkişisi tarafından düzenlenen ek raporda özetle; ''Değerinin Tespiti talep edilen gayrimenkul, ... Kooperatifi’nin yaptığı binalardan D Bloktaki yan yana 22,5 m² ve 39,5 m²’lik iki dükkan olduğunun anlaşıldığı; mahallen yapılan incelemede: değerlemeye konu gayrimenkullerin; binanın giriş katında yan yana iki dükkan olduğu; inceleme tarihi itibarıyla kullanılamayacak şekilde harap durumda olduğu ve elektrik, doğalgaz ve suyun bulunmadığı görüldüğü; değerlemeye konu gayrimenkullerin bulunduğu yörenin yoğun iskân ve iş yeri bölgesi olarak gelişim gösterdiği; her türlü ihtiyacın karşılanabildiği ve diğer imkanların bulunduğunun görüldüğü; elektronik ortamdan bulunan örnekler, bölgedeki emlak firmalarından alınan bilgiler ve değerlemeye konu gayrimenkullerin mevcut durumları dikkate alındığında; dava tarihi itibarıyla satılık değerlerinin: 22,5 m² dükkan için 30.000.-TL ve 39,5 m² dükkan için 60.000.-TL olmak üzere toplam 90.000 TL olacağı takdir edildiği belirtilmiştir. Dosya yeniden incelenmiş ve değerlendirilmiş olup taşınmazların mahallinde ve bulunduğu bölge ile ilgili yeniden inceleme yapılmıştır. Dava konusu taşınmazların konumu, arsasının alanı, yakın çevresinde yapılaşma durumu, ulaşım bağlantısı, toplu taşıma araçlarından yararlanılma durumu, bölgenin genel yapısı, merkezi noktalara uzaklığı, gelir getirme açısından durumu, yaya ve araç sirkülasyonu, alış veriş merkezlerine olan mesafesi, eğitim ve sağlık kurumlarına olan mesafesi, taşınmazın hali hazır durumu, söz konusu kıymet takdiri yapılan tarihteki satış değerleri, bölgenin alt yapı durumu ile yapılan piyasa araştırması da sektör tecrübesi ile değerlendirilmiştir. Tarafsız ve objektif bir anlayışla yapılan değerlendirme sonucu: Dava konusu taşınmazların birleşen davanın açıldığı tarih itibariyle (26/02/2016) değerlerinin 22,5 m² dükkan için 45.000.-TL ve 39,5 m² dükkan için 85.000.-TL olmak üzere toplam 130.000 TL olacağı ...'' şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Bilirkişi raporunun denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu görülmüştür. Toplanan deliller sonucu mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; dava konusu taşınmazın ... Kooperatifi’nin yaptığı binalardan D Bloktaki yan yana 22,5 m² ve 39,5 m²’lik iki dükkan olduğunun anlaşıldığı, bilirkişi tarafından yapılan incelemede: değerlemeye konu gayrimenkullerin; binanın giriş katında yan yana iki dükkan olduğu, inceleme tarihi itibarıyla kullanılamayacak şekilde harap durumda olduğu ve elektrik, doğalgaz ve suyun bulunmadığı, değerlemeye konu gayrimenkullerin bulunduğu yörenin yoğun iskân ve iş yeri bölgesi olarak gelişim gösterdiği, her türlü ihtiyacın karşılanabildiği ve diğer imkanların bulunduğunu, elektronik ortamdan bulunan örnekler, bölgedeki emlak firmalarından alınan bilgiler ve değerlemeye konu gayrimenkullerin mevcut durumları dikkate alındığında, dava tarihi itibariyle satılık değerlerinin: 22,5 m² dükkan için 30.000.-TL ve 39,5 m² dükkan için 60.000.-TL olmak üzere toplam 90.000 TL olacağı, davacının kooperatiften iki dükkanı sabit bedelle satın aldığı, bundan ötürü kooperatife “sabit ve peşin ödemeli ortak” olduğunun açıklığa kavuştuğu, dükkanların tapu kaydının tasfiye halindeki davalı kooperatife ait olmadığının tespit edildiği anlaşılmakla asıl dava yönünden davacı tarafından davalı kooperatif aleyhine açılan tapu iptal ve tescil talebinin taşınmazın davalı kooperatif adına kayıtlı olmadığı anlaşılmakla bu talebinin pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, terditli talebinin kabulüne, Birleşen dava yönünden birleşen dosya davalısının, asıl davada davalı olan kooperatifin avukatlığını yaptığı, davalı avukatın mahkememizce celp edilen birden fazla dosyada kooperatifi temsil ettiğinin anlaşıldığı, birleşen dosyada muvazaa hususunun ispatlanamadığı, davacı iddiasının başkaca herhangi bir delille desteklenmediği anlaşıldığından mahkememizce davacının iddiasının ispatı için yeterli görülmemiştir. HMK’nın ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, "Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." düzenlemeleri mevcuttur. Buna göre; davacı tarafça muvazaa iddiasının ispatı gerekmekle bu husus ispatlanamadığından, birleşen dava yönünden davanın reddine..." karar verilmiş,"Asıl Dava Yönünden; 1-Davacının tapu iptal ve tescil talebinin reddine, terditli talebin KABULÜ ile; 90.000,00 TL'nin dava tarihi olan 26/12/2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ... Kooperatifi'nden alınarak davacıya verilmesine;Birleşen Dava Yönünden; Davanın REDDİNE" dair hüküm kurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili yasal süre içerisinde birleşen dosya yönünden sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden verilen karara bir itirazlarının olmadığını, kararı birleşen dava yönünden istinaf ettiklerini, birleşen dava yönünden ispat yükü davalı üzerinde olmasına rağmen mahkemece ispat yükü hususunda hatalı değerlendirme yapıldığını, birleşen dosya davalısının kooperatifin avukatı olduğunu ve yaşanılan tüm süreçten haberdar olduğunu, müvekkilinin ihracına dair ihtarların davalı tarafından keşide edildiğini ve müvekkili tarafından açılan davalarda davalının kooperatifi vekil olarak temsil ettiğini, davacı ile kooperatif arasındaki dava konusu dükkanların borçları ile ilgili ihtilaf olduğunu bildiği halde davacının kullanıma tahsis edilen dükkanları icra kanalı ile satıp kendi üzerine tescil ettirdiğini, kooperatif ve davacı arasındaki tüm anlaşmazlıkları ve dükkanların davacının kullanımına tahsis edildiğini bilen davalının dükkanları icradan satışa çıkarması ve alacağına mahsuben dükkanları kendi üzerine almasının hem mesleki anlamda hem de ahlaki anlamda etik olmadığı gibi hukuk kaideleri ile bağdaşmadığını beyan ederek kararın birleşen dava yönünden kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Asıl ve birleşen dava, kooperatif ortaklığına dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece asıl dava yönünden tazminat istemi kabul edilmiş, birleşen dava ise reddedilmiştir. Davacı vekili birleşen dava yönünden istinaf yoluna başvurmuştur.Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/268 E. 2012/52 K. sayılı dosyası incelendiğinde; kooperatifin 10/02/2009 tarihli 2009/5 ve 2009/6 no.lu yönetim kurulu kararları ile davacının ortaklıktan çıkartılmasına karar verildiği, bu kararların iptali istemiyle açılan davada mahkemenin 07/02/2012 tarihli kararı ile davacının peşin ve sabit ödemeli ortak olduğu, 64 ve 66 no.lu üye olarak üye kayıt defterinde kayıtlı olduğu, her ne kadar davacı sabit ödemeli ortak ise de kooperatifin yönetim ve alt yapı giderlerinden sorumlu olduğu, davacının ihtar tarihleri itibariyle her bir bağımsız bölüm için ayrı ayrı 3.903,00 TL aidat ve 2.276,25 TL faiz borcu olmasına rağmen, davacıya gönderilen ihracına esas ihtarnamelerde ayrı ayrı 7.640,00 TL ana para ve 3.770,94 TL işlemi faiz talep edildiği, ihtarların gerçek borcu yansıtmadığı gerekçesiyle; davacının ihracına ilişkin anılan kararların iptaline karar verilmiş ve 08/09/2014 tarihinde kesinleşmiştir. Yani davacının akçeli yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmediği, halen kooperatife borcunun olduğu sabittir. Asıl dosya davalısı kooperatif ile birleşen dosya davalısı ... arasında Avukatlık Ücret Sözleşmesi imzalandığı, davalı ... tarafından davalı kooperatif aleyhine Büyükçekmece 3.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında 101.000,00 TL asıl, 279.870,43 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 380.870,43 TL alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, dava konusu taşınmazlar da dahil olmak üzere davalı kooperatif adına kayıtlı toplam 12 adet (bir kısmı hisseli) taşınmazın haczedildiği ve satışının talep edildiği, taşınmazların 21/07/2011 tarihinde alacaklarına mahsuben ...'na ihale edildiği anlaşılmıştır.Asıl dava, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/268 E. Sayılı dosyası ile ihraç kararına dair yargılama devam ederken 26/12/2011 tarihinde açılmıştır. Ancak o tarihte taşınmazların icra dosyasından ihale edildiği birleşen dosya davalısı adına alacağına mahsuben tescil edildiği tespit edilmiştir, nitekim bu husus dava dilekçesinde ifade edildiği üzere davacının da bilgisi dahilindedir. Birleşen dava ise 26/02/2016 tarihinde açılmıştır. İhtilaf, akçeli yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmeyen davacının tapu iptal tescil isteminde bulunup bulunamayacağı, şayet tapu iptal ve tescil talep edemeyecek ise taşınmazı icra yoluyla borca karşılık alan davalıya karşı muvazaa iddiasını ileri sürüp süremeyeceği hususlarında toplanmaktadır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 0/04/2021 tarihli 2021/585 E. 2021/1355 K. sayılı ilamında; "...davacı iddiasında, sabit bir bedel ödemek suretiyle ortak olduğunu belirtmektedir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesi hükmü uyarınca, ortaklar hak ve yükümlülüklerde eşit konumda olup yönetim kurulu bu ilkenin dışına çıkmak istediği takdirde, bu hususu genel kurul gündemine alarak, genel kurulun tartışmasına açıkça sunması gerekmekte veya genel kurulun yapılan uygulamayı açıkça ya da zımnen benimsemesi icap etmektedir. Bu nedenle, sabit ve peşin aidat ödemek suretiyle ortaklığa alınmadaki bu usule uyulmamışsa, böyle bir ortağın (devam eden inşaatların finansmanına katılımı için) aidat yükümlülüğü devam eder. Açıklanan usule uyulmuşsa, ortaklığa alınmadaki bu farklılık, ortaklığa alındıktan sonra üyelik aidatı istenmesini mümkün kılmaz ise de, kooperatifin amacına ulaşıncaya kadar yapılan genel yönetim ve alt yapı giderlerinden ortağın sorumluluğu devam eder. Genel kurulca açık yetki verilmedikçe ya da benimsemedikçe 1163 sayılı Yasa'nın 23. maddesine aykırı şekilde yönetim kurulunun diğer ortaklardan farklı statüde ortaklığa kabul kararı vermesine veya akçalı konularda bir ortağı farklı statüde konumlandırmasına geçerli hukuki sonuç bağlanamaz..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 06/05/2014 tarihli 2014/706 E. 2014/3477 K. sayılı ilamında açıklandığı gibi; "...Konut yapı kooperatifleri aidat ödeme yükümlüğünü yerine getiren ortaklarına kullanılabilir durumdaki bir daire tahsisle yükümlüdür. Kooperatif anasözleşmesinin 62. maddesi uyarınca, konutlar maliyet bedelleri kesinleştikten sonra ortaklar veya temsilcilerinin katılımıyla noter önünde çekilecek kur'a ile dağıtılır. Konutların anasözleşmenin 59/2. maddesine göre ortaklara dağıtılması halinde kur’aya başvurulmaz. Bu durumda, bir konutun ortağa tahsis edildiğinden söz edilebilmesi için ya kur’a sonucu konutun tahsis edilmiş olması veya konutların genel kurulca belirlenecek esaslar dahilinde ortaklara dağıtılmış olması ve genel kurulun bu dağıtımı açık veya zımni olarak onaylaması gerekir. Anlatılan ilkeler dışında, yönetim kurulu genel kurulun kararı veya onayı olmaksızın bir konutu belli bir ortağa tahsisine karar veremez. Tahsis ortağa şahsi hak sağlar. Kooperatifçe bir dairenin geçerli bir tahsis işlemiyle bir ortağa tahsisi halinde, tahsis edilen ortağın rızası olmaksızın, ortaklığı devam ettiği sürece konutun başka bir ortağa tahsisi mümkün değildir. Kooperatif tarafından taşınmazın ortağa tahsisi, mülkiyeti geçiren bir işlem olmayıp, kooperatifle olan iç ilişkide bir hak bahşeden ve koşulları oluştuğunda kooperatife karşı tapu iptal ve tescil talebinde bulunma hakkı yanında ortağa, tahsis hakkına karşı yapılan haksız saldırılarda üçüncü kişilere karşı müdahalenin men'i ve ecrimisil davası açmaya izin veren bir haktır..."Yapı kooperatiflerinin amacı, ortakların akçeli yükümlülüklerini yerine getirmeleri karşılığında ana sözleşmeye uygun şekilde konut ya da işyeri teslim etmektir. Kooperatif tarafından yapılan konut ve işyerlerinin ortaklar adına tapuya tesciline karar verilebilmesi için, kooperatifte ferdileşmeye geçilmesi ayrıca ortağın kooperatife bir borcunun bulunmaması gerekmektedir. Kooperatifin devir borcu bu halde doğmaktadır. Ortakların kooperatiften konut / işyeri karşılığı tazminat isteyebilmesi için kooperatifin inşaatlarının bitirilip diğer ortaklara tahsis ve teslim yapıldığı halde, davacıya tahsis ve tesliminin yapılmaması gerekir. Bu husus, tazminat istenebilmesinin ön koşuludur. Ön koşulun gerçekleşmesinden sonra, davacı için çeşitli nedenlerle konut ya da işyeri tahsisi imkansızlığı ortaya çıktığında, ortağın uygun bir tazminat isteme hakkı bulunmaktadır Şayet kendisine konut / işyeri tahsis ve teslimi yapılmayan ortak, normal ödemesini yapıp konut/ işyeri sahibi olan ortaklarla eşit miktarda ödeme yapmış ise yani eksik ödemesi yok ise bu durumda ödemesi eksik olmayan diğer ortaklara verilen emsal bir konutun / işyerinin dava tarihi itibariyle rayiç değerini talep edebilecektir, hiç ödemesi yok ise bu durumda konut / işyeri karşılığı tazminat talep edemeyecektir. Ancak eksik ödemesi var ise Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ile kabul ettiği hesaplama yöntemi uyarınca hesap edilecek tazminatı talep edebilecektir.Ortakların kendilerine tahsis edilen konutun mülkiyetini isteyebilmeleri, genel kurullarda kararlaştırılan ve geçerliliğini koruyan parasal yükümlülüklerini yerine getirmiş olmaları halinde mümkündür. Dava konusu somut olayda dosyada alınan bilirkişi raporuyla davacının kooperatife borçlu olduğu anlaşılmakla, kooperatife karşı parasal yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bu aşamada tapu iptal ve tescil isteme hakkı bulunmamaktadır. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 30/01/2023 tarih 2021/6072E. 2023/313 K.) Somut olayda davacının sabit ve peşin ödemeli ortak olduğu gerek ihraç kararının iptali için Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/268 E. Sayılı dosyası ile yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu ve mahkeme kararıyla, gerek eldeki dosyada alınan bilirkişi raporu, davacı delilleri, kooperatif kayıtlarıyla tespit edilmiştir. Ancak davacı peşin ve sabit ödemeli ortak ise de bu husus sadece inşaat finansman giderlerine ilişkin olup, kooperatifin yönetim ve alt yapı giderlerinden sorumluluğu devam etmektedir.Nitekim Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/268 E. 2012/52 K. sayılı kesinleşmiş kararında da davacının borçlu olduğu tespit edilmiş yani davacının akçeli yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmediği anlaşılmıştır. Bu durumda ise tapu iptal ve tescil isteminin koşulları oluşmadığından, birleşen dosya davalısı yönünden muvazaa iddiasının tartışılması mümkün değildir. Zira davacı adına tahsisli işyerlerinin davacı adına tapuda tescil edilmemesi davacının akçeli yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmemesinden kaynaklanmaktadır. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olup kamu düzenine aykırı herhangi bir da husus bulunmadığından davacı tarafın birleşen dosya yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı tarafın birleşen dava yönünden istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından birleşen dava yönünden yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, asıl dava yönünden yatırılan istinaf başvuru harcının karar kesinleştiğinde ve istemi halinde davacı tarafa iadesine, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının davacı tarafından yatırılan 855,20 TL'den mahsubu ile arta kalan 123,20 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istemi halinde davacı tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 18/03/2026