T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/2101 Esas KARAR NO : 2026/59 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2023/40 Esas - 2023/581 Karar TARİHİ: 11/07/2023 DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 15/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yolun…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/2101 Esas KARAR NO : 2026/59 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2023/40 Esas - 2023/581 Karar TARİHİ: 11/07/2023 DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 15/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı taraf ile arasında ticari ilişki bulunduğunu, mal alımı karşılığında davalıya senet verdiğini, malların ayıplı olduğunu fark etmesi üzerine malları iade ettiğini, ve irsaliye de kestiğini, davalının malları kendisine teslim etmiş olduğu irsaliyeleri de davalı tarafa etslim ettiğini, davalıya verdiği 4 adet senedin de kendisine teslim etmesi için kendisin telefonla aradığını, davalının en kısa sürede senetleri iade edeceğini bildirdiğini, senetleri iade edilmediğini ve borçlu olmadığı halde icra takibine koyulduğunu, davalıya borcu olmadığını belirterek İstanbul 25. icra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile yapılan icra takibinin tedbiren durdurulmasını, icra takibine konu olan senetler karşılığı alınan malların ayıplı ve defolu olması sebebi ile kendisine irsaliye ile teslim edilmiş olduğunu, bu sebeple kensine borçlu olmadığının tespitini, menfi tespit talebinin kabulünü, icra takibine konu olan senetlerin tarafına teslim edilmesini, yapılan yargılama giderleri ve harç masraflarının davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının nakit ihtiyacından bahis ile vermiş bulunduğun borca karşılık bono aldığını, bonoların vadelerinde ödenmemesi sebebiyle davacı aleyhine İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını ve kesinleştiğini, davacı adına kayıtlı taşınmaz üzerine haciz şerhi işlendiğini, bonoların ticari bir alışveriş için verilmiş olduğu hususundaki iddiası da varit ve mesmu olmadığını, davacı ile ... İt.İhr.Ltd.Şti arasında ticari ilişkini bahse konu bonolaür ile hiçbir alakası bulunmadığını, davacının dosya'ya ibraz edilen irsaliyede gerçeği yansıtmadığını ve irsasliye de imzası ile isme geçen kişi de ne şirket tarafından nede şahsı tarafından tanınmamakta olduğunu, davanın ve ihtiyati tedbir talebinin reddini, %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatının ve dava masraflarının davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 11/07/2023 tarihli, 2023/40 Esas - 2023/581 Karar sayılı kararında;"....Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, her ne kadar davacı tarafından davaya konu senetlerin kumaş alım satımına ilişkin olarak verildiği, kumaşların ayıplı olması nedeniyle davaya konu senetler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep edilmiş ise de; kıymetli evrakların kayıtsız şartsız borç ikrarı niteliğinde olduğu, sebepten mücerretlik ilkesi gereği senedin içerdiği hakkın doğumuna sebep olan temel hukuki ilişkinin senet metninden anlaşılamayacağı, dava konusu senetlerin bedelinin "Nakden" ahzolunduğunun anlaşıldığı, davaya konu senetlerin kumaş satın alınması nedeniyle verildiği ve kumaşların ayıplı olduğu hususlarının da ispatlanamadığı anlaşıldığından davanın ve koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı istinaf dilekçesinde özetle; dosyada toplanan delillerde ve alınan bilirkişi raporlarında takibe konu senetlerden dolayı borçlu olmadığının açık ve net bir şekilde ispat edildiğini, ancak davalı tarafın böyle bir iddiası ve ispat külfeti ile ilgili herhangi bir beyanı olmadığı halde mahkemece re'sen HMK 190. ve 4721 sayılı TMK 6. maddesine atıfta bulunarak Baki Kuru'nun el kitabından bir pasaj alıntıladığını, ispat külfeti kendisine düşüyor ise daha önce verilen kararda toplanan deliller ve bilirkişi raporu ile haklılığını ispatladığını, bu konunun yerel mahkemenin daha önceki kararında irdelendiğini, sunduğu delillerin değerlendirildiğini ve gerekçeli kararda bilirkişi heyetinin düzenlemiş olduğu 25/03/2023 tarihli ek raporda da açıkça belirtildiğini, Yerel mahkemenin daha önceki gerekçeli kararında söz konusu kumaşları davalı ...'in 22/06/2015 tarihinde gönderdiği servis şoförü ...'ın yanında ... ile gelerek 'Teslim Alanlar Kumaşı Teslim Edenler' başlıklı sevk irsaliyesi ve teslim belgesi ile ayıplı kumaşları tekrar iade ettiğinin ve senetlerin be nedenle bedelsiz kaldığının açık olduğunu, daha önceki kararda toplanan deliller ve bilirkişi raporu ile de bu durumun tespit olunduğunu ve yerel mahkemenin de davanın kabulüne karar verdiğini, işbu karar yönünden istinaf incelemesi neticesinde herhangi bir kaldırma veya bozma kararı verilmediği, yalnızca harç ikmali yönünden dosya iade edildiği halde yerel mahkemenin yeni kararında re'sen incelemeyle yeni bir karar ihdas ederek davanın reddine karar verdiğini, söz konusu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; dava konusu icra takibi dayanağı bonoların bedelsiz kaldığı iddiası ile takibe konu alacaktan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Menfi tespit davalarının bazı türlerinde, kural olarak ispat yükü davalı alacaklıya düşmekte ise de, bu kural mutlak nitelikte olmayıp, bir kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiğinin veya bedelsiz kaldığının iddia edilmesi suretiyle açılan menfi tespit davasında ispat külfeti, değişen ispat yükümü çerçevesinde davacı borçluya düşer. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2022 tarih, 2021/1906 esas ve 2022/6293karar sayılı ilamı) Bu sebeple somut uyuşmazlıkta ispat yükü bonoların bedelsiz kaldığını iddia eden davacıda olup, bu hususun davalı tarafından ileri sürülmesine gerek olmayıp, Mahkemece re'sen gözetilmesi gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta davacı, icra takibi dayanağı bonoların davalıya kumaş teslimi karşılığı verildiğini, kumaşların ayıplı olması sebebiyle iade edildiğini, ancak senetlerin davalı tarafından kendisine iade edilmediği gibi yerine kumaşta verilmediğini iddia etmiş ve iddiasını kumaşların iade edildiğine dair sevk irsaliyesi, 2.800 USD senet bedelinin ödendiğine dair para makbuzuna dayandırmıştır. Davacı tarafından dosyaya sunulan ve dava konusu olmayan faturalara göre davalının yetkilisi olduğu dava dışı .....Ltd.Şti. ile davacı arasında kumaş alım-satımına ilişkin ticaret olduğunun anlaşıldığı, doğrudan davalı ile aralarında kumaş alım-satımına ilişkin ticari ilişki olduğuna dair delil sunulmadığı, davacı tarafından sunulan yazılı beyanlarında senetler karşılığı kumaşların davalının ortağı olduğunu söylediği ... tarafından kendisine teklif edildiğini ve kendisinin 7.830 USD bedelli 1350 metre kumaş sipariş verdiğini, bu kumaşlar karşılığından toplam bedeli 6.700 USD olan dört adet bonoyu bu şahsa verdiğini ve kumaşın kendisine gönderildiğini, anacak ayıplı çıkması sebebiyle davalının ortağı ...'a ve servis çalışanı ...'a iade ettiğini ileri sürmüştür. Ancak Mahkemece de gerekçeli kararda isabetli bir şekilde belirtildiği üzere davacı tarafından ilk olarak ispatlanacak husus sebepten soyut olan ve üzerinde nakden kaydı bulunan dava konusu bonoların ayıplı olması sebebiyle iade edildiği iddia edilen kumaşlar karşılığı avans olarak verildiği hususudur. Davacı tarafından söz konusu vakıaya ilişkin yazılı bir delil sunulmamıştır. Davacı tarafından 10/11/2025 tarihli dilekçe ekinde sunulan dava konusu bonoların davacının şirketine satılan kumaşlar karşılığı verildiğine ve altında davacı ve davalıya atfen atılan imzaların bulunduğu tarihsiz adi yazılı belgenin yargılama aşamasında ileri sürülmediği, ilk kez istinaf dilekçesi verildikten çok sonra dosyaya sunulduğu anlaşılmakla HMK'nın 357/1 maddesi uyarınca incelemeye konu edilmesi yasal olarak mümkün olmadığı gibi, davalı adına atfen atılan imzanın davalının yargılama aşamasında sunduğu dilekçelerdeki imzaları ile karşılaştığında bariz bir şekilde birbirinden farklı olduğunun çıplak gözle anlaşıldığı ve söz konusu belgenin davalı elinden çıktığı sabit olmadığından da dikkate alınmasının mümkün değildir. Bunun yanında davacı tarafından 2.800 USD senet bedelinin ödendiğine dair para makbuzu incelendiğinde senet bedelinin ... tarafından tahsil alındığına dair kaydın bulunduğu, senet alacaklısının davalı olduğu ve davalının senet bedelini tahsil etmediğini savunduğu gözetildiğinde dosyaya sunulan para makbuzuna da itibar edilmesi mümkün değildir. Mahkemece bu hususlar gözetilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacının aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Mahkemece 03/11/2020 tarih, 2017/278 esas ve 2020/681karar sayılı ilamı ile ilk önce davanın kabulüne karar verildiği, kararın davalı tarafından esasa ilişkin nedenlerle istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 23/12/2022 tarih, 2021/398 esas ve 2022/2211 karar sayılı ilamı ile harcın eksik alındığı gerekçesiyle davalının istinaf taleplerinin esasa dair yönleri incelenmeksizin kaldırıldığından kaldırma kararından önce verilen ilamın davacı lehine kazanılmış hak oluşturması yasal olarak mümkün değildir. Bu sebeple davacının aksi istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,20 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/01/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.