T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/975 - 2026/189 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2025/975 (KABUL YENİDEN ESAS HAKINDA KARAR NO : 2026/189 KARAR VERİLMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/12/2020 ESAS NO : 2017/765 E 2020/702 K DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 24/0…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/975 - 2026/189 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2025/975 (KABUL YENİDEN ESAS HAKINDA KARAR NO : 2026/189 KARAR VERİLMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/12/2020 ESAS NO : 2017/765 E 2020/702 K DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 24/02/2026 YAZILDIĞI TARİH : 24/03/2026 Taraflar arasında görülen yukarıda bilgileri belirtilen Dairemiz kararının Yargıtay temyiz incelemesi sonucu bozulması üzerine HMK’nin 373.maddesi uyarınca inceleme yapılmak üzere dava dosyası için düzenlenen rapor ile yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup, incelendi: GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 13.11.2014 tarihli satın alma sözleşmesi imzalandığını, Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı (TÜİK) için müvekkilinin yüklendiği mal ve hizmetlerin davalı tarafından tedarikinin kararlaştırıldığını, müvekkili ile Merkezi Finans İhale Birimi (MFİB) arasında yapılan sözleşmeye göre satın alınan malların Avrupa Birliği üyesi bir ülke veya katılım öncesi yardım programı kapsamında finanse edilen bir ülkenin orijin belgesinin temin edilmesi gerektiğini, davalının temin ettiği malların İsrail menşeli orijin belgesinin sahte olduğunun anlaşılması üzerine ihale makamı tarafından kabul edilmediğini, daha sonra davalı tarafından sunulan İtalya menşeili orijin belgesinin ise ürünlerin üzerinde fiziki olarak İsrail yazması sebebi ile kabul edilmediğini, ihale makamı tarafından 297.187,40 Euro’nun ödenmesinin ihtar edildiğini, müvekkilince 08.01.2016 tarihinde bu bedelin ödendiğini ve malların ihale makamı kuruma hibe edildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin cezai şartlar başlığını taşıyan 10. maddesi uyarınca davalı satıcının mallarla birlikte belirtilen belgeleri teslim etmemesi neticesinde satın alan aleyhine doğacak zararları tazmin etmesinin kararlaştırıldığını, buna göre davalının müvekkilinin zararlarını tazmin etmeyi kabul ettiğini belirterek ödenmek zorunda kalınan 297.187,40 euronun faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili; davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımından reddi gerektiğini, müvekkilinin dava konusu sözleşme ve taahhüdüne aykırı davranmadığını, sahte menşei belgesi verilmesinin söz konusu olmadığını, kararlaştırılan ürünlerin davacıya teslim edildiğini bildirerek davanın reddin karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki 13.11.2014 tarihli sözleşmenin konusunun davalının, davacı tarafından idare ile imzalanan 25.08.2014 tarihli sözleşme kapsamındaki mal ve hizmetlerin tedariki amacıyla düzenlenen satın alma sözleşmesi olduğu, davacının satın alan, davalının satıcı olarak yer aldığı, sözleşmenin 3. maddesinde davalı satıcının sözleşme kapsamındaki mal ve hizmetleri sözleşmenin 5. maddesinde belirtilen belgeleri tam ve eksiksiz olarak satın alan davacıya teslim etmeyi taahhüt ettiği, sözleşmenin 5. maddesinde satıcı tarafından sağlanacak belgeler arasında "orijin belgesi" nin de bulunduğu, sözleşmenin 10. maddesine göre satıcının sözleşme konusu malları 5. maddede belirtilen belgeler ile birlikte teslim etmemesi neticesinde satın alan/davacı aleyhine doğacak zararları tazmin etmeyi yüklendiği, ithalat rejimi konusunda uzman bilirkişi raporu ve Hazine ve Maliye Bakanlığı MFİB'nin 02.10.2018 tarihli cevabi yazısından da anlaşıldığı üzere; davalı/satıcının temini ile yükümlü olduğu ve sözleşme konusu mallarla birlikte satın alan/davacıya verdiği menşei (orijin) belgesinin sahte olduğu, bu belgenin sahteliği sebebi ile davacının 266.000,00 euro ürün bedeli ile meblağın %6'sı olan 31.187,40 euro idari para cezasını ihale birimine 08.01.2016 tarihinde ödediğinin anlaşıldığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 10. maddesine göre davacının zararını davalı tazmin etmekle yükümlü olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 219. maddesi uyarınca hukuki ayıp mahiyetindeki menşei (orijin) belgesinin sahte olmasından davalı/satıcının sorumlu olduğu, davacının sözleşme konusu ürünleri ihale makamına hibe ettiğini belirttiği, satışa konu ürünlerin hibe edilmesi konusunda davalı/satıcının talimatı ve muvafakatinin bulunmadığı, davacının bunu ispatlayamadığı, bu durumda satışa konu ürün bedellerinin davacının ödediği tazminat bedelinden indirilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 108.358,10 euronun faiz ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ 1-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili tarafından; İlk derece mahkemesinin kararında menşei (orijin) belgesinin sahte olmasından davalının sorumlu olduğu sonucuna ulaşmasının yerinde olduğu, buna rağmen, satışa konu ürün bedellerinin müvekkili tarafından ödenen tazminat tutarından indirilmesine dair kararının hatalı olduğu; kararın bu yönden kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, malların kuruma bırakılması işlemi, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında belirtildiği gibi davalının muvafakatinin arandığı bir işlem olmadığı, ürünler İstatistik Kurumunun Türkiye'de bir çok ile müvekkili tarafından monte edildiği ve kullanılmaya başlanıldığı, bunların tekrar sökülmesi çok büyük masrafa sebep olacağı gibi, kullanılan malların değerini ortadan kaldıran bir vakıa olduğu, müvekkilinin zararların artmaması ve müvekkilinin daha fazla mağdur olmasını önlemek amacıyla, kuruma malların bırakılmak zorunda kalındığı, bu sözleşme avrupa birliği tarafından finanse edildiği için, ödenen bu miktarın Avrupa Birliği Merkezi Finans ve İhale Birimine ödendiği, bu proje Avrupa Birliği finansman anlaşması part 2 kapsamında finanse edildiği ancak ürünlerin Türkiye İstatistik Kurumuna verildiği, bu nedenle, ilk derece mahkemesinin satışa konu ürün bedellerinin müvekkili tarafından ödenen tazminat tutarından indirilmesine dair kararı hatalı olup; kararın bu yönden kaldırılarak; davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği bildirilmiştir. 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili tarafından; Sahte belgeler ile müvekkilinin hiç bir ilgisinin bulunmadığı, bunları müvekkilinin davacıya verdiği iddiasının gerçek dışı olduğu, iddia sahibinin iddiasını ispatlamakla mükellef olduğu, davacı tarafın hiç bir şekilde bu iddiasını ispatlayamadığı, davacı firmanın bu sahte belgeleri nereden aldığını ispatla mükellef olduğu, 632212 ve C-695649 nolu menşe belgelerinin orijinallerinin taraflarca ilgili bulundukları projeler için tedarik edilerek davacıya teslim edildiği, ancak bu orijinal belgelerin davacı tarafından ilgili kuruma verilirken, belgelerin bir kısmında oynama yapıldığı, bir kısmında ise başka projelere ilişkin belgeler teslim edildiği, şöyleki; müvekkili ile davacı firma arasında bu güne kadar iki adet proje için çalışma yapıldığı, bunlardan eldeki dava konusu TUİK projesi için C-632212 no'lu orijinal menşe belgesinin davacıya teslim edildiği, davacı ile yürütülmesi planlanan ancak daha sonra tamamlanamayan bir diğer proje (Göç İdaresi Proje) için gerekli ürünlerin müvekkilince tedarik edildiği ve bu ürünlere ilişkin C-695649 no'lu orijinal menşe belgesi davacıya teslim edildiği, davacı tarafça lot-4 kapsamında sonradan tarafları ile ilgisi bulunmayan 632387 ve 632252 nolu belgelerin sunulduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiği, ürün bedelinin ilgili kuruma iade edildiği ve ceza ödenmiş olmasına rağmen sözleşmeye konu ürünlerin davacı tarafından ilgili kuruma kendi iradeleri ile hibe edildiği, sözleşmenin feshi nedeni ile ürün bedelini ilgili kuruma iade eden eden davacının bunun karşılığında teslim ettiği ürünleri geri alması gerekirken, kendi iradesi ile hibe etmiş olması durumunda davacının bu yöndeki zararından söz edilemeyeceği, müvekkilince davacıya C632212 ve C695649 No'lu orjinal menşe belgeleri ait oldukları projeler kapsamında teslim edildiği, ancak davacı tarafından bu belgelerin içerikleri ile oynandığı ya da ait olmadıkları projelerde kullanılmaya çalışıldığı, bu sahte, aldatıcı ve yanlış eylemlerde müvekkilinin hiç bir kusuru olmadığı, orijinal bir menşe belgesi incelendiğinde alt kısmında "verify at (doğrulama kodu)" bulunduğunun görüldüğü, menşe belgelerinde bu kodun bulunmasının zorunluluk olduğu, bu kodun internetten girilerek söz konusu belgenin doğruluğunun sorgulandığı, sahte belgelerde doğrulama kodu dahi bulunmadığı, nitekim davacı yetkilisi Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 2017/612 E. dosyasında sahte belge düzenleme ve kullanma suçlaması ile yargılandığı ancak Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 2017/612 E. - 2019/30 Sayılı kararında bu belgelerin teyidinin her zaman internet ortamında kontrol edilebileceği ve bu nedenle de iğfal kabiliyetinin olmadığı gerekçesi ile beraat kararı verildiği, bir an için dahi bu belgelerde müvekkilinin sorumlu olduğu düşünülse dahi davacının bu malları müvekkilinin muvafakatı bulunmadan hibe etmesinin davalının sorumluluğunda olduğu, Mahkeme gerekçeli kararında bu durumu aynen belirttiği ancak mahsup edilecek miktarı hatalı tespit ettiği, dosya içeriğinden anlaşıldığı ve hatta davacı tarafından da talep edildiği üzere, idare malın değeri kadar ceza kestiği, bu bedelin ise 266.000Euro olduğu, davacı taraf malın değeri olarak idare nezdinde bu rakamı kabul ettiği ve bu rakama göre ceza ödemeyi itiraz etmeksizin kabul ettiği, taraflarınca yapılan bilirkişinin reddi istemlerinin de mahkemece dikkate alınmamasının hatalı olduğu, tacir olan davacının söz konusu ürünlerin ayıplı olduğu iddiası var ise, buna yönelik talepler için kanuni sürelerin aşıldığı, yani süresinde ayıp ihbarı ve ayıba ilişkin talep yapılmadığının da çok açık olduğu, yerel mahkeme gerekçeli kararında müvekkili lehine vekalet ücretini dava tarihinde kur üzerinden hesaplayarak tayin ettiği, bu durumda düşük bir vekalet ücreti hesaplandığı, Yerel mahkemece karar tarihindeki kur üzerinden müvekkili lehine vekalet ücreti hesaplaması gerekirken eldeki gibi kararın verilmesi usul ve hukuka aykırı olduğu bildirilmiştir. BOZMA ÖNCESİ DAİREMİZİN KARARI Dairemizin 2024/158 Esas, 2024/280 Karar ve 18/03/2024 Tarihli kararı ile taraflar arasında düzenlenen 13.11.2014 tarihli sözleşmenin V.(5) maddesi uyarınca davalı satıcı-davalı ... Şirketi tarafından sağlanacak belgeler arasında "orijin (menşei) belgesi"nin bulunduğu, X.(10) maddesi uyarınca sözleşme konusu malları bu belgelerle teslim etmemesi sonucunda satın alan/davacı aleyhine doğacak zararları tazmin etmeyi yüklendiği, buna göre menşei belgelerinden sorumluluğun davalıda olduğu, davalı vekili müvekkilince sunulan belgelerin sahte olmadığını, davacı tarafça üzerinde oynanıp farklı ürünler için sunulduğunu, müvekkilinin kusuru olmadığını iddia etmişse de bu iddiasını kanıtlayacak delil sunamadığı, davalının temin etmesi gereken ürünlere ait menşei belgesinin sahte olması nedeniyle hukuki ayıp bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşme gereği bundan doğan zararların davalı tarafça karşılanması gerektiği, dava dışı idareye ödenen tutarın davacı tarafça istenmesinin yerinde olduğu, davalı taraf bilirkişiye itiraz etmişse de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 272. maddesinde belirtilen ret sebepleri bulunmadığından Mahkemece itirazın reddedilmesinin yerinde görüldüğü, davalının cevap dilekçesinde mal bedeli yönünden takas-mahsup definde bulunmadığı gibi ön inceleme duruşmasında da bu yönde bir talebi olmadığı, davalının teslim edilen ürünlerin bedeline yönelik açtığı bir dava veya takas mahsup defi olmadığından mahkemece belirlenen tutardan ürün karşılığı olan 188.829,10 euronun indirilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine, davanın kabulüne, 297.187,40 euronun faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir. BOZMA İLAMI 2024/3388 esas, 2025/3584 karar sayılı 22/05/2025 tarihli Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bozma kararı ile : ‘’……I.) davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. II. ) …..Ancak işbu dava, davacının, dava konusu ihalenin iptal edilmesi nedeniyle ihale makamına ödemek durumunda kaldığı ürün bedeli ve para cezasının davalıdan rücuan tahsili istemine ilişkin olup davalı, davacının uğramış olduğu gerçek zararı tazminle yükümlüdür. Bu nedenle de davacının, davalıya sormadan TÜİK'e hibe ettiği ürün bedeli takas-mahsup müesseseleri çerçevesinde değerlendirilemeyecektir. Davacının, davalıdan ancak gerçek zararını talep edebileceği, davalının da taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı eylemi nedeniyle meydana gelen gerçek zarar ile sorumlu olduğu gözetilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken ….’’ şeklinde Dairemiz kararı bozulmuş, usul ve yasaya uygun olan bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, davacının dava dışı ihale makamı ile yaptığı sözleşme kapsamında yüklendiği teknik malzemenin davalı tarafından temini sırasında sözleşme gereği mallar ile birlikte sunulması gereken menşei belgesinin sahte olmasından dolayı davacının ihale makamına ödediği bedel ve idari para cezasından davalının sorumlu olup olmadığı, sahteliği tespit edilen menşei belgesinin davalı tarafından temin edilip edilmediği, buna göre davacının tazminat isteminin değerlendirilmesi hususuna ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, sözleşmeye aykırılık iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Dosya içeriği ve toplanan delillerden bozma ilamının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla bozma ilamına uyularak, istinaf kararı ve bozma ilamına göre kesinleşen hususlarda istinaf kararındaki önceki gerekçe gözetilerek, sadece bozma kapsamı doğrultusunda inceleme yapılmıştır. Bozma kapsamı davacının, dava konusu ihalenin iptal edilmesi nedeniyle ihale makamına ödemek durumunda kaldığı ürün bedeli ve para cezasının davalıdan rücu’an tahsili istemine ilişkin olup davalı, davacının uğramış olduğu gerçek zararı tazminle yükümlü olduğu, bu nedenle de davacının, davalıya sormadan TÜİK'e hibe ettiği ürün bedelini takas-mahsup müesseseleri çerçevesinde değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla; davacının, davalıdan ancak gerçek zararını talep edebileceği, davalının da taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı eylemi nedeniyle meydana gelen gerçek zarar ile sorumlu olduğu gözetilerek heyetimizce gerçek zararın tespiti noktasında bilirkişi raporu alınarak tayin edilen gerçek zarar üzerinden davanın kısmen kabulüne şeklinde karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle 22/01/2026 tarihli elektrik ve elektronik mühendisi bilirkişiden ek rapor alınarak Yargıtay uygulamaları ile de yerleşmiş bulunan nispi metotla; satış tarihi itibariyle satılanın ayıpsız (zarar doğurduğu iddia edilen durum olmaksızın ve ayıplı durumla birlikteki halinin) değerleri arasındaki oranın satış bedeline yansıma miktarının belirlenmesi için başka ifade ile satılanın, tarafların kararlaştırdıkları satış bedeli gözetilmeksizin, satış tarihindeki gerçek ayıpsız rayiç değerleri ile mevcut ayıplı haldeki rayiç değeri ayrı ayrı belirlenerek, bu iki değerin birbirine bölünmesi suretiyle elde edilecek oran satış bedeline uygulanarak gerçek zararın tespiti üzerine davacının mal bedeli olarak ihale makamına ödemek zorunda kaldığı 266.000,00 Euro bedelden gerçek zarar olan 137.823,34 Euro’nun mahsubu ile bulunan 128.176,66 Euro bedele davacının ihale makamına ödemek zorunda kaldığı 31.187,40 Euro cezai şartın ödeme tarihi olan 08/01/2016 tarihinden itibaren işletilecek olan 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının Euro ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE 2-Ankara 6.Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/765 Esas, 2020/702 Karar ve 02/12/2020 Tarihli kararının HMK 356 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE, 4-A)Davanın KISMEN KABULÜ İLE; 159.362,06 Euro'nun ödeme tarihi olan 08/01/2016 tarihinden itibaren işletilecek olan 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının Euro ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, a)Harçlar Kanun gereğince alınması gerekli 43.544,09TL harçtan peşin alınan 22.713,08TL harcın mahsubu ile bakiye 20.831,01TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, b)Davacı tarafından yapılan 31.40 TL başvurma harcı ile 22.713,08 TL peşin harç toplamı 22.744,48TL' nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, c)Davacı tarafça yapılan 128,50 TL tebligat ve posta gideri, 1.800,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.928,50 TL yargılama giderinin davanın kabulü ve reddi oranında hesap ve takdir edilen 1.034,13TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bakiye kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, ç)Davacı taraf yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AÜÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 101.617,24TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d)Davalı taraf yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 88.208,22TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, f)HMK 333.maddesi gereğince mahkemece yatırılan avansın kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesine müteakip iadesine, İstinaf aşamasında yapılan harç ve masraflar yönünden ; 5-İstinaf kanun yoluna başvuran taraflarca yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine, 6- Davalı tarafından yapılan 450,00TL istinaf yargılama giderinin 208,69 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmının davalı üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir ve hesap edilen 42.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, 9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir ve hesap edilen 42.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya ödenmesine, 10-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 11-Kararın tebliğinin Dairemizce yapılmasına, Taraf vekillerinin yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda 361/1.maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 24/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."