7. Hukuk Dairesi 2025/3028 E. , 2026/663 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1352 E., 2025/893 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/62 E., 2022/588 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından ha…
7. Hukuk Dairesi 2025/3028 E. , 2026/663 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1352 E., 2025/893 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/62 E., 2022/588 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 5064 parsel sayılı taşınmazda davacının davalılardan ...'a vermiş oludğu vekâletname sonucunda ...'dan alınan 600.000 TL borç mukabilinde ... lehine 31.07.2017 süre ile ipotek tesis edildiğini bu konuda 02.09.20 16... yevmiye numaralı işlem tesis edildiğini, davaya konu ipoteğin vekâlet akti kötüye kullanılarak, diğer davalı ile çıkar ve iş birliği içerisinde tesis edildiğini ve ipotek senedinde değinildiği üzere ...'dan alınan 600.000,00 TL karşılığında 31.07.2017 süre ile ipotek tesis edildiği gözükse de davacının her iki davalıdan hiçbir şekilde para almadığını, davalının 24.11.2020 tarihinde Bakırköy 18. İcra Müdürlüğünün 2020/365 Esas sayılı dosyası üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığını telafisi imkânsız zararların önlenmesi açısından takibin durdurulmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek davaya dayanak yapılan ipoteğin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 883. maddesi gereğince süresinde 150/C şerhinin konulmaması nedeniyle terkinine, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 506. maddelerince düzenlenen vekâlet görevini kötüye kullanmak nedeniyle fekkine dayanaksız kötüniyetli muvazaalı olarak tesis edilen ipoteğin terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde; ipotek tesisi esnasında vekâletname ile verilen yetkinin geçerli ve yetkili olduğunu vekâletname ile yapılan işlem neticesinden 600.000,00 TL borç para alındığı ve resmî senetten bunun açıkça anlaşıldığını, ipoteğin karz ipoteği olduğu herhangi bir azil işleminin bulunmadığını ayrıca 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 39. madde de öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği ipotek akit tablosuna karşı yapılan iddianın resmi senede karşı yapılmış bir iddia olması nedeniyle aynı güçte bir delil ile ispatlanması gerektiğini davacı isnatlarının maddi gerçekliğe aykırı ağır itham ve suçlamalar olduğunu, hakaret ve iftira içerdiğini herhangi bir çıkar iş birliği ilişkisinin olmadığını davacının iddiasının aksine haksız kazancı elde edenin bizzat davacının kendisi ve vekili olarak hareket eden diğer davalı olduğunu, alınan 600.000,00 TL borcun halen ödenmediğini davacı ile diğer davalının danışıklı işlem yaparak sırf almış oldukları borcu ödememek için bu davanın açıldığını davacının Medeni Kanun'un 883/2 hükmü gereğince yasal süre içerisinde ipotekli taşınmaz üzerine İİK 150/C maddesinde belirtilen şerhin konulmadığını ileri sürmüş ise de 7181 Tapu Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 28. maddesinin 01.01.2020 tarihinde yürürlüğe girdiğini davacı hakkında 01.08.2017 tarihinde İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2017/4218 Esas sayılı takip dosyası üzerinden 03.08.2017 tarihinde tapu kaydına 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 150/C şerhinin işlendiğini Medeni Kanun'un 883/2 hükmünün yürürlüğe girdiği tarihte zaten söz konusu şerhin mevcut olduğunu, bunun üzerine Bakırköy 18. İcra Müdürlüğünün 2020/365 Esas sayılı takip dosyası üzerinden de 25.11.2020 tarihinde aynı şerhin konulduğunu yasal düzenlemenin somut olayda uygulanma olanağı bulunmadığını zaten yürürlük tarihinde taşınmaz kaydı üzerinde 2004 sayılı Kanun'un 150/C şerhinin bulunduğunu ilk takibin düştüğü tarih konusunda mahkemenin yanılttığını 2. takibe karşı da Bakırköy 2. İcra Mahkemesinin 2020/775 Esas sayılı dosyası ile açılmış olan takibe itiraz davasında İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2017/4218 Esas sayılı takip dosyasının düşmediğini, diğer davalıya verilen vekâlet ile ilgili azil işlemi gerçekleştirmeyen 02.09.2016 tarihinde tesis edilen ipotekle ilgili olarak bugüne kadar ipoteğin kaldırılması için dava açmayan kendi vekili hakkında en ufak bir şikâyeti bulunmayan davacının aradan 5 yıl geçmesi sonrasında açmış olduğu bu davanın dürüstlük kuralına aykırı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Diğer davalı ... vekili; davacının eşi ... ile davalının kapalı çarşıda altın ve pırlanta işinde çalıştıklarını davalıyı kimi zaman taş siparişi üzerine davacı ve eşinin borç talebi nedeniyle farklı zamanlarda davacıya ve eşine yüklü miktarda USD ve TL cinsinden para verdiğini sipariş edilen taşlar teslim edilmediği gibi borç alınan paraların da ödenmediğini ayrıca davacının düğün gerekçesi ile davalıdan borç aldığı altınları dâhi iade etmediğini, 2016 yılı ağustos ayında davalının acil paraya ihtiyacı olması sebebiyle davacı ve eşinden alacaklarının bir an evvel ödenmesini talep ettiğini ağustos ayının 2. haftasında davacı ve eşinin davalı yanına gelerek mahcubiyet duyduklarını dava konusu parsel üzerine ipotek kurmak suretiyle kendi adlarına bankadan kredi çekilebileceğini ya da 3. şahıstan borç alınabileceğini bu şekilde davalıya olan borçlarını ödeyeceklerini ipotekle alınacak borcu da 1 yıl içinde kendileri tarafından ödeneceğini ifade edildiğini davalının da acil para ihtiyacı nedeniyle bu teklifi kabul etmek zorunda kaldığını davacı ve eşinden 182.598,00 USD alacaklı olunduğu konusunda mutabık kalındığını bu hususun davacının eşi ...'un kendi el yazısını taşıyan belge ile sabit olduğunu ayrıca düğün sebebiyle borç olarak verilen 1 adet altın takı set ve 15 adet her biri 20 gram gelen 22 ayar Adana burması altın bilezik sebebiyle davacıdan da ve eşinden toplam 60.000,00 TL alacaklı olduğu hususunda da mutabık kalındığı ve değinilen vekâletname ile davalının vekil kılındığını ...'dan borç alınarak taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiğini davalının diğer davalıdan nakden tahsil ettiği 600.000,00 TL'nin davacı ve eşinden olan alacağına mahsup edildiğini, davacı ve eşinin birlikte hareket ederek pek çok kişiyi dolandırıp formalite gereği boşandıklarını, davalıdan para alınmadığına ortada bir para alış verişinin olmadığına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığı bilerek ve isteyerek borcun varlığı çerçevesinde ipotek tesis yetkisi verildiğini azil işleminin yapılmadığını belirterek gerek pasif husumet yokluğu gerekse esasen davalı açısından davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacı ile ... isimli kişinin önceden evli olduğu ...'un davacı ile evli olduğu sırada davalılardan ... ile iş yaptığı ...'in kuyumcu olup ...'un taş işi yaptığı bu işten dolayı ...'un ...'e borçlarının oluştuğuna kanaat edildiği, ...'in söz konusu alacağını talep etmesi üzerine ...'un o dönem evli olduğu eşi .... davaya dayanak yapılan ipoteğin konulduğu taşınmazın ipotek verilmesi açısından ...'in alacağına kavuşmasını sağlamak yönüyle işlem yapılmaya çalışıldığı ...'un söz konusu borç tutarını temin edememesi üzerin ...'in ...'un borcuna karşılık diğer davalı ...'den 600.000,00 TL'ye sabitlenen alacağını alarak .... taşınmazın ipotek verildiği borcun ödenmesi hâlinde ipoteğin iade edileceği ancak söz konusu ipotek bedelinin ödendiğine ilişkin dosyaya bir veri yansımadığı her ne kadar davacı tanıklarının bir kısmı davacı ve eşinin ekonomik durumunun çok iyi olduğunu ifade etseler de davacı adına kayıtlı taşınmazlardan birinde esnaf kefalet lehine alınan borç karşılığı ipotek tesis edildiği yine en son ...'un ...'e olan borcundan dolayı davacıya ait taşınmazın davalılardan ... ipotek edildiği davalılardan ...'in ...'un borcuna karşılık verilen ipotek karşılığında ...'den 600.000,00 TL para aldığı ipoteğin resmî düzenlenen vekâletname ile tesis edildiği işlem yapılmasından önce vekaletten azle ilişkin herhangi bir azilnamenin dosyada bulunmadığı davalılardan ... önce ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte bulunduğu dava dilekçesinde yazılı 2004 sayılı Kanun'un 150/C şerhinin hükümsüz hâle geldiği ifade edilmiş ise de tapu kayıtları ve meri mevzuat açısından değerlendirme yapıldığında tapu kaydında gerek ilk gerekse sonraki icra takibinden dolayı söz konusu şerhlerin açık bir şekilde işlendiği bu nedenle ipoteğin bu yönüyle kaldırılması talebinin koşullarının oluşmadığı muvazaalı bir ilişkiye yönelik iddianın da yukarıda yapılan değerlendirmesi ile ... ile ...'in birlikte yaptıkları iş nedeniyle ...'un ...'e borçlandığı ...'in söz konusu borcun ödenmesi için ...'a başvurduğunda paranın ödenmediği ve tanık beyanlarından anlaşıldığı kadarıyla borcun 600.000,00 TL'ye sabitlendiği söz konusu paranın ...'in ...'tan temin ederek dava konusu taşınmazın sona erdiği artık alacaklı duruma gelen kişinin ... isimli kişi olduğu ...'in ...'e para vermekle ...'u borç ödemekten kurtardığı ve bu işlem karşılığında ...'un o dönemki eşi olan davacının taşınmazının ipotek verildiği zaten ...'in ...'den 600.000,00 TL'yi alarak ...'un olan alacağını bu şekilde aldığını ifade ettiği ...'un her halukarda ama ...'e ama ...'e 600.000,00 TL ödemesi gerektiği kanaatinin oluştuğu, bu esnada ...'un davacı ile evli olduğu dikkate alındığında ...'un eşi olan davacının söz konusu borcun ödenmesi esnasında ipotek verilmesi için vekâlet düzenlendiği bu nedenle ipoteğin muvazaalı olarak konulduğuna dair kanaat oluşmadığı her ne kadar davalılardan ... husumet itirazında bulunmuş ise de muvazaalı şekilde ipotek tesis edildiğine dair hukuki sebebe dayanıldığı bu nedenle muvazaalı işlem olduğu iddia edilen işlem taraflarının dosyada hasım olarak gösterilebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 4721 sayılı Kanun'un 883. maddesine 04.07.2019 tarihli 7181 sayılı Kanun ile 01.01.2020 tarihinden itibaren yürürlüğe girmek üzere eklenen 2. fıkra gereğince ipoteğin terkini gerektiğini, davaya konu ipoteğin "vekalet akdi kötüye kullanılarak" tesis edildiğinden dayanağı bulunmadığını, davalıların akraba olduklarını, davalı ...'ın bilerek, kötüniyetli olarak davacıyı dolandırmaya kendisine haksız kazanç temin etmeye çalıştığını, dosyaya yansıyan belge ve tanık beyanları ile davanın ispatlandığı halde reddinin yerinde olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ipoteğin fekki, şerhin terkini istemine ilişkindir. 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.