11. Hukuk Dairesi 2024/669 E. , 2024/9250 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/692 Esas, 2023/1328 Karar HÜKÜM : Asıl davanın reddine, karşı dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2012/206 E., 2021/202 K. Taraflar arasındaki asıl davada markaya tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili, karşı davada marka ip
**11. Hukuk Dairesi 2024/669 E. , 2024/9250 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/692 Esas, 2023/1328 Karar HÜKÜM : Asıl davanın reddine, karşı dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2012/206 E., 2021/202 K. Taraflar arasındaki asıl davada markaya tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili, karşı davada marka iptali davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine, ek kararla hükmün tamamlanması isteminin reddine karar verilmiştir. Kararın ve ek kararın davalı- karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine, karşı davada karar verilmesine yer olmadığına, ek karara yönelik istinaf itirazları hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı- karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA VE KARŞI DAVAYA CEVAP Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; “...” ve “...” markalarının kömür üretim ve pazarlaması alanında faaliyet gösteren müvekkili adına tescilli olduğunu, aynı alanda iştigal eden davalının “...” markasını kullandığının öğrenildiğini, davalının kömür torbaları üzerinde aynı yazı karakteri ve renkleri kullandığını, müvekkiline ait alev topu işaretini ters çevirip torbalarına bastığını, davalının bu eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davacı markalarının ayırt edici karakterinin zedelendiğini, pazardaki itibarına zarar verdiğini, davalının müvekkili markasını kullanarak 1.392.570,00 USD değerindeki kömürü piyasaya sunduğunu ileri sürerek marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesini, şimdilik 179.000,00 TL maddi tazminat ile 250.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiş, karşı davaya cevap dilekçesinde, müvekkili adına tescilli “...+Şekil” markasındaki alev topunun sürekli kullanıldığını, müvekkili ile özdeşleşip ayırt edicilik kazandığını, işaretteki esas unsurun alev topu şekli olduğunu savunarak karşı davanın reddini istemiştir. II.ASIL DAVAYA CEVAP VE KARŞI DAVA Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; müvekkilinin “...” ibareli marka başvurusuna davacı itirazının Türk Patent Enstitisünce reddedildiğini, davacı markaları ile müvekkili markasının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) anlamında benzerlik içermediğini, bu durumda markaya tecavüzden söz edilemeyeceğini, davacının tescilli markasının “...” kelimesinden değil “SAFI” kelimesinden oluştuğunu, şekil içermediğini, “...+ Şekil” markasının ise hiç kullanmadığını, kullanılan şekillerin de farklılık arz ettiğini, uzun süredir “MIR TRADE AG” isimli firmadan ithalat yapan müvekkilinin bu sebeple “MIR” hecesini kullandığını, savunarak asıl davanın reddini istemiş, karşı dava dilekçesinde, karşı davalının 2006/22305 sayılı “...+ Şekil” markasını hiç kullanmadığını ileri sürerek sicilden terkinini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davalı- karşı davacı şirketin yetkilisi hakkında markaya tecavüz suçundan beraat kararı verildiği, davacı-karşı davalının markaya tecavüz iddiasının yanı sıra ambalajların benzerliği nedeniyle haksız rekabet iddiasını da ileri sürdüğü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinde başkalarına ait iş ürünlerinden yetkisiz olarak yararlanmanın, dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışların haksız rekabet olduğunun belirtildiği, alınan bilirkişi raporları ile, davacı- karşı davalının kömür ambalajlarının yeşil renkli oldukları, üzerlerinde yukarıya dönük kırmızı alev topu şekli ile birlikte “...” markasının kullanıldığı, davacı-karşı davalının tescilli markasının “SAFI” olduğu, hiç bir şekil unsuru içermediği, davacı- karşı davalıya ait “...+Şekil” markasının ise ambalaj üzerinde kullanılan kırmızı alev topu şeklini içerdiği, ancak yeşil renkli bir tescilin mevcut olmadığı, davacı- karşı davalının adına tescilli markalarını tescil edildikleri şekilden farklı kullandığı, ambalajın kullanılması ve ambalajlardaki bu benzerliğin davalı- karşı davacının ürünlerinin davacı- karşı davalının ürünleri ile karıştırılma ihtimali doğurması nedeniyle haksız rekabet niteliği taşıdığı, davacı- karşı davalının haksız rekabet nedeniyle elde etmekten mahrum kaldığı kârın kesin olarak tespit edilemediği, maddi tazminatın davalı- karşı davacının kusur derecesine, haksız rekabetin devam ettiği süreye ve tarafların bu dönemdeki cirolarına göre 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci maddesine göre belirlendiği, davacı- karşı davalıya ait 2006/22305 numaralı “...+Şekil” markasının tescilli olduğu mal ve hizmetlerde ciddi bir şekilde kullanıldığını gösteren bilgi ve belgenin tespit edilemediği, dava tarihinden geriye doğru 5 yıldan bu yana tescilli olduğu mal ve hizmetlerde etkin ve ciddi şekilde kullanılmadığı kanaatine varıldığı, 556 sayılı KHK'nın 14 üncü maddesinin yargılama sırasında iptal edildiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, davalı- karşı davacının davacı- karşı davalıya ait “...” markası ile satışa sunulan ve üzerinde alev görseli bulunan kömür ambalajları ile benzer olan ambalajlarda “...” markası ile satışını yaptığı yeşil zemin üzerinde "..." markasının ve alev görselinin yer aldığı kömür ambalajlarını kullanmak suretiyle haksız rekabette bulunduğunun tespitte, haksız rekabetin durdurulmasına ve önlenmesine, 50.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalı- karşı davacıdan alınarak davacı- karşı davalıya verilmesine, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı- karşı davacıdan alınarak davacı- karşı davalıya verilmesine, davacı- karşı davalının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, karşı davanın reddine karar verilmiş, davalı- karşı davacı vekili hükmün tamamlanmasını istemiş, Mahkemece, ek kararla hükmün tamamlanması yönündeki talep reddedilmiş, hüküm ve ek karar davalı- karşı davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davacı- karşı davalıya ait 2000/28658 sayılı “SAFI” markası ile davalı- karşı davacıya ait 2011/42695 sayılı “...” markası arasında işitsel, görsel ve bütünsel açıdan iltibasa sebebiyet verecek düzeyde ayniyet ve benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının 2011/42695 sayılı “...” markasının hükümsüzlüğüne dair talebinin reddine dair kararın kesinleştiği, davacı- karşı davalının asıl davada, markaya tecavüz iddiasının yanı sıra ambalajların benzerliği nedeniyle haksız rekabet iddiasında bulunduğu, istinabe suretiyle alınan bilirkişi raporundaki görsellerden, davalının kullanımının 11.10.2011 başvuru tarihli 24.02.2014 tescil tarihli, 2011/80385 sayılı ambalaj markasına dayandığı, bu hususun talimat yoluyla aldırılan bilirkişi raporunda tespit edildiği, tescili aşan bir kullanım olmadığı, verilen beraat kararının kesinleştiği, kararda suçun unsurlarının oluşmadığına yönelik maddi vakıa değerlendirmesinin hukuk hakimini bağlayacağı, haksız rekabetin koşullarının oluşmadığı, asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde görülmediği, hükmün tamamlanmasına yönelik talebin, karar kaldırılarak yeni hüküm kurulduğundan konusuz kaldığı, 556 sayılı KHK'nın kullanmama nedeniyle markanın iptaline ilişkin 14 üncü maddesinin, Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmesi ve bu iptal kararının, yargılama sırasında 06.01.2017 tarihinde yürürlüğe girmesi nedeniyle, davanın yasal dayanağının ortadan kalktığı gözetilerek esasa dair karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken davanın reddinin yerinde görülmediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, karşı davaya yönelik davalı- karşı davacının 19.04.2022 tarihli ek karara yönelik olarak yapmış olduğu istinaf başvurusu hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına, karşı dava konusuz kaldığından esasa yönelik karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar davacı- karşı davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı- karşı davacının ürünleri üzerindeki markasal kullanımları ile ambalajların davacı- karşı davalının marka hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığı, haksız rekabet teşkil edip etmediği, karşı davalı adına tescilli 2006/22305 sayılı markanın kullanmama nedeniyle sicilden terkin şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktalarında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 54 vd. maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 14, 61, 62 ve 66 ncı maddeleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 9 ve 26 ncı maddeleri. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı- karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 19.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.