11. Hukuk Dairesi 2023/5012 E. , 2024/6808 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1034 Esas, 2023/1057 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/373 E., 2021/664 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin k…
**11. Hukuk Dairesi 2023/5012 E. , 2024/6808 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1034 Esas, 2023/1057 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/373 E., 2021/664 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 358.160,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Er-Ba Yönetim Mühendislik ... Limited Şirketine ait olan, 17.500,00 TL nominal bedelli, 700 adet payın 350.000,00 TL bedel karşılığında dava dışı ... ...'ya satılıp devredilmesine ilişkin Kadıköy 30. Noterliği'nin 08.01.2014 tarih ve 01760 yevmiye numarası ile onayladığı hisse devir sözleşmesinin akdedildiğini ve İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'nce 10.02.2014 tarihinde tescil edildiğini, söz konusu sözleşmeyi müvekkili şirket adına imzalayan, müvekkili şirketin eski müdürü ve imza yetkilisi davalı ...'un söz konusu hisse devir bedelini nakden ve tamamen aldığını beyan ve imza ettiğini, davalının nakden ve tamamen aldığını noter huzurunda beyan ve imza ettiği hisse devir bedelinin hiçbir zaman müvekkili şirkete teslim etmediğini ileri sürerek hisse devir bedeli olan 350.000,00 TL tutarındaki asıl alacağın davalının temerrüde düştüğü 08.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 147 nci maddesinin dördüncü bendi gereği 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, dava dilekçesinde dava konusu alacağın 08.01.2014 tarihinde doğduğu ve bu tarihte temerrüde düşüldüğü iddia edildiğine göre 5 yıllık zamanaşımı süresinin 08.01.2019 tarihinde dolduğunu, davacı şirketin hâkim ortağı olan Ertun Hızıroğlu'nun, davacı şirketin azınlık ortağı olan müvekkilini sindirmek amacıyla müvekkili aleyhine bir şeyler bulabilmek adına sürekli olarak davacı şirketin eski kayıtlarını araştırdığını ve müvekkilinin açığı olduğunu düşündüğü hususlarla ilgili olarak müvekkili aleyhine davalar açtığını, 2012 yılından itibaren müvekkiline ücret ödenmemeye başlandığını, karşılıklı olarak birçok ihtarname keşide edildiğini, müvekkilinin dava dilekçesinde belirtilen hisse devir işlemi ile ilgili olarak ... ... isimli kişiden hiçbir şekilde hisse devir bedeli tahsil etmediğini, davacı şirketin hâkim ortağı tarafından hazırlatılan hisse devir sözleşmesinin muhasebe sorumlusu vasıtasıyla müvekkiline haber gönderilerek, müvekkilinin bu sözleşmeyi müdür sıfatıyla imzalanmasının talep edildiğini, müvekkilinin de bu çerçevede anılan sözleşmeyi ... ...’dan hiçbir şekilde devir bedeli tahsil etmeksizin imzaladığını, bu imza tarihinden günler sonra da müdürlükten azledildiğini, müvekkili tarafından davacı şirket aleyhine İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1120 E. sayılı dosyası ile ortaklıktan çıkma davası açıldığını, buna karşı davacı şirketin de İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1413 E. sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine ortaklıktan çıkarma davası açtığını, davacı şirketin, bu dava konusu hisse devir işleminin yapılmasından 2 yılı aşkın bir süre sonra müvekkili aleyhinde açmış olduğu bu ortaklıktan çıkarma davasında bu dava konusu olayı ortaklıktan çıkarma sebepleri arasında göstermemiş olmasının, hakkın kötüye kullanılmasını teşkil eden bir dava olduğunu göstermeye yeterli olduğunu savunarak öncelikle zamanaşımı itirazı dikkate alınarak davanın zamanaşımı yönünden reddine, esasa ilişkin talepleri dikkate alınarak haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davalının cevap dilekçesinde açıkça zaman aşımı itirazında bulunduğu, davalının davacı şirketin ortağı ve temsilcisi olması sebebiyle 6098 sayılı Kanun'un 147 nci maddesinin birinci fıkrasının (4) nolu bendi gereğince " Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden ... ve ortakların birbirleri veya kendileri ve ortak arasındaki bir ortaklığın müdürleri ile temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar" 5 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğu düzenlenmesi nedeniyle davacı şirketin 08.01.2014 tarihinde devir edilen, hissenin devrinden sonra 22.01.2014 tarihinde davalıyı müdürlük görevinden azlettiği ve böylece şirket defter ve kayıtlarına yansımayan hisse devir bedelinin davacı tarafından davalıdan talep edilebilir hale geldiği, 22.01.2014 tarihinden itibaren başlayan 5 yıllık zaman aşımı süresinin 23.09.2019 tarihi itibariyle dolduğu, davanın ise 10.10.2019 tarihinde zaman aşımı süresinden sonra açıldığı, davacı tarafından açılan davanın zaman aşımı nedeniyle reddi gerektiği gerekçesi ile davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince; taraflar arasındaki hukuki ilişkinin 6098 sayılı Kanun'un 502 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bir temsil/vekalet ilişkisi olduğu, davalı şirket müdürünün davacı adına aldığı bedeli 6098 sayılı Kanun'un 508 inci maddesi uyarınca davacıya vermekle yükümlü olduğu, davacının kendisini temsilen/vekaleten yapılmış sözleşme nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddiası ile bu alacağının tahsilini talep ettiği, buna göre davanın 6098 sayılı Kanun'un 147 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve beşinci fıkrası uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu ve uzamış zamanaşımı süresinin de bulunmadığı, davacının alacağının davalının müdürlük görevinden azledildiği 22.01.2014 tarihi itibariyle muaccel hale gelmiş olduğundan 10.10.2019 olan dava tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davanın hukuki niteliği hususunda toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 553 üncü maddesinin birinci fıkrası, 560 ıncı maddesi. 3. Değerlendirme 6102 sayılı Kanunun 553 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca limited şirkette kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden ... yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. Somut olayda dava, şirket yöneticisi davalının şirkete ait parayı zimmetine geçirdiği iddiasına dayalı açılmış olup, hukuki niteliği itibariyle sorumluluk davasıdır. Buna göre davanın 6102 sayılı Kanun'un 560 ıncı maddesinde düzenlenen uzamış ceza zaman aşımına tabi olduğu gözetilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.09.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.