11. Hukuk Dairesi 2010/13672 E. , 2012/4678 K. "" MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kartal Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/05/2010 tarih ve 2008/28-2010/27 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, lay…
**11. Hukuk Dairesi 2010/13672 E. , 2012/4678 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kartal Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/05/2010 tarih ve 2008/28-2010/27 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile tescilli “İzak Hason” markasının sahibi arasında inhisari lisans sözleşmesi yapıldığını ve müvekkilinin Gayrimenkul Danışmanlığı sektöründe bu markanın kullanım hakkını elde ettiğini, davalının aynı iş kolunda aynı çevrede bu ibareyi haksız olarak kullandığını ileri sürerek, markaya tecavüz ve haksız rekabet eyleminin tespitini, men’ini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, marka sahibi ile müvekkili arasında markanın kullanımı amacıyla protokol bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacı vekilinin 25.01.2010 tarihli duruşmaya gelmediği ve mazeret bildirmediği gerekçesiyle dosyanın HUMK’nun 409. maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına, üç aylık yasal süresi içinde yenilenmeyen davanın HUMK’nun 409/5. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. HUMK'nun 409. maddesine göre, usulüne uygun çağrıldıkları halde, tarafların hiçbiri duruşmaya gelmediği takdirde, dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. Oysa, mahkemece 09.11.2009 tarihli celsede, davacı vekilinin mazeret dilekçesi ekinde davetiye gideri gönderilmediği halde davacı vekilinin mazereti davalı vekilinin de muvafakatiyle kabul edilmiştir. Mahkemece, yeni duruşma gününün “masraf bırakılmadığından davacı tarafından kendi imkanlarıyla öğrenilmesi” şeklinde verilen kararın usul hukuku bakımından dayanağı bulunmamaktadır. Mahkemece, mazeretin kabulüne karar verildiğinden, davetiye gideri göndermeyen davacı vekiline, daha sonra kendisinden tahsil edilmek üzere, resmi fondan pul kullanılmak suretiyle yeni verilen duruşma gününe ilişkin davetiye gönderilmesi gerekir. Bu şekilde, yeni duruşma günü kendisine bildirilmeyen davacı vekilinin, celse tarihi olan 25.01.2010 tarihinde duruşmaya mazeretsiz katılmamasından dolayı dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi ve yasal üç aylık süre içerisinde de yenilenmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.