T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2111 - 2026/270 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2111 KARAR NO : 2026/270 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 01/02/2024 NUMARASI : 2017/437 E. - 2024/8 K. DAVANIN KONUSU : Markaya Tecavüzün Men'i, Ref'i, Haksız Rekabetin Tespiti Ticaret Ünvanının Terkini, İnternet Sitesine Eriş…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2111 - 2026/270 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2111 KARAR NO : 2026/270 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 01/02/2024 NUMARASI : 2017/437 E. - 2024/8 K. DAVANIN KONUSU : Markaya Tecavüzün Men'i, Ref'i, Haksız Rekabetin Tespiti Ticaret Ünvanının Terkini, İnternet Sitesine Erişimin Engellenmesi, Maddi ve Manevi Tazminat, Hükmün İlanı Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/02/2024 tarih ve 2017/437 Esas - 2024/8 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirketin temellerinin 1999 yılında atıldığını, 2004 yılından beri "... Tekstil Turizm İnşaat San. Tic. Ltd. Şti." olarak faaliyetlerine devam ettiğini, müvekkilinin reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler alanında faaliyet gösterdiğini, 2006/05401 sayılı ve "..." asıl unsurlu tescilli markasının bulunduğunu, markayı tescil ettirerek koruma altına aldığını, davalının "..." ibareli kullanımlarının müvekkilinin ticaret unvanının esas unsuru ve tescilli markası olan "..." ibaresi ile ayniyet/iltibas yarattığını, müvekkilinin, müşterileri tarafından davalı şirkete kesilecekken müvekkiline kesilerek gönderilen fatura ve bu faturalara ilişkin mailler üzerine davalı firmadan haberdar olduğunu, bunun üzerine yaptıkları araştırmada davalıya ait "http://....net.tr/" web sayfasında davalının hiçbir hukuki hakka dayanmadan müvekkilinin marka ve logosuna tecavüz eder şekilde "..." ibaresini kullandığını tespit ettiklerini, davalının söz konusu kullanımlarının müvekkili adına tescilli markaya tecavüz oluşturduğunu, davalının ticaret unvanında bulunan “...” ibaresinin silinmesi gerektiğini, davalının haksız ve hukuka aykırı kullanımlarının aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, markaya tecavüzün men'ine ,ref'ine, haksız rekabetin tespitine, markaya tecavüz teşkil eden her türlü tanıtım vasıtası dahil olmak üzere ürünlere el konulmasına el, konulan ürünler üzerindeki markaların silinmesi veya mümkün olmaması halinde bu ürünlerin imhasına, davalının ticaret unvanının iptaline veya ticaret unvanından "..." ibaresinin silinmesine, davalının http://....net.tr alan adlı internet sitesine erişimin engellenmesine , fazlaya ilişkin hakları ve yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında hangi seçimlik hakka başvuracakları hususuna ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000-TL maddi, 100.000-TL manevi tazminatın tahsiline ve hükün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini 4.518.409 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı vekili, müvekkili şirketin davacının faaliyet alanına giren bir hizmet vermediğini, müvekkilinin medya satın alma ve planlama yapan bir iletişim şirketi olduğunu, müvekkilinin markası ile davacının markası arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkilinin markasının tescilli olduğunu, müvekkilinin "..." ibareli markasını 38. sınıf olan “haber ajansı hizmetleri”"nde tescil edilmesinin sebebinin müşterilerine yönelik olarak haber ajanslarındaki tüm akışın takibinin yapılması ve buna göre strateji oluşturmak suretiyle doğru medya planlaması yapılması olduğunu, davacı şirketin müvekkilinin rakibi olmadığını, çalışma alanları ve verdikleri hizmet arasında en ufak bir benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin dürüstlük kurallarına aykırı davranışının da olmadığını, şirketlerin ticaret unvanlarının da farklı olduğunu ve karıştırılmalarının söz konusu olmadığını, reklam ajansı faaliyeti gösteren davacının İstanbul'daki müşteri portföyünde bir azalma var ise bunun sebebinin medya planlama ve satın alma hizmeti veren müvekkili şirket olmadığını, medya planlama ve satın alma için data analizi yapan bir şirketin fotoğrafçılık, video çekimi, markalara kurumsal kimlik yaratmasının teknik olarak mümkün bulunmadığını, bu durumun ticari hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının "..." şeklindeki kullanımlarının davacının tescilli markasından doğan hakları ihlal ettiğinin alınan 4 farklı bilirkişi raporu ile tespit edildiği, davalının eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabette teşkil ettiği, davacının SMK'nın 151/2-b maddesi uyarınca 4.518.409,44 TL maddi tazminat talep edebileceği, davalının markaya tecavüz eylemlerini gerçekleştirdiği http://....net.tr alan adlı internet sitesinin de erişime engellenmesi şartlarının da oluştuğu öte yandan davalı yanın "... ... A.Ş" ibareli ticaret unvanından "..." ibaresinin silinmesi şartlarının da somut olayda oluştuğu ancak yargılama sırasında davalı şirketin "... ..." A.Ş olarak ticaret unvanının fiilen değiştirilmiş olmasından dolayı bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, davalının haksız eylemi nedeniyle davacı yararına manevi tazminat koşullarının da oluştuğu, 50.000-TL manevi tazminatın uygun bulunduğu, davacının hükmün ilanı talebinin de yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüile marka hakkına tecavüz teşkil eder mahiyetteki eylemlerinin 6769 sayılı SMK uyarınca meni ve refine, markaya tecavüz teşkil eden her türlü tanıtım vasıtası dahil olmak üzere ürünlerin zapt edilmesi, el konulan ürünler üzerindeki markaların silinmesi veya mümkün olmaması halinde bu ürünlerin imhasına, davalı yanın ... ... ANONİM ŞİRKETİ ibareli ticaret unvanının iptali veya ticaret unvanından "..." ibaresinin silinmesi şartlarının oluştuğunun tespitine ancak fiilen değiştirildiğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, hükmün ilanına davalı eylemlerinin 6769 sayılı SMK anlamında markaya tecavüzün yanında; ayrıca TTK. nın ilgili maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 4.518.409,00 maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalının http://....net.tr alan adlı internet sitesine erişimin engellenmesine, 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, müvekkilinin "..." "..." ve "..." ibareli tescilli markalarına davacı tarafça itiraz edilmediğini, dava konusu kullanımların müvekkilinin tescilli markalarına ve ticart unvanına dayandığını, müvekkilinin dava konusu kullanımlarının meşru olduğunu, davacının markası ile dava konusu kullanımlar arasında iltibas bulunmadığını, davacı tarafça dava konusu edilmemesine rağmen müvekkilinin "..." ibareli kullanımlarının ve internet sitesine erişimin engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiğini, davacı tarafın dava açıldıktan yaklaşık 1 yıl sonra bu yönde ileri sürdüğü iddiasının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olduğunu, kaldı ki mahkemece alınan bilirkişi raporunda da müvekkilinin "..." bareli kullanımlarının markaya tecavüz oluşturmadığının açıklandığını, mahkemenin bu yöndeki tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, mahkemece tecavüze konu eylemin başladığı tarihin tespiti için alınan raporda "..." ibaresinin "....net.tr" ibareli internet sitesinde ilk kez 17.11.2016 tarihinde kullanıldığının tespit edildiğini, davacının bu rapora karşı dava konusu eylemlerinin 2013 tarihinde "... ..." ibareli internet sitesinde başladığını ileri sürerek itiraz ettiğini, mahkemece tarafların bu rapora itirazlarının değerlendirilmesi için ek rapor alınmasına ilişkin ara kararda, davacı tarafın itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü "... ..." ibareli internet sitesinin incelememesi hususu ihtar edilmesne rağmen bilirkişinin, ara kararda bu ibarenin sehven geçtiğini belirtip, bahsi geçen internet sitesinde inceleme yaparak kullanımların 2013 yılında başladığını tespit ettiğini, davacının rapora karşı itirazlarında ileri sürdüğü hususların iddianın genişletilmesi yasağına tabi olduğunu, mahkemece maddi tazminat hesabı içi alınan bilirkişi raporunda ihlal tarihinin 2013 olduğu kabulüyle hesaplama yapıldığını, mahkemece alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davacının zararını ispat edemediğini, müvekkilinin kusuru bulunmadığından, maddi ve manevi tazminat şartlarının oluşmadığını, maddi tazminat miktarına yaptıkları itirazlarının dikatte alınmadığını, mahkemece 9 bilikişi raporu alındığı halde hangi raporun esas alındığının gerekçeli karar da belirtilmediğini, raporların çelişkili olduğunu, diğer taraftan davacı tarafça ıslahın mahkemece tahkikat sonlandırıldıktan sonra yapıldığını, mahkemece sözlü yargılamaya geçildikten sonra tahkikat aşamasına dönülmesine karar verilmesinin usule açıkca aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :1- Dava, markaya tecavüzün men ve ref'i, haksız rekabetin tespiti, ticaret unvanının terkini, maddi-manevi tazminat ve hükmün ilanı istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının dava konusu "..." ibareli kullanımlarının, davacı adına tescilli 2006/05401 sayılı ve "..." asıl unsurlu markasına tecavüz oluşturduğu, zira tarafların marka işaretleri arasında, "..." ibaresinin ortak olarak yer almasından kaynaklı, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunduğu gibi ihlal oluşturan dava konusu kullanımların gerçekleştiği hizmetlerin davacının markası kapsamında da yer aldığı, davalının bu eyleminin aynı zamanda haksız rekabet de oluşturduğu, davalının davacının mesnet markasından sonra tarihli tescil edilen markasını SMK'nın 155. maddesi uyarınca ileri süremeyeceği gibi esasen dava konusu kullanımların gerçekleştiği hizmetlerin davalının tescilli markası kapsamında da yer almadığı, diğer taraftan davacının mesnet markasından sonra tescil edilen davalının ticaret unvanının dava konusu kullanımı meşru hale getirmeyeceği, davalının davacının markasına tecavüz oluşturan dava konusu kullanımları nedeniyle davacı yararına maddi ve manevi tazminat koşullarının da oluştuğu, mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun bulunduğu, ayrıca markaya tecvzü nedeniyle açılan maddi tazminat davasının belirsiz alacak davası olarak açılabilceği, 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun'un 7. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 107/2. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğundan davacıya maddi tazminata ilişkin talebini artırmak üzere iki haftalık kesin süre verilmesi gerekirken, bu husus yerine getirilmeden tahkikatın sonlandırılması yerinde olmadığından, ilk derece mahkemesince aynı gerekçeyle tahkikatın sonlandırılması ara kararından dönülerek, davacıya bahsi geçen yasal düzenlemede yer aldığı şekilde alacağını belirli hale getirmek için süre verilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışından kalan sair isitnaf itirazlarının esastan reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan ve dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 150. maddesi uyarınca, sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişilerin, hak sahibinin zararını tazmin etmeleri gerekmektedir. Yine aynı Kanun'un 151. maddesinde ise hak sahibinin uğradığı zararın, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsadığı hüküm altına alınmıştır. Maddenin devamında ise yoksun kalınan kazancın hangi usullerle hesap edileceği düzenlenmiş olup mahkemece sınai mülkiyet hakkı sahibinin seçimine göre bu hesap usullerinden birine göre yoksun kalınan kazancın tespiti yapılmalıdır. Somut olayda davacı taraf, Kanun'un 151/2-b maddesi uyarınca sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanca göre yoksun kalınan kazancın tespitini istemiştir. 6769 sayılı Kanun'un 151/2-b maddesi çerçevesinde maddi tazminat hesabı yapılırken sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanca göre hesap yapılması gerekmektedir. Anılan madde gerekçesinde, maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen hesaplama metotları arasına, önceki düzenlemelerde yer alan, "hakkın kullanılması ile" ibarelerinin alınmadığı, önceki düzenlemede, tecavüz suretiyle yapılan satışlardan elde edilen kazanca, sınai mülkiyet hakkının katkısı oranında tazminata hükmedildiği, bu durumun, oldukça düşük tazminatlara hükmedilmesine yol açtığı, yapılan düzenleme ile davaların ve tazminat sorumluluğunun daha etkin hale getirilmesinin amaçlandığı açıklanmış, SMK'nın 151/3. maddesinde, yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenlerin göz önünde tutulacağı da düzenlenmiştir. Somut olayda, mahkemece davacının SMK'nın 151/2-b maddesi kapsamında talep edebileceği maddi tazminat miktarının belirlenmesi için alınan 17/12/2023 tarihli ek raporda, davalı Şirketin dava konusu "..." ibareli kullanımlarının 28.12.2013 tarihinde başladığının tespit edildiği, davalı Şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre, davalının 28.12.2013 tarihi ile dava tarihine kadar olan sürede elde ettiği faaliyet karının 4.518.409,44 TL olduğu açıklanmış, mahkemece de bu rapor hükme esas alınarak, anılan tutar maddi tazminat olarak hüküm altına alınıştır. Davalı vekilinin maddi tazminat yönelik istinaf itirazları gözetildiğinde, somut uyuşmazlıkta maddi tazminat miktarının belirlenmesi yönünden halli gereken ilk husus davalının dava konusu "..." ibareli kullanımlarının başladığı tarihin tespitidir. Mahkemece davalı Şirketin ticari defter ve kayıtları incelenerek, maddi tazminat miktarının belirlenmesi için davalının ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer mahkemesinden talimat yolu ile mali müşavir bilirkişiden alınan 23.03.2021 tarihli raporda, davalı Şikretin 29.11.2013 tarihinde ... Pazarlama ve Medya ... A.Ş unvanı ile kurulduğu, 18.02.2016 tarihinde unvanını ... ... A.Ş olarak değiştirdiği, dolayısıyla ihlal oluşturan dava konusu "..." ibareli kullanımların 18.02.2016 tarihinde başladığının kabulü ile davalı Şirketin bahsi geçen tarih ile Haziran 2019 tarihleri arasındaki faaliyet karının 5.211.572,87 TL olduğu açıklanmış, davacı vekilince sunulan bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaya bir itirazda bulunulmamış, aksine hesaplamanın yerinde olduğu belirtilmiştir. Davalı vekili ise bahsi geçen rapora karşı itiraz dilekçesinde diğer itirazlarının yanında, hesaplanan faaliyet karının sadece dava konusu "..." ibareli markanın kullanımından kaynaklanmadığı, ayrıca dva tarihinden sonraki dönemin hesaplamada dikkate alınamayacağı, hesaplamanın ancak 18.02.2016 tarihi ile dava tarihi olan 04.12.2017 arasındaki dönem için yapılabileceğini ileri sürmüştür. Mahkemece, davalı vekilinin maddi tazminatın hesaplanmasına yönelik ileri sürdüğü itirazlarının karşılanması için alınan 08.12.2021 tarihli ek raporda da 18.02.2016 tarihi ile dava tarihi arasındaki dönem için davalının faaliyet karının 1.429.345,83 TL olduğu, bu kazancın sadece "... " ibareli dava konusu kullanımdan kaynaklanmadığının göz önüne alınması gerektiği, faaliyet karının sadece marka kaynaklı oldığunun kabulünün mümkün olmadığı, ticari kimlik, güvenilirlik, kredibilite gibi unsurların da etikili bulunduğu belirtilmiştir. Davacı vekilinin, ek rapora karşı itirazlarında, ava konusu kullanımların "........com" adlı internet sitesinde 2013 yılında başladığı yönünde itirazda bulunması üzerine, mahkemece dava konusu "..." ibareli kullanımlarının hangi tarihte başladığının davacı vekilinin dava dilekçesinde ileri sürdüğü "....net.tr" adlı internet sitesi incelenerek tespiti, davacı vekilinin ek rapora karşı itraz dilekçesinde ileri sürdüğü "........com" adlı internet sitesinde inceleme yapılmaması yönünde tesis ettiği ara kararı uyarınca bilgisayar mühendisi bilirkişiden alınan raporda, mahkemenin bahsi geçen ara kararına aykırı olacak şekilde "........com" adlı internet sitesinde inceleme yapılarak, anılan internet sitesindeki "..." ibareli kullanımların 28.12.2013 tarihinde başladığı tespitine yer verilmiş ve mahkemece maddi tazminat miktarının tespiti yönünden hükme esas alınan ve yukarıda ayrıntısına yer verilen 17/12/2023 tarihli ek raporda da, ihlal oluşturan "..." ibareli ilk kullanımın 28.12.2013 tarihinde başladığını kabulü ile maddi tazminat hesaplaması yapılmıştır. Ancak davacı vekilinin gerek dava dilekçesinde gerekse de iddianın serbestçe genişletilmesinin mümkün olduğu cevaba cevap dilekçesinde, markaya tecavüz iddialarını davalının ticaret unvanında ve "....net.tr" adlı innetrenet sitesinde yer alan "..." ibareli kullanıma dayandırması, davacı vekilinin ilk kez 08.12.2021 tarihli bilirkişi raporuna karşı itiraz dilkeçesinde ileri sürdüğü, dava konusu kullanımların "........com" adlı internet sitesinde 2013 yılında başladığı iddiasının, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olması, davalının da bu hususta açık muvafakatinin bulunmaması hususları hep bilirkte değerlendirildiğinde, dava konusu kullanımların başladığı tarihin tespiti açısından "........com" ibareli internet sitesindeki kullanımların dikkate alınmasının mümkün bulunmadığı ve bu durumda anılan sitedeki kullanımlardan bahisle dava konusu "..." ibareli kullanımın 28.12.2013 tarihinde başladığının kabulü ile maddi tazminat hesaplanması olmadığı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan mahkemece, dava konusu kullanımların başladığı tarihin tespiti için bilgisayar mühendisi bilirkişiden alınan raporda, davalıya ait "....net.tr" adlı internet sitesindeki kullanımın 17.11.2016 tarihinde başladığı açıklanmışsa da, 23.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda, davalının dava konusu "... "ibareli kullanımlarının 18.02.2016 tarihinde başladığı belirtilmiş olup, davacı vekilince bu rapora itiraz edilmediği, davalı vekilinin de kullanımın başladığı tarih yönünden rapora karşı bir itirazda bulunmadığı, buna göre de dava konusu kullanımların başladığı tarih yönünden davacı yararına usuli müktesep hak koşullarının oluştuğu gözetildiğinde, dava konusu kullanımların 18.02.2016 tarihinde başladığının kabulü ile maddi tazminat hesabının da bu tarih ile dava tarihi olan 04.02.2017 tarihine kadar olan sürenin dikkate alınması gerektiği kanaatine varılmıştır. Bu tespitten sonra davacının SMK'nın 151/2-b maddesi uyarınca talep edebileceği maddi tazminat miktarının belirlenmesine gelince, mahkemece alınan 08.12.2021 tarihli ek raporda davalının 18.02.2016-04.02.2017 tarihleri arasındaki döneme isabet eden faaliyet karının 1.429.345,83 TL olduğu, ancak bu kazancın sadece dava konusu "..." ibareli kullanımlardan kaynaklandığının kabul edilemeyeceği açıklanmış olup, gerek 23.03.2021 tarihli kök rapordan gerekse de 08.12.2021 tarihli ek rapordan davalının kayıtlarının ayrıntılı olmadığı anlaşıldığından, yani davalının tespit edilen faaliyet karının ne kadarlık kısmının dava konusu "..." ibareli kullanımdan kaynaklandığı tespit edilemediğinden, davaya konu tecavüz eylemi nedeniyle davalının elde ettiği net kazancın hesaplanması mümkün görülmemiştir. Öte yandan, davalının tüm faaliyetlerini "..." markası ile gerçekleştirdiği de iddia ve ispat edilemediğinden, davalının 18.02.2016-04.02.2017 tarihleri arasında elde ettiği tüm net kazancın, söz konusu markayı kullanmak suretiyle sağlandığının kabulü mümkün değildir. Bu durumda, TBK'nın 50. maddesi uyarınca, uğranılan maddi zararın miktarı zarara uğrayan tarafından tam olarak ispat edilemediğinden, hakimin, somut olayın olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirlemesi gerekmektedir. Dairemizce somut olayın özellikleri, davacıya ait markanın ekonomik önemi, davalı tarafından gerçekleştirilen ihlalin nitelik ve boyutu gözetildiğinde, davalının 18.02.2016-04.02.2017 tarihleri arasındaki net kazancının % 60'ı olan 857.607,50 TL maddi tazminat, TBK'nın 50. maddesi kapsamında hakkaniyete uygun görülmüş ve bu miktar maddi tazminat olarak hüküm altına alınmıştır. HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden Dairemizce davalı Şirket vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Yukarıda 1 nolu bentte açıklandığı üzere ilk derece mahkemesinin markaya tecavüzün men'i, ref'i, haksız rekabetin tespiti ve manevi tazminat yönünden tesisi ettiği hükme yönelik istinaf itirazlarının reddine karar verildiğinden, bu istemler yönünden hükmedilen vekalet ücretlerinin tayininde ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan tarife hükümleri dikkate alınmıştır. 3-Davalı vekilinin, mahkemenin 07.02.2019 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesine gelince, davacı vekili dava dilekçesinde davalının dava konusu "..." ibareli kullanımlarının durdurulması, "....net.tr" adlı internet sitesine erişimin engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir talebinde bulunmuş, mahkemenin 30.05.2018 tarihli ara kararıyla davacının ihityati tedbir talebinin kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekili 16.11.2018 tarihli dilekçesi ile de davalının "....com.tr" alan adlı internet sitesinde mahkemece verilen tedbir kararına muhalefet eder nitelikte kullanımlarda bulunduğunu ileri sürerek, bahsi geçen internet sitesine erişimin engellenmesi, davalının "..." ibareli kullanımların durdurulması ve engellenmesi yönünde ek tedbir kararı verilmesini talep etmiş, mahkemece de 07.02.2019 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin ek tedbir talebinin kabulüne karar verilerek, "....com.tr" alan adlı internet sitesine erişiminin engellenmesi, bahsi geçen sitedeki kullanımların durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmiştir. Ancak yukarıda 2 nolu bentte açıklandığı üzere, davacı vekili gerek dava dilekçesinde gerekse iddianın serbestçe genişletilmesinin mümkün olduğu, cevaba cevap dilekçesinde markaya tecavüz iddialarını davalının ticaret unvanında ve "....net.tr" adlı internet sitesinde yer alan "..." ibareli kullanıma dayandırarak, dava dilekçesinde davalının "..." ibareli kullanımların durdurulması ve "....net.tr" adlı internet sitesine erişimin engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir talebinde bulunmuştur. Görüldüğü üzere işbu dava da dava konusu edilen davalının ticaret unvanında ve "....net.tr" adlı internet sitesindeki "..." ibraeli kullanımlarıdır. Davacı vekilinin 16.11.2018 dilekçesi ile hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesini istediği kullanımlar, dava konusu kullanımlardan farklı olan "....com.tr" adlı internet sitesindeki "..." ibareli kullanımlar olup, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olan davacı vekilinin 16.11.2018 tarihli dilekçesi tarihli dilekçesindeki bu iddialarının ileri sürülmesine davalının açık muvafakatinin bulunmaması karşısında, ilk derece mahkemesince davalı vekilinin 16.11.2018 tarihli dilekçesi ile talep ettiği ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ile ihtiyati tedbir isteminin kabulüne karar veilmesi doğru görülmemiş, davalın vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları da yerinde görülmüş, ilk derece mahkemesinin 07.02.2019 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01/02/2024 gün ve 2017/437 Esas - 2024/8 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 3-Davanın KISMEN KABULÜ ile; davalının, davacının marka hakkına tecavüz oluşturan, dava konusu "..." ibareli kullanımlarının men'ine ve refine, 4-Markaya tecavüz oluşturan "..." ibaresinin yer aldığı, her türlü tanıtım vasıtası dahil, ürünlere el konulmasına, el konulan ürünler üzerindeki "..." ibaresinin silinmesine, mümkün olmaması halinde bu ürünlerin imhasına, 5-Davalının http://....net.tr alan adlı internet sitesine erişimin engellenmesine, 6-Davalının dava konusu "..." ibareli kullanımlarının haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, 7-Davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin silinmesi şartlarının oluştuğunun tespiti ile davalının ticaret unvanı yargılama sırasında değiştirildiğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-857.607,50-TL maddi tazminatın ve 50.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine 9-Fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat istemlerinin REDDİNE, 10-Karar kesinleştiğinde masrafı davalı yandan karşılanmak suretiyle hüküm özetinin ulusal düzeyde yayın yapan bir gazetede İLAN EDİLMESİNE, 11-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken maddi olmayan talepler yönünden 732,00-TL, maddi manevi tazminat talebi yönünden 61.998,67-TL peşin karar ve ilam harcı ve peşin ve ıslah harcı olarak alınan toplam 78.878,53-TL harcın mahsubu ile bakiye 16.147,86-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine, 12-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, kabul edilen maddi olmayan istemler yönünden, ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 13-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, kabul edilen maddi tazminatı istemi yönünden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 134.641,13-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 14-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, kabul edilen manevi tazminat istemi yönünden, ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 15-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, reddedilen maddi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.13/3 maddesi hükümlerine göre belirlenen 134.641,13-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 16-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.679,00-TL tebligat ve posta masrafı, 1.800,00-TL bilirkişi ücreti ile istinaf aşamasında yapılan 655,00-TL tebligat ve posta masrafından oluşan toplam 5.134,00-TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranı takdiren 1.008,93-TL'ye mahsup edilen 78.878,53-TL peşin ve ıslah harcı, 31,40-TL başvurma harcı eklenerek oluşan 79.918,86-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 17-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 300,00-TL tebligat ve posta gideri, istinaf aşamasında yapılan 677,61-TL tebligat ve posta gideri, 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 2.147,01-TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranına göre takdiren 1.701,83-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 18-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 19-Harçlar Kanunu uyarınca davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 78.870,88-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davalıya iadesine, 20-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına 21-Yukarıda (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin 07.02.2019 tarihli ihtiyati tedbir kararına yönelik istinaf itirazlarının KABULÜNE, ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir 07.02.2019 tarihli ihtiyati tedbir kararının KALDIRILMASINA, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 06/02/2026 tarihinde hüküm fıkrasının 21 nolu bendinde yer alan karar yönünden HMK'nın 362/1-f maddeleri uyarınca KESİN olmak üzere, diğer yönlerden HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/03/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.