Hukuk Genel Kurulu 2010/8-17 E., 2010/6 K. Hukuk Genel Kurulu 2010/8-17 E., 2010/6 K. - ELATMANIN ÖNLENMESİ - TAHKİKATIN HİTAMI VE MUHAKEME- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 230 ] - 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 231 ] - 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 232 ] - 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 261 ] - 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 268 ] - 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 34 ] - 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 223 ] - 1086 S. HUK…
Hukuk Genel Kurulu 2010/8-17 E., 2010/6 K. **Hukuk Genel Kurulu 2010/8-17 E., 2010/6 K.** **- ELATMANIN ÖNLENMESİ - TAHKİKATIN HİTAMI VE MUHAKEME**- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 230 ] - 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 231 ] - 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 232 ] - 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 261 ] - 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 268 ] - 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 34 ] - 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 223 ] - 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 381 ] - 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 388 ] - 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 389 ] **"İçtihat Metni"** Taraflar arasındaki "elatmanın önlenmesi" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Silifke Sulh Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 23.07.2008 gün ve 2007/462 E- 2008/869 K. Sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 8.Hukuk Dairesi'nin 19.02.2009 gün ve 2008/6517-2009/932 sayılı ilamıyla bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. TEMYİZ EDEN :Davacı vekili HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388.maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Aynı kural HUMK.nun 389.maddesinde de tekrarlanmış; HUMK.nun 381.maddesinde ise “ “Kararın tefhimi en az 388.maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçilerek okunması suretiyle olur” ” hükmüne yer verilmiştir. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar ve hükmün hedefine ulaşması engellenir. Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Ayrıca, bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini yitirdiğinden ona atıf suretiyle hüküm tesisinin yukarıda açıklanan kurallara uygun düşmeyeceği de aşikardır. Nitekim, Yargıtay'ın yerleşmiş görüşü de bu yöndedir (Hukuk Genel Kurulu'nun 19.6.1991 gün 323/391 sayılı;10.9.1991 gün 281-415 sayılı; 25.9.1991 gün 355-440 sayılı; 05.12.2007 gün ve 2007/3-981/936 sayılı; 23.01.2008 gün ve 2008/14-29/4 sayılı kararları).