T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/2225 KARAR NO : 2026/308 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/09/2022 NUMARASI : 2021/355 Esas - 2022/752 Karar DAVA: Alacak (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 27/09/2021 Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı ince…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/2225 KARAR NO : 2026/308 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/09/2022 NUMARASI : 2021/355 Esas - 2022/752 Karar DAVA: Alacak (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 27/09/2021 Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA : Davacı vekili, müvekkilinin davalıya sattığı mallar için davalıya düzenlenen 29/04/2019 tarihli 16.591,20-USD ve 27/06/2019 tarihli 10.078,10-USD bedelli faturaların 11.457-USD'lik kısmının ödenmediğini ileri sürerek, 11.457-USD'nin 09/12/2020 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarınca USD üzerinden açılan 1 yıla kadar vadeli döviz tevdiat hesaplarına uygulanacağı bildirilen azami faiz oranıyla davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili, davacı tarafın fatura düzenlemesinin alacak iddiasını ispata yeterli olmadığını, davacının fatura içeriğinde gösterilen emtiaları müvekkiline teslimi kanıtlaması gerektiğini, müvekkilinin borçlarını makbuz karşılığında davacıya ödediğini, dava konusu faturalardan sonraki tarihlere ait ödemelerin bile yapıldığını ve kayıtların ticari defterlerinde tutulduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece, davalının ticari defterlerini inceleme için sunmadığı, davacının ticari defterlerinin aksini gösteren kanıt sunulmadığı ve HMK 222/3 uyarınca davacının alacağını ispatladığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 11.457-USD'nin fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığının 09/12/2020 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, taraflar arasında yazılı cari hesap sözleşmesi olmadığını, davacının cari hesap ilişkisi kapsamında önceki dönemlere ilişkin alacağının bulunduğuna ve ödemelerin o alacaklara mahsup edildiğine dair beyanlarının iddianın genişletilmesi niteliğinde olduğunu, sadece davaya konu iki fatura ve müvekkilince faturalardan sonraki tarihleri içeren makbuzlarla ileri sürülen ödeme savunması bakımından araştırma yapılması gerektiğini, fakat davacının cari hesap iddiasına konu tüm defter kayıtları incelenerek sonuca gidildiğini ve davacı yetkilisinin isticvap edilerek makbuzlar hakkında beyanda bulunulmasını istediklerini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki ticari satım sözleşmesi kapsamında davacının davalıya sattığı faturaya dayalı malların kalan bedelinin tahsili istemine ilişkindir.Kural olarak, fatura konusu malın teslimini ispat külfeti davacı satıcıya ait olup, yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Dolayısıyla davacı, fatura konusu mal veya hizmetin davalıya teslim edildiğini kanıtlamak zorundadır. Davacı bu iddiasını, uyuşmazlığın miktarına göre yazılı delille kanıtlamalıdır. 6100 sayılı HMK'nın "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. maddesi "(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.)..." şeklinde düzenlenmiştir. Somut olayda, davalı vekilinin de hazır bulunduğu 02/09/2021 tarihli duruşmada, tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verildiği, inceleme gün ve saatinde ticari defterlerin sunulmaması halinde HMK'nın 222/3. maddesine göre ibrazdan kaçınmış sayılacakları ihtarı yapılmış, ancak inceleme tarihinde davalı ticari defterlerini incelemeye sunmamıştır. Mali müşavir bilirkişi raporunda davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve davacı lehine delil teşkil ettiği, açık hesap kayıtlarında 2019 yılının 2018 yılından gelen davalıya borç devriyle 233.203,47-TL ile açıldığı, davacının davalıya 19/04/2019 tarihli 90.053,33-TL, 29/04/2019 tarihli 106.416,16-TL ve 27/06/2019 tarihli 62.877,79-TL bedelli toplam 44.329,63-USD bedelli 3 adet kumaş-tekstil ürünü satışı faturası kestiği, kur farkı nedeniyle davalıya 8.553,47-TL alacak ve 12.461,06-TL borç kaydı yapıldığı, 2020 yılının 2019 yılından gelen davalıya borç devriyle USD karşılığı 263.326,87-TL ile açıldığı, açılışın TL üzerinden ise 233.203,47-TL ile açıldığı, davalının 29/06/2020 tarihli banka havalesiyle 103.000-TL ödediği, bu ödemenin 30/06/2020 tarihinde kaydedildiği, 31/12/2020 itibariyle 393.530,34-TL davacının alacaklı göründüğü; dava dilekçesine ekli 29/04/2019 tarihli faturanın kdv hariç 16.591,20-USD karşılığı 106.416,16-TL ve 27/06/2019 tarihli faturanın kdv hariç 10.078,10-USD karşılığı 62.877,79-TL olduğu, faturalara ilişkin sevk irsaliyelerini davalının temsilcisi ...'nin teslim aldığı; davacının kayıtlarında görünmeyen ve davalının cevap dilekçesi ekinde sunulmuş 9 adet 03/05/2019-06/03/2020 tarihleri arasındaki toplam 9.700-USD tutarlı ödeme makbuzlarının 7 tanesinde teslim alan kısımlarında " ..., ... (davalı temsilcisi), ... ve ..." ibarelerinin yazılı olduğu, 2 adetinde ise isimsiz imza bulunduğu; kdv hariç 29/04/2019 ve 27/06/209 tarihli faturaların toplam 26.669,30-USD tuttuğu, davacının 30/06/2020 tarihli ödemesinin o tarihteki TCMB efektif satış kuru (6,8658-TL) üzerinden 15.001,89-TL ettiği, faturaların bedeli 26.669,30-15.001,89= 11.667,41-USD kaldığı; makbuzlarla yapılmış 9.700-USD kabul edilirse 1.967,41-USD kaldığı görüşü bildirilmiştir.Aynı bilirkişiden alınmış ek raporda, tarafların 2019 yılı BA-BS kayıtlarının uyumlu olduğu ve 3 faturanın da karşılıklı olarak bildirildiği belirtilmiştir. HMK'nın 222/3. maddesine göre, davalı ticari defterlerini ibrazdan kaçındığından davacının kanuna uygun tutulan ticari defterlerinde bulunan kayıtlar uyarınca karar verilmesi gerekir. Taraflar arasında cari hesap sözleşmesi olmadığından, aralarında açık hesap ilişkisi bulunmaktadır. Davacı dava dilekçesinde, 29/04/2019 tarihli kdv hariç 16.591,20-USD ve 27/06/2019 tarihli kdv hariç 10.078,10-USD bedelli faturaların 11.457-USD'sinin ödenmediğini belirterek, bu miktarın davalıdan tahsilini istemiştir. Söz konusu faturalar USD üzerinden düzenlendiğinden, taraflar arasındaki ilişkinin USD üzerinden işlediği kabul edilmelidir. Davalının davacıya açıklama içermeyen banka havalesiyle 29/06/2020 tarihinde ödediği ve davacının hesaplarına 30/06/2020 tarihinde kaydedilmiş 103.000-TL'nin o tarihteki USD karşılığı bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere 15.001,89-USD'dir. O tarihte davalının davacıya olan açık hesap USD borcunun TL karşılığı 263.326,87-TL'dir. Bu tutara, her iki fatura bedeli de dahildir. Buna göre davalının iddia ettiği gibi bu tutar her iki faturadan düşüldüğünde 11.667,41-USD kalmakta olup, davacının talebi de 11.457-USD'dir. Cevap dilekçesi ekinde sunulmuş 9 adet 03/05/2019-06/03/2020 tarihleri arasındaki toplam 9.700-USD tutarlı ödeme makbuzları davacının defterlerinde kayıtlı olmadığı gibi, kabul de edilmemektedir. Makbuzların 7 tanesinin 2 tanesinde teslim alanın davalının temsilcisi ... olduğu, kalan 5 tanesindeki isimlerle ve 2 tanesindeki isimsiz imzalarla davacının ilgisinin ne olduğuna dair bir delil sunulmamıştır. Davalı vekili son duruşmada karşı tarafa yemin teklif etmeyeceklerini belirtmiştir. HMK'nın 222/3. maddesi, tarafların BA/BS kaydındaki uyum ile dosyadaki alacağa ilişkin sübut konusundaki yeterli tespitler dikkate alındığında, bir ispat faaliyeti olan isticvaba, davalı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde makbuzlar bakımından dayanması sonuca etkili değildir. Bu nedenlerle, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir hata görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle ve ileri sürülen istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmış inceleme sonucunda, mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 6.326,80-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 1.581,70-TL harcın mahsubu ile kalan 4.745,10-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 44,50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 19/02/2026