TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 08/06/2023 NUMARASI : 2022/273 Esas 2023/450 Karar DAVA : İtirazın İptali / Genel Kredi Sözleşmesi Kaynaklı DAVA TARİHİ : 25/04/2022 KARAR TARİHİ : 09/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/04/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilinc…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1354 Esas 2026/425 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1354 KARAR NO : 2026/425 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 08/06/2023 NUMARASI : 2022/273 Esas 2023/450 Karar DAVA : İtirazın İptali / Genel Kredi Sözleşmesi Kaynaklı DAVA TARİHİ : 25/04/2022 KARAR TARİHİ : 09/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/04/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; bankanın ... Şubesi ile ... Oto. Nakl. Turz. İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti arasında imzalanan kredi sözleşmesine istinaden adı geçen firmaya kredi verilerek kullandırıldığı, borçlu firmanın sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmemesi üzerine sözleşmenin bankaya verdiği yetkiye istinaden kredi sözleşmesinin fesh edilerek, hesapların Beşiktaş 26. Noterliği'nin 27/06/2012 tarih ve 04961 yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek kat edildiğini, süresi içerisinde borcun ödenmemesi üzerine davalı şirket hakkında Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2022/1526 E sayılı dosyasına kayden icra takibine geçildiğini, davalı borçlu tarafından borcun tamamına faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiğini ve hakkındaki icra takibinin durduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına , İİK'nun 67/2 md gereğince davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevli mahkemede açılmadığından bahisle usul yönünden reddine, esasa ilişkin itirazlarına gelince ise, davacı banka ile ... Oto. Nakl. Turz. İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti arasındaki kredi sözleşmesine kendisi ile birlikte 5 kişinin kefil olduğunu, ancak bahsi geçen dosya incelendiğinden çok sayıda kredi, teminat mektubu ve kredi kartı kullandırıldığını tarafınca bunların tamamına kefil olunmadığını, kefil olduğu miktara isabet eden kısmı için ise Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2012/11937 sayılı dosyası ile aleyhine başlatılan icra takibinde tahsilat sağlandığını, dosya kapsamında ipotekli taşınmazların satıldığını, firmanın bankaya olan borcuna karşılık davacı yan tarafından çok sayıda icra takibi başlatıldığını ve bu dosyalar kapsamında 4 adet taşınmaz ve 20 adet aracın icra yoluyla satıldığını, buna rağmen aradan 10 yıl geçmesini bekleyen bankanın 2012 yılında başlattığı icra takipleri sonrası tarafını da dahil etmek suretiyle 2022 yılında yeniden işbu dava konusu takibi başlattığını, davacı tarafından sunulmuş olması gereken ve kefil olduğunu iddia ettikleri her bir krediye, kredi kartına ve teminat mektubuna ilişkin sözleşme eklerinin tarafına da gönderilmesini talep ettiğini, zira hem banka tarafından başlatılan icra takipleri ile çok yüklü tahsilatlar yapılmış olması hem bankanın her sözleşmesine ayrı ayrı kefilliği bulunmaması hem de 10 yılı aşkın süre geçmiş olması nedeniyle zamanaşımı bulunması nedeniyle davanın reddini talep ettiğini, bu durumun TMK md 2'ye aykırı olduğunu, yine davacı tarafından hesap kat edildiği tarihte ihtarname gönderildiği ifade edilmişse de tarafına ulaşmış herhangi bir ihtarname olmadığı gibi bahsi geçen ihtarnamede yazılı 1 günlük sürenin de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek; davanın dava şartı noksanlığından usulden reddine, aksi kanaatte olunması halinde esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; eldeki uyuşmazlıkta on yıllık hak düşürücü sürenin yasanın açık hükmü karşısında kefalet sözleşmesinin yapıldığı 08/05/2010 tarihinde işlemeye başlayacağı ve 08/05/2020 tarihini takip eden 09/05/2020 tarihinde dolacağı, takip tarihinin ise 31/01/2022 olduğu, takip tarihinde 13/12/2021 tarihli kefalet sözleşmesi yönünden hak düşürücü süre dolduğundan kefaletinde sona erdiği, davacının bu kefalet sözleşmesine dayalı olarak davalıya karşı başvuru hakkı takip tarihinde ortadan kalktığı anlaşılmakla davanın TBK nın 598/3 fıkrası uyarınca hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı taraf vekille temsil edilmemesine rağmen lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, ayrıca dava dosyasında davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde 4 adet taşınmazın ve yirmiye yakına aracın satıldığı beyan edilmiş ise de müvekkili banka tarafından yirmiye yakın araç rehni olmadığı gibi bu gibi satış işlemi de yapılmamış olmasına rağmen bu konuda da eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, somut olayda hak düşürücü sürenin dolmadığını, dava konusu icra dosyasında ilk takip açılış tarihi 21/09/2012 olup, takibin işlemsiz kalması sebebiyle 2015 de ve en son olarak da 31/01/2022 tarihinde yenilenerek yeni esas aldığını, buna bağlı olarak zamanaşımı sürelerinin kesildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Otomotiv Ltd. Şti. arasında, 18/05/2010 tarihli genel kredi sözleşmesi tanzim edildiği, söz konusu sözleşmenin dava dışı ..., ... tarafından kefil olunan miktar yazılmak suretiyle imzalanmasına rağmen davalı ... tarafından kefil olunan miktar yazılı olmaksızın sadece isim ve soyisim yazılarak altına imza atıldığı görülmüştür. Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2022/1526 E. sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının davacı banka tarafından borçluları dosyamız davalısı ... ile dava dışı ..., ... aleyhine 21/09/2012 tarihinde genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan toplam 528.272,29 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibin öncelikle Ankara 8.İcra Müdürlüğü'nün 2012/11938 Esas sayılı sırasına kaydının yapıldığı, ilgili takibin 02/02/2015 tarihinde yenilenmesi neticesinde takibin Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2015/2815 Esas sayılı sırasına kaydedildiği, ilgili takibin tekrar 21/01/2022 tarihinde yenilenmesi üzerine de Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2022/1526 Esas sayılı sırasına kaydının yapıldığı, ilgili takipteki asıl borca ve fer'ilerine, davalının yasal süresi içerisinde itiraz etmesi üzerine takibin durduğu görülmüştür. Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, davalının icra takibine itirazının haksız olduğunu iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda TBK'nun 598/3 fıkrası uyarınca hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı banka vekilinin istinaf itirazı doğrultusunda dosyamız kapsamındaki halli gereken uyuşmazlığın, davacı alacaklı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında tanzim olunan 18/05/2010 tarihli genel kredi sözleşmesi uyarınca davalı kefilin sorumluluğunun devam edip etmediği, davada uygulanması gereken hak düşürücü sürenin ne olması gerektiği, 818 sayılı BK'nın yürürlük tarihinde iken gerçekleştirilen genel kredi sözleşmesinden doğan alacakla ilgili olarak kefilin sorumluluğunun hangi süreye tabi olacağı, sözleşme tarihinden sonra yürürlüğe giren TBK'nun 598. maddesinde yer alan 10 yıllık kefalet süresinin uygulanıp uygulanamayacağı, uygulanabilecek ise takip tarihi itibarıyla bu sürenin dolup dolmadığı, Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5/2 maddesinde düzenlenen 1 yıllık sürenin somut olayda uygulama yerinin bulunup bulunmadığı, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nda düzenlenen sürenin uygulanmasının gerekip gerekmeyeceği hususlarında toplandığı görülmüştür. 6098 sayılı TBK'nun 598. maddesi; "Hangi sebeple olursa olsun, asıl borç sona erince, kefil de borcundan kurtulur. Borçlu ve kefil sıfatı aynı kişide birleşmiş olursa, alacaklı için kefaletten doğan özel yararlar saklı kalır. Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir." düzenlemesini içermektedir. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesinde geçmişe etkili olmama kuralı düzenlenmiş, hak düşürücü süreler ve zamanaşımı sürelerini ise 5. maddede düzenlemiştir. 5. maddede "(1) Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanununda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur. (2) Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak, bu ek süre, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden daha uzun olamaz." düzenlemesine; 6.maddesinde ise "(1) Bu Kanunun 5 inci maddesi, uygun düştüğü ölçüde, Türk Borçlar Kanununda öngörülen diğer süreler hakkında da uygulanır." düzenlemesine yer verilmiştir. Bu bağlamda somut olay irdelendiğinde; davaya konu sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanununda kefalet süresine ilişkin herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığı, kefalet sözleşme tarihinden sonra, takip tarihinden önce, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu'nun 598/3. maddesinde kefalet süresinin azami 10 yıl olacağının hükme bağlandığı, Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5/2. maddesi ise "Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zaman aşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak 1 yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak bu ek süre, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden daha uzun olamaz." hükmünü içerdiği, buna göre davalının müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesinin 18/05/2010 tarihinde akdedildiği, davalı aleyhine takibin ise 21/09/2012 tarihinde yapıldığı, buna göre müteselsil kefile başvuru süresi olan (18/05/2010 tarihinden sonra 10 yıl geçmekle 18/05/2020 ) 18/05/2020 tarihinden önce kefil aleyhine takip başlatıldığı, kefil aleyhine 21/09/2012 tarihinde başlatılan takibin yenilenmek suretiyle son olarak davaya konu 2022/1526 sayılı esas numarasını aldığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda , davalı kefilin on yıllık süre dolmadan 18/05/2020 tarihinden önce 21/09/2012 tarihinde alacaklı bankaca takip edildiği ve bu takibin yenilenmek suretiyle halen derdest olup 2022/1526 Esas sayılı numarayı aldığı, ilk derece mahkemesince her ne kadar 2022/1526 Esas sayılı takibin 31/01/2022 tarihinde başlatıldığı kabul edilmiş ise de , ilgili takibin takip talebine 2012/11938 Esas sayılı dosyanın takip talebi taralı olduğu ve takibin yenilenmesi suretiyle iş bu esası aldığı dikkate alındığında, takibin 21/09/2012 tarihinde açıldığı ve somut olayda 6098 sayılı TBK'nun 598. maddesi hükmünün uygulama imkanı bulunmadığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesince somut olayda TBK'nun 598/3 maddesi uyarınca hak düşürücü sürenin dolmamış olduğu dikkate alınarak işin esasına girilip, davalının kefil sıfatıyla sorumlu olup olmadığı, kefaletinin geçerli olup olmadığı irdelenmek suretiyle hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli nitelikteki delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olduğu anlaşılmakla 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6.maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE, 2- Ankara 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/06/2023 tarih ve 2022/273 Esas 2023/450 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6.maddesi uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/04/2026 Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -