İSTİNAF KARAR TARİHİ:29/04/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı dava dilekçesinde özetle; 16/11/2024 tarihinde ... isimli gemisine (IMO: ...) ve üzerindeki yakıta verilen kurtarma hizmetinden kaynaklanan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 2.520.000,00-US…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2026/770 KARAR NO:2026/856 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:05/02/2026 NUMARASI:2026/98 2026/72 DAVA:Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:29/04/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı dava dilekçesinde özetle; 16/11/2024 tarihinde ... isimli gemisine (IMO: ...) ve üzerindeki yakıta verilen kurtarma hizmetinden kaynaklanan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 2.520.000,00-USD kurtarma ücretinin 16/11/2024 kurtarma tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre işleyecek Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesinin yargılaması sonucunda; ..."TTK'nın 1352. maddesinin 1-m ve y bentlerine göre alacağın deniz alacağı olduğu ve davanın açıklanan niteliğine göre, uyuşmazlığın çözümünde TTK'nın deniz ticaretine ilişkin hükümlerinin uygulanması zorunludur. TTK'nın 5/2. maddesinde; "...Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok Asliye Ticaret Mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakim Savcılar Yüksek Kurulu'nca Asliye Ticaret Mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer Kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortasına ilişkin hukuki davalara bakmakla görevlendirilebilir." hükmü bulunmaktadır. Hakimler Savcılar Kurulu Birinci Dairesi'nin 09/09/2014 tarihli kararı ile; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi, Ticaret Kanunu'ndan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticareti ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerden dolayı davaya bakma görevinin İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde olduğu, mahkememizin bu davada görevli olmadığı anlaşıldığından dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü tarafından 16.11.2024 tarihinde ... tarafından işletilen ... isimli gemiye verilen kurtarma hizmetinden kaynaklandığı ileri sürülen 2.520.000,00 USD tutarındaki kurtarma ücretinin TTK m.1304 ve devamı hükümleri kapsamında tahsilinin talep edildiği, İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2026/98 E. sayılı dosyasında verilen 2026/72 K. sayılı kararda davanın deniz alacağı niteliğinde bulunduğunun kabul edildiği, bu nedenle uyuşmazlığa Türk Ticaret Kanunu’nun deniz ticaretine ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiğinin değerlendirildiği, ayrıca TTK m.5/2 kapsamında Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun 09.09.2014 tarihli görevlendirmesi uyarınca İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin deniz ticareti davalarına bakmakla görevli olduğunun dikkate alındığı, bu gerekçelerle HMK m.114/1-c ve 115/2 hükümleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiği . Somut uyuşmazlıkta söz konusu meselenin mahkeme türüne ilişkin bir görev sorunu olmadığı, aynı yargı çevresinde bulunan Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki iş dağılımı ve ihtisas düzenlemesine ilişkin olduğu, HMK m.114/1-c kapsamında düzenlenen görev kavramının farklı mahkeme türleri arasındaki ayrımı ifade ettiği, oysa somut olayda her iki mahkemenin de Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu, bu nedenle dava şartı yokluğundan söz edilemeyeceği, TTK m.5/2 hükmünün incelendiğinde bu düzenlemenin mahkeme türünü değiştiren veya görevsizlik sonucu doğuran bir kural içermediği, yalnızca aynı yerde birden fazla Asliye Ticaret Mahkemesi bulunması halinde bunlardan birinin deniz ticareti davalarına bakmakla görevlendirilebileceğini öngördüğü, bu düzenlemenin yargı teşkilatı içinde ihtisaslaşmayı sağlamaya yönelik organizasyon niteliğinde olduğu, öğretide de bu tür görevlendirmelerin mahkeme türünü değiştirmediği ve görev değil iş dağılımı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin kabul edildiği, bu nedenle TTK m.5/2 kapsamında yapılan görevlendirmenin HMK m.114 anlamında dava şartı olarak değerlendirilemeyeceği, Görev dava şartının yaptırımı olan HMK m.115/2 uyarınca usulden ret kararının ancak gerçek anlamda mahkeme türü bakımından görev bulunmaması halinde uygulanabileceği, somut olayda Asliye Ticaret Mahkemesi’nin görevli olduğu, bu nedenle davanın usulden reddinin hukuken mümkün olmadığı, yerel mahkemenin TTK m.5/2 hükmünü görev kuralı gibi uygulamasının normun amacı ve sistematiği ile bağdaşmadığı, Bu kapsamda yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, istinaf başvurusunun bu sebeple yapıldığı, kararın kaldırılması gerektiği, dosyanın görevli mahkeme sıfatıyla yargılamaya devam edilmek üzere yerel mahkemeye iade edilmesinin talep edildiği, ayrıca yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Kuruluş tarafından 16.11.2024 tarihinde ... gemisine kurtarma hizmeti verildiği, bu hizmetten doğan alacağın TTK m.1304 ve devamı uyarınca fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 2.520.000 USD olarak talep edildiği ve bu kapsamda UYAP üzerinden alacak davası açıldığı. dava dilekçesinin deniz ticareti davalarına bakmakla görevli İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesine hitaben hazırlandığı, ancak UYAP sisteminde sehven yanlış mahkeme seçilmesi nedeniyle dosyanın otomatik tevzi ile İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesine düştüğü. İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 2026/98 E. ve 2026/72 K. sayılı kararda mahkemenin görevsiz olduğuna karar verildiği ve dosyanın İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine hükmedildiği. Davalı tarafın, söz konusu görevsizlik ve dava şartı yokluğu nedeniyle verilen usulden ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğu iddiasıyla istinaf yoluna başvurduğu müvekkilin alacağının TTK’nın deniz ticaretine ilişkin hükümlerinde düzenlenen kurtarma ücreti alacağı olduğu, bu alacağın TTK m.1320 kapsamında gemi alacağı hakkı veren alacaklardan sayıldığı. HSK’nın 09/09/2014 tarihli kararı uyarınca İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin deniz ticareti ve deniz sigortasına ilişkin davalara bakmakla görevlendirildiği, denizcilik ihtisas mahkemeleri ile diğer ticaret mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, bu nedenle uyuşmazlığın deniz ticaretinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının belirleyici olduğu, somut olayda uyuşmazlığın deniz ticaretinden kaynaklandığının açık olduğu, bu sebeple İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararının usul ve yasaya uygun olduğu. bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun reddinin gerektiği, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. GEREKÇE:Dava;16.11.2024 tarihinde ...isimli gemiye verilen kurtarma hizmetinden kaynaklanan kurtarma ücretinin tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın deniz ticaretinden kaynaklanan deniz alacağı niteliğinde olduğu, bu nedenle çözümünde Türk Ticaret Kanunu’nun deniz ticaretine ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği ve TTK m.5/2 kapsamında deniz ticareti davalarına bakmakla görevli ihtisas mahkemesinin İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu gerekçesiyle dava şartı yokluğu nedeniyle görevsizlik kararı verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesine konu uyuşmazlık; ilk derece mahkemesince verilen görevsizlik kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığı ve davalı tarafın bu karara yönelik itirazlarının yerinde bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. 6100 sayılı HMK’nın 115/1 maddesi uyarınca mahkemece dava şartlarının mevcut olup olmadığı hususunun yargılamanın her aşamasında re’sen araştırılması gerektiği, dava şartının bulunmaması halinde aynı Kanun’un 115/2 maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verileceği açıktır. Dava şartları arasında yer alan görev hususu, HMK’nın 114/1-c maddesi kapsamında mahkemeye ilişkin dava şartı niteliğinde olup, öncelikle incelenmesi gereken bir husustur. Nitekim görev, mahkemenin uyuşmazlığı çözme yetkisini belirleyen ve kamu düzenine ilişkin bir dava şartı olması sebebiyle mahkemece öncelikle değerlendirilmesi zorunlu olan bir unsur olarak kabul edilmektedir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1352. maddesinde deniz alacağı kavramı düzenlenmiş olup, aynı Kanun’un 1320. maddesinde kurtarma ücretinden doğan alacakların gemi alacağı hakkı veren alacaklar arasında sayıldığı anlaşılmaktadır. Somut olayda uyuşmazlığın, davacı tarafından verilen kurtarma hizmetinden kaynaklanan alacağa ilişkin olduğu dikkate alındığında, söz konusu alacağın deniz ticaretine ilişkin bir deniz alacağı niteliğinde bulunduğu açıktır. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde Türk Ticaret Kanunu’nun deniz ticaretine ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği kuşkusuzdur.Öte yandan 6102 sayılı TTK’nın 5/2 maddesi uyarınca, bir yerde birden fazla Asliye Ticaret Mahkemesi bulunması halinde, Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından bu mahkemelerden birinin veya birkaçı münhasıran deniz ticaretine ve deniz sigortasına ilişkin davalara bakmakla görevlendirilebileceği düzenlenmiştir. Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi’nin 09.09.2014 tarihli kararı ile İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin deniz ticareti ve deniz sigortasına ilişkin davalara bakmakla görevlendirilmiş olup Denizcilik ihtisas mahkemesi sıfatlı ticaret mahkemesi ile diğer ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisidir, iş bölümü değildir. Bu durumda, somut uyuşmazlığın niteliği itibarıyla görevli mahkemenin İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu açıktır.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince davanın görevli mahkemede açılmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Davalı tarafın, söz konusu görevlendirmenin mahkeme türü bakımından bir görev ilişkisi oluşturmadığı ve yalnızca iş dağılımına ilişkin olduğu yönündeki istinaf itirazlarının, somut olayda uyuşmazlığın doğrudan deniz ticaretine ilişkin olması ve ihtisas mahkemelerinin bu tür uyuşmazlıkları çözmekle görevlendirilmiş bulunması karşısında yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.Ayrıca HMK hükümleri uyarınca görev hususunun dava şartı olması sebebiyle mahkemece dosya üzerinden değerlendirme yapılabileceği, bu kapsamda görevsizlik kararının dava dilekçesi tebliğ edilmeksizin verilmesinin de usule uygun olduğu, bu hususun usul ekonomisi ilkesi ile de örtüştüğü anlaşılmaktadır. Nitekim yerleşik içtihatlarda da dava şartlarına ilişkin incelemenin dosya üzerinden yapılabileceği kabul edilmektedir. 30/04/2026HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 29/04/2026