TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 27/02/2023 NUMARASI : 2021/760 Esas 2023/140 Karar DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma İstemine İlişkin) DAVA TARİHİ : 07/12/2021 KARAR TARİHİ : 16/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/04/2026 Taraflar arasındaki ticari şirket ortaklığından çıkma istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1015 Esas 2026/456 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1015 KARAR NO : 2026/456 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 27/02/2023 NUMARASI : 2021/760 Esas 2023/140 Karar DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma İstemine İlişkin) DAVA TARİHİ : 07/12/2021 KARAR TARİHİ : 16/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/04/2026 Taraflar arasındaki ticari şirket ortaklığından çıkma istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik verilen hükme karşı, davacı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; 29/03/2021 tarihinden beri davalı ... Ma.. Ltd.Şti.’nin ortağı olduğunu, bugüne kadar şirketin iş ve işleyişiyle ilgili diğer ortaktan bilgi alamadığı gibi kar dağıtımı yapılmadığını, şirket bilançolarının gösterilmediğini, bu nedenle haklı sebeplerle şirketin ortaklığından ayrılmak istediğini, davalı şirketin, faaliyet konusundan uzaklaşarak sürekli zarar ettiğini, limited şirket faaliyetinin tamamen durduğunu, şirketin ortaklık mevcudu kalmadığını, diğer ortakla bir türlü uzlaşamadığını, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sona ererek sürekli güvensizlik ortamı oluştuğunu, diğer ortağın kendi kusurundan kaynaklı şirketin kuruluş gayesinin gerçekleşmesinde hukuki ve ekonomik imkansızlık meydana geldiğini, şirketin devamlı zarar ettiğini ve kar sağlayamadığını, şirket yönetiminde yolsuzluklar yapıldığı kanaatinin güçlendiğini, şirket müdürü olan diğer ortağın şirketi iyi idare edemediğini ileri sürerek tüm bu nedenlerle; Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı tarafa usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmesine rağmen davaya cevap verilmediği gibi duruşmalara da katılınmadığı görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalı şirketin, faaliyet konusundan uzaklaştığına ilişkin somut bir delilin dosyaya sunulamadığı, kar dağıtımı yapılmasını gerektirir bir kar'ın henüz oluşmadığı, şirketin sürekli zarar ettiğinin ve faaliyetlerinin durduğu iddiasının ise bu aşamada bilinemeyeceği zira şirketin kuruluşunun üzerinden 9 ay gibi bir sürenin geçtiği, limited şirketin ortaklık mevcudu taraflarca öz sermeyenin ödenmediği, şirket yönetiminde yolsuzluklar yapıldığı, şirket müdürü olan diğer ortağın şirketi iyi idare edemediği, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sona erdiği, sürekli güvensizlik ortamı oluştuğunun da davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle; "davanın reddine" dair karar verilmiş, karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı istinaf dilekçesinde özetle; istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek hükmün bozularak dosyanın yeniden incelenmek ve karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerektiğini ileri sürmüş, somut sebepler göstermemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, 6102 sayılı TTK'nın 638. maddesi gereğince açılan limited şirket ortaklığından çıkma istemine ilişkin olup işbu davayı ortak, haklı sebeplerin varlığı halinde açabilir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı yan, şirket ortaklığından çıkma kararı verilmesi istemiyle elde ki davayı açmış, Davalı yan, davaya cevap vermeyerek davayı inkar etmiş, Mahkemece; davacının, haklı nedenle şirket ortaklığından çıkma istemi yönünden yasal koşulların oluştuğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. TTK'nın Limited Şirkete ilişkin "Sona Erme ve Ayrılma" konulu Beşinci Bölümünde, " Çıkma ve Çıkarılma" başlığı altında (C) bendi kapsamında yer verilen 638/2 maddesine göre "her ortak haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir ...", hükmünün, "Çıkarma" başlıklı 640/3 maddesine göre " şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hali saklıdır." hükmünün, "Ayrılma Akçesi" başlıklı 641/1 maddesine göre " ortak şirketten ayrıldığı takdirde esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkına haizdir" hükmünün ve "Ödeme" başlıklı 642 maddesinde ise ayrılma akçesinin nasıl ödeneceği hususlarının düzenlendiği, somut olayda; davacı ortağın haklı nedenle davalı şirket ortaklığından çıkması isteminin dava konusu edildiği anlaşılmaktadır. Davacının, davalı 2 ortaklı limited şirketin % 50 hisse ile ortağı olduğu, geriye kalan % 50 hissenin dava dışı ...'a ait olduğu, davacı ile diğer ortak ...'ın davalı şirketi münferiden temsile yetkili bulundukları, şirketin kuruluş sözleşmesinin 19/03/2021 tarih ve 10291 sayılı TTSG' de ilan edilerek kurucu ortaklar olarak davacı ... ile dava dışı ...'ın yer aldığı, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 19/01/2022 tarih ve 37355 sayılı yazısında da şirketin son ortaklık yapısında bir değişiklik bulunmadığı hususlarında taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık; davacı ortağın, davalı şirket ortaklığından çıkması için haklı sebeplerin gerçekleşip gerçekleşmediği hususuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Öğretide haklı sebep kavramı “Genel bir ifadeyle ortaklığın devam etmesi, doğruluk ve güven kurallarına göre dava açan ortaktan/ortaklardan beklenemiyorsa, haklı sebep gerçekleşmiş demektir… " olarak tanımlanmaktadır. Davacı, somut olayda haklı sebeplerin gerçeklemiş olduğunu iddia etmiş, bu iddiasına ise, şirketin iş ve işleyişiyle ilgili diğer ortaktan bilgi alamadığı gibi kar dağıtımı yapılmadığı, şirket bilançolarının gösterilmediği, şirketin, faaliyet konusundan uzaklaşarak sürekli zarar ettiği, şirket faaliyetinin tamamen durduğu, diğer ortakla bir türlü uzlaşamadığı, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sona ererek sürekli güvensizlik ortamı oluştuğu, diğer ortağın kusurundan kaynaklı şirketin kuruluş gayesinin gerçekleşmesinde hukuki ve ekonomik imkansızlık meydana geldiği, şirketin devamlı zarar ettiğini ve kar sağlayamadığı, şirket yönetiminde yolsuzluklar yapıldığı kanaatinin güçlendiği, şirket müdürü olan diğer ortağın şirketi iyi idare edemediği, gelinen noktada ortaklar arasında güven ilişkisinin yok olduğu bu ortaklığın fiilen sürdürülmesinin artık mümkün olmadığı belirtilmiştir. Haklı sebep, ortaklık ilişkisini çekilmez hale getiren ve dürüstlük kurallarına göre ortak açısından bu ilişkinin sürdürülmesinin kendisinden istenemeyeceği nedenlerdir. Somut olayda şirket ortaklarının aralarındaki ilişki itibariyle davacı yönünden, şirketten çıkmayı talep edebilmek için haklı sebeplerin oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekir. 6102 sayılı TTK m. 638/2 de çıkma gerekçesi olabilecek “haklı sebep” konusunda herhangi bir tanım veya örnek gösterilmemiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, her ne kadar limited şirketler ve anonim şirketlerin her ikisi de sermaye şirketi olup benzer hükümlere tabi ise de doktrin ve uygulamada anonim şirketler limited şirketlere göre “biraz daha” sermaye şirketi olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle Limited ortaklıklarda ortaklar arası kişisel ilişkiler ve bunun sonuçları Anonim ortaklıklardan daha farklı olup “kişisel sebepler” ya da “ortaklar arasındaki meseleler” Anonim şirketlerde haklı sebep olarak nitelendirilemezken Limited ortaklıklarda haklı sebep olarak değerlendirilmesi imkanı bulunmaktadır. Yönetim görevini üstlenen, şirketi temsil ve ilzama yetkili ortağın diğer ortağa hesap vermemesi, mali durum bilgilendirmesi (kâr-zarar) yapmaması, şirket işleyişi ile ilgili diğer ortağın herhangi bir görüş veya fikrinin alınmaması, bilgi aktarımında bulunulmaması, şirket ofisinde diğer ortaktan habersiz alt kira ilişkisi niteliğinde başkalarına yer temini sağlanması, şirketin iştigal sahasındaki acenteliklerinin iptal edilmesi ve şirketin iş hacminin daralması konusunda diğer hissedarlara bilgi verilmemesi gibi diğer pay sahipleri yönünden -objektif olarak- şirketin devamı beklenemez bir hal aldığı durumlarda haklı sebeplerin mevcut olduğu kabul edilebilecektir. Mahkemece, taraf delilleri toplanarak davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelendiği, bilirkişi heyetinin 19/01/2023 tarihli raporunda özetle; ... Makinaları İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şirketinin ortaklarının taahhüt ettikleri sermaye tutarlarını ödemedikleri bundan hareketle, 31/08/2022 tarihli bilanço dikkate alınarak varlıklar toplamının ( Mevcutlar + Alacaklar ) 199.498,55-TL , borçlar toplamının 199.659,32-TL ve buna göre şirketin reel öz varlığının ( - 167,77-TL) olarak hesaplandığı, şirketin öz sermayesini kaybettiği ve borca batıklık halinin mevcut olduğu, ... Makinaları İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şirketinin ortaklarının payları nispetince, şirketin (-160,77-TL) negatif özvarlığındaki payların dağılımının; ... yönünden; taahhüt edilen sermaye 100.000,00 TL, ödenen sermaye 0,00 TL, sermaye % 50, reel sermaye= -80,38-TL , ... yönünden; taahhüt edilen sermaye 100.000,00 TL, ödenen sermaye 0,00 TL, sermaye % 50, reel sermaye= -80,39-TL olduğu yönünde görüş bildirdikleri görülmüştür. Hal böyle olunca, somut dosya kapsamında toplanan tüm deliller, hükme ve denetime elverişli bulunan bilirkişi raporları kapsamı, hep birlikte değerlendirildiğinde; davacı ortağın, davalı şirket ortaklığından haklı nedenle ayrılması talebine gerekçe olarak gösterdiği; şirketin iş ve işleyişiyle ilgili diğer ortaktan bilgi alamadığı gibi kar dağıtımı yapılmadığı, şirket bilançolarının gösterilmediği, şirketin, faaliyet konusundan uzaklaşarak sürekli zarar ettiği, şirket faaliyetinin tamamen durduğu, diğer ortakla bir türlü uzlaşamadığı, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sona ererek sürekli güvensizlik ortamı oluştuğu, diğer ortağın kusurundan kaynaklı şirketin kuruluş gayesinin gerçekleşmesinde hukuki ve ekonomik imkansızlık meydana geldiği, şirketin devamlı zarar ettiğini ve kar sağlayamadığı, şirket yönetiminde yolsuzluklar yapıldığı kanaatinin güçlendiği, şirket müdürü olan diğer ortağın şirketi iyi idare edemediği, gelinen noktada ortaklar arasında güven ilişkisinin yok olduğu bu ortaklığın fiilen sürdürülmesinin artık mümkün olmadığı hususlarına ilişkin iddialarını somut delillerle ispatlayamadığının kabulü ile mahkemece, davacının haklı nedenle şirketten ortaklığından çıkma talebinin reddine karar verilmesinde Dairemizce de bir isabetsizlik bulunmaması, yine şirketin ortaklarca 19/03/2021 tarihinde kurulmasından yaklaşık 9 ay sonra 07/12/2021 tarihinde limited şirket ortaklığından çıkma istemine ilişkin iş bu davanın açılmış olması dikkate alındığında henüz şirketin kar'a geçmemiş olduğu gibi ortakların, şirket öz sermayesine taahhüt ettikleri sermaye tutarlarını da ödemediklerinin anlaşılması karşısında davacının, şirketin işleyişi, faaliyet konuları, sürekli zarar etmesi, hukuki ve ekonomik imkansızlıklar gibi hususlardaki iddialarının TMK 2. maddesi kapsamında dinlenemez bulunması, yine her iki ortağında şirket müdürü olup şirketi münferiden temsile yetkili oldukları gözetildiğinde davacının, bilgi almasının engellendiği ve şirketin kötü idare edilmesi gibi hususlara ilişkin iddialarının da kabul edilebilir nitelikte bulunmadığı gibi tamamen soyut nitelikli iddialardan ibaret olması, davacının şirket hakkında bilgi alma hakkının engellendiği, şirket bilançoları gösterilmediğine ilişkin iddialarının ise münferiden şirketi temsile yetkili müdür ve müdürler kurulu başkanı olduğu gözetildiğinde yine dinlenemez bulunması, sair iddiaların ise somut delillerle ispatlanamadığının ve kamu düzenine aykırı bir hususun da bulunmadığının anlaşılması ve ileri sürülen istinaf sebeplerinin soyut olması dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00-TL harçtan peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/04/2026 Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi-... ... ... ... ...