T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1452 KARAR NO: 2026/266 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 03/06/2022 NUMARASI: 2019/957 E. - 2022/486 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1452 KARAR NO: 2026/266 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 03/06/2022 NUMARASI: 2019/957 E. - 2022/486 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının giyim, sanayi ve inşaat sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalıya örme kumaş satıp teslim ettiğini, ancak davalının mallarının karşılığı olan bedeli ödemediği gibi malları da iade etmediğini, davalının kumaşların bedelini ödemeksizin malları işleyerek yurt dışına ihraç ettiğini, ihraç edilen ürünler sayesinde davalı şirketin çok ciddi kazançlar sağlarken davacıya borcunu ödemediğini, davacının alacağının tahsili için ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı tarafından icra takibine konu edilen faturalara ilişkin borcun tamamının davalı tarafından ödendiğini, bu sebeple davalının hiç bir borcu bulunmadığını, davacının sunduğu cari hesap ekstresinin herhangi bir geçerliliği ya da delil değeri bulunmadığını, ayrıca davacının davalıya teslim etmediği mallar da bulunduğunu, teslim edilenlerin içinde ise ayıplı malların bulunduğunu, ödemesi yapılan işbu faturalara konu malların renginde ve de kumaşın kendisinde bozukluklar bulunduğunu, söz konusu mal ve ürünlerde ki ayıplar nedeniyle davalının çok ciddi zararlara uğradığını, bu mal ve ürünler üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesinde durumun açıkça görüleceğini, ayrıca davacının geç ve eksik teslimatı nedeniyle de davacının zarara uğradığını, davacının satılan ürünlere ilişkin kalite bozukluğu olması, istenen kalite ve özelliklerde olmaması nedeniyle davalının müşterisi tarafından % 10 fiyat indirimi uygulandığını, ayrıca davacı tarafın sattığı mal ve/veya ürünlerin kötü ve ayıplı olmaları nedeniyle davalının toplam alacağı üzerinden müşterisine iskonto yapılmak zorunda kalındığını,davacının geç ve eksik teslimatının, davalının iskonto yapmak zorunda kalması sebebiyle yaklaşık 4.000- EURO ( 26.03.2019 tarihli kur ile yaklaşık 25.400,00-TL ) zararı bulunduğunu, davacının mallarındaki bozuklukların davalı tarafından derhal kendilerine bildirildiğini, zararın giderilmesinin talep edildiğini, ancak cevap alınamadığını, davalının tüm yasal hak, alacak, talep ve dava haklarını saklı tuttuklarını, davalının tüm borcunu ödediğini, davacının kötü niyetli ve haksız kazanç temin etme amaçlı davasının haksız olduğunu savunarak, davanın reddine ve %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... 18/01/2019 tarihli 21.170,16 TL, 10/05/2019 tarihli 19.320,38 TL, 21/01/2019 tarihli 12.363,84 TL ve 23/01/2019 tarihli 7.555,68 TL bedelli faturaların ..... İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı takip dosyasına konu edildiği, davalı tarafın, davacı tarafından başlatılan icra takibine konu edilen faturalara ilişkin borcun tamamının ödenmesi sebebiyle davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını iddia ettiği nazara alındığında faturalara konu malların teslim edilmediğine yönelik bir iddianın bulunmadığı, davacıya ait ticari defterlerde davalı tarafından yapılan ödemeler kayıt edilmemiş ise de davalı tarafın ödeme iddiası bakımından bildirilen delillerin celbi için müzekkere yazıldığı, ....AŞ tarafından gönderilen banka hesap hareketlerine göre davalı tarafından davacıya 8.000 TL, 22.000 TL ve 7.000 TL olmak üzere toplamda 37.000 TL ödeme yapılmış olduğu, ayrıca davalı tarafından davacıya keşide edilen .... numaralı ve 60.000 TL bedelli .....Tekstil Şubesine ait çekin davacı tarafından ciro edilmesinden sonra ciro silsilesine göre yetkili son hamil olduğu anlaşılan...... AŞ hesabına ödendiği, böylelikle davalı tarafından davacıya yapılan toplam ödemelerin miktarının 97.000 TL olduğu, davacı tarafından incelemeye sunulan 2019 yılına ait ticari defterler usulüne uygun tutulmuş ise de 2018 yılına ait ticari defterlerin 6102 sayılı TTK ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmamış olduğu bilirkişi raporunda belirtilmiş ise de tarafların BA-BS bildirimlerinde fark olmaması, davalı tarafın ödeme iddiasında bulunması sebebiyle yapılan ödemelere ait bildirilen delillerin celbedilmesi sebebiyle davacıya ait 2018 yılına ait ticari defterlerin 6102 sayılı TTK ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmamış olmasının bir önem arzetmediği, davalı tarafından davacıya düzenlenen toplamda tutarı 41.400,23 TL olan faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğu ve BA-BS bildirimlerinin yapıldığı, davacı tarafından davalıya düzenlenen toplam tutarı 198.810,29 TL olan fatura alacağından davalı tarafından davacıya düzenlenen toplam tutarı 41.400,23 TL olan faturalar ve yine davalı tarafından davacıya yapılan toplam tutarı 97.000 TL olan ödeme miktarı mahsup edildiğinde davacının, davalıdan 60.410,06 TL alacaklı olduğu, davacının da icra takibine bu miktar üzerinden giriştiği, davacı tarafından davalıya icra takibinde belirtilenlerden başkaca faturaların da düzenlendiği ve davacının bu sebeple alacaklı olduğu dikkate alındığında davalı tarafından davacıya yapılan ödemelerin hangi fatura konusuna ilişkin olduğu belirtilmediğinden ve yapılan ödemelerde buna yönelik bir açıklık olmadığından ödemenin muaccel borç için yapılmış sayılması gerektiği (TBK 101 ve 102. madde), bu durumda davalının, davacıya icra takibine konu edilen faturalar sebebiyle borçlu olduğu, icra takibine konu alacağın mevcut delil durumu ve dosya kapsamı ile ispatlandığı anlaşılmakla hüküm vermeye elverişli olduğu değerlendirilen bilirkişi tarafından sunulan rapor da dikkate alınarak açılan davanın kabulü ile,...... İcra Müdürlüğünün ...... Esas sayılı icra takip dosyasında davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, 60.410,06 TL üzerinden takibin devamına, alacak likit olmakla icra inkar tazminatına ilişkin talebin kabulüne dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, açılan davanın kabulü ile ..... İcra Müdürlüğünün ....... Esas sayılı icra takip dosyasında davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, 60.410,06 TL üzerinden takibin devamına, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın % 20'sine tekabül eden 12.082,01 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin hükmüne esas aldığı 02.03.2022 tarihli bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığı gibi eksik ve hatalı bir şekilde tanzim edildiğini, 27.12.2021 tarihli bilirkişi teslim tutanağı incelendiğinde davacı tarafın inceleme gün ve saatinde sadece kendisine ait 2018-2019 yılı yevmiye defterlerini ibraz ettiği diğer ticari defter ve kayıtları ibraz etmediği ve 2018-2019 yıllarına ait yevmiye defterleri dışındaki defter ve kayıtları ( kebir ve envanter defterleri, faturalar, irsaliyeler vs. ) ise davacı tarafın yerinde inceleme talebi olmamasına rağmen daha sonra bilirkişiye sunulmuş olduğunu, inceleme gün ve saatinde ibraz edilmeyen ticari defter ve kayıtların davacı tarafından sonradan bilirkişiye ibraz edilmesine muvafakatlerinin olmadığını, davacı tarafça inceleme gün ve saatinde ibraz edilmeyen ticari defter ve kayıtların sonradan ibraz edilmesine ve bilirkşi tarafından da bunların dikkate alınarak bilirkişi raporunun tanzim edilmiş olmasına tarafımızca itiraz edildiğini, ddia, beyan itiraz ve delillerinin ( sözleşme, e-mail yazışmaları vs. ) herhangi bir şekilde dikkate alınmadan rapor düzenlendiğini, davacının davada takip talebinde ve/veya ödeme emrinde göstermediği borç ve/veya borcun sebebi ile takip dayanağı belgeler ( faturalar ) dışındaki borç ve/veya borcun sebebi ile delillere dayanabilmesinin mümkün olmadığını, itirazın iptali davası dayanağı olan takiple sıkı sıkıya bağlı olduğunu, davacının takip talebinde göstermiş olduğu borç ve/veya borcun sebebi ile takip dayanağı belgeler ( faturalar ) dışında başkaca borç ve/veya borcun sebebi ile belgeler ( faturalar ) sunulduğunu, bunu kabul etmediklerini, raporda ve kararda davacı tarafın davalı aleyhine icra takip dosyasına sadece belirli faturaların konu edilmiş olduğu yönünde herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, bilirkişinin ''Cari Hesap Alacağı'' icra takibi başlatıldığı yönündeki değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, davacının fatura alacağı için takip başlattığını, taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin olmadığını, 17.10.2018 tarihli sipariş formundan bunun anlaşılacağını, bu formun karşılığın da ödendiğini, davacı tarafın 08.10.2020 tarihli delil listesi ekinde sunmuş olduğu davacı tarafa ait BS ile Vergi Dairesinden gelen BS formlarının farklı olduğunu, davacının 2018 Aralık ve 2019 Ocak aylarına ait form BS'lerinin 08.10.2020 onay tarihli düzeltmeler olduğunu, bunların dava tarihinden sonra düzeltildiğini, esas alınamayacağını, BA/BS bildirimlerine dahil edilen faturaların yapılan işin muhteviyatının kabulü anlamına gelmediğini, mahkemeye sundukları taleplerinin dikkate alınmadığını, delillerinin toplanmadığını, davacının teslim etmediği mal ve/veya ürünler bulunduğunu, herhangi bir aşamasında sunulmayan ve de inceleme gün ve saatinde ibraz edilmeyen irsaliyelerin, davacı tarafın yerinde inceleme talebi ve mahkemenin de yerinde inceleme kararı bulunmadığı halde ve tarafımızın de herhangi bir şekilde kabul etmediği sevk irsaliyelerinin savunma hakkımızı kısıtlayacak şekilde bilirkişiye sonradan sunulması ve bilirkişinin tanzim ettiği raporunda söz konusu sevk irsaliyelerini dikkate almasının açıkça usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, irsaliyeler üzerinde ismi ve imzası bulunduğu iddia edilen kişilerin davalının yetkilileri olmadığını, bundaki imzalara itiraz haklarını saklı tuttuklarını, davacının teslime ettiği ürünler içinde ayıplı olanlar olduğunu, 08.10.2020 tarihli beyan dilekçelerinde davacı ile yapılan e-mail yazışmalarından davacının teslim edilen mal ve/veya ürünlerdeki ayıpların vs. davacı tarafa bildirildiği ve davacı tarafında söz konusu ayıplı mal ve ürünleri vs. kabul ettiğinin açıkça görüldüğünü, buna rağmen bilirkişinin davacı tarafın teslim ettiği ayıplı mal ve/veya ürünler ile ilgili olarak taraflar arasında yapılmış olan e-mail yazışmalarını herhangi bir şekilde dikkate almadığını, davacı tarafın kabul ve/veya ikrar ettiği ayıplı mal ve/veya ürün hususu hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, ürünlerin ayıplı olduğunun davacıya bildirildiği nazara alınarak tanıklarının dinlenmesi, e akabinde de davacı tarafın teslim ettiği ayıplı mallar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması talep edilmiş olmasına rağmen mahkemece bu taleplerinin de usule ve yasaya aykırı bir şekilde reddedildiğini, savunma hakkının kısıtlandığını, adil yargılanma ilkesinin ihlal edildiğini, kabul anlama gelmemek şartıyla ön incelemede uyuşmazlığın '' Dava, ... davalının savunmasına göre söz konusu ürünlerde iddia edildiği şekilde ayıp olup olmadığı, ayıplı ise ayıbın niteliğinin ne olduğu ( gizli-açık ayıp ), muayene ve ihbar yükümlülüğünün davalı tarafça yerine getirilip getirilmediği, davacı tarafından fatura konusu mallardan davalıya teslim edilmeyen mal bulunup bulunmadığı ayrıca ayıplı ve teslim edilmeyen mal bulunması halinde bu sebeple davacı taraf alacağından indirim yapılmasının gerekip gerekmediği, indirim yapılacaksa miktarının ne olduğu, davalının söz konusu malları bu şartlar altında kabule zorlanıp zorlanmayacağı hususlarında olduğunun tespitine karar verildi. ... '' şeklinde tespitine rağmen malların/ürünlerin ayıplı olup olmadığı, teslim edilmeyen mal/ürün bulunup bulunmadığı hususlarında herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadığını, davacı tarafın teslim ettiği ayıplı ürünler ve teslim etmediği ürünler nedeniyle davacı tarafın olduğunu iddia ettiği alacağı varsa bu alacağın da indirim yapılması gerektiğini, alacağın likid olmaması nedeniyle icra inkar tazminatına da hükmedilemeyeceğini, davacı tarafından incelemeye sunulan ticari defterlerin 6102 sayılı TTK ilgili hükümleri yönünden 2018yılında usulüne uygun tutulmamış olduğunu, 2019 yılında usulüne uygun tutulmuş olduğu, '' şeklinde olduğunu, bu sebeple davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının davacı taraf lehine olacak şekilde dikkate alınamayacağını,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satım ilişkisi kapsamında teslim edilen malların bedelinin ödenmediği iddiasına dayalı açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı taraf, davalıya örme kumaş satılıp teslim edildiğini, ancak bedelinin ödenmediğini ileri sürmüş; davalı ise, davacının takip konusu ettiği tüm faturaların ödendiğini, cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, davacının bir kısım malları eksik ve ayıplı teslim ettiğini, bu sebeple müşterilerinden şikayetler aldığını, indirim yapmak zorunda kaldığını, bu ayıpların davacıya bildirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu; TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, davacı şirket ticari ilişkiyi, malları teslim ettiğini ve alacağını ispatla, davalı ise borcu ödediğini ve malın ayıplı olduğunu ispatla yükümlüdür. Dosya kapsamında bulunan ..... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 60.410,06 TL asıl alacak yönünden 10.05.2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı, işlemiş faiz isteminin bulunmadığı, takip dayanağı olarak 21.03.2019 tarihli 60.410,06 TL tutarlı cari hesabın gösterildiği, ekinde 18/01/2019 tarihli, 21.170,16 TL, 10/05/2019 tarihli 19.320,38 TL, 21/01/2019 tarihli, 12.363,84 TL ve 23/01/2019 tarihli, 7.555,68 TL bedelli faturaların sunulduğu, ödeme emrinin 17.05.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 22.05.2019 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. HMK'nın 282. maddesi uyarınca bilirkişi raporları takdiri delil niteliğindedir. İlk derece mahkemesince sunulu deliller, davacı ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporlar ile taraflara ait BA-BS formları dikkate alınarak ve gerekçesi yazılmak suretiyle sonuca gidildiği ve hüküm kurulduğu anlaşıldığından alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğu yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı yanca defterlerinin sunulmaması sebebiyle davacı defterleri üzerinde inceleme yapıldığı, davacı yanca inceleme günü olan 27.12.2021 tarihinde 2018-2019 yılı yevmiye defterlerinin sunulduğu, kebir ve envanter defterlerinin daha sonra bilirkişiye sunulduğu, bilirkişi raporunda tarafların BA/BS formlarının birbiri ile uyumlu olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Her ne kadar davacı yanca kebir ve envanter defteri yerinde hazır edilmeyip sonradan sunulmuş ise de yukarıda belirtildiği üzere tarafların BA/BS formlarının birbiri ile uyumlu olması karşısında bu hususun sonuca etkili olmadığı anlaşılmıştır. Eldeki dava basit yargılama usulüne tabi olup davacı taraf dava dilekçesinde irsaliyelere, tarafların BA/BS formlarına, taraf ticari defterlerine delil olarak dayanmış olup bilirkişi raporunda bu kapsamda inceleme yapılmıştır. Bilirkişi raporundan taraflar arasında cari hesap ilişkisi değil karşılıklı alacak ve borçların yazılarak mahsup edildiği bir açık hesap şeklinde işleyen ilişki olduğu görülmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporu ve vergi dairesi yazı cevaplarından, davacı ticari defterlerinde davalı adına düzenlenen faturaların davalı yanca BA bildiriminin yapıldığı, yine davacı yanca BS bildiriminin yapıldığı tespit edilmiştir. Davalının 2018-2019 yılı BA formu (Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu) " ve davacının BS formu (Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu) getirtilmiş olup davalının BA bidirimi ile davacının BS bildiriminin uyumlu olduğu, bir diğer deyişle dava konusu faturanın davalı yanca BA formu ile vergi dairesine bildirildiği dikkate alındığında, fatura konusu malların davacı yanca davalıya tesliminin kanıtlandığı karine olarak kabul edilmelidir. Nitekim davalı taraf da malların teslim edildiğini bedelinin ödendiğini belirtmektedir. Davacının iki faturaya ilişkin düzeltme formu vermiş olması BS formlarının geçersiz olduğu anlamına gelmeyeceğinden aksi yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Her ne kadar davacının 2018 yılı defterleri usulüne uygun tutulmamış ise de davacının davalıya düzenlediği faturalarının davacı yanca BS bildiriminin, davalı yanca BA bildirimin yapılmış olduğu nazara alındığında davacının 2018 yılı defterlerinin usulüne uygun tutulmamış olması sonuca etkili görülmemiştir. Davalı vekilince ayıp iddiaları yönünden bilirkişi incelemesi ve diğer delillerin incelemesinin yapılmadığı istinaf sebebi olarak ileri sürülmüştür. Ancak davalının ayıp iddiasının soyut nitelikte olduğu, ayıplı olduğu iddia edilen mallara ilişkin herhangi bir tespit raporu sunulmadığı, usulüne uygun ayıp ihbarında bulunulduğuna dair bir delilin sunulmadığı görülmektedir. Davalının sunduğu e-maillerde somut bir ayıp ihbarı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davalının soyut ayıp savunması yönünden inceleme yapılmayarak bu iddiasının reddinde usul ve yasaya aykırılık görülmediğinden bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekilince irsaliyelerdeki imzaları kabul etmedikleri ileri sürülmüş ise de, basit yargılamaya tabi davada,cevap dilekçesi ile ileri sürülmeyen bu hususun HMK'nın 357.maddesi uyarınca istinaf aşamasında ileri sürülemeyeceği anlaşıldığından bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 3.094,61 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 19.02.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.