11. Hukuk Dairesi 2013/1685 E. , 2013/18773 K. MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 9. Asliye Hukuk (Kadıköy 2. Asliye Hukuk) Mahkemesi’nce verilen 26.06.2012 tarih ve 2009/607-2012/365 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili Av.... tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından …
**11. Hukuk Dairesi 2013/1685 E. , 2013/18773 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 9. Asliye Hukuk (Kadıköy 2. Asliye Hukuk) Mahkemesi’nce verilen 26.06.2012 tarih ve 2009/607-2012/365 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili Av.... tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili, 20/06/2006 tarihinde ... adresinde davalıların kullanımındaki pis su borusunun geri basmasından kaynaklanan dahili su akıntısı sebebi ile müvekkili şirkete Yangın Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı olan ... Market Ürünleri Üretim ve Paz. Tic. Ltd. Şti.'ne ait olan aynı adresteki iş yerinin hasar gördüğünü, hasar müteakip yaptırılan ekspertiz incelemesinde müvekkili şirketin sigortalısına 10/08/2006 tarihinde 19.474,12 TL ödediğini, bu nedenle TTK 1301 maddesi gereği sigortalısının haklarına halef olduğunu ve rücu hakkı doğduğunu, davalıların kusurları nedeni ile ödenen hasar tazminatından sorumlu bulunduklarını ileri sürerek ödenen 19.474,12 TL hasar tazminatının ödeme tarihi olan 10/08/2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, hasarın 20/06/2006 tarihinde oluştuğu, davacı ... şirketi tarafından ödemenin 10/08/2006 tarihinde yapıldığı, eldeki davanın 10/03/2009 tarihinde açılmış bulunduğu gözetildiğinde, davacının davalı tapu maliklerini tapu müdürlüğünden öğrenmesinin mümkün bulunduğu, buna göre ödeme tarihinden itibaren 2 yıldan fazla zaman geçmiş olduğundan, asıl davanın zaman aşımı nedeni ile reddine; birleşen davanın davalısı olaydan sonra taşınmaza malik olduğundan ve sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili Av. ... temyiz etmişlerdir. 1- Dava, yangın mali mesuliyet sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece ödeme tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımı dolduğundan davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı ... şirketi ile davalılar arasında sigorta ilişkisi olmadığından, sigorta ilişkisine uygulanan ve TTK’nın 1268. maddesinde düzenlenen iki yıllık zamanaşımı süresinin bu davada uygulanması mümkün değildir. Sigortacının halefi olduğu sigortalı ile davalılar arasındaki ilişkiye uygulanacak zamanaşımı süresi ne kadar ise, işbu davada bu zamanaşımı uygulanacaktır. Rücuan tazminat talebine konu olaya uygulanacak zamanaşımı, mülga 818 sayılı BK’nın 60. maddesinde düzenlenen haksız fiillere ilişkin zamanaşımı olup, buna göre zamanaşımı süresi haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren bir yıldır. Ancak davacı vekili davalılar hakkında icra takibi yaptıklarını ve zamanaşımının kesildiğini işbu davayı da süresi içerisinde açtıklarını iddia ettiğine göre, ilgili icra takip dosyası getirtilerek mülga 818 sayılı BK’nın 133. maddesi uyarınca zamanaşımının kesilip kesilmediği, davanın süresi içerisinde açılıp açılmadığının belirlenmesi gerekirken, davanın zamanaşımından reddi doğru olmamış, davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2- Bozma sebep ve şekline göre, bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 24.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.