TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2026/123 Esas KARAR NO : 2026/112 BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... DAVACILAR : 1- ... - TC No:... 2- ... - TC No: ... VEKİLİ : AV. ... DAVALI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... .... DAVA : Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali) DAVA TARİHİ : 11/07/2025 KARAR TARİHİ : 13/02/2026 KARAR Y. TARİHİ : 13/02/2026 Mahkememizde görülmekte olan …
T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2026/123 Esas KARAR NO : 2026/112 BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... DAVACILAR : 1- ... - TC No:... 2- ... - TC No: ... VEKİLİ : AV. ... DAVALI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... .... DAVA : Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali) DAVA TARİHİ : 11/07/2025 KARAR TARİHİ : 13/02/2026 KARAR Y. TARİHİ : 13/02/2026 Mahkememizde görülmekte olan Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA : Davacı vekili, davalının 29/04/2018 tarihli genel kurul toplantı tutanağının 10/C maddesi kapsamında verilen önergenin ve bu önergeye istinaden alınan genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunu, aksi halde mutlak butlan sebebiyle hükümsüz bulunduğunun tespitinin gerektiğini, başka ortağın açtığı aynı istemli davanın .... Esasında derdest olduğunu ileri sürerek, iş bu davanın anılan dava dosyası ile birleştirilmesine, davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. GEREKÇE: Eldeki dava ....sayılı birleştirme kararı gereğince mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedilmiştir. ...., sayılı kararında; "Somut olayda mahkememizin işbu dava dosyası ile .... Esas sayılı dava dosyası arasında bağlantının bulunduğu, bir kısım taraflarının ve konularının aynı olduğu, delillerin ortak bulunduğu, anılan davanın önce ikame edildiği, bu haliyle her iki dosya arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu sonucuna varılmış, verilecek kararların birbirlerini etkileyebileceği, usul ekonomisi ve yargılamanın ucuzluğu prensibi de dikkate alınarak, HMK m. 166 hükmüne göre mahkememiz dosyasının .... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denilmiştir. TTK m. 448/2 hükmüne göre "birden fazla iptal davası açıldığı takdirde davalar birleştirilerek görülür." Yokluğun tespit davası Türk Ticaret Kanunu'da özel olarak düzenlenmediğinden, yokluğun tespiti ve butlan davası TTK'da uygulanacak özel usul kurallarına yer verilmemiştir. Genel kurul kararı aleyhine açılmış olan yokluk veya butlanının tespiti davalarınn birleştirilmesi ise genel hüküm olan HMK'nun 166. ve devamı maddeleri hükümlerine tabi olup, TTK'nun 448/2 hükmüne göre zorunlu sayılmamaktadır. Aksi halde iptal davaları için öngörülen hak düşürücü süre hükmünün dolanılmasına yol açılmış olacaktır. ( .....) Genel kurul kararlarına karşı açılan butlan veya yokluğun tespiti davalarının kendi aralarında birleştirilmesi ihtiyaridir. ( ....). HMK'nın 166. maddesinde davaların birleştirilmesi düzenlenmiştir. Buna göre; “(1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir. Maddede yer alan "bu karar, diğer mahkemeyi bağlar." hükmün iptaline karar verilen Anayasa Mahkemesi'nin 25/09/2026 tarih ve 33028 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 17/06/2026 tarih, ....sayılı ilamında; 28. Öte yandan anılan Kanun’un 168. maddesinin (1) numaralı fıkrasında aynı yargı çevresinde bulunan aynı sıfat ve düzeydeki mahkemeler arasında verilen birleştirme kararlarına karşı ancak hükümle birlikte kanun yoluna başvurulabileceği, bu hususun tek başına bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenme, Yargıtayda ise bozma sebebi oluşturmayacağı hükme bağlanmıştır. Bu kapsamda koşulları oluşmadığı hâlde birleştirme kararı verilmiş olsa dahi kanun yolu incelemesinde başka bir bozma nedeni bulunmadığı takdirde dosyanın ikinci davanın açıldığı mahkemeye dönme imkânının bulunmadığı anlaşılmaktadır. 29. Davanın ilk açıldığı mahkemeden farklı bir mahkemede görülmesine imkân tanıyan kuralın kanuni hâkim güvencesine aykırı olmaması için anayasal anlamda haklı ve makul nedenlerinin bulunması dışında ayrıca keyfi uygulamalara karşı yeterli güvenceleri içermesi de gerekmektedir. 30. Bu kapsamda aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılan davalarda ikinci davanın açıldığı mahkeme/hâkim tarafından koşulları oluşmadığı hâlde birleştirme kararı verilmesi durumunda bu konudaki keyfîliği önlemeye ve birleştirme kararını ortadan kaldırmaya elverişli, etkili ve yeterli güvencelerin öngörülmesi gerekir. Bununla birlikte kuralda, kanunda öngörülen koşullar oluşmamasına rağmen birleştirme kararı verilmesi hâlinde dosyanın usule aykırı şekilde birleştirme kararı veren ikinci davanın açıldığı mahkemeye geri dönmesini sağlayacak bir mekanizmaya yer verilmediği anlaşılmaktadır. 31. Bir davanın aynı yargı çevresinde bulunan aynı düzey ve sıfattaki başka bir hukuk mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birleştirilmesinin davaya bakan mahkemenin/hâkimin değiştirilmesi sonucunu ortaya çıkaracağı açıktır. Kuralla bu kararın diğer mahkeme için bağlayıcı olduğu öngörülmek suretiyle uyuşmazlığın doğmasından sonra davaya başka bir mahkeme/hâkim tarafından bakılmasına imkân tanınmaktadır. Bununla birlikte kuralda hukuka aykırı olarak verilen birleştirme kararlarının denetlenmesi suretiyle davanın birleştirme kararını veren mahkemeye gönderilmesini sağlayacak düzeltici bir mekanizmaya yer verilmemiştir. Böylece ikinci davanın açıldığı mahkemenin birleştirme kararı vermesiyle davaya bakacak olan mahkemenin/hâkimin geri dönülemez şekilde değiştirilmesi, uyuşmazlıkların normal şartlar altında söz konusu davaya bakacak mahkeme/hâkim dışında başka bir mahkeme/hâkim tarafından görülmesi sonucunu doğurmaktadır. 32. Bu itibarla belirli bir uyuşmazlıkla sınırlı olmak üzere koşulları oluşmamasına rağmen ikinci davanın açıldığı mahkeme tarafından bağlayıcı olarak birleştirme kararı verilebilmesi normal şartlar altında söz konusu davaya bakacak olan mahkemeyi/hâkimi geri dönülemez bir şekilde değiştirmektedir. Dolayısıyla kural kapsamında ikinci davanın açıldığı mahkeme tarafından verilen birleştirme kararının ilk davanın açıldığı mahkemeyi bağlamasının kanuni hâkim güvencesiyle bağdaştığı söylenemez." gerekçesi ile 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 166. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar.” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline oy çokluğu ile karar verildiği görülmüştür. Davaların birleştirilmesi ve ayrılması müesseselerinin temelinde usul ekonomisi (HMK m. 30) ilkesinin önemli bir yeri bulunmaktadır (HMK m. 166 gerekçesi). HMK’nin 166. maddesinde aralarında bağlantı bulunan, daha açık anlatımla aynı veya benzer sebeplerden doğmuş yahut biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek mahiyette olduğu davaların birleştirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Birleştirilen davalarda tek bir yargılama yapılır ve ortak deliller tek bir kez toplanır. Bunun sonucunda mahkeme uyuşmazlığın bütün taraflarının menfaatini aynı yargılama içerisinde görme, değerlendirme ve uyuşmazlığı bu çerçevede çözme imkânına sahip olur. Ancak birleştirilen davalar birbirinden bağımsızdır. Yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için davaların ayrılmasında takdir yetkisi mahkemeye bırakılmıştır. Özellikle dava arkadaşlarının iddialarının, savunmalarının delillerinin veya davadaki diğer davranışların birbirinden farklı ve hatta çelişik olması ya da yargılamanın uzamasına neden olunması durumunda davaların ayrılmasına karar verilebilir. Mahkeme gerekli görürse birleştirilen davaların da, davanın her aşamasında resen ayrılmasına karar verebilir. ( .....). Yapılan incelemede Mahkememizin 2025/499 sayılı dosyasında uyuşmazlık konusunun davalı şirketin 29.04.2018 tarihli genel kurul toplantı tutanağının 10/C maddesi kapsamında verilen önergenin ve bu önergeye istinaden alınan genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun, aksi halde kesin hükümsüz(mutlak butlan) olduklarının tespitine karar verilmesi istemine ilişkin olduğu, davanın 11/07/2025 tarihinde açıldığı, ön inceleme duruşmasının yapıldığı, tahkikat aşamasına geçildiği, feri müdahale taleplerinde bulunulduğu, yargılamada atanan bilirkişinin raporunu ve ek raporunu ibraz ettiği, ...., sayılı dosyasındaki davada ise uyuşmazlık konusunun eldeki dosya bağlantı bulunmakla birlikte davanın başka davacılar tarafından ikame edildiği, davanın 14/01/2026 tarihinde tarihinde açıldığı, dava dilekçesinin henüz tebliğ edilmediği, cevap dilekçesinin sunulmadığı, ön inceleme duruşmasının da yapılmadığı, keza .... Esas sayılı dosyada birleştirilmesi talep olunan Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının 25/09/2026 tarihli ve 33028 Resmi Gazete'de yayımlanması sonrası davalı tarafça mahkememizin .... Esas sayılı dosyasının birleştirilmesi talep edilen .... Esas sayılı dosyası ile ilgili 13/10/2025 tarihli .... Esas sayılı müzekkere ile .... Mahkemesinde muvafakat edilip edilmediğinin bildirilmesi istenmiş ve .... Mahkemesi'nin 14/10/2025 tarih ve ....Esas sayılı müzekkere ile HMK 166 maddesi kapsamında davaların birleştirilmesi koşullarının bulunmadığının mahkememize bildirildiği anlaşılmış ve söz konusu aşamada mahkememizce dosyaların birleştirilmesine karar verilmemiştir. Mahkememizin .... Esas sayılı dosyası ile ....Esas sayılı davanın incelenmesinde dava konusu aynı genel kurul kararına yönelik ikame edilmiş iseler de, davaların farklı kooperatif üyeleri tarafından açıldığı ipal kararı değil; butlan ve yokluğun tespitinin talep edildiği ve yapılacak öninceleme duruşması ve tahkikat sürecinin farklı olacağı, mahkememizin devam eden yargılamasında gelinen aşama itibariyle bu durumun usul ekonomisine uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkememiz yargılamasında gelinen aşama itibariyle de davacıların ileri sürdüğü vakıaların yeni bir duruşma süreci ve tahkikatı delil toplanmasını gerektirdiği dikkate alındığında usul ekonomisi bakımından yarar yerine hali hazırda yürütülen yargılamayı da geciktirecek sonuçlar doğurabileği anlaşılmakla yapılan açıklamalar kapsamında, Mahkememizin ....sayılı dosyası ile birleşen ve tefrik edilen .... sayılı dosyası arasında HMK m. 166 hükmünde yer verilen anlamda bir bağlantı olsa da birleştirme kararının usul ekonomisi bakımından yukarıda belirttiğimiz sebeplerle mahkememizi yasal olarak bağlamadığından bu konudaki takdir hakkının kullanmasında davaların birleştirilmesi müessesesinin temelinde usul ekonomisi ilkesi yatmakta olup bu anlamda birleştirme yapmanın yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında usul ekonomisine uygun olmadığı kanaatine varılmakla, dosyanın .... Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntılı gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-HMK'nun 166. maddesi uyarınca Mahkememizin .... Esas sayılı dosyası ile arasında birleştirme kararının mahkememizde yapılan yargılamada usul ekonomisine uygun olmadığı ve birleştirme kararının yasal olarak mahkememizi bağlamadığı anlaşılmakla, .... Esas sayılı dosyasının (tefrik sonrası Mahkememizin .... sayılı dosyası); gerekli yargılamanın yapılabilmesi bakımından dosyayı mahkememize birleştirme kararı ile gönderen .... Mahkemesine gönderilmesine Dair, tarafların yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 13/02/2026 Başkan ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Katip ... ¸e-imza