11. Hukuk Dairesi 2018/5250 E. , 2020/2423 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07/03/2017 tarih ve 2016/372-2017/264 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03.03.2020 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü iş
**11. Hukuk Dairesi 2018/5250 E. , 2020/2423 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07/03/2017 tarih ve 2016/372-2017/264 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03.03.2020 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin Ekim 2008 tarihinde SKS Ege Panjur Şti.'nde genel müdür olarak işe başladığını, daha sonra bu şirketin, davalı şirkete devredildiğini, şirket sahipleri Av. ... ve eşi ...'ın çalışmalarından memnuniyet duyduklarını, bu nedenle 01/06/2009 tarihinde üçü arasında 5 yıl süreli sözleşmeyle kendisine %25 kâr payı ortaklığı verdiklerini, bu sözleşmeye göre aylık 5.010,00 TL maaş aldığını, ayrıca şirket çalışanlarının tümüne de yılda çift maaş ikramiye verildiğini, bu nedenle 6 ayda bir ek maaş aldığını, bu durumda aylık maaşının ortalama 5.845,00 TL olduğunu, yine sözleşme gereği her yıl başında tüfe oranında maaşına zam yapıldığını, böylelikle 2011 yılında ikramiye dahil maaşının 5.795,00 TL olduğunu, buna ek aylık 300,00 TL yemek ücreti verildiğini, şirket yetkililerince art niyetli davranışlar içerisine girildiğini, haklarının ödenmesinden vazgeçilmesiyle gönderilen 07/02/2014 tarihli ihtarname ile sözleşmenin erken feshedildiğinin bildirildiğini, feshe gerekçe olarak haksız suçlamalarda bulunulduğunu, 01/06/2009 tarihli kâr payı sözleşmesinin haksız feshinden dolayı kâr kaybı hariç sadece maaş kaybının kalan süreye ilişkin olarak 289.460,00 TL olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla haksız fesih nedeniyle mahrum kaldığı ücret alacağına ilişkin şimdilik 40.000,00 TL'nin yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, sözleşmenin 02.02.2011 tarihinde feshedildiğini ve davanın 06.02.2012 tarihinde açıldığından -1- yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının alacağının (289.460,00-TL – 8.400,00-TL) 281.060,00-TL olduğunu iddia etmesine rağmen 40.000,00-TL’lık kısmi dava açmasının usule uygun olmadığını, davacı ile davalı şirket arasında imzalanan sözleşmenin hizmet akdi değil kar ortaklığı anlaşması olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı şirket tarafından davacının şirkete ait -17- kalem belgeyi şirket ortakları ve yetkililerinin bilgisi dışında sahteleri ile değiştirmek ve şirket aleyhine kullanmak, belgelerin iadesi hususunda şirketle pazarlığa girerek haksız kazanç sağlamak amacıyla kötü niyetli olarak şirket dışına çıkarmış olması ve şirketçe talep edilmesine rağmen iade etmemesi üzerine hizmet sebebi ile .emniyeti suiistimal suçu işlemesi, diğer şirket çalışanlarını işyeri kasasında bulunan evrakları izinsiz olarak şirket dışına çıkarmak konusunda ikna etmeye çalışarak teklifinin kabul edilmemesi üzerine şirket çalışanlarından ...’ a tehdit ve hakarette bulunması üzerine haklı sebeple feshedildiğini, bu savunmalarının çeşitli ceza ve hukuk dava dosyaları ile kanıtlanacağını, davacı ile davalı şirket arasında akdedilen sözleşmede ücretin net 3.654,00 TL olduğunu, davacının borçları nedeni ile çalıştığının resmi kayıtlarda gösterilememesi talebi üzerine almakta olduğu ücret üzerinden SGK'ya ve Vergi dairesine ödenmesi gereken kesintiler tutarı olan 1.356,00 TL olarak gösterildiğini, davacıya yapılan ödemenin çalışmanın her hangi bir nedenle resmi kayıtlara intikal ettirilmesinin gerekmesi halinde davacının her ay kendisine ödenen 1.356,00 TL’yi şirkete iade etmesinin kararlaştırıldığını, bu nedenle kazanç kaybı hesabında 5.010,00 TL’nin değil 3.654,00 TL’nin esas alınması gerektiğini, kâr payı anlaşmasında ikramiye ve yemek yardımı ödemesine ilişkin bir düzenleme olmadığından davacının bu yöndeki iddialarının doğru olmadığını, davacı ile davalı şirket ortağı arasındaki vekil-müvekkil ilişkisinden kaynaklanan ihtilafların dava konusu uyuşmazlık ile alakasının olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacı ile davalı arasında 01/06/2009 tarihli kâr payı anlaşmasıdır başlıklı sözleşmenin akdedildiği, davacının davalı şirkete yönetimden tek başına sorumlu Genel Müdür olarak atandığı, kendisine sözleşmenin 1.2.1 maddelerinde belirtilen ücret ile birlikte 1.3.1, 1.3.2, 1.3.3 maddeleri uyarınca 3'er aylık dönemlerde hesaplanmak kaydıyla şirketin 31/12/2008 tarihli bilançosu başlangıç kabul edilmek üzere şirketin gerçek bilançosundaki aktif-pasif dengesi arasındaki hesaplanacak kardan %25 kâr payı ödenmesinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin bu niteliğine göre sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte olan 818 sayılı BK 386 vd. maddeleri hükümleri anlamında vekalet akdi niteliğini taşıdığı, BK 396/1 m. göre vekilin azli her zaman mümkün olmakla birlikte uygun olmayan bir zamanda azili halinde azleden tarafın vekilin zararını gidermekle yükümlü olduğu ancak sözleşmenin haklı nedenle feshi halinde vekilin bu konuda zarar talep hakkının bulunmadığı bilirkişi raporunda da ortaya konulduğu üzere ; Menderes Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2011/861 Esas -2013/424 Karar sayılı kararına konu olayına ile İzmir 9. SCM'nin 2011/759 E-2011/1727 K. sayılı kararına konu olaylar dikkate alındığında, davacı ile tesis edilen vekalet ilişkisinin gerektirdiği güvenin ortadan kaybolduğu ve davalı şirketin sözleşmeyi feshinin haklı nedene dayandığı kanaatine ulaşılmakla davacının yoksun kaldığı ücretin ödenmesine dair talebinin yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 23,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 05/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.