11. Hukuk Dairesi 2009/2668 E. , 2010/9739 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Didim (Yenihisar) Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.05.2008 tarih ve 2001/264 - 2008/302 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı..., ... ve ... vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layi…
**11. Hukuk Dairesi 2009/2668 E. , 2010/9739 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Didim (Yenihisar) Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.05.2008 tarih ve 2001/264 - 2008/302 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı..., ... ve ... vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalıların müvekkili kooperatifin eski yöneticileri olduklarını, 2000 yılında yapılan genel kurul toplantısında site bekçisinin oturması için en fazla 10.000 YTL bedelle konut alınması konusunda yönetim kuruluna yetki verildiğini, ancak bu bedele oturulabilir halde bir konut alınabilecekken, davalıların inşaat halinde konut aldıklarını, bu konutta imara aykırı imalat yapılması nedeniyle belediye tarafından imara aykırı imalatın yıkılması ve 750 YTL ceza ödenmesine karar verildiğini, bu nedenle kooperatifin zarara uğratıldığını ileri sürerek, 10.644,25 YTL’nın temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuş ve birleşen davada ise, müvekkilinin kooperatife 1.488,74 YTL borç verdiğini ileri sürerek, anılan bedelin davalı kooperatiften tahsilin talep ve dava etmiştir. Diğer davalılar, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların yönetici oldukları dönemde kooperatif bekçisinin oturması için almış oldukları konutta inşaat ruhsatına ve projesine aykırı imalat yaptıkları, bu nedenle belediye tarafından projeye aykırı imalatın yıkılmasına ve 750 YTL para cezasına karar verildiği, davalıların bu şekilde kooperatifi zarara uğrattıkları gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, 10.644,25 YTL’nın temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, birleşen davanın takip edilmemesi nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Kararı, davalılardan..., ... ve ... vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, mümeyyiz davalı... ile diğer davalılar vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Dava, kooperatif eski yöneticileri olan davalıların kooperatifi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda, davacı kooperatifin 25.06.2000 tarihli genel kurulunda kooperatif bekçisinin ikamet etmesi için site içinden en fazla 10.000 YTL bedelle ev alınmasına karar verilmiş olduğu, davalı yöneticiler tarafından inşaat halindeki davaya konu konutun 5.750 YTL’ye satın alındığı ve bu konutta imara aykırı yapı yapılması nedeniyle belediye tarafından yapının yıkıldığı ve ayrıca davacı kooperatife 750 YTL para cezası verildiği konularında taraflar arasında ihtilaf yoktur. İhtilaf, davalıların davacı kooperatifi uğratmış oldukları zararın miktarı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, davalıların davacı kooperatifi 10.644,25 YTL zarara uğrattıkları kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan bu sonuç hatalı bilirkişi raporuna dayalı olup, kooperatifin gerçek zararını yansıtmamaktadır. Zira, yapılan özetten de anlaşılacağı üzere, davacı kooperatifin uğramış olduğu gerçek zarar kalemleri şunlardır; birincisi, davalıların inşaat halindeki konuta gerçek (rayiç) bedelinin üzerinde para ödeyip ödemedikleri, şayet rayiç bedelin üzerinde bir ödeme var ise bu davacı kooperatifin zararı içinde yer almaktadır, ikincisi, davalıların bu konutta mimari projesine aykırı yapmış oldukları yapının imalat gideri, üçüncüsü, bu projeye aykırı yapının yıkım ve eski hale getirilme bedeli, dördüncüsü ise projeye aykırı yapı nedeniyle belediye tarafından kesilen para cezasıdır. Bu dört kalemde belirlenecek tüm masraflar davacı kooperatifin gerçek zararı olup, mahkemenin kabul ettiği şekilde inşaatın tamamlanmasına yönelik masraflar zarar kalemi içinde yer almamaktadır. Bu itibarla mahkemece, davacı kooperatifin uğramış olduğu gerçek zararın yukarıda açıklanan şekilde belirlenerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 3-Davalı...’nin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince, davalılardan ...birleşen davada, kooperatife 1.488,74 YTL borç para verdiğini ileri sürerek anılan bedelin tahsilini istemiş, yargılama sırasında ise vefat etmiştir. Mahkemece, davacı ...’nin mirasçılarına tebligat yapılarak davaya devam edilmek istenilmiş, ancak... dışındaki mirasçılar duruşmaya gelmemişlerdir. Mahkemece, birleşen davanın tüm mirasçılar tarafından takip edilmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Oysa, davacı ...’nin ölümü ile mirasçıları arasında elbirliği mülkiyeti oluşmuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2005/1-125 Esas, 2005/219 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; elbirliği (iştirak) halinde mülkiyet, yasa veya yasada belirtilen sözleşmeler uyarınca aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin, bu ortaklık nedeniyle bir mala veya hakka birlikte malik olma durumudur. TMK'nın 701-703 maddelerinde düzenlenen bu tür mülkiyetin (ortaklığın) tüzel kişiliği olmadığı gibi eşya üzerinde ortaklardan her birinin doğrudan doğruya bir hakkı da yoktur. Mülkiyet bir bütün olarak ortaklardan tümüne aittir. Başka bir anlatımla ortaklık tasfiye oluncaya kadar ortaklardan birinin ayrı mal veya hak sahipliği bulunmayıp, hak sahibi ortaklıktır. Bu mülkiyet türünde malikler mülkiyet paylan ayrılmadığından paydaş değil, ortaktır. Elbirliği (iştirak) halinde mülkiyetin bu özelliği itibariyle ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Şayet yasa veya elbirliği (iştirak) halinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse, ortaklığın tasfiyesini isteme hakkı dışındaki tüm işlemlerde ortakların (iştirakçilerin) oybirliği ile karar almaları ve birlikte hareket etmeleri zorunluluğu vardır. TMK'nın 702/2. maddesi bu yönde açık hüküm getirmiştir. Ancak, açıklanan kural yargısal uygulamada kısmen yumuşatılmış bir ortağın tek başına dava açabileceği, ne var ki, davaya devam edebilmesi için öteki ortakların olurlarının alınması veya miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bu itibarla, mahkemece, birleşen davada elbirliği (iştirak) halinde mülkiyetin söz konusu olması karşısında, yargılamaya devam edilebilmesi için mirasçıların tamamının davaya katılımının sağlanması, mümkün olmaması halinde tüm mirasçılardan izin alınması veya terekeye temsilci atanması için davaya katılan...’ye bu hususta süre verilmesi ve buna göre taraf teşkilinin sağlanarak yargılamaya devam edilmesi gerekirken, bu eksiklik giderilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı... ve diğer davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalılar yararına BOZULMASINA, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle birleşen davanın davacısı...’nin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı... yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 05.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.